Hayat her zaman kötü değil. İyi zamanlar da olacak, olmak zorunda. Her zaman mutlu zamanların gelmesini bekledim, hâlâ da bekliyorum. Tam 24 yıldır bekliyorum ve henüz hayatımda iyi olan bir şey yok, daha doğrusu hayatımda iyi bir şey yok. İstanbulun en tekinsiz mahallesinde yaşıyorum . Annem 6 yıl önce bir araba kazasında öldü. O günden sonra okuldan alındım ve kumarbaz bir babayla yaşıyorum. Daha ne olsun diyecektim ki arkamda bana seslenen Fırat’ı görene kadar. Asıl en kötüsünü unuttuğumu farkettim. Fırat mahallenin en zenginidir. Tabii çalışarak değil, alın teri döökerek değil, masum insanlara sattığı uyuşturucudan dolayı. Tabii de yaptığı diğer yasa dışı işleri de saymazsak. Onu görünce yürümeye devam ettim. Bana yetişmesi uzun sürmedi. Kolumu tuttuğunda kolumu çektim. Sanki kolumu ondan çekmememişim ve ona nefret dolu bakmıyormuşum gibi diyordu.
— Uzun zamandır arkandan sesleniyorum, niye bakmıyorsun?
— Belki de sen slendiğin için bakmıyorumdur
— Sen ve şu sivri dilin yok mu? Bilmiyor musun kız en çok şu asi hareketlerine aşığım
_ yine saçmalamaya başladın dedim ve yürümeye devam ettim.
— 2 dk bir dur.
— Eve geç kaldım.
— tabi geç kalırsın şu elindekileri bizim bakkaldan alsaydın geç kalmazdın.
— Senin şu suratını görmemek için 2 sokak aşağıdaki bakkaldan alıyorum bunu hiç düşündün mü?
— Ne varmış suratımda.
— neyse ne evin yakınına geldik bırak peşimi.
_ niye
_ ne demek niye kolu komşu görüp laf söz edecekler .
_ görsünler ne de olsa yakında evleniceğiz.
_ ne saçmalıyorsun sen
_ baban söylemedi mi ?
_Neyi
_ Dün kahvede babam babandan benim için seni İstedi, baban da verdi.
— Ne?
— Duydun işte, yakında evleniyoruz.
— Öyle bir şey olmayacak. Ben ölsem yinede seninle evlenmem.
— Alacağım kızım seni, göreceksin. Karım olacaksın. Benim olacaksın.
Onun sözlerini daha fazla duymamak için içeri girdim. Tüm gece babamı bekledim.
Her zamanki gibi geç geldi.
— Sofra niye hazır değil.
— Doğru mu bu?
— Ne?
— Beni o... o Fırat'a mı verdin?
— Verdiysem verdim, ne olmuş?
— Ne demek ne olmuş baba? Ben onu istemiyorum.
— Sana fikrini soran olmadı. Evleneceksin, dedim o kadar.
— Evlenmiycem.
Yüzüme bir tokat indirdiğinde tokat değil onun benim babam olması canımı yakmıştı. Bana defalarca tokat atmıştı, ilk tokatımı üniversiteyi kazandığımda yeni o zaman onun sözünü dinleyip gitmemiştim. Ama artık boyun eğmeyeceğim.
— Babana karşı mı geliyorsun?
— Beni burada döverek öldürsen de ben onunla evlenmiycem. Öldürsen de evlenmem.
— Öyle mi? Ozaman bunu sen istedin.
Kolumdan tutarak beni her zamanki gibi kömürlüğe kapattı. Kömürlük, buz gibi soğuk ve karanlıktı. Beni defalarca buraya kilitlemişti. Çığlıklarım hakiki gibi taş duvarların arasında yankılanıyor. O zamanlar burada ölmemek için dua ederdim.Ama şimdi ölmek için dua ediyorum.Her zaman ki gibi sabaha kadar ağlayarak bekledim . Babam kapıyı açtıgında beni tutarak dışarıya attı.
_ Umarım akıllanmışsındır . Şimdi söyle hüzel kızım evlenecek misin?
_ hayır dedigimde yüzüme yine bir tokat indirdi.bitkinlikten yere düştüm.