İçeriğe geç

Bir kelebek meselesi

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Bir kelebek meselesi

Bölüm 1

ÖN BİLGİLENDİRME

7000 yıl önce

Dünyada kara parçalarının az olduğu ve okyanuslarla dolu olduğu zamanlarda kaptan Jack ve yardımcısı merilda korsanlar diyarına hükmediyordu. Onları gören korsanlar, bayrağını indirip beyaz bayrak gösterirdi hiç kimse onlarla savaşa girmek istemezdi çünkü bir savaşı kaybetmeleri imkansızdı. Hem çok hızlı hem çok güçlülerdi isimlerini tüm dünyaya duyurmuşlardı ve duyurmayada devam ediyorlardı. bu yeteneklerinin asıl temelinde ise aileleri yatardı. Jack ve merilda eski korsan kardeşlerdi aileleriyle kısa bir gezintiye çıkan kardeşlerin gece gemilerini devasa bir krakenin batırması sonucu tüm mürettebatın ve ailelerin ölmesi sırasında ufak bir tahta parçası üstünde kalarak hayatta kalan bu kardeşler intikam almak için denizdeki tüm istilacı türlere karşı savaşmaya karar alırlar ve yoluna engel koymak isteyen herkese karşı savaş açmaya yemin etmişlerdir . Jack in babası Pegasus takım yıldızının güçlerine sahipti anneside bulutsu temsilcisiydi en güçlü bulutsulardan biri olan kelebek bulutsusunu kullanırdı ama en savunmasız an olan uyku anında saldırıya geçen kraken tüm herşeyi yok etti ve anne ve babasının okyanusun derinliklerinde nefessiz kalarak can vermesine sebep oldu. Ölmeden önce son söyledikleri onların güçlerinin çocuklarına geçip kendi ayakları üzerinde durup sefillik çekmemeleriydi.

1. Bölüm Yeni Bir Av

~Neden denizci olduğunu unutma ve sakın ölmek gibi bir hata yapma~

Sabahın erken saatlerinde limana zincilediğimiz gemide uyanmıştım . Yataktan kalktım elimi yüzümü yıkayıp kıyafetlerimi giydim daha sonra güverteye çıktım , limanda olduğumuz için burnuma gelen o kötü yosun kokusu iştahımı kaçırdı oysa kahvaltıyı çok severdim ve çok açtım. Dün geceki fırtınadan kaynaklı etraf mahvolmuştu hemen bodruma indim elime aldığım kova ve paspas ile güverteye çıktım ve bir güzel temizlemeye başladım sonra yırtılan tişörtümden kestiğim parça ile yaptığım bez ile kolonları ve dümeni sildim daha sonra dün geceki fırtına sebebiyle gevşeme ihtimaline karşı yelkenleri kontrol ettiğimde işim bitmişti aşağı indiğim sırada daha odasından yeni çıkmış merildayı gördüm

"Abi yine heryer pırıl pırıl olmuş ellerine sağlık"

"Eh napalım uykucu bir kardeşimiz var her sabah temizlemeye alıştım"

"Aşk olsun abi ben sana demiyormuyum uyandır ben yaparım diye napiyim kalkamıyorum erkenden"

"Şaka yaptım zaten güzel kardeşim benim ben sana hiç kıyar mıyım?"

"Geçen iyi temizlemedim diye tekneden attın ama" "o şaka olsun diye hem nolcak okyanusta serinlemişsindir" "yaptığın şakayı sikeyim abi"

"Sağol sağol neyse yeni bir haber var mı kalamar yengeç köpek balığı falan bu ara çok sıkıldım heyecan lazım"

"Herşeyden önce yemek yesek orada anlatsam orada da gideceği yeri belirleriz çünkü tam konumu bilinmiyor"

"Tamamdır şehre gidelim sende haritayı al orada bir yere otur yerken tartışırız hem iğrenç yosun kokusundanda kurtuluruz"

"Tamamdır hemen geliyorum"

Merilda hızlıca aşağı indi haritayı aldı ve gemiden inip şehirde kısa bir gezinti yaptılar mağazalara girdiler ve bakındılar

"Abi şapka nasıl olmuş"

"Bok gibi"

"Alıyorum ne kadar dı"

"20 altın"

"Buyrun kolay gelsin"

Parayı verdikten sonra merildanın suratı bozuldu ve mutsuz bir ruh halini aldı bende ne olduğunu sormaya karar verdim

"İyi misin?"

"O orospu çocuğu cevap vermedi umarım hiçbirşey satamaz" diyen merildaya karşı kendimi tutamadım ve yüksek sesli kahkahalarla haykırmaya başladım boş anıma denk gelişi ile öfke kin ve nefretiyle söylemi çok komikti . sonunda durabilmiştim ve insanlar bana bakıyordu hiçbirini umursamadan devam ettik . restoranta gelmiştik deniz manzaralı bir masa seçtik kahvaltı istediğimizi söyledik ve beklemeye başladık o sırada merilda söze girdi

"Abi bu seferki cidden bizi zorlayacak çünkü hem kraken hemde boyutu şu ana kadar keşfedilen en büyüğü 3 gemi batırdı ama ölen olmadı söylediklerine göre 500 metre civarındaymış boyu yani kanatlarımızı kesin açmamız gerekir kendimizi iyi hazırlamalıyız mürettebatı topladım yaklaşık 10 dakikaya gemideler ama bu sefer hedef yerimiz gözü değil çünkü göz kapağı kolu kadar sağlammış onun yerine beynini ya da kalplerini vurmalıyız "

"Hmm peki büyü gücü var mı fiziksel gücü ve hızı nasıl "

"Boyutuna oranla hızı yavaşmış ama 500 metre olan bir su canlısı ne kadar yavaş olabilir ayrıca bu nasıl bu kadar büyüdü yani 200 metreyken bile 90 metre sınırını çok zorluyor fark edilirdi ama edilmemiş gücü fena tek dokunuşla toza çevirmiş gemileri büyü gücü bilinmiyor"

"Dediğin gibi haklısın belkide üstünde kara büyü yapıldı ve o bir deney bu yüzden saldırdı çünkü 3 gemiye hiçbir kraken saldırmaz onlar akıllı şeytanlar ama bu canlı çok büyük bu yüzden gücünü öğrenmek içinde saldırmış olabilir. Ayrıca hiç adam yememeside garip ama konumuz bu değil Şimdi en son nerede görüldü."

Merilda haritayı açtı ve masanın ortasına yerleştirdi

"Güney batıda görülmüş şimdi ise nerede bilinmiyor"

"İçimden bir ses bize geliyor diyor yani kuzey doğuya arada çok mesafe yok bir nevi çapraz açı yani yarın sabah burada olur bunun 2 sebebi var 1. bizim ünümüz 2. Ay balıkları göç sezonu başladı eğer biri kontrol etmiyorsa onu bu sebepler üzerinden gidebiliriz"

"Haklısın abi AAAAAA YEMEKKKK GELİYOOO"

" Üzgünüm paket yaptırmamız lazım hızlıca plan ve ağ tekniği kurmak lazım teknede yersin"

"Of abi ne güzel manzara vardı yerdik hemen"

"Pardon paket yapabilir misin? Teşekkürler."

"Abi ya" "yürü hadi çok işimiz var" somurtkan bir tavırla aldığım cevap çok beklenilirdi "tamam"

Masadan kalktık eşyalarımızı topladık gelen paketlenmiş yemeği alıp geminin yanına koştuk koşarken geminin yanına geldiğimizde ise bizi orada bekleyen mürettebatı gördüm. Hızımızı hiç kesmeden ara sokaklardan koştuk ve yaklaşık 2 dakka içinde geminin yanındaydık. Tabiki nefesizimi toplamamız gerekti

"AHHH biz niye koştukki

"Nerden bileyim abi sen koştun bende peşinden koştum AHH çatıdan zıplasak daha kolay olurdu"

"Harbiden ohh"

Nefesimi topladım ve mürettebatın diğer üyelerine baktım yüzlerinde şaşkın ve meraklı bir ifade vardı daha fazla beklemeden söze girdim

"Millet bu sefer iyi hazırlanın hedefimiz 500 metrelik bir kraken"

"KAÇ METRELİK !?"

"500"

"ama bu nasıl olur yer çekimi buna izin verir mi nasıl oldu"

"Tahminimiz var 1. Kara büyü 2. Si mutant olması ayrıca yakında bu civara gelicek çünkü ay balıklarının yumurtlama sezon"

"Ama kaptan yenebilecek miyiz onu?"

"200 metrelik krakenden çok farklı olamaz hem kaptan Joyce'un yeni büyüler denediğini duymuştum"

Bana biraz korkmuş biraz da cesareti kırılmış gözlerle bakan tayfama cesaret bombası yaptırmalıydım çünkü hepsi şimdiden yenildik moduna geçtiler.

"Ama size bu ahtapot hakkında bilgiler vereceğim"

"Nedir kaptan 500 metrelik kocaman deniz canavarının"

"Sadece gözü değil kafasını hedef alabilirsiniz çünkü bu kadar büyük bir canlının geçen seferki gibi kafaları yumuşak olur kolları çok güçlü savunma büyüsü denemek yerine kendinizi havaya fırlatın her kolda gözünüz olsun kalplerini ve beynini hedef alın bu vücut için çok çalışıyor olmalılar hasar alırsa mahvolur unutmayın 2 kalp vücuda 1 kalp kafaya hangi kalbi vurursanız vurun kârdır"

"Hedef açısından genişiz ama neden gözü hedef almıyoruz?"

"Eğer göze isabetli bir atış olursa canavar ani bir içgüdü ile kollarını daha rastgele ve hızlı sallayacaktır"

"Okyanusun derinliklerine kaçması göz darbesi yedikten sonra bir ihtimal mi"

"Evet ama zannetmiyorum sen 500 metre olsan bir göz darbesine okyanusun dibine kaçmaz mısın?"

"Kaçmam."

"O zaman sorun çözüldü"

Merilda bizi izlerken söze girdi

"Millet bakın korkularınız var ama bu zamana kadar hiçbir istilacıya kaybetmedik bunada kaybetmeyeceğiz bu koca gemi tabiki parçalanacak hepiniz uçabiliyorsunuz bu sorun değil ama sadece ben gemide kalıcam ve canavarın ilk saldırısı ile hemen gemiden kaçıp kafasına doğru uçucam bunu ben yapıcam çünkü en hızlınız benim siz ise bu şaşırtmacadan sonra neyiniz var neyiniz yok saldırıyorsunuz ve hallediyoruz bu kadar basit herkes şimdi kendinden emin mi bu kadar kolay bir şeyi yapamayacak var mı?"

"Peki biz bu sırada nerede olacağız"

Ben söze girdim

"İleride 3 kocaman taş stün var aralarındaki mesafe çok fazla canavarı oranın ortasına getirip taş stünları kafasına yıkıyoruz o esnada hemen saldırıya geçiyoruz bu kadar".

Merilda:"herkes hazır mı"

Tayfa:" EVET KAPTAN"

Merilda: "Hay yaşayın siz hadi gidelim ve hazırlanıp şu canavarı gebertelim sonra gelsin paralar ve ızgara ahtapotlar"

Jack" of ya canım çekti neyse hadi gidelim"

Herkes hızlıca gemiye bindi. Ben halatı çözdüm merilda da zinciri çekti artık yola hazırdık yeneceğimizden emin değildim ama ümidimi kaybetmemekten başka seçeneğim yoktu . Merilda yelkenleri çözdüğünde ise yola çıkmıştık

Mürettebattan sky dümende diğerleri ise odalarına çekilmişti daha önce oranın civarında sky ile deniz yılanı yakaladığımız için yolu biliyordu bende odama çekilmiştim penceremden okyanusu izlerken kapım çaldı

"Gelll"

Gelen merildaydı yatağımın ucuna oturdu ve beni izledi baya uzun süre beni izledi bende rahatsız oldum ve

"Neden beni izliyorsun"

Diye bir soru sordum o ise bana

"Neden denizci olduğunu unutma ve sakın ölmek gibi bir hata yapma"

Dedi ve odadan gitti ilk defa böyle bir konuşma yapmıştı ve gayet netti tonu tüylerimi diken diken yaptı bende kalbimdeki minicik ihtimali bile göz ardı ederek kahvaltımı yapmaya karar verdim sahi paket neredeydi. he dolabın üstüne Aaa orada yok Aaaaa hatırladım yere koymuştum geri almadım hay ben kafamı dediğimde pat diye kapım açıldı

"Al az kalsın limanda unutuyordun iyiki çok açtım ve gözüm paketteydi ben kendi payımı aldım gerisi tamamen senin" paketi aniden bana fırlatan merilda gergin değildi ama bana sınırlı gibiydi ben bir şey yapmamıştım ki çok sorgulamadan yemeğime gömülmeye karar verdim o kadar açtım ki saat zaten öğleni bulmuştu ve ben ancak yiyebilmiştim.

Bölüm sonu

27 yorum