VİOLET'İN AĞZINDAN
Aria'nın sevgilisi olmasına hala inanamıyordum. Aşkı çok saçma bulan o kız nasıl sevgili yapmıştı ki. Bana anlatmamasına da inanamıyordum. Ama sıkıntı yoktu. Bende ona çoğu şeyi anlatmıyordum zaten. Yatağıma uzanıp telefonumu açtım. Saat gerçekten çok geç olmuştu. Telefonumu yatağımın kenarındaki komodinime bıraktığım an telefon çaldı. Emily'nin annesi arıyordu. Merakla telefonu açtım.
"Violet, uyuyor muydun kızım?" Emily'nin annesinin sesi ağlamış gibi geliyordu.
"Hayır abla uyumuyordum. Bir şey mi oldu?"
"Emily'nin arkadaşlarından sadece senin numaran var diye seni aradım. Emily'yi kaybettik kızım." Kadın son cümlesini de bitirip ağlamaya başladı. Emily ölmüştü. Anthony mahvolacaktı.
"Hemen geliyoruz abla." deyip telefonu kapattım. Üzerime bir eşofman ve crop giydim ve askıdan ceketimi alıp çıktım. Aria'nın evine doğru yürüyordum. Telefonumu cebimden çıkarıp Aria'nın numarasını çevirdim. Biraz çaldıktan sonra açtı.
"Efendim Violet."
"Aria çabuk sevgilini ara bizi hastaneye bıraksın."
"Niye, Ne oldu?"
"Emily, ölmüş."
"NE! Violet bak hiç komik değil."
"Ne komiği Aria? Çabuk ara sevgilini. Ben de senin evine doğru geliyorum."
"Tamam. Hemen arıyorum." dedi ve kapattı.
Anthony ve Emily kaza yapmıştı. Hayır, onlar kaza yapmamıştı birisi ona çarpmıştı. Büyük ihtimalle hastaneye gittiğimizde polisler bizi de sorguya alacaklardı. Ama sıkıntı yoktu. Yalan atma konusunda iyiydim.
ARİA'NIN AĞZINDAN
İnanamıyordum. Ellerim titriyordu. Anthony uyanmış mıydı? Eğer uyanmışsa şimdi öğrenmiş olmalıydı. Ne haldedir şimdi. Felix'in verdiği telefondan Felix'i aradım.
"Bir şey mi oldu Aria?"
"Beni ve Violet'i hastaneye bırakır mısın? Normalde motorumla giderdim ama Violet'te geleceği için seni aradım."
"Bırakırım tabii de bir şey mi oldu?"
"Emily, ölmüş." Ne kadar rahat söyleyebiliyordum.
"Tamam. 5 dakikaya ordayım."
"Tamam. Teşekkürler."
"Rica ederim." dedi ve kapattı.
Siyah paraşüt pantolonumu ve cropumu elime alıp giyindim. Telefonumu elime aldığımda kapı çaldı. Gidip kapıyı açtım. Violet gelmişti ve gözleri ağladığından dolayı şişmişti.
"Gel." dedim Violet'e
Violet içeri girdi. Arkasından kapıyı kapattı. Televizyon odasına geçtik.
"Felix şimdi gelir." dedim.
Başıyla onayladı.
"Nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?" dedi
"Herkes ağlarken birisinin sakin kalması gerekiyor." dedim. Sesim duygusuz çıkıyordu.
"Hiç mi üzülmüyorsun? Genel olarak soruyorum. Seni hiç ağladığını görmedim. Sadece ben değil, hiç kimse görmedi. Ailenin seni terk etmesinden kaynaklanıyor olduğunu düşündük ama kim ailesi onu terk etti diye üzülme duygusunu unutur ki?"
Doğru düşünmüşlerdi. Ailemin beni terk ettiğinden dolayı üzülmüyordum. Çünkü benim üzüleceğimi bile bile beni terk etmişlerdi. Benim başka kimsemin olmadığını bilmelerine rağmen henüz 4 yaşındayken beni terk etmişlerdi. Hayat beni üzmeye çalışıyorsa ben de üzülmenin ne olduğunu unuturdum olur biterdi. Bu yüzden intihar etmek bana hep saçma gelirdi.
Telefonum çaldı. Felix arıyordu.
"Aria, kapıdayım."
"Tamam. İniyoruz."
"Tamam." dedi ve kapattı.
"Felix bizi bekliyor." dedim Violet'e
Violet başını salladı ve ayağa kalktı. Ben de askılıktan hırkamı ve ayakkabılığın üzerinde duran anahtarı alıp dışarı çıktım. Kapıyı kilitledikten sonra merdivenlerden inmeye başladık. Kapının önünde duran siyah arabanın açık camından Felix gözüküyordu. Ben ön koltuğa Violet ise arka koltuğa oturduğunda Felix arabayı sürmeye başladı. Violet ise diğerlerine haber veriyordu.
"Nasıl hissediyorsun?" diye sordu Felix. Bu soruyu kaza yaptıkları ilk öğrendiğimizde de sormuştu.
"Düz" Felix kaşlarını çattı ama bu konuyla alakalı başka soru sormadı.
Hastaneye vardık. Emily'nin ailesi kahrolmuştu ama Anthony henüz uyanmamıştı. Herkes buradaydı. Polisler Sophie ile konuşuyordu. Konuşmaları bittiğinde bizim yeni geldiğimizi fark ederek bize doğru yöneldiler. Benim önümde durdular.
"Sizinle biraz konuşabilir miyiz?"
Başımı salladım ve ayağa kalktım. Boş bir alana gittiğimizde durduk.
"Dün neredeydin?"
"Evdeydim. Gece olduğunda ise partiye gittim. "
"Kiminle?"
..............
Sorgu bitmişti. Polisler bunun bir cinayet olduğunu düşünüyordu.

