Sonunda ilk iki ders bitmiş bir buçuk saatlik etütümde bitmişti, biraz hava almak için dışarı çıktığımda buna gerçekten de ihtiyacım olduğunu fark etmiştim.
Bir de bugün matematik özel dersim vardı, şimdiden kafayı yorarsam ders boşa giderdi.
Arıkan kantine inip bir şeyler almaya gitmişti o yüzden yanımda değildi ancak çardakta gördüğüm Aksal ve Gezici ile o tarafa gitmek istesemde gitmekten vazgeçip bankların olduğu kısma doğru ilerledim.
Yağmur çoktan dursada ıslaklığı hâlâ duruyor arkasından bıraktığı rüzgâr ise hafif hafif essede üşütüyordu.
Ceketimin ceplerine ellerimi sokup bankın biraz daha az ıslak olan tarafına oturarak gözlerimi bahçede gezdirdim.
Genel olarak öğrenciler okul duvarlarına yaslı bir biçimde sohbet ediyorken alt sınıflar futbol oynuyordu.
Futbola ilgim yoktu, küçükken de sırf bu yüzden doğru dürüst oyun arkadaşım olmazdı.
Hepsi futbol oynamaya gider ben ise arkalarından öylece bakıp parktaki salıncağa geçerdim.
Ablam bazen insafa gelip benimle oynasada onu da anlıyordum, arkadaşları varken neden benimle oynasın ki?
Sonunda bahçeye çıkan Arıkan ile uzatmış olduğum bacaklarımı toplayıp beni görmesi için ıslık çalıp elimi kaldırdım.
Beni fark ettiğinde elini kaldırıp selam vermiş ve hızla bana doğru adımlamıştı.
Elindeki iki gazozu gördüğümde gözlerimi kocaman açtım.
İnşallah insafa gelip diğerini bana almıştır.
Sonunda yanıma çöktüğünde bana uzattığı gazozu eyvallah çekerek elinden aldım.
Kendi gazozunu aramızdaki boşluğa koyup ceketinin cebinden çıkardığı çizi viçi de açıp ortaya koymuş müko ortam yaratmıştı.
Çiziden bir tane alıp hepsini ağzıma attığımda o gülüp iki tanesini birden ağzına atmış ve tam gazozdan bir yudum aldığım sırada çizi boğazında kalmış bir şekilde kendini yere atmıştı.
Onun hareketi yüzünden boğazıma kaçan gazoz ile ikimizi öksürük krizi tutmuş bir şekilde bulmuştum.
Hem gülmemeye çalışıyor hemde yanan burnun ile hunharca sırtına vuruyordum.
En sonunda canı acımış olmalı ki ağzı dolu, gözleri yaşlı bir biçimde bağırmış ve ayaklanmıştı.
Sonunda ağzındakileri bitirdiğinde gazozundan koca koca yudumlar alıp bitirmiş nereden bulduğunu bilmediğim peçete ile ağzını silmişti.
"Oğlum sen manyak mısın?!"
Hiddetle elini kaldırıp üzerime yürüdüğünde ellerimi kaldırdım.
"Ulan bıraksaydımda ölse miydin?"
Sinirle yanıma oturduğunda birkaç saniye sonra tekrar bana döndü.
"Biraz daha yavaş vur bir dahakine hayvan, yine de eyvallah."
Sırıtarak kalan çizilerden bir iki tanesini ağzıma atıp gazozu da kafama dikerek ayaklandım.
"Şişeyi ver de çöpe atayım."
Bir şey demeden şişeyi uzatmış ve son çizileri ağzına atıp onun poşetini de elime sıkıştırmıştı.
Siyah ayaklı çöp giriş kapısının yanındaydı.
Tabi her köşeye koydukları demir çöp kutuları da vardı ancak onlar bizim olduğumuz kısma uzak kalıyordu.
Sonunda elimdekileri çöpe atıp tekrar yerime gideceğim sırada bana doğru gelen Selin Hocayı fark ettim.
Elini kaldırmış sallayarak onu fark etmemi bekliyor aynı zamanda da üşüdüğünü belli edercesine üzerinde şala sıkı sıkı sarılıyordu.
Arıkanın yanından geçerken elimi omzuna atmış sıkarak hocayı göstermiş ve ona doğru ilerlemiştim.
Selin hoca yanına gelen bedenime kocaman gülümseyip sevinçle konuşmuştu.
"Bil bakalım ne oldu? Senden hemen sonra bir öğrencim geldi ve ailesinin artık sınava odaklanmasını istediğini söyleyerek kulüpten ayrılmak istediğini söyledi ve bende direk sana geldim."
İsmimi yaşarcasına mutlulukla gülümseyip başımı yana eğip ellerimi önümde birleştirdim.
"Çok teşekkür ederim hocam! Peki, şimdi dersinize katılabilir miyim?"
Heyecanlı sesime karşın kıkırdayıp gri pamuklu şalını iyice omuzlarına çekti.
"Ah aslında şimdi ara verdik, 10 dakikaya tekrar başlar. İstersen o zaman gelebilirsin, biliyorsun cuma günleri erken bitiriyorum."
Haftada birkaç gün birkaç saat için toplanılırdı müzik kulübünde, aslında diğer kulüpler yalnızca cuma günü öğleden sonra işleve girerken okulumuzun müziğe verdiği önem ve müzik hocalarının ikna kabiliyeti sayesinde pazartesi, çarşamba ve cuma günleri günde iki saat olmak üzere kulüpte toplanma yapılırdı.
Hevesle başımı salladığımda içeri geçeceğini söyleyip gitmişti, bende daha fazla orada durmayarak Arıkana doğru ilerledim.
Heyecanlı bedenimi banka atıp, ellerimi ceplerime yerleştirerek, bacaklarımı ileri uzattım.
"Noldu lan?"
Bu heyecanımı garipseyen dostum merak ile kendini ifade etmişti işte.
"Ne olacak? Müzik kulübüne girdim."
Yüzünü buruşturup kolunu bankın arkasına attığında saçlarımla oynamaya başladı.
"Ne alaka lan? Çıkmamış mıydın oradan? Hem ailen ne olacak?"
Omuz silktim.
"Derslerimde iyi miyim? İyiyim. Buna bir şey demezler. Hem benim kızda orada, ne yapıp edip dikkatini çekmem lazım."
Sanki aklına bir şey gelmiş gibi yerinde doğrulmuş ve hızla konuşmuştu.
"Ay doğru! Oğlum sözde ben bu kızı senin için araştırmıştım."
Onun gibi doğruldum hızla.
"Ee, ne duruyorsun oğlum! Anlatsana lan!"
"Ben bunun sınıfını buldum bir şekilde, sonra baktım ki bizim 10. Sınıftaki enayiler de burada. Gittim işte hoş sohbet falan, sonra sordum şu kızı bizim bir arkadaş beğenmiş varsa bir bilginiz verin dedim. İşte bunlar güldü falan dedim ne oldu? Koçum anladım ki bu kız seni yakar."
Kaşlarımı kaldırıp öfkeyle sordum.
"Kendi yorumunu katmadan anlat lan!"
Oflayıp devam etti.
"Neyse işte dediler ki, sadece bir kız arkadaşı varmış. Sadece eli yüzü düzgün erkeklerle konuşurmuş o da gerek olduğunda yani. Birde bunlardan birisi bir ara buna yanıkmış da araştırmış baya bunun hakkında, bu zamana kadar sevgilisi falan olmamış kızın mantığı 'kocama saklıyorum' kısacası. Sürekli mescide falan gidermiş, buradan da anlayacağın kız harbi dinine önem veriyor falan. Birde bizden bir yaş küçük."
Soluksuz konuştuktan sonra derin bir nefes aldı. Benimse halim hal değildi. Hem duyduklarım karşısında onunla gurur duyuyor hem de işimin ne kadar zor olduğunu anlamıştım.
Peki benim minik kızımın harbi minik olması. Meğerse benden küçükmüş.
Sadece bir yaş demeyin, ben bir yaşımda anamın sütünden ayrılmışım ona rağmen boyum böyle uzunsa anamın erken kestiği iyi olmuş.
Kendi kendime kıkırdayıp kafamı bankın sırt kısmından geriye atıp gökyüzüne baktım.
Ulan ben bu kızdan sadece hoşlanmadığıma o kadar emindimki.
Aklıma gelenle hızla doğruldum.
"Kanka! İsmi?"
Bana dönen Arıkan yüzünü tuhaf bir ifadeye sokup gözlerini kıstı.
"Oğlum sanırım dedilerdide, ben unuttum ya."
Hızla ensesine şaplağı yapıştırdım.
"Ulan senin hafızana!"
Ah be, tavşanım ismini öğrenmek bir nasip olmadı.
10 dakikanın çoktan geçtiğini düşünerek ayaklandım.
"Ulan Mesut yeminle unuttum lan, terk etme beni bu ıssız yerlerde!"
Diye bağırıp beni tüm millete rezil eden arkadaşıma hızla dönüp ağzını kapattım koca ellerimle.
"Lan kulübe gidiyorum salak!"
Elimin altında bir şeyler söylemeye çalışırken elimi çektiğimde rahat bir biçimde yayıldı.
"He tamam o zaman."
Hasbinallah çekip okula girdiğim sırada çardaktan selam veren Aksalın selamını alıp içeri girdim.
Hızla merdivenlerden en üstteki kata çıkmaya başladım. 5 katlı okulun merdivenleri nefesimi kessede durmadan üst kata ayak bastım.
Ellerimi dizlerime yaslayıp nefeslenmeye çalıştım, ancak ciğerlerim aldığım solukları yeterli bulmuyor ve yüzümün gittikçe kızarmasına neden oluyordu.
Yutkundukça boğazım yanıyor, yüzümün şeklini değiştiriyordu.
Bu kattaki odalar sadece kulüp sınıfları ve etkinlik sınıfları olarak kullanılıyordu.
Bazılarında enstrüman, bazılarında resim tuvalleri, bazılarında spor eşyaları, bazılarında ise fizik, kimya, biyoloji laboratuvarları vardı.
Kısacası okulumuz gerçekten de kapsamlı bir okuldu.
Tabi bunu yapan iki sene önce gelen müdüremizdi.
Kadın bir efsaneydi, genç yaşına rağmen neyin ne olduğunu MEB bakanından bile daha iyi biliyordu. Ne de olsa öğrenciler ile haşır neşir olan bilir öyle koltuğunda oturan değil.
Sonunda nefeslerimi düzenleyebildiğimde ayaklanıp en sondaki üzerinde müzik noktalarının olduğu kapıya ilerledim.
Tam kapıyı tıklatacakken duyduğum ses ile olduğum yerde durdum.
Aman Allah'ım! Bu nasıl bir yetenekti böyle.
Öylesine nahif bir ses tonuydu ki anlatacak kelimeler bulamıyordum.
Kız öylesine içtenlikle söylüyordu ki, kesinlikle tebrik etmeliydim.
Kızın ses tonu güzel kızım ile tanışacağım için olan heyecanı rahatlatıp, gerginliğimi azaltırken bitirene kadar şaşkınlıkla dinledim.
Sonunda bitirdiğinde daha fazla beklemeyerek kapıya tıklattım ve içeriden gelen 'gel' sesi ile kapıyı aralayarak uzun bedenimi içeri attım.
"Ahh! Hoş geldin Mutlu, bizde tam Hazanın performansını dinliyorduk."
Eliyle gösterdiği kısma bakışlarımı çevirdiğimde minik kızımın utanarak bana baktığını gördüm.
Az önceki muhteşem ses ona mı aitti.
Aman Allah'ım! bu kızı kaçırırsam lütfen beni cezalandır!
Hem ismi Hazan mıydı?
Ahh, işte şimdi seni buldum.
Sonunda benim olman için elimden gelenin en fazlasını da yapacağım güzel kızım.
Belki seni çok çabuk benimsedim ama hissediyorum, sen geleceğim olacak kadınsın. Ve ben hislerimde asla yanılmam.
************************
BÖLÜM SONU...
🐰🐰🐰