İçeriğe geç

BİR MENZİL YASEMİN SIRRI

Bölüm 1 · 14 dk okuma

BİR MENZİL YASEMİN SIRRI

Bölüm 1

GİRİŞ

İyi okumalar .

🩸🩸🩸

24 yıl önce...

Karanlık ve dar sokağı aydınlatan tek şey gökyüzünde parlayan dolunaydı . Her adımında karnıma giren sancıyla biraz daha nefessiz kalıyordum .

Biliyorum doğumum başlamıştı ama duracak vaktim yoktu . Eğer durursam karnımdaki evlatlarımı elimden alırlardı.

Üstümde yamalı hırkam , solmuş elbise bir ayağımda yırtık terlik diğer ayağımdakini ne zaman kaybettiğimi bilmediğim terlik .

Az kalmıştı biraz daha uzaklaşarak güvenli alana göre bilirdim . Ama sancılarım buna izin vermiyordu . Artık adım atmayı bırakmıştım sancılarım tekrar , tekrar vuruyordu.

Acıyla yanımdaki taş duvarın yanına çöktüm artık ne mecâlim ne de halim kalmamıştı .

Doğumu burda yapmak zorundaydım , Kızlarımı bu sokakta doğurmak zorundaydım .

Bana bu acıyı yaşatan bütün o insanların tek ,tek yok edecektim . Ama ilk başta karnımdaki sabiilerin babasından başlayacaktım .

Dayanamayıp yüksek bir şekilde haykırdım .

"Aaaaggag" bu daracık sokakta tek başıma kimse olmadan çocuklarıma doğurmaya mecbur bırakan herkezin bana yaşamak için yalvarışını izliyecektim .

Eğilip elbisemin altından külotumu çıkardım bacaklarımı olabildikçe açtım saçımdaki fulari çıkarıp ağzına bastırdığımda tüm gücümle ıkındım.

Tekrar tüm gücümle.

Tekrar...

Tekrar...

Tekrar ve kızımın başını gördüm ama sadice başı yoktu çok fazla kanla gelmişti .

Tekrar ıkınıp kızımı karnımdan çıkardım çok küçüktü onun hastanede doğması lazımdı ıssız bir sokakta değil .

Sırtımdaki hırkayı çıkarıp onu hırkama sardım . Durmamalıydım daha gelmesi gereken bir kızım daha vardı . Çok fazla kanamam vardı ama kızım karnında durdukça ona bir şey olabilirdi .

Tekrar ağzıma fulari koyup ıkındım .

Bu öncekinden daha açılıydı gözlerim kapanmaya başlamıştı . Artık hiç halim kalmamıştı .

Gözlerimin önüne bembeyaz bir ışık doğdu en sevdiğim bahçedeydim köpeğim Tom bahçenin bir ucundan diğer ucuna koşup duruyordu . En sevdiğim gibi tamda bahçenin ortasında bir masa ve sandalyeler vardı masanın üstünde bir kutu duruyordu .

Adımlarım o kutuya doğru gitti hiç düşünmeden kutuyu açtığımda içinden bir yasemin çiçeği duruyordu ama çiçeğin yapraklarında kan damlaları vardı .

Arkamdan gelen tekerlek seslerine doğru döndüğümde bana benzeyen tıpa tıp bir kız karşıladı . Bir birimize çok benziyorduk ama o bir tekerlekli sandalye de oturuyordu .Bana değil elimdeki Yasemin çiçeğine bakıyordu .

"Anne kardeşimi neden öldürdün? " Annemi bu benim mi kızımdı.

"Ben kimseye zarar vermedim ." Ben kızlarıma kıyamaz dım. Bana bakarak başını iki yana salladı .

İşaret parmağıyla elimdeki yasemin çiçeğini gösterdi ." Bak kardeşimin kanını taşıyor çiçeğin". Hemen elimdeki çiçeğe baktığım da artık yoktu onun yerinde kanlı bir hırka tutuyordum başımı kaldırdığımda o güzelim bahçenin gittiği yerine doğum yaptığım yerdeydim ama doğum yapan ben değildim.

Doğum yapan beni izliyordum . Tüm gücüyle doğum yapıyordu ama birden bıraktı ve bana bakmaya başladı .

Hayır ,hayır durmamalı yoksa kızılarım ölecekti , onun karşısına geçip tüm gücümle bağırdım .

"Ikınmaya devam et yoksa kızlarım ölecek ." Birden başını kaldırıp bana gülümsedi ve benim ona söylediğim gibi bana bağırarak.

"Uyan ve ıkınnnnn." Gözlerimin açtığımda yine o sokakta olduğumu ve kasıklarımın açıdan uyuşmaya başlamıştı. Herşeyi unutup tek çocuğuma odaklanıp tüm gücümle ıkındım.

"Aaagaaagg." Geldi tüm sokak küçücük ağlama sesiyle dolmaya başladı . Kızım ağlıyordu geldiğini belli ediyordu .

Kanamamın olduğunu umursamayıp saçımdaki demir tokaları çıkarıp ikisinin göbek bağına taktım . Hamileyken evden çıkmanın bir yolunu bulmuştum o zaman yanımda olan tek para ile sadece bu tokaları ala bilmiştim .

Etrafımda kesici bir şeyler ararken yanımda duran cam parçasını gördüm .Elimi uzatıp kırık cam parçasını alıp göbek bağlarımızı kestim .

Son doğanda kardeşinin yanına koyduğumda birinin ağladığını diğeriyse doğduğundan beri hiç ağlamadığını daha yeni fark ediyordum .

"Yalvarırım Tanrım kızıma bir şey olmamış olsun ."

Onu kucağıma alıp sağa ,sola çevirdim ama ne canlandı nede tepki verdi zaten buz gibiydi .

Gözümden akan damlalarla boğazımda kocaman bir yumruk oluştu .

"Hayır , hayır ,hayır kızım... Kalk kızım uyan ." Uyanmadı bile kızım ölü doğdu ilk kızım beni bırakıp gitmişti onca acıya , anca işkenceye dayanan kızım annesine bir kez bile görmeden gözlerini bu dünyaya yummuştu.

Gözlerindeki yaşlardan etrafı göremez hale gelmiştim ama onun sesini yakınlarda duyunca kasıklarımda ki Ağrı şiddetlendi.

"Fazla uzaklaşmış olamaz bu taraftan ." Geliyordu benim için ağlamayı bırakmış etrafa bakan kızımı hırkaya sarıp kucağıma aldım .

Onu geride bırakmak zorundaydım ölmüştü ne bir mezarı ne de onu seven kişiler olacaktı. Onu bırakmak istemiyordum ama zorundaydım onuda alırsam yakalanırdık .

Ayağa kalkıp arkamı döndüğümde zar zor adım atabiliyor dum kızım yerde ölü bir sekilde yatarken ben gitmek zorundaydım .

Bir anne için ne kadar zor bir karar olduğunu kimse bilemezdi . Onu o şekilde bırakmak canımdan bir can daha eksilmişti.

Ama bir gün geri döndüğümde onlarda aldığım her intikamla beraber kızımdan tekrar içimde yaşamaya başlayacaktı .

Hep dediğim gibi bazı hikayeler süslü kalemlerle başlık atılır ,bazı hikayelerde başlıksız olur her bir satırında kanla yazılmış kelimeler hatta cümleler görülür . İşte benim hikayemde kara toprağın üzerine düşen ilk kan damlasıyla başladı .

Artık havada bana ışık veren bir ay yoktu onun yerine havada kara bulutlar kaplama ya başlamıştı.

O karanlık gün havanın sanki bu gün ne olacağını bilir gibi kap karanlık insanlar evlerine kaçar olmuş . Ben ise saatler önce doğum yapmış, kucağımda dünyaya gözünü yeni açmış küçük kızımı ailemi katletmiş canavarlardan korumaya çalışıyordum .

Ayaklarım çıplak eteklerinin önünde kan lekeleri bunlara katlanma min tek nedeni daha bir türlü emziremeye fırsat bulamadığım kızım içindi . Arkanda ölü bir şekilde bıraktığım yavrumdaydi .

Ne kadar yol aldığımı bilmiyordum artık halim kalmamıştı onlarda peşimden gelmeyi hiç vazgeçmemakte ısrarcılardı hala ayak sesleri geliyordu .

Gözlerim kapanmaya başladı sarsak adımlarla yanımda tutulacak bir şey aradım ama ilk o zamanda meydanda olduğunu fark ettim tam arkamı dönüp ara sokağa gidecekken .

Zifiri karanlık tam ortasında Flaş patlar gibi gözlerim kamaştıran bir ışık yandı. Gözlerim ışığa alışınca kafamı kaldırdığında etrafını arabaları sardığını gördüm her şey burda sona ermiş gibiydi , kaçmaya çalıştığım hayat yine beni bulmuştu .

Ama asla kızımı bu hayata mahkûm etmeyecektim...

Kimse Mira'ma dokunmasına asla izin vermeyecektim .

24 yıl sonra...

Tepemde dikilen arkadaşıma ters bakışlar atmakla meşkuldüm kendisi benim aksime bana bakarak sırıtıyordu. Saatler önce aldığım haberle hem sinirim bozuk olsada hem arkadaşımı mutlu etmek istiyordum .

Ama bu onu biraz süründürmeyeceğim anlamına gelmiyordu onun kıvranışları bayılan biriydim .

"Hayır Leona tek başına gidebilirsin zaten bensiz herşeyi hazırlamış tüm planı yapmışsın bana gerek yok ." Kaşların çatık yüz ifademi sınırlı tutmaya çalışıyordum ama dudaklarım buna izin vermiyordu .

Sırf gülmemek için dudaklarımı kanatacak kadar sıkı ısırıyordum . Tabi bunu Leona 'da görüyordu ama nazımlan uğraşmayı seven arkadaşım yanıma kurulup başını kedi gibi koluma sürtmeye başladı .

Kendimi zor tutuyordum ama bu hareketiyle beraber gülme krizi geçirdim. Tüm evde ikimizin kahkahaları yankılanıyordu .

Bu manzaraya alışık olan annem aşağıya indiğinde yüzünde alışık olduğumuz disiplinli ve sert ifadesi yer alıyordu ama ben biliyordum ki o ifadenin kapatamadigi tek şey gözleriydi . Özellikle bana bakarken şevkatli bakışları çok güzeldi hep bana öyle bakmasını istiyordum ama bugün o bakışların yanıda yer alan başka duygularda vardı .

Ama çözemiyordum Leona annemi görünce gülmeyi bırakıp ciddi ifadesine büründü . Hep böyle olur zaten o anneme kendisini kanıtlamaya çalışır .

Annemden onay alıp taktir görmeyi çocukluğundan beri sever ona göre annem örnek alınması gereken insanların başında gelmektedir.

Annem ise Leona'yı zorlamayı sever . Onun çalışkan ve azimli kişiliğine belli etmesede hayranlık duyar .

Leona'yı zorlayıp sınırlarını aşmasına oldukça büyük yardımları olmuştur . En basitinden ilk davasından son davasına kadar onu zorlayacak her karşı avukatı annem ayarlamıştı .

Tam gelip karşımıza oturdu üstündeki jilet gibi takım elbisesi yapılı saçları ve suratında kusursuz duran makyajı. Eskiden de böyleydi onu hiç bir zaman elbisenin içinde görmezdim yada saçlarını dağınık.

Hep düzenli ve disiplinli bir kadındı ona benzeye tek özelliklerim genetik ve bazı huylarımdı okadar.

Koyu lacivert gözlerinin bir benzeri bende ki gözlere odaklandı . Ondan Korkmaz veya ciddiye almazdım ama bu oturuş şeklini bikiyordum bir şeyler olmuştu .

"Anne bana anlatmak istediğin bir konumu var ?" Biraz daha baktıktan sonra başını iki yana salladı normalde böyle yapmazdı Leona'ya dönerek ona hitaben konuştu .

"Nereye gidiyorsunuz bu sefer ." Annem Zeki bir kadındı her hareketimizi bilirdi bunu sorması bizi şaşırtmadığı için Leona ciddi bir şekilde cevapladı .

"Bu sefer ki yolculuğumuz Türkiye Bayan Valeria sizinde izniniz olursa efendim tabi ." Annem izin vermezse biz giderdik ama saygıdan soruyordu .

Annem bizle uğraşmayı düşünmemiş olmalı ki sahte bir gülücükle başını salladı .

"Ne güzel gençliğimde o ülkede bulunmuştum mutlaka gezin kızlar . "

"Anne gerçekten Türkiye'yi gezip gördün mü?" Başıyla onayladı .

Yanında duran tablete uzanıp işlerine odaklandığında bende en yakın arkadaşımın kolumdan tutup yukarıdaki odama çıkardım .

Odaya girdiğimde beni karşılayan dört valiz duruyordu . Bunu Leona yaptığını biliyordum o da aynı annem gibi kontrolcü ve dediği dedikti.

"Madem valizlerim hazır benim için yol kombini seç bende babamın kasasından pasaport 'umu alayım ." Başıyla beni onaylayıp giysi odama gitti bende bir at katta bulunan çalışma odasına gittim .

Anne ve babamın ortak odasıydı ama genellikle babam kullanırdı . Bugün abim ile yemek davetindeler gece yarısına kadar asla gelmezlererdi keşke onları görüp gitseydim ama buna vakit yoktu uçağın vakti geliyordu.

Kasaya gidip annemin doğum tarihini girdim . Babam anneme o kadar aşıktı ki hala sevgisini aşkını hissettiriyordu. Kasayı açtığımda karşıma önemli belgeler çıktı hemen arkasında pasabortlar duruyordu .

Kendi pasaburtumu alınca elimi çekmemle kasadaki bazı belgeler düşmüştü.

Eğilip belgeleri kaldırırken aralarındaki bir belge dikkatimi çekti. Bu dosyayı diğerlerinden ayıran en büyük özelliği rengi olmuştu koyu gri rengini taşıyordu arkasını çevirdiğimde üstünde büyük harflerle yazılmış ADOPSYON /EVLAT EDİNME DOSYASI Dosya no:o471 yazıyordu.

Bizim evde böyle bir dosya ne ararki . Merak duygum ağır bastığı icin hiç düşünmeden dosyayı açıp okumaya başladıkça damarlarındaki kan akışı duruma noktasına geldi başım dönüyor ayağımın altındaki zemin kaymaya başladı .

Ben evlatlikmiydi beni evlat edilmişlerdi .

Bunca yıl öz ailem sandığım kişiler benim hiç bir şeyim değillermiş. Hangi ara odadan çıkıp nasıl aşağı kata indiğimi bilmiyordum ama birden kendimi annemin karşısında buldum .

Gözlerimden akan yaşlar birer , birer yanaklarımdan akıyordu . Annem gözlerindeki yaşları görünce duraksadı ama sonra düşmanlarına takıldığı soğuk duruşuna geçti .

İşte bu benim için ikinci bir darbeydi annem bana asla düşmanca bakmazdı ama bugün gözlerindeki o nefreti iliklerine kadar hissetmiştim .

Benim konuşmama fırsat vermeden o konuştu ben o konuştukça kalbimin varlığını yeni hissettiğim acı ile gittikçe beni tüketti.

"Ne zamandan beri kasa karıştırılıyorsun Mira . Bide karşıma geçmiş ağlak maymunlar gibi ağlıyorsun ." Bana çöpün yanına bırakılan bir hayvanmişım gibi bakıyordu ." Ne bekliyorsun Mira seni teselli etmemimi seni benim kızım olduğunu söylememi . Madem öğrendin artık sana karşı gerçekci olabilirim sen rezil bir ailenin kızıydın ve ben seni yanıma alarak kendi kızım yaparak her kesin sana imrenerek bakmasını sağladım,geleceğini kurtardım ."

Hayır başımı iki yana sallayarak kendimi bu durumdan çıkarmaya çalışıyordum . Bu bir rüya hayır bir kabus olmalı karşımdaki kadın benim annem olamazdı o asla beni kıracak sözlerden kaçınırdı .

Düştüğümde benden önce canı acıyan , hastalanınca başında sabahlayan ,kadın bu sözleri söyleyemez anneme bir haller olmuştu.

"Sen bu değilsin neden benimle böyle konuşuyorsun anne karşındaki benim anne gözünden sakındığın kızın ." Suratıma yediğim tokatla geriye doğru sendeledim .

"Yeter artık bana anne demeyeceksin herşeyi biliyorsun bana herkes nasıl sesleniyorsa sende aynısını yapacaksın duydunmu Mira."

Başımı kaldırdığımda her şeyden çok sevdiğim annemin bir yalan olduğunu masallar gibi düşündüğüm hayatın aslında kurulu bir oyundan farkı olmadığını fark ettim . Artık bu evde duramazdım elimde tuttuğum dosyayı yere atıp odadan dışarıya çıkacakken Leona'nin şaşkın bir şekilde bize baktığını gördüm işte o an herşeye şahit olduğunu anladım oda beklemiyordu böyle birşey yüz ifadesi bunu söylüyordu .

Evin kapısına doğru attığım adımları çivi gibi yere sabitlendi . Arkam dönük olsada yüz ifadesi gözlerimin önünden hiç gitmemiş bir şekilde arkamdada kalbimi kıracak son sözleri söylüyordu .

"Eğer bu evden çıkar gidersen asla geri dönme çünkü seni bir daha bu eve kabul etmem ." Arkamdaki kadın beni ne kadar uzsede onun bana öğrettiği gibi gözlerimdeki yaşları silip dik bir şekilde arkama döndüm .

"İstesende geriye asla dönmeme zaten ne dirime nede ölüme bir daha görme . " Evden çıktım yanımda ne bir para nede bir telefon vardı korumalar beni görünce arabaya koştular ama onları elimle durdurup Demir kapıya doğru yürüdüm Demir kapıdan çıktığımda beni karşılayan bom boş bir yoldu .

15dk sonra...

Ne zamandan beri yürüdüğümü bilmiyorum ama vücudumda ki tüm enerji ağladıkça tükendi . Durmak istiyordum ama durursam sanki annemin sözleri beni bırakmadığı için sürdüğüm an saçlarımı nazikçe seven eller tekrar , tekrar bana tokat atmak için kalkacakti .

Yanımdan geçip önüme duran beyaz araba ile kaçmakta olduğum sona gelmişti ayaklarım durmuş annemin sözleri beni tekrar tokatlamaya devam ediyordu .

Arabanın kapısı açılıp içeriden Leona inmişti ama darma dağın bir halde gözleri kıpkırmızı ağlamıştı. Bana doğru koşup sıkıca sarıldı zaten ağlıyordum ama bu sefer daha çok ağlamaya başlamıştım .

"Beni bırakıp nereye gidiyorsun Mira ?" Bazenleri ikimizi kimse ayıramaz derdim ama hep birşey olduğunda onu kendimden uzak tutardim onada zarar gelmesin diye ama o hep yanımda durur hiç gitmezdi yine olduğu gibi.

"Özür dilerim Leona."

"Özür istemiyorum hadi gidelim buralardan çok uzağa ." İşte benim arkadaşım bu .

"Gidelim ama Türkiye'ye çünkü belgede yazdığına göre öz ailem Türk ." Eğer Türkiye'ye gide ailemi bulursam neden beni bıraktıklarını öğrenmek istiyordum.

"Gidelim kanka gidip seni bıraktıkları için hesap soralım ."

Biz iki arkadaş uzun bir yolculuğa çıkıyorduk ama ikimizin yan yana olması yeterdi biz her zorluktan geliriz .

4 Sene sonra ...

( Eskişehir / Türkiye)

Biz her zorluktan gelirizmi dedim ben . Pardon tam 4 yılda gezmediğim şehir aramadığımız ilçe kalmamıştı . Ne doğduğum şehir nede bir merkez verdi herşey sır perdesi gibi saklanıyor du.

Bir senedir Türkiye'nin illerinden olan Eskişehir'de kalıyorduk burada güzel bir yazlığımız vardı . Hem tatil yaparken hemde yeni şeyler keşfediyoruz.

En sevdiğim şey kocaman bahçede oturup resim çizmekti uzun zamandır . Herşeyi geride bırakalı koca 4 sene olmuştu .

Hiç kimsenin telefonunu açmadım . Tamamen izimi kaybettire bilmiştik ne ben nede Leona ailesiyle konuşuyordu .

Bayan Valeria sonsuza dek hayatımdan çıkmıştı öyle ki Türkiye iner inmez ilk yaptığım mahkemeye başvurup köklü Beaufort soy ismimi değiştirmiştim . Onun yerine artık Mira Artuk soy ismini kullaniyordum .

Düşüncelerimi billen şey telefonuma gelen bildirim oldu Leona asla mesaj atmazdi telefon rehberinde başka kimse kayıtlı değildi .

Gönderen kişiye baktığımda ağzım kocaman bir O olmuştu .

________________________________________________

Gönderen :T.C İçişleri Bakanlığı_ Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü

________________________________________________

Sayın Mira,

Yapılan nüfus kayıt kontrolü sonucunda , Mevcut bir evlilik kaydınız bulunduğu tespit edilmiştir.

Evlilik kaydınızla ilgili işlemlerinizi ve kayıt bilgilerinizi kontrol etmenizi gerekmektedir .

Bilginize sunulur .

__________________________________________________

Yazıyı baştan aşağıya tam 29 kez okumuştum tam 30 tamamlayacaken kolumun tutularak sarsılmasıyla kendime gelmiştim .

Başımı çevirince ela rengi gözlerle karşılaştım . Leona bana endişeli gözlerle bakıyordu onu daha çok endişelendirmek istemiyordum .

"Sana inanılmaz bir haberim var Len " . Ne zaman kalktığını bilmediğim bahçe sandalyesine oturdum Len'de tam karşıma oturdu .

Ona gelen mesajda bahsetmek üzereyken önüne bir evrak dolusu kağıt yığını bıraktı . Bunlar ne olabilir derken Len zaten bana açıkladı .

"Aylarca hatta bir kaç yıldır aradığınız aileni bulamama nedenimiz annen bunu istemmesi önümüze engeller koyup kanıtları gizlemiş ." Ne demek gizlemiş?

"Bu kadın kafayı mı yedi . Artık o ailenin hiç bir şeyi değildim ne hangi hakla hayatına karışır ." Çok sinirlenmiştim yetmezmiş gibi birde diğer mesele vardı .

"Neyse bir şekilde hallederim ama sen bana ne diyecektin ." Kesinlikle bu sabah illaclarimi islcmeliydim .

"Bana bir mesaj geldi hatta dur bizzat sen bak . Ona telefonu uzattığımda oda benim gibi bir kaç kez baştan sona okumuştu .

"Bu nedemek oluyor sen evli değilsin ki ."

"Ama orda öyle olduğunu söylüyor ." Aklımı karıştıran bir çok soru vardı . Bunu bana kim yapar ? Yada evli olduğum adam kimdi ? gibi .

"Tamam bu meseleyi bana bırak ben bir şekilde adamı bulup kim olduğunu öğrenip hemen boşanma davası açıyorum ." Başımla onaylayıp biraz sakinleşmek için resme geri döndüm annemin meselesini daha sonra halledecektim .

Aradan ne kadar vakit geçti bilmiyorum ama birden Leona'nin sesi korkmama neden olmuştu .

"BULDUMMM"

"Len biraz sesizmi olsan kulaklarim hassas biliyorsun hem ne buldun ." Bana bilmiş bir şekilde sırıtarak .

"Evli oldugun adamın siciline kadar her şeyini buldum ." Hiç şaşırmamıştım .

"Söyle bakalım kimmiş bu kişi ."

" Hazırsan başlıyorum. Adamın ismi Zinar Artuk , yaşı 32 Büyük iş adamlarından biri büyük ihtimalle bizim tanıdığımız adamlardan farkı yok . Aynı zamanda kendisi Mardin ağası hani hatırlarsın Diyarbakır gezimizde aşiret denen aileler vardı ya işte onunda ailesi öyle . Ve adam nişanlı . Başka önemli bilgi ister misiniz."

Daha ne olsun bana gereken bütün önemli bilgileri almıştım . Onu nasıl ikna edebileceğimi en iyi ben bilirim . Ama kafama takılan kısım adamın nişanlı olması .

"Adamın nişanlı olduğunu söylemiştin değil mi?"

"Evet nişanlı hatta bir kaç hafta sonra düğünü olduğunu söylüyorlar."

"Peki sana soruyorum başkasıyla nişanlanacak hatta evlenecek başka bir adam neden başkasıyla evlenir ?"

"Belkide adam evli olduğunu bilmedigi için ."

"Bu ihtimal olası ama önlem almaktan geri durmayalım adamları hazır tut sen ."

" Tamam hemen hazırlıyorum . Bide desene yeni bir serüvene atiliyoruz . O zaman siz hazırlanın bende bu evlilik hakkında bilgiler toplamaya devam edeyim ."

"Tamam ." Ayağa kalkıp yazlığa doğru giderken aklımda olan tek şey beni neyin beklediği belki bilmiyordum ama bu yolda korumam gereken sevdiklerim vardi ve ne olursa olsun onları korumak için elimden geleni yapardım .

Tanışalım bakalım kimmiş bu Zinar Artuk.

Yakında bizzat karısı Mira Artuk

ile tanışacak .

Devam edecek...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.