İçeriğe geç

Bir Ördeğin Zorlu Hayatı

Bölüm 7 · 5 dk okuma

Bir Ördeğin Zorlu Hayatı

Bölüm 7

-- Göletin En Güzel Yeri --

Ertesi sabah gölette güneş biraz daha erken doğmuş gibiydi.

Belki de güneş aynı saatte doğmuştu.

Ama bazı sabahlar insanın gözüne her şey farklı görünürdü.

Bizim ördek, sazlıkların arasından başını çıkarıp gölete baktı.

Su sakindi.

Balıklar kıyıya yakın yüzüyor, birkaç martı havada birbirleriyle kavga ediyor, uzakta ördekler yiyecek dağıtımının yapıldığı kuzey kıyısına doğru ilerliyordu.

Her şey normaldi.

Fazlasıyla normal.

Dün öğrendiği şey ise hâlâ aklından çıkmıyordu.

“Burada herkes her şeyi bilir. Ama herkes bildiği şeyi söylemez.”

Yaşlı ördeğin söylediği bu cümle, kafasının içinde dönüp duruyordu.

— Neyi söylemiyorlar?

Yanındaki arkadaşı başını kaldırdı.

— Ne?

— Hiç.

— Kendi kendine konuşuyorsun yine.

— Düşünüyorum.

— Aynı şey değil mi?

Ördek cevap vermedi.

Bir süre sessizce yüzdüler.

Sonra kuzey kıyısına yaklaştılar.

Orada her zamanki kalabalık vardı.

Fakat bugün farklı bir şey dikkatlerini çekti.

Göletin kuzey kıyısında, suyun en temiz olduğu bölümün etrafı kazıklarla çevrilmişti.

Kazıkların üzerinde küçük tabelalar vardı.

“ÖZEL BÖLGE.”

Bizim ördek şaşkınlıkla baktı.

— Bu ne?

Arkadaşı omuzlarını silkti.

— Bilmiyorum.

— Dün burada yoktu.

— Dün de vardı.

— Yoktu.

— Sen görmemişsindir.

Ördek tabelaya biraz daha yaklaştı.

Altında daha küçük harflerle bir şey yazıyordu:

“Göletin düzeni, güvenliği ve gelişimi amacıyla belirli alanların kullanım hakkı tahsis edilmiştir.”

— Tahsis edilmiş.

— Evet.

— Kime?

Arkadaşı etrafına baktı.

— Çok yüksek sesle sorma.

— Neden?

— Çünkü cevabı hoşuna gitmeyebilir.

Tam o sırada iki genç ördek kazıkların arkasındaki temiz suya doğru yüzmeye çalıştı.

Bir kaz hemen önlerine geçti.

— Durun.

Genç ördeklerden biri:

— Neden?

— Burası özel bölge.

— Ama göletin suyu.

Kaz kaşlarını çattı.

— Su göletin olabilir.

— Eee?

— Bu bölümün kullanım hakkı başkasına ait.

İki ördek birbirine baktı.

— Kim kullanıyor?

Kaz cevap vermedi.

Sadece kanadıyla tabelayı gösterdi.

ÖZEL BÖLGE.

Sanki tabela bütün soruların cevabıymış gibi.

Bizim ördek dayanamayıp sordu:

— Bir dakika.

Kaz ona döndü.

— Ne var?

— Gölet hepimizin değil mi?

Kaz gülümsedi.

— Elbette.

— O zaman neden bazı yerlerine giremiyoruz?

— Çünkü düzen böyle gerektiriyor.

— Kim karar verdi?

Kazın gülümsemesi kayboldu.

— Yönetim.

— Peki yönetim neden böyle karar verdi?

— Göletin iyiliği için.

— Kimin iyiliği?

Bir sessizlik oldu.

Arkadaşı hemen onun kanadına dokundu.

— Yeter.

Ama ördek artık soruyu sormuştu.

Geri alamazdı.

Kaz ona doğru yaklaşıp alçak sesle konuştu.

— Bak kardeşim. Her şeyi bilmek zorunda değilsin.

— Ama burası benim de göletim.

— Tabii.

— Ben de burada yaşıyorum.

— Tabii.

— O zaman neden nereye girebileceğime başkaları karar veriyor?

Kaz bir süre ona baktı.

Sonra başını iki yana salladı.

— Sen gerçekten fazla düşünüyorsun.

Ve uzaklaştı.

---

Öğleden sonra göletin diğer tarafına gittiler.

Orası çok farklıydı.

Suyun kenarında geniş, temiz bir alan vardı.

Sazlıklar düzenliydi.

Kıyıda yiyecekler vardı.

Üstelik kimse sıraya girmiyordu.

Bazı ördekler güneşleniyor, bazıları gölde rahatça yüzüyor, bazıları da kıyıda buldukları yiyeceklerle karınlarını doyuruyordu.

Bizim ördek uzaktan baktı.

— Burası da mı özel?

Arkadaşı başını salladı.

— Sanırım.

— Burada neden kimse belge sormuyor?

— Çünkü buradakilerin belgeleri var.

— Hepsinin mi?

— Muhtemelen.

— Nereden aldılar?

Arkadaşı cevap vermedi.

Bizim ördek biraz daha yaklaştı.

Kıyıda genç ve gösterişli bir ördek duruyordu.

Tüyleri tertemizdi.

Boynunda parlak bir işaret vardı.

Bizim ördek onu tanıyordu.

Göletin önemli ördeklerinden biriydi.

Yanına gidip sordu:

— Bu bölgeye nasıl girebiliyoruz?

Gösterişli ördek ona baktı.

— Giremiyorsunuz.

— Neden?

— Çünkü burası herkese açık değil.

— Ama gölet herkese ait.

Gösterişli ördek hafifçe güldü.

— Gölet herkese ait olabilir.

— Olabilir?

— Elbette. Ama herkesin göletteki imkânlardan aynı şekilde yararlanması gerekmiyor.

Bizim ördek sustu.

Bu cümle garip bir şekilde mantıklı gibi gelmişti.

Ama aynı zamanda hiç mantıklı değildi.

— Neden?

Gösterişli ördek kanatlarını düzeltti.

— Çünkü bazıları daha fazla katkı sağlıyor.

— Ne katkısı?

— Yönetimin gelişimine.

— Nasıl?

— Bilmiyorum.

— O zaman neden daha fazla hakları var?

Gösterişli ördek gülümsedi.

— Çünkü sistem böyle.

Bizim ördek bir anlığına gözlerini kapattı.

“Sistem böyle.”

Son birkaç gündür duyduğu en sık cümle buydu.

Sanki göletteki bütün soruların tek cevabı buydu.

Neden açsın?

Sistem böyle.

Neden belge gerekiyor?

Sistem böyle.

Neden bazıları istediği yere girebiliyor?

Sistem böyle.

Neden bazıları giremiyor?

Sistem böyle.

Peki sistem neden böyle?

İşte o soruya kimse cevap vermiyordu.

---

Akşam olduğunda göletin ortasında büyük bir kalabalık toplandı.

Gölet Yönetimi yeni bir duyuru yapacaktı.

Ördekler kıyıda toplandı.

Kazlar öne geçti.

Bir süre sonra büyük bir platformun üzerine yaşlı bir kaz çıktı.

Kalabalığa baktı.

— Sevgili gölet sakinleri!

Herkes sustu.

— Göletimiz her geçen gün daha da gelişmektedir.

Bazı ördekler alkışladı.

— Yapılan yeni düzenlemeler sayesinde göletimiz daha güvenli, daha düzenli ve daha yaşanabilir hâle gelecektir.

Yine alkış.

Bizim ördek arkadaşına baktı.

Arkadaşı da ona baktı.

İkisi de bir şey söylemedi.

Kaz devam etti:

— Son dönemde bazı yanlış anlaşılmalar yaşandığını biliyoruz.

Bizim ördeğin kulakları dikildi.

— Ancak sizlerden ricamız, söylentilere değil, gölet yönetiminin açıklamalarına güvenmenizdir.

Kalabalıktan biri:

— Peki kuzeydeki özel bölge ne olacak?

Kaz durdu.

— O bölge, göletin geleceği için gerekli bir düzenlemedir.

— Kim kullanacak?

Sessizlik.

Sonra başka bir kaz mikrofona yaklaştı.

— Yetkili olanlar.

— Kim yetkili?

— Yetkili olanlar.

Kalabalıkta birkaç ördek güldü.

Kazlar gülmedi.

Sonra yaşlı kaz tekrar konuştu:

— Ayrıca önümüzdeki dönemde yeni bir uygulamaya geçiyoruz.

Kalabalık dikkat kesildi.

— Gölet Katkı Payı.

Bir anda herkes birbirine baktı.

Bizim ördeğin yüzü düştü.

— Katkı payı ne?

Arkadaşı fısıldadı:

— Bilmiyorum.

Kaz açıklamaya devam etti.

— Göletimizin temizliği, güvenliği, düzeni ve gelişimi için her ördek, kaz, balık ve diğer canlılar belirli miktarda katkıda bulunacaktır.

Bir ördek bağırdı:

— Ne kadar?

Kaz gülümsedi.

— Herkesin durumuna göre.

Bu cevap kalabalığı daha da karıştırdı.

Başka biri:

— Peki ödeyemezsek?

Kazın sesi sertleşti.

— Göletin gelişmesine katkıda bulunmayanların göletin imkânlarından faydalanma hakkı yeniden değerlendirilecektir.

Bu kez kimse gülmedi.

Bizim ördek başını kaldırıp gölete baktı.

Su hâlâ aynı suydu.

Balıklar hâlâ yüzüyordu.

Martılar hâlâ bağırıyordu.

Ama gölet artık ona eskisi kadar büyük görünmüyordu.

Sanki görünmez çizgilerle bölünmüş gibiydi.

Bir tarafında bol yiyecek vardı.

Bir tarafında temiz su.

Bir tarafında belgeler.

Bir tarafında kurallar.

Ve bütün bunların arasında, sürekli aynı cümleyi söyleyen ördekler:

“Yapacak bir şey yok.”

Bizim ördek sessizce arkadaşına döndü.

— Bir şey soracağım.

— Sor.

— Eğer gölet gerçekten hepimizin ise...

Bir an durdu.

— Neden her geçen gün biraz daha az bizim oluyor?

Arkadaşı cevap vermedi.

Çünkü bu kez onun da söyleyecek bir cevabı yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.