Asena'nın Perspektifi:
"-Dershane yarın başlıyor değil mi?"
"-Evet, evet. Git uyu şimdi."
"-Peki, iyi geceler."
"-İyi geceler."
Yerin ahşap döşemesini gözleriyle takip ederek odasına kadar geldi Asena. Kendini yatağına attığında kırılmış gibi bir ses çıkmasına alışmıştı artık. Kendini bildiğinden beri kullanmasına rağmen hala işe yarıyordu. Üstündeki yorgan da küçük mü gelmeye başlamıştı? Ayakları açıkta kalıyor değildi ama yine eskisi kadar rahat da değildi. Yazın çekilmez olmasından şikayet etmek için tam ideal sıcaklıktı.
"-Su mu içsem?"
Yataktan kalkmak amacıyla kendini kandırıyordu aslında. Mutfak da ne yakındı. İki adım mesafe, biraz daha vakit geçirmeliydi. Ya da uyumalı mıydı? Yarın büyük gündü. Dershaneye başlayacaktı. Üçüncü sınıftan yedinci sınıfa kadar devlet okulunda okumuştu. Özel bir kurumda ders görmeyeli çok olmuştu. Yani en azından kendi yaşına göre uzun bir zamandı.
Suyu tekte kafasına dikip ailesine görünmeden odasına doğru süzüldü uykusuz kız. Odasına birkaç adım geriden bakıldığında turuncu pikeli yatağı görülmüyordu. Kapı pencerenin yanında olan masasına doğru bakıyordu. İçeri girip sağa döndüğünde ise bir dolap ve bir kitaplık vardı. Kitaplıkta yakınlarından aldığı kitaplar, yazı yazıp resim çizdiği minik defterler, oyuncaklar, nereye koyacağını bilemeyince bir yere fırlattığı ve hiçbir işe yaramayacak gereksiz eşyalar yer alıyordu.
Rastgele yuvarlaklardan oluşan halısının arka planı duvarları ile aynıydı: krem rengi. Kendisine kimin verdiğini bile hatırlamadığı beyaz, geniş yer kaplayan bir sandalyesi vardı. Onun yanında ise anneannesinin eski yastıklardan diktiği minder vardı.
Şifonyerin üzerinden aldığı telefonunu birkaç video izlemek için açtı. Gezindiğinde karşısına çıkan bir söz dikkatini çekti.
'Dikkat et.'
İlk başta hiç umursamadan geçti ama video sadece bu cümleden oluşuyordu. Simsiyah bir arka plan ve hiç ses yoktu. İçi ürperdikten sonra geri dönmeye çalıştı. Fakat video kaybolmuştu. Belki de hayal görmüştü, uyuması gerekiyordu. Cihazına gelen bildirim ile irkildi.
User:
"-N'aber?"
Telefonu yerine bırakıp pikeyi üstüne çekti Asena. Dershane hakkında düşünmekten başarılı bir şekilde paçayı sıyırmıştı. Şu anda uyumak dışında başka bir amacı yoktu. Gözlerinin kapanmasına müsaade ederek nazikçe bilinçsiz bir şekilde geçirdiği zamana yol verdi.
-----x-----x-----x-----
Yaz güneşinin kalın perdenin arasından geçip kendisini rahatsız etmekte başarılı olan ışınları tarafından uyandırıldı. Kendi kendine uyanması nadir bir durumdu fakat bugün dershanede ilk günü olacaktı. Saat 7.25. Ailesini uyandırmamaya çalışarak banyoya gittiğinde uzun saçlarının kabardığını ve çok komik göründüğünü fark etti. Kaç gündür taramamıştı, biraz bakımsız hissetti kendini. Elini yüzünü yıkadıktan sonra çantasını toplamaya başladı. 2 defter, kalem kutu... Başka ne gerekirdi? Bunu da bırakıp ailesine sormaya karar verdi. Az önce ne yapmayı düşünmüştü? Saçını tarayacaktı, odaklanması daha iyi olsaydı belki daha düzenli ve planlı olabilirdi. Kıyafet seçmesi gerekirdi önce. Dolaba gidip gömlek bakmaya başladı. Kahverengi, siyah ve kırmızı çizgileri olan bir gömlek altına da lacivert kot pantolon düşündü. Odasına geldiğinde hemen yan odadaki annesinin uyandığını gördü.
"-Anne çantama ne alayım?"
Annesi boş gözlerle kızına baktı. Yeni uyanmanın sarhoşluğuyla cevap verdi.
"-Kalem kutu defter işte en fazla ne alabilirsin ki?"
"-Peki."
Üstünü giyinip saçlarını taradıktan sonra kahvaltıya oturdu. Yağda yumurta, salatalık ve peynir ile geçiştirdi. Aslında 5 yıldır kahvaltısı böyleydi. En kolayı buydu. Sağlıklı olmasına rağmen biraz sade miydi sanki? Ama diğerleri kahvaltı bile yapmıyordu. Haline şükretmek dışında yapabileceği bir şey yoktu.
"-Hadi biz çıkıyoruz!"
"-BENİ BEKLEYİN!"
Hemen çantasını kapıp ayakkabılarını giymeye çalıştı. Bu sıkışıklıkta annesi de ona fosforlu, su yeşili bir yağmurluk giydirmeye çalışıyordu. Aslında çok vakit vardı ama ne yapacaktı işte, dakik olma tutkuları.
"-Görüşürüz!"
"-Görüşürüz! İlk günün iyi geçsin!"
"-Teşekkürler."
"-Gelince bana anlat!"
"-Peki."
Merdivenleri inerken annesi vedalaşamıyordu bir türlü.
"-HATTA ORADA DA YAZABİLİRSİN!"
"-TAMAM ANNE!"
Sonunda arabaya binebilmişlerdi. On beş dakikalık yolculuk sonunda dershanede olacaktı. İçinden geçirmeden edemedi: Daha yeni başlıyoruz.
-----x-----x-----x-----
Geldiklerinde Asena'nın kalbi küt küt atıyordu. Korkmuyordu, sadece heyecanlıydı. Arabadan çıktıklarında etrafına baktı ama dershaneyi göremedi. Belki de arabayı biraz uzağa park etmişlerdi. Babası oyuncakçıya doğru ilerleyince sormadan edemedi:
"-Dershane nerede?"
"-Burada işte."
Oyuncakçı ile marketin arasında minik bir giriş vardı. Özgüvenli bir şekilde adım atarken dışarıda oturan Esila'yı gördü.
Esila onun ilkokul arkadaşıydı. Aslında ilkokul öğretmeninin kızıydı, o yüzden aynı sınıftaydılar. Ortaokula geçince ikisi de aynı ortaokula girmiş, aynı sınıfta okumuşlardı. Pek samimi değillerdi ama en azından arkadaşlardı. Kahverengi, uzun, kıvırcık saçları, kahverengi gözleri ve gülümsemesi ile güzel biriydi. Diş telleri onu tatlı gösteriyordu.
"-Esila!"
"-Oh, geldin demek. O zaman sınıfa çıkalım."
Aslında başka dershaneye başvuracakken annesi Eslia'nın annesiyle konuşup onu buraya göndermişti. Tanıdığı kişiler vardı ve memnunlardı da.
Yürürken koridor onu çok sıkışık ve korunaksız hissettirmişti. Pencereden gelen ışık yüzünden sınıfların içini göremiyordu. Bu da onu daha da streslendiriyordu. Koridorun en sonundaki odaya doğru yürüdüler. Adımını attığında görüşü aydınlandı Asena'nın.
-----x-----x-----x-----
Girdiklerinde herkes onlara bakıyordu. Minik bir sessizlikten sonra kendi işlerine döndüler yeni kıza aldırmadan. Birlikte bir sıraya geçtiler iki kız. Sınıf normal bir boyuttaydı. Ne çok küçük, ne çok büyük. Sağda ve arkada pencereler vardı. Arkadaki pencere balkona açılıyordu. Sağda ve solda iki grup sıra, toplamda tahmini 10 sıra falan vardı. Esila ile soldaki 3. sıraya oturmuşlardı. Herkes konuşmaya devam ederken birisi gözlerini onların üzerine dikmişti. Asena izlenildiğini fark edince o tarafa doğru döndü. Kız hızlıca yüzünü başka tarafa çevirip arkadaşlarını dinlemeye devam etti. Sınıfa girdiğinde dikkatini çeken ilk şey bir çift gözdü. Cam gibi mavi gözlerine kilitlenmişti bir saniyeliğine. Yüzü de çok güzeldi. Arkadaşlarının ona Alev diye seslendiğini duydu.
"-Alev, güzel isimmiş."
Önündeki kişi arkasına dönünce düşüncelerinden sıyrıldı. Gözlüklü, esmer güzeli bir kızdı. Kıvırcık kahverengi saçları yüz yapısına çok uygundu.
"-İlkokul bir ve ikiyi nerede okumuştun?"
"-Okyanus Özel İlkokulu."
"-Ben Asude, sınıf arkadaşın."
Asena'nın anıları tekrar aklına gelmeye başladı. Bu kişi onun ilkokul arkadaşıydı.
"-Aaa, biraz tanıdık gelmiştin zaten."
Yazarın Notu: Asena Asude'yi maskesini çıkarınca tanıyabiliyor ama ilk başta yüzünü göremediği için pek benzetememişti.
Yalan olsa bile bunu söylemesi gerekirdi. Maske ile nasıl tanıyabilirdi ki insanları? Sınıfa öğretmenin girmesiyle herkes suspus oldu. Kısa boylu, biraz kilolu biriydi öğretmenleri. Neşeli bir yüzü vardı. Asena ilk geldiğinde onu hademe sanmasından dolayı biraz şaşırmıştı.
"-Günaydınn!"
"-Günaydın hocam."
Hocaları tahtanın yanındaki çekmecelerin üstüne eşyalarını koyarken Asena dikkatini çekti.
"-Demek yeni gelen biri var. İsmin neydi?"
"-Asena Leyla."
"-Hangisini kullanıyorsun?"
"-Daha çok Asena."
"-Peki o zaman. Hiç kimse bir soru sormadan hemen şunu sorayım: Sence ben ne öğretmeni gibi gözüküyorum?"
Herkes kıkırdarken siyah saçlı kız arada kalmıştı. İlk aklına gelen inkılaptı.
"-İnkılap?"
Sınıf kahkahaya boğulmuştu. Açıkçası dediğinde ne vardı onu da bilmiyordu. Esila kulağına doğru eğildi.
"-Bunu gelen herkese yapıyor."
"-Oh be, rahatladım! Yanlış bir şey söylediğimi zannettim."
Asena'nın dikkatini çeken, okulundan olan kişilerin bu sınıfta olmamasıydı. Esila'ya sorsa mıydı? Neyse, teneffüs gelince giderdi zaten.
"-Senin dedikodunu yaptık."
Dedi gözlerini ona diken kız.
"-Evet, birisi denemede beni geçerse saçını başını yolarım dedi."
Gülüşmeler olsa bile Asena ne olduğunu anlamamıştı. Ne yapması gerekiyordu? Hafifçe gülümsedi. Demek böyle söylüyorlardı aralarında olanı. Öğrenecek çok şeyi vardı şaşkın kızın.
-----x-----x-----x-----
Ders bittiğinde sınıftan dışarı çıkmak istemişlerdi öğrenciler. Dışarı doğru çıkarken Deniz'e rastladı Asena.
"-Aa, selam Asena."
"-Selam!"
Deniz siyah saçlı, mavi gözlü, başarılı biriydi. Okulda onunla çok kapışmamıştı ama bir kere Asena'yı geçebilmişti. Tatlı, nazik biriydi. Annesi bir araba kazasında iç kanamadan dolayı, karnındaki bebek ile ölmüştü. Görünüşe göre babası -dershanenin sahibi- yeni biri ile evlenmişti. Aşağı indiklerinde herkes gruplanıp şakalaşıyorlardı. O ise bir kenarda durmuş bekliyordu. Ta ki güzel gözlü kızın yanında olduğunu fark edene kadar.
"-Bizi bıraktılar burada."
Asena panikledi ve ne diyeceğini bilemedi.
"-Haha, evet..."
Biraz garip bir durumdaydı kendisi için. Ona takılıp, hadi konuşsana gibi şeyler söyleseler de tebessüm etmekten başka yapabileceği bir şey yoktu. Arada gülüşen kız grubunu dinlerken sanırım yanlış bir şey duymuştu.
"-Esila beni sattı, o kızla oturuyor."
Neden dik dik baktığını anlamıştı şimdi. Çok büyük bir şey olmasa gerek diye düşündü. Zil çalmıyordu, bu yüzden ikinci kattan seslenen hocanın ikazıyla birlikte içeri girdiler hepsi.
----x-----x-----x-----
Son derslerinde sınıfın içi düşündüğü kadar sesli değildi. Otuz üç kişiden oluşan bir sınıfta eğitim gördüğü için burası ona sakin gelmişti. En fazla 17 kişi vardır diye düşündü.
"-Tünaydın gençler."
"-Tünaydın hocam!"
Sınıfa otuz yaşlarında, saçının üstü kel, biraz kilolu, uzun boylu bir adam girmişti. Tekrar kendisini tanıtmak onu zorlamıyor değildi. Gamze hoca gibi yapmazdı herhalde.
"-Senin adın Asena olmalı, öyle mi?"
"-Evet."
Soğuk bir cevap gibi gözükse de sırf kısa kesmek için yapmıştı bunu. Neyse ki hocaları hemen derse geçmişti. Şakalarla dersi anlatan, iyi geçinen biri olduğunu düşündü Asena. Bugün ona çok gelmişti fakat olaylar bitmek bilmiyordu. Şimdi ise Engin hocanın bir şey duyurması gerekiyordu.
"-Evet arkadaşlar, bugünlük bu kadar olsun ama size bir duyurum olacak. Yakında bir yedinci sınıf deneme sınavımız olacak. Lütfen iyi hazırlanın."
Asena bu sürpriz karşısında kalakalmıştı. Yedinci sınıf demek... Diğer sınıfların dışarı çıkmasıyla Engin hoca iyi günler diledi ve sınıfı daha fazla tutmadı. Asena hala bu deneme sınavını düşünüyordu.
"-Görüşürüz!"
"-Ah, şey evet, görüşürüz!"
Arabaya bindiğinde sakin bir şekilde eve gitmeyi beklemiyordu lakin annesinin orada olacağını da bilmiyordu. Binmesiyle soru yağmuruna tutulması bir oldu.
"-Nasıldı, iyi geçti mi? Öğretmenlerini anlatsana? Sınıflar kaç kişiydi? Arkadaşın oldu mu?"
" İyiydi. On beş kişi varızdır. Sana sonra anlatırım diğerlerini, şu an yorgunum."
"-Peki, bu arada sana söyleyeyim dedim."
"-Neyi?"
"-Çağla sizin dershaneye geliyor."
☆☆☆☆☆
Merhabalar! Okurlarımla ilk kez iletişime geçiyorum sanırım. Bana Ophelia diyebilirsiniz. Size ne diye hitap etmemi istiyorsanız yazabilirsiniz. Dürüst olacağım, bu benim sekizinci sınıf hikayem. Aslında benim açımdan çok travmatik olan bu şeyi paylaşmayı düşünmüyordum. Fakat arkadaşlarımın ittirmesiyle karar verdim. Eğer beğenirseniz devamını yazmayı isterim. Sanırım çok konuştum. İyi sabahlar, iyi günler, iyi geceler.
