İçeriğe geç

Bir Sıra Meselesi

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Bir Sıra Meselesi

Bölüm 1

Bakışlar

Sınıfın oturma düzeni bu şekilde

(3. Kişi)

Ahmet Kaya Anadolu lisesinde yine sıradan bir gündü Ömer bu okula 10. Sınıfta bir imam hatipten gelmişti bir yıldır da bu sınıftaydı Emre ve Metehan ile önceden arkadaş olmasının getirdiği avantaj ile çabuk adapte olmuştu. Ömer 11-G yazısını görünce derin bir nefes aldı. Sınıfa girdi Metehan'ın gelmediğini görünce içinden bir küfür savurup sıraya oturdu tam bu sırada Emre, Oğuz ve Murat içeri girdi. Büyük ihtimalle kantinden geliyorlardı. Emre gülerek ikisine birşey anlatırken oğuz onu dinliyor ya da mış gibi yapıyordu Murat'ın odağı ise Ömer'i görünce dağıldı. Emre de Murat'ın baktığı tarafa kafasını çevirince yüzündeki sırıtış büyüdü

Emre: Ümerimmm sonunda geldin iki gözüm iki çeşme seni bekliyordum.

Oğuz:Aynen bana Ömer de gelmesin çantaları ön sıraya koyalım diyende hocaydı zaten

Emre Oğuz'un koluna vurdu.

Emre: KES SESİNİ UKALALIK ETME

Ömer, Oğuz Emre'ye gözlerini devirince güldü . Gözü bir an Metehan'ı aradı. Murat'ta bunu fark etmiş olacak ki Metehan'ın hasta olduğunu söyledi. Onlar laflarken birden bütün sınıfın kapıya bakmasını ve Ömer'in nefesinin götüne kaçmasını sağlayan ekip kapıdan içeri girdi. Yiğit Ali her zamanki gibi en önden ilerlerken onu Ege, Berkay ve Poyraz takip etti en arkada ise her zamanki gibi Yiğit Eymen yani Yeymen vardı sınıfta iki yiğit olunca sınıftakiler ona böyle sesleniyordu. Oğuz Poyrazı görünce göz devirdi.

Oğuz: Yine aynı Mallar. Devletin bunları kapatması gerekmiyor muydu.

Poyraz bunu duyunca sırıttı. Grup onların önünden geçerken de Oğuz'un omzuna sertçe çarptı ve gidip sırasına oturdu. Oğuz ani darbeyle sarsıldı. Poyraz'a doğru saldırıya geçecekken Emre onu durdurdu kulağına eğilip:

-"knk bunlar bizi siker sakin ol."

Oğuz Emre'nin söylediklerini kafasında tarttı. Haklıydı. Sonra geri çekildi. Emre Oğuz'un saçlarını okşadı.

Emre: Good boyyy

Oğuz ile Emre arasında bunlar yaşanırken Murat çoktan sırasına oturmuş çubuk kraker yiyordu. Ömer ise gözlerini sınıfa ilk giren elemandan alamıyordu. Ömer Yiğit Ali'yi gözleriyle taciz ederken sınıfa ikinci bir şok dalgası girdi ama sınıftakiler bunlara az öncekilere baktıkları gibi parıltıyla değilde bezginlikle bakıyordu. 9 gerizekalı itişiyordu. Ellerindeki poğaçaları yerken aynı zamanda dünyanın en sikimsonik şeyine kahkaha atıyorlardı. Ömer bu görüntü kirliliğinden gözlerini uzaklaştırıp tekrar Yiğit Ali'ye bakacakken. Yiğiti olması gereken yerde bulamadı gözleri sınıfta onu aradı ve onu Elanur ile konuşurken gördü. Elanur Yiğit'e bir şeyler anlatıyor aynı zamanda gülüyordu. Ömer bu görüntüye yüzünü buruşturdu ve sırasına oturdu.

Zeynep: lan gereksizler başkanınıza günaydın demeyecek misiniz a-

Ege: Günaydın

Zeynep: Aferin bu gün çöpümü sana attırmayacağım

Ege: gerçekten mi?

Zeynep: hayır

Elif: Yalnız bu yaptığın zorbalık ve ötekileştirme

Elif Ece: Diyene bak

Elif: sus be, Geveze Ece

Müge: ders neydi

Duru: Bu gün hangi gün

Nehir: salı

Berra: o zaman ders BEDEN

Elif: Yemin ediyorum o kafanın içinde sadece fazlalık var

Eylül: slk mısın Berra ders boş Haluk hocanın arabası yoktu

Berra:mal Haluk Hoca bizim dersimize girmiyorki

Müge: Derslere olan ilginiz gözlerimi yaşartıyor

Eylül, Müge'ye peçete uzattı bunu gören Elifece ile Berra yarılırken Elif muhattabını onlardan kesip Ceyhun'a yönelteli çok olmuyordu. Ders zili çalınca Nehir şimdi bu alık sırayıda bulamaz diye düşündü ve Eylül'ün kolundan tutup onu sıraya sürükledi. Tabii Ders zilinin içimde ölen biri var olması herkesi sersemletiyordu. Neyse, Ömer sırasında sabır dilerken bir yandan da Emre'yi dinliyordu ama gözü başka yerlerdeydi. Yiğit Ali... Herif enfesss diye geçirdi içinden ama belli etmeyecekti çünkü o Ömer'di asla kendini belli edecek bir tip değildi. Aklına önceki lisesi Çakar imam hatip geldi. Zor günlerdi. O oraya her zaman fazla hissetmişti. Yani onlar eski kasa doğandı Ömer ise geniş kasa range roverdı. Arada büyük bir fark vardı ve o böyle ifade ederdi. Ama bizim anlayacağımız tek şey kasa ve genişti. Yiğit Ali sonunda Elanur kaşarından gözünü ayırmış ve sıraya yayılmış Ömer'e bakmıştı. Ömer sırtını doğrulttu. Sanki onu sikicekler mbappe triplere gel. Ben dış sestim ve neden Ömer'e takıyordum? Ama tam takılcak çocuktu. Ben Ömer'e Ömer bana ben yiğit Ali'ye o Ömer'e taksın diye düşünürken 3.kişi olduğum aklıma geldi.

(Ömer)

Yiğit Ali'yle bakışıyordum. Lanet olsun. Yoksa McQueen31dolaştıran ın ben olduğumu anlamışmıydı. Hayır... Bence o kadar zeki biri değildi. Ben bunları düşünürken Emre'nin hala boş yaptığı aklıma geldi. Dinliyim ayıp olmasın derken onun instada 450 takipçisi olan ortamcı bir errrkek olduğunu hatırladım:

-"Emre ne boş yaptın ya"

-"Ne dinlion o zaman AMK"

Akif Hoca'nın dersiydi yani fizik. Hoca sınıfa girince herkes yerine geçmişti. Sınıf her zamanki gibi gürültülüydü. Arkadaki sesleri dinlemeyip hocaya odaklanmaya çalıştım.

(Yiğit Ali)

Arkada sırtımı yumruklayan Zeynep'i görmezden gelip Berkay ile konuşuyordum. Ders mi şu anlık pek önemli değildi. Kafamı çevirip Yeymen'e baktım kafasını sıraya koyduğu hırkaya gömmüş ya uyuyordu ya da oyun oynuyordu. Bence uyuyordu. Dün gece 'anime ozleyecağim' diyip sabahta sabahladım diye story atmıştı. Neyse yakışıklı diye sabrediyoruz derken gözlerimiz buluştu ve o kadarda yakışıklı olmadığının farkına vardım. Kodumun okulunda tip ortalamamız yerlerdeydi. Sinirlendim:

-"Ege benden özür dile sikmiyim belanı"

Ege: "Ben ne alaka ya"

Zeynep de bana destek verdi:

-"Özür dilesene adamdan mal"

Yiğit Ali: "Ege üçe kadar sayacağım"

Sonunda pes etti ve özür diledi. Bu çocuğu ezmeyi çok seviyordum. Neyse etrafa bakarkene gözlerim Ömer'e takıldı. Bizden bir sene sonra gelmişti ama kısa sürede kendine has bir çevre yapmıştı. Adam yan sanayi Şehinşah gibi konuşuyordu. Kim buna sabrede bilirdi ki? Ortak noktalarımız vardı ama onlar bile o kadar zıttıki ona bakınca hiç bir sempati duyamıyordum. O klima altında sanayide çalışan bir lavuktu. İkimizde yömyeci adamlardık. Gözüm bu aralar sürekli ona takılıyordu. Mentalist izlemeyi bırakmalıyım diye düşünürken bitirdiğim aklıma geldi. Puhahahaha, ezikler bitirmiştim. Mal mıyım ben ya? Neyse, yömyecilik paramla A101den aldığım airpodsları taktım ve o ses çaldı:

-"SaNSar SAlvo yeRİndE DUramaYAn ADam"

Ananı sikim lanet kulaklıgı bağlamı unutmuştum ve şimdi herkes bana bakıyordu Ömer de dahil. Akif Hoca bana baktı:

-"Arka taraf kim telefonunu vermedi?!"

Tam ağızımı açacakken Zeynep konuştu:

-"Hocam Allah belamı versin Yiğit Ali söyledi telefon yok"

-"Bizede söylesin o zaman"

Ne oluyordu amk, Zeynep kafanı sikim tam hocam anlık geliyor diyecektim ki Elif Ece malıda lafa daldı, bunlar peşin peşin mi geliyordu:

-"Hocam evet dinleyelim çok severim"

Zeynep ile bakıştık Berkay gülmekten altına sıçmıştı her halde çünkü inanılmaz bir koku vardı:

-"Ege osurdun mu naptın a"

-"VALLAHİ BİR ŞEY YAOMADIM"

Eylül: "Hocam Ege de beatbox yapsın"

Yutkundum aklıma gele bilecek en son şey Ege ile Ağır Roman söylemekti neyseki Elif şerefi üzerine yemin edip şarkıyı Miray'ın sevgilisini hatırlamak için açtığını söyledi. Rahatlamıştım ve yanımda gülmekten kıpkırmızı olan Berkay'ın saç kıranına vurup onu darp ettim. Keşke Yeymen'e de ulaşabilseydim diye düşünürken ikimizinde spora gittiği ve onun probis yediği aklıma geldi. Kurt stratejik oynuyordu hoca Miray'ın ağzına sıçmıştı. Bir an bir boşluğa daldım. Sonra bir ses ile irkildim:

-"knk Akif hoca ne hocasıdı"

Ananı avradını. Bu kadar mal insanlar nasıl Ahmet Kaya Anadolu'da okuya bilirdi. Başım ağrımaya başlamıştı. Günlük Sansar Salvo dozumu da alamamıştım. Berkay hala valorant konuşuyordu, hay senin çenenin yayına derken Ömer ile gözlerimiz buluştu. Benim de ona baktığımı fark edince hızla gözlerini kaçırdı. Metehan gelmediği için camış gibi yayılmıştı hatta yatarak oturuyordu. Masasını üzerinde bs kartları vardı. Kaç yaşındaydı bu çocuk diyince aklıma kankam Berkay'ın Jett editleri izlediği geldi. Ne kadar boş insanlarla takılıyordum. Hemen telefonu alttan çıkarıp Halısaha 10-11 e yazdım. Ne diyebilirdim ki basit bir erkektim. Halısaha gurubunu kullanıyordum diğer basit erkek kankilerimle.

Halısaha 10-11 Wp grubu

Yiğitali:

Bomboş insanlarsınız a

Poyraz:

Ne alaka şimdi

Yeymen:

Sansar Salvo'ya bak aq gajkakmaös

Yiğitali:

Sus lan

Yeymen:

Çok korkuyorum

Berkay:

Onun gücü ne💜

Yiğitali:

Berkay sen telefonu kaptırmadın mı nasıl yazıon

Berkay:

Ege'ninkini verdim

Yiğitali:

JDHAKKSLSBDNSKL

Poyraz:

HDHHAKSMAMLA

Hoca'nın sesiyle irkilip telefonu kapattım. Diğerleride aynısını yapmıştı dört kişinin kafası birden yukarı kalktı. Hoca bir soru sormuş ve kimse cevap vermemişti genelde Elif böyle durumlarda bir şey sallardı ama o da sersemlemişti:

"Nehir sabahtan beri Eylül ile Berra'ya ne anlatıyorsun?"

-"Hocam dersle alakalı"

-"Allah rızası için ne sordun"

-"Dün ne işledik"

BDUSKALSBDVSHAL.

Eylül duyulmayacağını düşünerek Nehir'e eğilip:

-"Berra daha sabah ne yediğini hatırlamıyor."

Sıçmıştı. Eylül Nehir'e dediğini bırak tüm sınıf yan sınıf bile duymuş olabilirdi. Yüm sınıf kahkahaya boğuldu. Berkay domuz gibi gülerken sıradan düştü onun düştüğünü görünce bende anırmaya başladım. Berra deve kuşu gibi kafasını sıraya gömmüştü bu sayede onunla göz göze geldik...

(Ömer)

Eylül'ün avelliğine tüm sınıf yarılırken ben şuan Yiğit Ali ile bakışıyordum. Normalde onunla göz göze geldiğim anlar gözümü kaçırırdım ama şimdi içimden bir ses bunu yapmamamı söylüyordu birkaç saniye bakıştık. Sonra Duru 'ne bakıyon' der gibi kafasını salladı. Ben de Duru'nun önündeki Karamazov Kardeşler ile bakışıp önüme döndüm. Tamam en farklı sensin knk. Bugün uzun uzun bakışmıştık. Tenefüste bunu bizimkilere anlatmayı dört gözle bekliyordum.

Bölüm sonu🥀...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.