Bazı eşyalar taşınırken insanın gerçekten ne kadar gereksiz şeye sahip olduğunu gösteriyordu. Üç kutu kitap,dört kutu kıyafet ve bir kutu hatıra. İçi eski mektuplar,kırık tokalar ve neden sakladığımı bilmediğim ama atamadığım solmuş çiçekler.
Yeni evimin holünde dizlerimin üstüne çökmüş kutuların üstünd hayatımı izliyordum.22 yaşında bir şehirden kaçıp başka bir şehirde ‘kendi hayatımı kuracağım’ hevesindeydim.Pek estetik olmayan bu apartmanın 3. Katındaki dairem bana ait ilk yerdi, ne ailemin ne de geçmişimin gölgesi vardı burada,sadece ben ve kutularım.
Annem beni uğurlarken “Emin misin?”Demişti,Ama sesinde “Gitmeni istemiyorum”dan çok , “Bu yükten kurtulmak istiyorum” vardı. Gülümsedim,ona da gülümsedim. Küçükken gülümseyince her şeyin düzeleceğini sanıyordum, şimdi alışkanlıktan gülümsüyordum,ama içimdeki kırılan şeyleri toplamayı bırakalı çok olmuştu.
Kapı aniden çalındı ve bu sayede hayati sorgulama seansından çıkabilmiştim. Yerimden kalkıp açarken toz korktuğumu fark ettim. Harika,ilk intibam ‘pasaklı kız’ olacaktı. Kapıyı açtığımda karşımda sarı buklelerini düzensizce dağınık topuz yapmış,kocaman yeşil gözlü bir kız duruyordu ve elinde iki kahve vardı.
“Merhaba! Ben Hazal.Yeni komşumuz sensin sanırım.”Dedi elini uzatarak,samimi bir kıza benziyordu. Gülümseyerek elini sıktım “Ben Tanem,tanıştığımıza memnun oldum içeri gel istersen, taşınma modundayim hala” yüzünde bir gülümsemeyle içeri girip kolilere baktı. “Sen yine iyi gidiyorsun ya,ben ilk taşındığım da ev mahşer alanı gibiydi.” ardından uzattığı kahveyi alıp teşekkür ettim.
Taşınamadan önce hep kafa dengi bir komşum olması için dua etmiştim belli ki duam kabul oluyordu. “İstersen yardım edebilirim” dedi. ”Zaten bu aralar tezden kaçmak için her bahaneye hazırım”.
“Tez mi”
“Sosyoloji son sınıfım.Ama şu an yazmam gereken tezden kaçmak için elimden geleni yapıyorum.” kıkırdadı.”Sen ne yapıyorsun?”
“Ajans işi,içerik editörüyüm. Yani günün çoğunu ekran başında ne kadar boş yazı varsa düzenleyerek geçiriyorum.”
Hazalla bu kadar çabuk kaynaşmak beni şaşırtmıştı. Belki de insan çok uzun süre yalnız kalınca,yeni bir kişi ile tanışmak çok buyum hir şeymiş gibi geliyordu.
“Burası biraz eski bir bina,” dedi, gözleriyle koridoru tarayarak.”Çatı katında bir sürü eşya var mesela,taşınanlar bırakıp gitmiş hep.Ama kimse ellemiyor,belki sen de bir hazine bulursun?”
“Ne gibi?” dedim merakla.
“Kim bilir antika ya da eski bir aşk mektubu mesela.” Ardından kahkahayı patlattı.”Yalnızca şaka yapıyordum”
O an bilmiyordum ama Hazal’ın “hazine” dediği şey,gerçekten de hayatımın seyrini değiştirecek bir şeydi.Kutuların arasında kaldığım ilk gecede,uyuyamayıp düşünürken bir an çocukluğum aklıma geldi. Babamın sesi…”Tanem,bazı şeyler sen inandığın da gerçekleşir.” O zamanlar sihire inandırdım. Sonra hayat,büyülerin yalnızca çizgi filmlerde olduğunu öğretti.
