İçeriğe geç

BİR YAĞMUR SEVDASI

Bölüm 13 · 6 dk okuma

BİR YAĞMUR SEVDASI

Bölüm 13

Yeni Hayat

Bakıcımın tarif ettiği yere yeni evimize gelmiştim eve geldiğimde ilk iş odamın nerde olduğunu sorup odama çıktım, ailem zevkimi biliyordu bu yüzden odam tamamen beyazdı beyazı sevmezdim sadece bunu yapmalarının sebebi odamı kendim tasarlamamdı her zaman odam beyazdır ve ben kendim istediğim gibi dizayn ederim, kapımı kapatıp kendimi yatağa bıraktım ve fotoğraflara bakmaya devam ettim yaklaşık 2 veya 3 saat sonra annem ve babam bir ilke imza atarak kapımı çaldığında şaşkınlıkla fotoğraf kutusunu yastığımın altına kolyemi de içime atıp kapıyı açtım.

İki kelime "İyi misin" sert bir çıkışla "umurunuzda mı sanki" dediğimde "biz seni hep önemsiyoruz" dediklerinde artık yavaş yavaş bağırma evresine geçerek "bu zamana kadar nasıl olduysam öyleyim hiç sormadığınıza göre iyi olduğumu düşünüyordunuz herhalde bu zamana kadar nasıl olduysam öyleyim" dediğimde babam denilen adam tek kaşını kaldırarak baktığında annem denilen kadın da şaşkındı ben ise artık olması gerektiğinden fazla bağırarak "bu zamana kadar ki şu anda öyle ben ölüp ölüp dirilsem bile görmediniz ne zaman kendimi toparlamaya başlasam yanıma gelirsiniz ben size anne baba demeye utanırken siz beni önemsediğinizi söylüyorsunuz".

"Saye babanla nasıl konuşuyorsun" diye bağırdı annem denilen kadın ben se sinirle kahkaha atıp onları kapımdan sertçe ittim ve kapıyı kilitledim sonra ise ellerimle kulaklarıma baskı yapıp gözlerimi kapattım ve kapıya yaslanarak yere süründüm ve bağırarak ağlamaya başladım, gerçekten çaresizdim keşke ailem olmasalardı keşke ailem olmasaydı dedirtiyorlardı bana artık 18 yaşında olmama rağmen küçük bir çocuk gibiydim ve bağırışlar "Saye odandan çık hemen" diye bağırıp kapıyı yumrukluyordu o adam, ben de tüm cesaretimi toplayıp kapıyı açtım, zorunda kaldım, beni gördüğü gibi sertçe bir tokat attı yüzüme burnumun kanadığını hissettiğimde beni saçımdan sertçe kavrayıp merdivenlerden indirmeye başladı.

Salona geldiğimizde beni sertçe attı ve yere düşmek üzere olsam da kıvrak bir hareketle bir şekilde ayağa kalktım ve önünde durduğumda tam bir yumruk atacakken kapı açıldı, "Ellerinizi havaya kaldırın polis" görevlilerden biri polis çağırmıştı ama bu daha kötüydü çünkü bu artık bu evde kalmamın imkansız olduğu anlamına geliyordu, ben polis o adamın yanına ilerlerken koşarak odama gittim ve telefonumu ve cüzdanımı alarak aşağıya indim tabi fotoğrafları da çantama koyup gittim onları asla unutamazdım aşağıya indiğimde direkt dışarı çıktım o adam beni görür görmez polisin yanında olmasını aldırış etmeden bana sert bir yumruk attı ve tökezleyerek arkamdaki duvara çarptığımda artık gerçekten sinirlenmiş olacaktım ki.

duvara yüzümü döndüm ve ağlayarak yüzümü sertçe duvara vurmaya başladığımda kadın polis ve diğer polisler beni tutmaya çalışıyordu ama ben sadece seslerini duyuyor ve kolumu tuttuklarını hissediyordum gördüğüm şeyse sadece duvardaki kan lekesiydi...

En sonunda bir şekilde sakinleşmiştim ve ifademi verip oradan ayrıldım nereye gideceğimi biliyordum "Çocukluğumun mekanına" evet ben evden sürekli kaçar ve o yere giderdim deniz kenarına, dışarıda o günkü kadar olmasa da şiddetli bir şekilde yağmur yağıyordu bense hiç aldırış etmeden yürüyor aynı zamanda o günkü gibi olsun da aynı yere düşelim diye Allaha yalvarıyordum ama kaderimde bir kere vardı o da olmuştu, neyse

ki dışarıda insanlar vardı çünkü tek başıma olmak istemezdim tam bir dükkanın önünden geçerken bir aynayla karşılaştım.

Yüzüm bembeyazdı ve burnum kanıyordu ne kadar yağmur temizlese bile yeniden kanıyordu aynı zamanda duvardaki çıkıntılar dolayısıyla yüzümde çeşitli çizikler vardı ve dudağım patlamıştı, açıkçası savaştan çıkmış gibi görünüyordum ama bunu sorun etmeden yürümeye devam ettim artık o eve gidemezdim ayrıca 18 yaşıma basmıştım ve artık özgür bir bireydim doğum günüme bile az kalmıştı neredeyse 19 olacaktım bu yüzden bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm ve bir otel tuttum.

waaaooow ne büyük bir karar Saye bunlar sana zor şeyler

İç ses lütfen sesini kes

Otele geç gidecektim bu yüzden yürümeye devam ettim tam başka bir dükkanın önünden geçerken bir teyze "Kızım bu halin ne gel bakalım" dediğinde o kadar tatlı söylemişti ki dayanamayıp girdiğimde teyze bir çalışandı bu dükkanın ise bir pastane olduğunu gördüğümde bir şeyler alabileceğim aklıma geldi "gel bakalım ne oldu sana kızım" dediğinde ona olanları anlatamadığım için bir şeyler uydurdum "bir kaza diyelim teyze" dediğimde gülümseyip saçımı okşadı "sen bekle burada bende bir şeyler getireyim pansuman yapalım olmaz böyle" dediğinde gülümseyip onayladım.

ilk defa biri saçımı okşamıştı bu yüzden kendimi nedensiz iyi hissediyordum o sırada teyze geldi ve "gel otur bakalım şöyle, senin evin yok mu neden buradasın da evinde değilsin ailen görse bu halini çok üzülür" dediğinde içimden zaten beni bu hale getiren ailem demek geçti ama hayatımın yeni yalanına başlayarak "ailem bir kazada yaşamını yitirdi zaten bu yüzden bu haldeyim sen aldırış etme teyze" dediğimde bir anneanne edasıyla "olmaz öyle şey, hem sen aaa evet benim karşı dairem boş ev sahibinde ben olacağım gel sana parasız vereyim kal olmaz mı".

dediğinde ne diyeceğimi bilemedim ama para vermezsem olmazdı "yok çok teşekkürler ama gerek yok hem parasız fiyatsız olmaz öyle şey alacak param desen yok ben kalacak bir yer bulurum ama gene de çok teşekkürler niyetiniz yeter" dediğimde gülümsedi ve pansumanı yaparken saçımı okşayıp konuştu "kızım öyle düşünme şöyle düşün hem zaten senin gibi iyi insan kalmadı iyi niyetin için hediyem olarak düşün lütfen olmaz mı" dediğinde kabul etmek istedim ama çok ayıp olacaktı "ama olmaz ki öyle kendimi kötü hissederim ne yapsak" dediğimde gülümsedi ve "bana yardım edersin, yani burada değil ama oğlum desen şirketi var benden kıymetli eve geldiği yok kızım desen moda tasarımcısı onunda yüzünü görmüyorum sen yanımda ol yeter".

Artık diyecek bir şey bulamadığım için "Tamam ama işe başladığım zaman paranı ödeyeceğim" teyze "tamam kızım sen nasıl istersen" dedikten sonra yüzüme pansuman yaptı ve "istersen bu gün bende kal" dediğinde gülümseyerek "teşekkürler ama ben otelden rezervasyon yaptırmıştım sıkıntı çıkmasın ben sabah gelirim" dediğimde teyze "kızım senin adın ne" diye sorduğunda "Saye teyze sana ne dememi istersin" dediğime saçımı okşayarak "sen bana pınar teyze de olur mu" dediğinde başımla onaylayıp çıktım ve yürümeye devam ettim denizin önüne geldiğimde kumlara oturdum ve denizi izlemeye başladım ve birden bir kişi yanıma oturdu ve elimdeki yaraya yara bandı yapıştırdı.

"ben Batu sen" dediğinde şaşkınca ona baktım ve "sen kimsin" dediğimde gülümseyerek "çocukluğum burada geçti ne zaman üzülsem buraya gelirdim seni de üzgün gördüm o yüzden" dediğinde resmen içimden yuh dedim yuh ama aileme küstüğüm an bahtım açıldı yuh "ben Saye, bende her üzüldüğümde buraya gelirim ama burada yaşamıyorum, yaşamıyordum,"

"Tamam o zaman, da yüzün neden böyle sorabilir miyim sorun olmazsa" dediğinde yeni yalanımla cevap verdim "ailem bir kazada yaşamını yitirdi bende o kazadaydım ama kurtuldum" dediğimde kendinden suçluluk duymuş gibi bana bakarak "özür dilerim hatırlatmak istemezdim mekanları cennet olsun" dediğinde gülümsemeye çalışarak "sorun yok ne olacak" dediğimde konuşmaya başlayarak "o zaman madem biz arkadaşız telefon numaranı alırım ve bundan sonra üzüldüğün an beni arıyorsun burada buluşuyoruz" dediğinde cüzdanımdan kartımı verdim ve "her şeyi anladım ama neden benimle arkadaşlık etmek istiyorsun" dediğimde gülümseyerek "ben çocukken her üzüldüğümde biriyle konuşmak isterdim ama kimse dinlemezdi bende çocukluğumu sende görünce çocukluğumu kurtarmak için yanına geldim, ve hep gelicem" dediğinde buruk bir gülümsemeyle ona baktım ve.

"Sana sarılabilir miyim" dediğimde buruk bir gülümsemeyle bana sarıldı

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.