
Murat derin bir nefes aldı:
“Haklısın. Belki bu gece doğru zaman olabilir. Ama sen ne durumdasın? Ece’ye karşı bir şeyler hissediyor musun?” diye sordu.
Arda, hafifçe gülerek:
“Ece... Bilmiyorum. O çok farklı biri, Murat. Daha önce tanıştığım kimseye benzemiyor. Ama ona karşı nasıl bir his beslediğimden emin değilim. Onun da ne düşündüğünü bilmiyorum,” dedi.
Murat, arkadaşına destek olmak istercesine:
“Bak, Arda, ben sana ne diyorum? Cesur ol! Hissettiğini söylemekten korkma. Belki de ikiniz için güzel bir başlangıç olabilir,” dedi.
Aslı ve Ece’nin Sohbeti
Bu sırada, Aslı ve Ece mutfağa geçmiş, bardaklarına biraz daha viski doldurmuşlardı. Aslı, bardaktan küçük bir yudum alarak:
“Ece, bu gece gerçekten güzel oldu. Arda ile nasıl tanıştınız? Bize pek anlatmadı,” diye sordu.
Ece, hafifçe gülümseyerek:
“Bir pastane önünde selamlaştık ve tanıştık. Aslında çok sıradan bir karşılaşmaydı ama sonra bir şekilde iletişimimiz devam etti. Arda çok samimi biri, değil mi?” dedi.
Aslı, gülümseyerek:
“Evet, Arda çok samimidir. Ama sanırım sana karşı biraz farklı davranıyor. Sence de öyle değil mi?” diye sordu, hafifçe kaşlarını kaldırarak.
Ece, şaşkın bir ifadeyle:
“Farklı mı davranıyor? Yani... bilmiyorum. Belki de ben abartıyorum. Ama bazen bana karşı çok nazik olduğunu düşünüyorum,” dedi.
Aslı, dostça bir şekilde Ece’nin omzuna dokunarak:
“Bence seni önemsiyor. Ama bu tür şeyler zamanla netleşir. Sen de hislerini çözmeye çalış. Arda, duygularını belli etmekte bazen çekingen olabilir,” dedi.
Ece, düşünceli bir şekilde başını salladı:
“Sanırım haklısın. Ama şu an sadece birbirimizi tanımaya çalışıyoruz gibi hissediyorum. Bir şeyleri aceleye getirmek istemem,” dedi.
Aslı, onun bu temkinli tavrını anlayışla karşıladı:
“Doğru bir yaklaşım. Ama unutma, bazen hayatın tadını çıkarmak için risk almak gerekir,” dedi.
Sonraki Adımlar
Sohbetler derinleştikçe, Murat ve Aslı daha fazla yalnız konuşmaya ihtiyaç duyduklarını hissettiler. Bu sırada Ece ve Arda, masanın başında yalnız kaldılar. Arda, Ece’nin bu fırsatta kendisini daha iyi ifade edebilmesi için bir şeyler söylemek istiyordu, ancak konuşma detayları için zamanı bekliyordu.
Murat, Aslı’yı yanına çağırarak ona özel bir şeyler söylemek isterken, Ece ve Arda da masanın başında farklı bir yakınlık kurmaya başlamıştı. Gece, herkes için farklı bir anlam taşıyan bir dönüm noktası gibi görünüyordu.
Murat ve Aslı’nın Yakınlaşması
Murat, viski bardağını masaya bırakıp Aslı’ya dönerek hafif bir gülümsemeyle:
“Aslı, biliyor musun, seni ilk gördüğüm anı hâlâ unutamıyorum. Eskişehir’de o kafede tanıştığımız o günü. Ne kadar güzel bir akşamdı...” dedi.
Aslı, gözlerini Murat’tan ayırmadan aynı şekilde gülümsedi:
“Evet, o akşamı ben de unutmuyorum. O kadar çok sohbet ettik ki zaman nasıl geçti anlamadım. Ama senin o gece hakkında düşündüklerin beni şaşırtıyor. Ne hissettin o anda?” diye sordu, biraz da merakla.
Murat, bir an sessiz kaldı, ardından derin bir nefes alarak:
“Şey... Aslı, o anlarda, nasıl desem... Senin enerjin beni büyüledi. Hani bazı insanlar vardır, sadece varlıklarıyla bile ortamı aydınlatırlar ya... Sen öyle birisin. O yüzden, o ilk karşılaşmamızda ne kadar doğal, ne kadar içtendin, buna hayran kaldım,” dedi.
Aslı, bu sözleri duyduğunda yüzünde beliren tatlı gülümsemeyle bardağını eline aldı ve bir yudum viski içti. Ardından hafifçe eğilerek Murat’a:
“Büyüledi mi? Murat, sen çok güzel konuşuyorsun ama bu sözlerin gerçek mi? Yoksa bu viskiden mi kaynaklanıyor?” diye şakayla sordu.
Murat, bu soruya hemen karşılık verdi:
“Ah, Aslı! Eğer viski etkisiyle söylüyorsam, bu dört hafta boyunca söylediklerimi ne yapacağız? Her şey çok gerçek. Ve emin ol, bu sözler sadece bugünün değil, seni tanıdığım her anın yansıması.”
Aslı, biraz daha ciddileşerek:
“Murat, itiraf etmeliyim, ben de seni tanıdığım için çok mutluyum. O gün kafede yan masada otururken bana doğru dönüp sorduğun o soruyu hatırlıyor musun?” dedi.
Murat, kahkaha atarak:
“Tabii ki hatırlıyorum! O kitabı okurken sana sormuştum: ‘Gerçekten burada kitap okuyacak kadar sakin bir yer mi, yoksa yanlış yerde miyim?’ Sen de bana dönüp, ‘Burası sakin değilse neresi sakin olabilir ki?’ demiştin. O an, seninle konuşmam gerektiğini anlamıştım.”
Aslı, gülerek başını salladı:
“Evet, senin o özgüvenli halin beni gerçekten şaşırtmıştı. Ama itiraf etmeliyim ki, o gün seninle konuşmak bana çok iyi geldi. O kadar doğal bir enerjin var ki Murat.”
Murat, bu sözlerden cesaret alarak biraz daha romantikleşti:
“Aslı, seninle geçirdiğim her an çok özel. Birlikte geçirdiğimiz bu dört hafta boyunca ne kadar eğlendiğimizi, ne kadar güldüğümüzü düşünüyorum da... Sanki yıllardır seni tanıyormuşum gibi hissediyorum.”
Aslı, gözlerini Murat’tan ayırmadan, biraz duygulanarak:
“Ben de öyle hissediyorum. Seninle konuşurken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Ama... bazen senin bana söylemek istediğin bir şey varmış gibi geliyor, ama söylemiyorsun. Bu doğru mu, Murat?” diye sordu.
Murat, bu sözler karşısında bir an duraksadı. Elindeki bardağı masaya koydu, derin bir nefes aldı ve gözlerini yere çevirdi. Ardından Aslı’nın gözlerinin içine bakarak:
“Aslı... Sana söylemek istediğim çok şey var. Ama bazen korkuyorum. Belki de yanlış zamanda ya da yanlış şekilde söylerim diye... Ama bil ki, sen benim için çok özelsin,” dedi.
Aslı, Murat’ın bu cümlesi karşısında hafifçe gülümseyerek elini Murat’ın elinin üzerine koydu:
“Murat, duygularını anlıyorum. Benim için de kolay değil. Ama seninle geçirdiğim her an benim için de çok değerli. Belki de bu kadar özel şeyleri zamanında söylemek gerekir,” dedi ve hafifçe elini çekti.
Murat, bu sözlerden sonra biraz rahatlamış gibi hissetti ama hâlâ o sihirli kelimeleri söyleyemiyordu. Aralarındaki bu duygu yoğunluğu, sessizliğin içinde bile hissediliyordu.
Aslı, Murat’a dönerek:
“Hadi, biraz daha konuşalım. Ama bu kez çok ciddileşmeyelim. Eğlenceli anılarımızı hatırlayalım,” dedi ve sohbeti biraz daha hafifletti.
Bu küçük an, Murat ve Aslı’nın birbirine olan hislerini daha da belirgin hale getirirken, ikisinin de daha fazla cesaret toplamasına neden oluyordu. Ancak henüz aralarındaki bağ tam olarak itiraf edilmemişti; sihirli kelimeler için doğru zaman bekleniyordu.