Bir pazar sabahıydı. Mevsim yaz. Ay Ağustos. Yıl 2030. Antalya'dayız. Hava güneşli. Babam ve ben denizde yüzüyoruz. Kardeşim kumsalda spor yapıyor. Annem yengemle güneşleniyor. Kuzenim yatta dinleniyor. Amcam ise kanoda. Bu arada, ben Mehmet. 22 yaşındayım. Zengin bir ailede yaşıyorum. Neyse. hava kararmaya başladı. Karavanımıza geçtik. Kuzenim Ahmet, kardeşim Ali ve Ben hariç herkes uyudu. Ama bizim uykumuz yoktu. Birlikte film izlemeye başladık. Derken bir patlama duyduk. Meraklanıp dışarı çıktık. Ama
hiçbir şey yoktu. Biz de karavana girdik. Ahmet ve Ali’yi bilmem ama ben sabaha kadar uyuyamadım. Sabaha kadar o sesin ne olduğunu düşündüm. Kalktığımda nasıl olduysa çok enerjiktim. saat daha altıydı. saat 07.25’e kadar yüzdüm. Sonra 08.00’a kadar turistlerle kano yaptım. Kanom bitince Ahmet’i de çağırıp birlikte sörf yaptık. Dalgalar bitince yata gidip biraz dinlendik. Biraz konsol oynadık. Oyun bitince sıkılmaya başladık. Ahmet:
—”Sen bunları yapıp yorulmadın ama ben yoruldum. En iyisi daha fazla yorulmamak için Jet ski’ ye binip biraz gezelim.” dedi. Ben de hayır demedim. Jet ski’ lerimizi alıp kıyıda gezmeye başladık. Tam yata dönerken Üniversite arkadaşım İhsan’ı gördüm. Ben:
—”Ahmet, biraz sahile yanaşalım.
—”Neden?”
—”Şu İhsan’ ın ağzını burnunu kırmak istiyorum!”
—”Kendini kontrol et Mehmet! Ona şu an zaman ayırmanın sırası değil.”
—”Bence de.”
İhsan bana bir kağıt uçak fırlattı. Bu bir boks maçı davetiyesiydi. İhsan ve Talha, Mehmet ve Bana karşı. Saat tam 20.00’da. Bu daveti Ahmet ‘de geri çevirmedi. Bir spor salonuna gidip çalışmaya başladık.
İhsan ve Talha bizden yarım saat sonra aynı spor salonuna geldi. Laboratuvar’ dan veya hastaneden geldikleri belliydi. Doping aldıklarından şüphelendim. Ahmet’ de şüphelenmiş olacak ki:
—”Bunlar doping almış olabilir. Dikkatli olmakta fayda var.”
—”Farkında olmamak elde değil. Baksana ayı kadar güçlü!”
Gözümüz korkmadı değildi, zaten bizim gözümüzü korkutmaya gelmişlerdi. İstediklerini de elde etmişlerdi. Bir saat spor salonunda çalıştıktan sonra biraz kano yaptık. Ahmet’ e sordum:
—”Sen neden benimle çalışıyorsun, sen dövüşmeyeceksin ki?”
—”Öylesine.”
—”Tamam”
Sonra Ahmet yoga yapmayı önerdi.
DEVAMI YAKINDA!