Taehyung telefonu açtığında herkes susmus konuşmaları dinlemeye başlamıştı.
Th: Efendim Hoseok?
Hs:........
Th: Anladım tamam
Hs:..….….
Th: Yok yok ben gelirim sen gelme
Hs:........
Th: Tamamdır bekliyorum.
Telefonu kapatip masaya koydugunda meraklı 4 çift göz ona bakıyordu.
Jm: Ne olmuş?
Nj: Ne diyor?
Jn: Neden aramış?
Jk: Nereye gidiyorsun?
Taehyung pes peşe sorulan sorulardan kurtulmak için konuyu dağıtmak istemişti çünkü o an bir şey diyemezdi.
Th: Önemli değil çocuklar keyfimize bakalım biz.
Jk: Soylesene Taehyung
Jungkook sinirle cikisip sordugunda Taehyung ilk başta şaşırmış sonra sarhoş olduğunu anlamıştı.
Th: Ooooo saat geç olmus hadi siz evlerinize dağılın yarın tekrar görüşürüz.
Jm: İyi de saat daha-
Jin Taehyung'u anlamış o yüzden çocukları kaldırması için yardım etmişti.
Jn: Aaaaa ama Jimin hadi geç olmadan gidelim biz de zaten son günlerde yeterince yorulduk iyi bir uyku çekersin sende hadi kalkın hadi hadi
Nj: Of yaa daha icicektim ben
Jn: Hayatım evde devam edersin, siz yorulmayin biz çıkarız Taehyung hadi iyi geceler size
Jimin hafif mayhoşlugu ile kalkio Jungkook'un yanaklarını sıkmıştı.
Jm: Mmmmm iyi geceler tavsancikkk~
Th: Tamam size de iyi geceler hyung
Jn: Yürü Jimin yürü
Jm: Yürüyorum işte hyung, aaaa ellerime bak çok tuhaf değil mi?
Jn: He hadi
Sesler gittikçe uzaklaşmis en son tamamen kesilmişti. Artık baş başa kalmışlardı. Jungkook Taehyung'a yaşlanmış mirildaniyordu. Ne dediği anlasilmiyordu ama.
Th: Yatalım mi bebeğim? Uykun geldi mi?
Jk: Iııhhh
Th:Hava serinliyor içeri girmemiz gerek
Jk: Kalkmicam bananeee~
Taehyung, sevgilisinin bu hallerine bayiliyordu. O kadar tatlı oluyordu ki böyle davranınca içine sokasi geliyordu.
Th: Küçük sevgilim yine nazlaniyor mu?
Jk: Sensin küçük!
Jungkook sahte sinirle sert olmayan şekilde Taehyung'a vurup geri yatmıştı göğsüne.
Th: Üşüteceksin Jungkook kalk hadi.
Jk: İstemiyorum işte.
Th: Madem öyle...
Taehyung Jungkook'u göğsünden itip ayağa kalkmıştı ve bir çırpıda küçüğünü kucağına almıştı. Jungkook düşmemek için hemen kollarını sarmıştı kaslı adama. Kafasını anında omzuna yatirmisti.
Th: ....sen kalkmazsan, ben kaldiririm seni böyle.
Jk: (kikirdayarak) aptal Taehyung
Taehyung düşmesin diye sıkıca tutuyordu Jungkook'u. Sarhoşken yerinde durmuyordu çünkü. Yatak odasına geldiklerinde Taehyung Jungkook'u usulca yatırmış saçlarından öptükten sonra üstünü örtmüstü. Tam odadan çıkacağı esnada seslendi Jungkook.
Jk: Gitme
O kadar içten ve masum söylemişti ki içi ermişti Taehyung'un. Arkasını dönüp gülümsedi.
Th: Gitmiyorum zaten güzelim burdayım. Ufacık bir isim var sadece tamam mı?
Jk: Gitme Taehyung lütfen
(Taehyung)
Lanet olası kalbim çok hızlı atıyordu ve Jungkook'un bu halleri beni lavin icindeymisim gibi eritiyordu. Bu duygusallık da nerden çıkmıştı şimdi? Bu kadar masum olmasana Kook!
Th: Pekala bebeğim, gitmiyorum. Birlikte uyuyalım şimdi o zaman
Jk: Çok güzel kokuyorsun. Aynı...aynı sonbahar gibi.
Sonbahar? İlk defa duydum bunu dediğini. Ne demek istiyorsun bebeğim?
Th: Nasıl yani bebeğim?
Arkasını dönüp cenin pozisyonu aldi ve kafasını koluma koydu. Bedenlerimiz yapışık bir şekilde sarıliyorduk. Bir yandan saçlarını koklamadan da edemiyordum.
Jk: Sonbahar işte, sonbahar sensin Taehyung
Th: Bu durumda ilkbahar da sensin Jeon.
Ona soyadiyla seslenmemle yatakta oturması bir olmustu. Hem uykulu hem de dağınık saçlarıyla bana anlamsız bir bakış attı.
Jk: Jeon mu dedin bana?
Th: Hmhm... Jeon dedim bebeğim
Jk: Ama Taehyung sen bana hiç Jeon demezsin ki sadece sinirlendiğinde " JEON JUNGKOOK" diye bagirirsin.
Tanrım! Ben ne yapmışım böyle. Resmen sesimi taklit etti ve korkunç. Ona hiçbir zaman sinirlenemem. Bagiramam. Evet bazı zamanlar kızıyorum sesimi yukseltiyorum ama gerçekten istemsiz oluyor. Jungkook'a böyle bir etki oluşturduğunu bilmiyordum...
Ben de yatakta oturup tam karşısına oturdum ve yüzünü izleyerek saçlarıni okşamaya başladım.
Th: Ah Jungkook, çok özür dilerim. Ben sana kıyamam ki öyle bagirayim. Korktuğunu düşünmüyordum güzelim. Cidden öz-
Sözünü balla kesiyorum dedikleri bu olsa gerek. Dudakları dudaklarıma degdigi anda benim hapsolusum başlamıştı bile. Dans ettiriyordu dudaklarini öperken. Özlemle ve iştahla emiyordu ve asla nefes almama izin yoktu. Almasam da olurdu ki. Benim oksijenim, nefesim, aklıma gelebilecek her şey... su an beni öpüyordu zaten.
Usulca çekti dudaklarını ve gözlerini açtı.
Jk: Dileme.
Dileme... ne isterse o oluyordu. Olacakti tabii ki. Benim biricik sevgilimdi o. Hakliysam haksizdim onun karşısında ben. Küçük bir çocuktum.
Iyice yaklaşıp tam kucağıma oturdu ve ensemdeki saçları okşamaya başladı. Alinlarimizi yasladım gözlerimi kapattım. Gözlerim dolacakti fakat istemiyordum. Sikeyim!
Jk: Aglayabilirsin, uzulebilirsin, belki çok zor zamanlar geçirdin ve atlatamayabilirsin.
Diyeceklerini tahmin edemiyordum. O... o su an sarhoştu ve bilinçli demiyordu. Öyle tahmin ediyordum en azından. Gerçekten gözlerim dolmuştu.
Jk: Ama Taehyung... hiçbirini tek başına yapma tamam mı? Beraber guluyorsak, beraber aglamamiz gerekmez mi?
Th: Jungkook..
Konuşamıyorum. Aşırı duygulandım ve hislendim. Hangi günahın bedeliydi bu çocuk bana? Karşıma çıkıp bu denli güzel sözcükleri nasıl sarf edebiliyordu? Sogukkanliydim ben, belli edemezdim duygularımı. Benim duygularımın tarifi Jungkook'tu. Sadece o bilirdi beni, Taehyung'u.
Th: Şu an ... su an sen ... sarh-
Jk: Bilincim yerinde Taehyung.
Siktir sarhoş değildi. Bilinçli söylüyordu. Mideme kramplar giriyor sanırım. Gözümden bir damla yaş akti. Çenemi tutup kendisine bakmamı sağladı. Bu yüzle bakmak istemiyordum ona.
Jk: Neden yanımda ağlamaktan utaniyorsun?
Th: Ben.. utanmiyorum.
Jk: Ağlamak güçsüzlük değil ki. Tam tersine. Güçtür ağlamak, içini boşaltmaktır, kendini rahatlatmaktir. Utanma bundan.
Tanrım her saniyesinde daha çok aşık oluyorum ona. Doğru söylüyor da olsa su an kelimelerle anlaşmak istemiyordum. Doyamadigim dudaklarını istiyordum. Öpmek için uzandıgimda o da karşılık vermiş hemen gözlerini kapamıştı. Onu öpmek,
çölde susuz kalmışken su içmek gibiydi
karnın açken aniden karşında sevdiğin yemekleri bulmak gibiydi
bal ve çikolatanin aynı zamanda da zehrin karışımı gibiydi.
Onu öpmek hayatımda en çaresiz kaldığım anda derdime derman olmak gibiydi.
Yatakta oturmuş bebekler gibi ağlayıp sadece öpmek istiyordum. Saçlarımin oksanmasi bile çocuğun elinden bitmiş şekeri alıp yenisini ona vermek kadar güzel hissettiriyordu.
Ikimizde yatağa tekrar uzandık. Bu sefer yuzlerimiz dönüktü. Gözleri kapanıyordu minigimin. Ufacık gözleri vardı. Kahvesinin tonuna kadar aşıktım..
Th: Uyu
bebeğim, uyu ve büyü
Alnına öpücük kondurduktan sonra sıkıca sarılmış ve bende uyumustum artık.
Bu gece bizim gecemizdi ne de olsa..
☆☆☆

...


