Dawn: "Noluyo lan? Polis ne alaka?"
Mi Suun: "Dae'yi ara hemen."
"Dae'yi arar."
Dae: "Ne var?"
Dawn: "Baskın yaptı polisler, hemen gelmen gerek."
Dae: (Kwan'a bakarak.) "BASKIN MI?! Hemen ordan çıkın, geliyorum."
"Kwan'ı ara sokağa alır ve yakasından yapışır."
Dae: "Hani hakkımda hiçbir şey söylememişdin? Yemin etmişdin!"
Kwan: "Dae, sakin ol. Ben hiçbir şey sızdırmadım."
Dae: "O ZAMAN NERDEN BİLİYOLAR?!"
Kwan: "Arayıp sormama izin ver."
Dae: (Ellerini yakasından çekip.) "Ne bok yersen ye. Bizi tuzağa çekmenin bedelini ağır ödersin."
"Kwan müdürünü arar."
Kwan: "Alo efendim, baskın yapmış bizimkiler."
Müdür: "Biliyorum..."
Dae: (Fısıldayarak.) "Mikrofona koy."
Müdür: "Biliyorum zaten. Ben gönderdim onları."
Kwan: "Ama neden? Yakalana bilirdim."
Müdür: "Buna gerek yok artık. Emniyete gelmen gerek."
Kwan: "Ama..."
Müdür: "Bu bir emirdir."
Kwan: "Emredersiniz."
Dae: "NELER OLUYO BE?!"
Kwan: "Bilmiyorum. Benim gitmem gerek, geri dönücem."
Dae: "Peki, beklicem. Beni bula bileceğin yeri biliyosun."
Kwan: "Evet."
"Kwan emniyete varır ve Mi Suun'la Dawn'ı yakalanmış halde görür."
Kwan: "Sikdir."
"Müdürün odasına çıkar."
TAK TAK.
Müdür: "Girin."
Kwan: "Müdürüm, bu ne deme-"
Müdür: "Rozetini, silahını masaya bırak."
Kwan: "Ne?!"
Müdür: "Kwan, seni oğlum gibi severim. Yıllardır bizimle iş yapıyosun ama hataya göz yumamam."
Kwan: "Ne yaptığımı söyler misiniz?"
Müdür: "Bi daha telsiz açıkken uyuma. Yeterli oldu mu?"
"Dae ile birlikte geçirdiği gece."
Kwan: "Hayır. Silahı bırakamam. Bu meslek benim her şeyim."
Müdür: "Seni onlar gibi hapse atmak istemiyorum. Rozetini ve silahını bırak."
"Kwan gözleriyle elini silahına ve rozetine atıp çıkarır, masanın üzerine koyar."
Müdür: "Şimdi çıka bilirsin. Bu mesleği senden alıyorum. Unutma Kwan, iş aşktan önce gelir."
"Kwan odadan çıkar ve kardeşiyle karşılaşır."
Jun: "ABİ?!"
Kwan: "Senin ne işin var burda?"
Jun: "Abi şey..."
Kwan: "Söyle hadi. Ne kadar kötü olabilir ki?"
Jun: "Erkek arkadaşımı polisler götürmüş. Ben de burda olduğunu duydum, ona yardım etmek için."
Kwan: "Ne?" (Sessiz, baskın bir tonla.) "Senin erkek arkadaşın var ve benim haberim yok?"
Jun: "Abi, şuan bunları konuşamayız. Gitmem gerek."
"Kwan, Jun'un peşine takılır ve kiminle çıktığını öğrenmek ister."
Dawn: "Ne işin var burda?"
Jun: "Ben bi avukatım ve sana yardım edicem. Arkadaşına da."
Dawn: "Başın belaya girer, yapma."
Jun: "Saçmalama. Senin için giricekse bırak girsin. Hiçbir şey senden önemli değil."
"Dawn, Jun'un alnından öper. Kwan bütün olanları duyar ama yanlarına gitmez. Dae onu bekliyor çünkü. Dicekdim amaaa..."
Polis: "Müdürüm, ele başlarını yakaladık."
Müdür: "Ooo, Kore'nin büyük cinayet zanlısı Dae Chang. Hoş geldin."
Dae: "Şamatayı kes müdür."
Müdür: "Hapiste sorucaklar sana bunun hesabını."
Dae: "Sen kendine fazla güvenme."
Müdür: "Götürün bunu."
"Dae'yi götürürler."
Kwan: "Sikdir... Şimdi napıcam?"