İçeriğe geç

Bir Kez Daha 2016

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Bir Kez Daha 2016

Bölüm 2

2. Bölüm

19 Eylül 2030

Almanya, Berlin

O sabah gözlerimi pencereden içeri süzülen ışıkla yavaşça araladım. Gözlerimi açtığımda gördüğüm ilk şey, odamın beyaz tavanı ve hemen yanımda duran el yapımı bebeklik oyuncağımdı.

Zamanında teyzem bu bebeği benim için örmüştü. Bebek, tıpkı benim minik bir kopyam gibiydi; siyah, düz saçları, mavi gözleri ve beyaz teniyle neredeyse aynı bendim.

Çekmecemde onun için birkaç kıyafet ve aksesuar bile vardı.

Bir süre tavana bakarak öylece kaldım. Sonra gözlerimi yanımdaki küçük bebeğe çevirdim.

Elimi uzatıp onu yerinden aldım. Parmaklarımla siyah saçlarını düzelttim.

Asya:

— Günaydın, küçük ben.

İstemeden gülümsedim.

Küçüklüğümden beri bu oyuncakla oynamaya bayılırdım. Onu neredeyse hiç yanımdan ayırmamıştım. Hatta ona bir isim bile vermiştim.

İremsu...

İlk başta bu ismin hiçbir anlamı yoktu. Ama zamanla benim için çok özel bir hâle gelmişti.

Çocukken neredeyse her sabah Selena izlerdim. Bir gün orada İremsu adında bir karakter görmüş ve ismini çok beğenmiştim. O günden sonra bebeğimin adı da İremsu olmuştu.

Gerçi zamanında birkaç kez isim değiştirmeye çalışmıştım.

Deniz... Ece...Azra...

Ama sonunda yine İremsu'da karar kılmıştım.

Çünkü bazı isimler sadece bir isim değildir.

Bazıları, insanın çocukluğundan kalan küçük bir parçadır...

Küçüklüğümden beri böyle büyülü, cadılı, perili şeylere bayılırdım. Selena, Bez Bebek, Sihirli Annem... Hepsini izlerdim. Ama benim favorim kesinlikle Selena'ydı.

Her sabah erkenden kalkıp televizyonun karşısına geçer, bölümleri büyük bir heyecanla izlerdim. O zamanlar gerçekten böyle şeylerin var olabileceğine inanırdım. Periler, cadılar, sihirler...

Belki de bu yüzden İremsu'yu da o kadar çok sevmiştim. Çocuk aklımla onun sadece örülmüş bir oyuncak değil, sanki benim küçük büyülü arkadaşım olduğuna inanırdım.

Hatta bazen onunla konuşur, gün içinde yaşadığım her şeyi ona anlatırdım.

Şimdi düşününce komik geliyor.

Ama o zamanlar İremsu benim için sadece bir oyuncak değil, aksine en yakın arkadaşımdı.

O zamanlar pek fazla arkadaşım yoktu. Sadece bir tane arkadaşım vardı: Nisa.

Nisa'yla en başta çok yakındık. Her şeyi birlikte yapardık. Saatlerce evcilik oynardık, birbirimize küçük sırlarımızı anlatırdık. Onunla arkadaş olduğum için gerçekten mutluydum.

Ta ki bizim binaya başka biri taşınana kadar...

İlk başlarda üçümüz birlikte vakit geçiriyorduk.

Ama sonra bir şeyler değişti.

Nisa benimle konuşmayı bıraktı.

Önce nedenini anlamadım. Belki bana kızdığını düşündüm. Belki de yanlış bir şey yaptığımı...

Ama sonra fark ettim ki artık beni istemiyorlardı.

En acısı da neydi biliyor musunuz?

Onları ben tanıştırmıştım.

Birbirlerini tanımalarını sağlayan kişi bendim ama sonunda aralarında fazlalık gibi kalan kişi yine ben olmuştum.

İşte o zamandan sonra İremsu'yla daha çok konuşmaya başladım.

Çünkü o beni hiç yarı yolda bırakmıyordu.

Ne zaman üzülsem yanımdaydı. Ne zaman bir şey anlatmak istesem sessizce beni dinliyordu.

Belki de bu yüzden yıllar geçmesine rağmen onu saklıyordum.

Sonunda düşüncelerimden sıyrılıp gerçeğe dönebildim. Yavaşça yatağımdan kalktım.

İremsu'yu yatağın üzerine özenle bıraktım ve üzerimdeki pijamalarla odanın içinde birkaç adım attım. Pencerenin önüne gidip perdeyi biraz daha araladım.

Berlin'in sabahı her zamanki gibi sessizdi.

Bir anlığına camdan dışarı bakıp derin bir nefes aldım.

Yeni bir gündü.

Ama nedense içimde, bugün her şeyin eskisinden biraz farklı olacağına dair garip bir his vardı.

O esnada telefonuma bir mesaj geldi.

Güneşimm💛

— Günaydın Aylin, uyandın mı?

Mesaja birkaç saniye öylece baktım.

Aylin...

Bu benim ikinci adımdı. Ancak ikinci adımla çağrılmayı hiç sevmezdim. Nedenini ben de tam olarak bilmiyordum. Belki ismimi sadece Asya olarak benimsemiştim, belki de Aylin ismi bana nedense hep yabancı gelmişti.

Parmaklarımı telefonun ekranında gezdirip mesajı tekrar okudum.

Sonra istemsizce yüzümü buruşturdum.

Asya:

— Aylin değil, Asya. Kaç kere söyleyeceğim sana?

Mesajı gönderip telefonumu yatağın üzerine bıraktım.

Daha birkaç saniye geçmeden telefonum yeniden titredi.

Güneşimm💛

— Tamam tamam, kızma 😭 Günaydın Asyamm.

Gülümsedim.

Güneş ile yaklaşık altı aydır aynı klinikte çalışıyorduk. İlk tanıştığımızda birbirimize bu kadar yakın olacağımızı hiç düşünmemiştim. Ama zaman geçtikçe aramızdaki arkadaşlık da güçlenmişti.

Klinikte geçirdiğimiz uzun saatler, birlikte yaptığımız molalar, arada birbirimize attığımız saçma mesajlar...

Sanırım Güneş, Berlin'de kendime en yakın hissettiğim insanlardan biri olmuştu.

Çok kısa sürede birbirimize alışmıştık.

Bazen insanlarla yıllarca tanışıyor olursun ama kendini onlara anlatamazsın. Bazen de biri hayatına girer ve sanki onu yıllardır tanıyormuşsun gibi hissedersin.

Güneş benim için tam olarak öyleydi.

Telefonumu tekrar elime aldım.

Asya:

— Uyandım. Birazdan hazırlanıp çıkacağım. Sen klinikte misin?

Mesajı gönderdikten sonra yatağın üzerindeki İremsu'ya baktım.

Onu elime alıp saçlarını bir kez daha düzelttim.

— Sen burada bekle, tamam mı?

Bebeği yatağımın üzerine bıraktım ve dolabımı açtım.

Bugün sıradan bir iş günü olacağını düşünüyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.