Sıcak bir Bodrum akşamıdır. Akkayalıların bahçesi süslenmiş, geceyi adınlatması için ışıklar asılmış. Türlü aperitifler hazırlanmış. Konuklarda çalışanlarda yerini almıştır.
Tepside ferah içecekler taşırken Deniz Şebnem Akkayanın radarına girer.
-Deniz? Sen bizim şirketde mi çalışıyorsun?
-Evet Şebnem hanım. İşte harçlığımı kendim çalışıb kazanıyım diye öyle…
Deniz Şebnemin keskin gözlerinin zihnini okuduğundan korkar. Gözlerini kaçırır. Kendi annesinin yerine Şebnemden utandığını hiss eder.
-Ne güzel..
Şebnem Nurayın kızını etrafında görmekten pek memnum deyildir ama gururunu ele vermemek için bir şey belli etmez.
•••
Deniz bahçede dolaşıp tepsilerle ikramiyeleri dağıtıp sonrada bitirilmişleri toplar.
Bir süre sonra mola için bir bardak su alıp sakin bir yerde oturur. Her kesi oturduğu yerden rahatça göre bilir.
Bodrumun varlı aileleri hepsi toplanmış.
İşte bizim gibi aileleri dağıtıp sonrada eyleniyorlar.
Denizin aklına birden çalışma odasına girmek gelir.
Onca işten tamamen unutmuşum. Fırsat bu fırsat. Hadi Deniz.
Suyunu bitirip yavaşça eve girir.
Bu ev dev bir müze gibi. Ben nasıl bulucam şimdi şu çalışma odasını?
İkinci katda ola bileceğini düşünür. Merdivenlerden etrafını kontrol ede ede çıkar.
Burda yatak odaları olması gerek. Leyla aşağıda ama Teomanı görmedim. Ona yakalanmamam lazım. O yüzdende doğru kapıyı ilk seferde açmak zorundayım.
Deniz ayakların ucunda sessizce en son odaya doğru yürür ve kapıyı yavaşça açar. Kapıyı araladığında gerçektende bir çalışma masası görür. Sevincinden çığlık atmak ister ama kendine hakim olur.
Nerden başlayalım? Dolaplar!
Dolapları aradığında bir kasa bulur.
Şifresi ne acaba? En azından şimdilik burda olduğunu biliyorum.
Deniz masanın çekmecesinde bir fotoğraf bulur. Eski bir fotoğraf. Hakan Akkayayla bir erkeğin fotoğrafı. Telefonuyla fotoğrafın resmini çeker. Sonrada tüm odayı hatırlamak için resmini çeker. Kimse fark etmeden hemen aşağıya dönmeye karar verir. Tam odadan çıkarken karşısında Teomanı bulur.
-Deniz birşey diyemeden Teoman Denizi odaya geri itip kapıyı kapatır.
-Bırak! Geri dönmem lazım!
-Deniz kızı? Ne işin var senin bu odada?
Deniz cevab vermez.
-Yoksa benimi arıyordun? Teoman gülümser.
-Bana bak çirkinleşme!
Teoman gözlerini kısıp Denizin açıklamasını bekler.
Deniz kendisi açıklamak zorunda hiss eder.
-Kayıp oldum işte eviniz saray gibi maşallah. İnsanı içine yutuyor.
Oldumu? Çekil işime dönücem.
-Yorulmadınmı?
-Ne?
-Bütün gece koşturdun.
Deniz Teomanı aşağıdan yukarı süzer.
-Ben seni aşağıda görmedim?
-Gölgelerde takıldım diyelim.
Teomanın gözleri yine o öz güvenli siyah bakışlarına bürünür.
Deniz hemen odadan çıkmak ister.
-Çekil!
Teoman yavaşca çekilir. Ellerini cibine koyup Deniz kapıdan çıkarken eğilip kulağına fısıldar.
-Belliki bir şey peşindesin Deniz kızı ve ben bunu eninde sonunda öğrenirim.
Deniz başını dönüp Teomana sert bir bakış atar. Sonrada ordan hızlıca ayrılır.