Asena
Sinirlerimin altüst olduğu bir gündü. Yine babamla tartışmıştık. Odamdaki masama oturmuş, kendimi ders çalışmaya vermeye çalışıyordum. Tam o sırada kapı zili çaldı.
Babam yerinden bile kıpırdamayınca kapıyı açmak bana kaldı. Gelen bir kargoydu. Paketi teslim alıp odama çıktım. İlk başta pek önemsemeden masamın üzerine bıraktım.
Bir süre sonra katanamı elime alıp antrenman yapmaya başladım. Her savurduğum darbede içimde biriken öfkeyi dışarı atıyormuş gibi hissediyordum. Yorulunca gözüm yeniden kargoya takıldı. Merakıma yenik düşerek kutuyu açtım.
İçinden siyah mühürlü bir zarf ve küçük bir not çıktı.
Zarfı dikkatlice açıp okumaya başladım.
Sevgili Asena,
Gösterdiğin başarılar sayesinde Sword Akademisi'ne katılmaya hak kazandın.
Sevgilerimizle,
Maun ⚔️
O an...
Evet, tam da o an hayatım değişti.
Nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Sonunda buradan, bu evden ve babamın baskısından kurtulabilecektim.
Heyecanla mektubu tekrar elime aldım. Arka yüzünde yazan adresi hemen telefonuma kaydettim.
Hiç vakit kaybetmeden gardırobumun üzerindeki bavulu indirdim. Benim için değerli olan ne varsa tek tek içine yerleştirdim. Bavulu kapattım, okul çantamı da omzuma astım.
Üzerime siyah kısa kollu bir tişört, siyah bol paça pantolon giydim. Hava serin olabileceği için ince ama sıcak tutan bir hırka aldım. Son olarak gri spor ayakkabılarımı giydim.
Bavulu olabildiğince sessiz bir şekilde merdivenlerden indirdim. Dış kapıyı yavaşça araladım.
Ve...
Arkamı bile dönmeden kaçtım.
Var gücümle koşuyordum. Kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu. Hayatımda hiç bu kadar hızlı koşmamıştım. Sanki durursam her şey bitecek, özgürlüğümü kaybedecektim.
Dakikalar sonra sonunda akademiye ulaştım.
Okulun geniş bahçesine adım attığımda ilk dikkatimi çeken şey, bahçenin bir köşesindeki yatakhane binası oldu. Bir süre durup nefesimi toparladım. Üzerimi düzelttim ve derin bir nefes alarak okul binasına doğru yürüdüm.
Tam içeri girecekken yanımdan biri yıldırım gibi geçti.
Elinde üst üste dizilmiş onlarca kitap taşıyan bir kızdı.
Bana çarpmasının etkisiyle kitaplar etrafa savruldu. Kız dengesini kaybedip yere düştü, ben de birkaç adım sendeledim.
Hemen ona doğru eğilip elimi uzattım.
"İyi misin?" diye sordum.
Kız başını kaldırıp kısa bir gülümsemeyle elimi tuttu. Ayağa kalkmasına yardım ettim. Ardından ikimiz de sessizce yere saçılan kitapları toplamaya başladık.
O an bunun, hayatımı tamamen değiştirecek ilk karşılaşma olduğunu henüz bilmiyordum.