İçeriğe geç

Bir Dilim Sana ~BL

Bölüm 2 · 7 dk okuma

Bir Dilim Sana ~BL

Bölüm 2

1.Bölüm

Ben Ege. Bu hikayenin asıl boş rolü yani. Size kendimi tanıtmama izin verin. Ben Ege Yılmaz 20 yaşında bir gastronomi öprencisiyim. Daha doğrusu yeni oldum. İstediğim üniversitede gastronomi bölümünü kazanmak cidden çok zordu. Ama sonunda başarmıştım! Aşırı mutluydum. Yemek yapmak benim için çok özeldi. Annem ile çocukken birlikte havuçlu tarçınlı kek yapardık. Bana kek yapmayı öğretmişti. Zaten onunla alakalı hatırladığım bir kaç anıdan biri bu. Kendisi ben yaklaşık 5 yaşımda iken öldü. Bir trafik kazasında fazla kan kaybından dolayı maalesef hayatını kaybetti. Ama babam beni asla yanlız bırakmadı. Bana her daim destek oldu. Ve sonunda istediğim yerde gelmeyi başarmıştım.

Bugün o gündü. Şehir dışında üniversiteme yakın borç apartmanda ev tutmuştum. Oraya gitmeden önce tüm eşyalarımı toplamıştım. Her şeyim hazırdı. Odamda son kez göz gezdirdim. Babam kapımı çaldı.

"Gel! "

Kapıyı açtı ve bana baktı. Gülümsedi. İçeri girdi

"Küçük oğlum büyümüş de üniversiteye mi gidecek? "

Kıkırdadım ve ona sarıldım

"Sonunda başardım baba... Seni çok özleyeceğim. Üniversitem bittiği gibi eve döneceğim söz veriyorum"

Gözleri doldu. Yüzüme bakmak için hafifçe başını geri çekti

"Sensiz bu ev çok sessiz olacak... Sürekli şakalar yapan, bana tatlılar yapan küçük oğlum olmadan bu ev... Dört duvardan farksız. Ama sana güveniyorum. Bu üniversiteyi bitirip çok iyi bir aşçı olacaksın"

Gülümsedim ve onun ellerini tuttum

"Teşekkür ederim baba... "

Babam elinin tersiyle göz yaşlarını sildi ve valizimi uzandı

"Hadi ama, biraz hızlı ol yoksa otobüsü kaçıracaksın! "

Hızlıca diğer çantalarımı da koluma takıp odamdan çıktım

Sonunda evden çıktık. Babam beni arabayla terminale götürdü. Valizimi yerleştirdi ve beni yerime oturttu.

Gözlerime baktı ve ellerimi tuttu

"Beni iyi dinle. Bir şeye ihtiyacın olursa beni arayacaksın. Utanmak falan yok, anlaşıldı mı? "

Başımı salladım

"Tamam baba. Ararım varınca seni... Şimdi sen git yoksa ikimizde ağlayacağız"

Güldü.Yanaklarıma birer öpücük kondurup otobüsten indi.

Bir kaç dakika içinde otobüs hareket etti. Otobüsün penceresinden babama el salladım. Bu şey benim kadar babam içinde zordu. Annem öldükten sonra hiç yanımda ağlamıştı. Bana güçlü gözükmek için her şeyi yapıyordu. Ki o benim bu hayatta tanıdığım en iyi ve güçlü insandı. Ama hayatın cilvesi işte. Eğer çok iyi biriysen hayat sana çok çelme takarmış. Yapacak bir şey yok... Üzülüyordu biliyorum ama bende en büyük hayalim için gidiyordum. Evde yanlız kalmaktan hoşlanmayan birisiydi. Eve geç kalınca bile hemen arayıp nerede olduğumu sorardı. Aslında bende yanlızlığı sevmem. Ama eğer bir şeyi başarmak istiyorsan onun için acı çekmek gerekir.

Maddi durumumuz iyi olduğu için para konusunda hiç eksiklik yapamadım. Hatta eski okuldan arkadaşlarım bana şımarık derlerdi. Umursamazdım. Çünkü babam bana 'Biri sana çok kötü davrandığı zaman ve ondan bıktığın zaman aklına bundan daha da kötüleri ile karşılaşacağın gelsin' derdi. Gerçekten de öyleydi. Bu dünyaya çok aptallar var ve her zaman daha da çoğalacaklar.

Sonunda otobüs durdu. Otobüsten indim ve etrafa bakındım. Bu üniversiteyi geçen sene kazanmış arkadaşım Murat beni evime götürecekti.Beni görünce hemen koşup bana sarıldı.

"Hoş geldin kanka! Sonunda geldin! "

Ona sıkıca sarıldım

"Bende seni özledim!.. "

Murat benim liseden en yakın arkadaşımdı. Kendisi bir grafik tasarım bölümü okuyan sıradan bir üniversite öğrencisidir. Diğer insanlar lisede bana zorbalık yaparken o beni korumuş ve benimle arkadaş olmuştu. Sonra da en yakın arkadaş olduk. Murat'ın maddi durumu pek iyi değildi. Aile ilişkileri de kötüydü. O da aslında benim gibi biraz dışlanam biriydi. Ama sonunda onunla birlikte düştüğümüz bataklıktan çıktık. Zorbalanmamızın asıl sebebi zayıf ve feminen olmamızdı. Bende Murat da eşcinseldik. Bunu sadece biz ve çok yakınlarımız bilirdi. Ama ister istemez bu durum okulda yayılınca zorbalıklar da arttı. Babama ilk defa gay olduğumu söylediğimde biraz duraksamıştı. Sonra da normal karşılayıp bana 'Aşk cinsiyette değil kalpte olur Ege. ' demişti. Haklıydı...

Murat ile aynı evde yaşamayı planşıyorduk. Çünkü burada kiralar çok pahalıydı ve birlikte yaşamak bizim için hayaldi. Birlikte çok iyi anlaşıyorduk. Ayrıca birbirimizin eksiklerini dolduruyorduk. Mesela Murat yemek yapma konusunda beceriksizdir ama yemek yemeyi sever. Bende aşçı olma hayaliyle yanıp tutuşan biri olarak iyi yemek yaparım. Ben yaparım o yıkar. Evi temizlemekten nefret ederim ama o zevkle kulaklıklarını takıp yapar....

Bizim için bir taksi çağırdı. Taksiye birlikte bindik ve çantalarımı yerleştirdik. Arabaya arka koltuklara yerleştik.

"Ee, naber? Heyacanlı mısın? "

Başımı salladım

"Hemde çok! Kalbim yerinden çıkacak gibi! "

Güldü ve elimi tuttu

"Yalan söylemeyeceğim... Bende çok heyecanlıyım! Olm farkında mısın şuan seninle üniversitemiz için ayrı eve çıktık! Şaka gibi değil mi?! "

"Sabah otobüse binince 'Acaba rüya mı görüyorum? ' demiştim ama değilmiş. Çok mutluyum şuan... "

"Bende öyle... "

Taksi apartmanın önünde durdu. Barajdan çantalarımı ve valizimi aldık. Birlikte taşımaya başladık. Apartman çok büyüktü. Yaklaşık 20 katlı geniş bir apartman. Asansöre bindik. Murat 14. Katın düğmesine bastılar. Derin derin nefes alıp içimdeki o coşkuyu bastırmaya çalıştım. Aslında Murat da bi bakıma buraya yeni taşınmıştı. O buraya geleli daha 1 ay bile olmamış. Geçen sene bir erkek öğrenci yurdunda kalıyormuş. Ama orda da yurt arkadaşı ona vücudundan dolayı zorbalıklar yapmış. O da benim üniversiteyi kazandığımı duyduğu gibi ayrı eve çıkma fikrini anlattı. Hemen kabul ettim. Sonuçta hem birlikte yaşayacaktık hemde o orospu çocuğu zorbadan kurtulmuş olacaktı.

Kata gelince asansör durdu ve kapıları açıldı.Koridorun sonunda karşı karşıya iki daire vardı. Birin numarası 23 birininki 24 .Biz 23 de kalıyorduk. Çantalarımı taşımaya başladık. Kapıyı açtı ve içeri girdik. İçerisi cidden çok samimi ve güzeldi. 2+1 gayet kullanışlı güzel bir ev. Tam öğrenci tipiydi.Hem amerikan mutfaktı! Daha ne isteyebilirdim ki? Çantalarımı eve taşırken Murat elindeki valizi öylece salona koydu.

"Hadi biraz dinlen.Sen yol yorgunusun. Bir şeyler içmek ister misin? "

"Olur aslında ya. Ne var? "

"Valla ne istersen o var. Limonata yaptım geçen gün çok güzel oldu. Hem sen seversin. "

"Ayy çok güzel olur canım ya. "

"Bekle getiriyorum. "

Mutfağa gitti ve iki bardak limonata getirdi. Yanıma oturdu ve bardaklardan birini bana uzattı. Bir kaç yudum aldıktan sonra Murat'a döndüm

"Ee, sende yeni taşındın. Hiç tanıdığın birileri var mı? "

"Aslında pek değil. Sonuçta daha yeni oldu. Tam karşıda Hakan diye bir adam var. Ayy bir görsen varya! Çok yakışıklı, kibar, centilmen... Onun da bir ev arkadaşı varmış. Ama o biraz asosyal olduğu için onu hiç göremedim. Evden çalışıyormuş arkadaşı. "

"Hmm.İyimiş... "

"Bak valla diyorum çok yakışıklı Ege. Selvi boylum benim ya! Onun o bicepslerine kurban olurum. "

"Oha ama! Bi dur yani?! "

"Aa ne var yani? Sadece söyledim. Sende her şeye kızıyon!.. Sende var mı bişeyler? "

Başımı umutsuzca salladım. Limonatayı önümdeki sehpaya koydum

"Maalesef yok... "

"Ayy benim aşkım yanlız mı?! Bişey olmaz bişey olmaz ben bulurum sana birilerini"

"Senin ta amına koyarım Murat! Geçen sefer ayarladığın çocuk düz çıktı!Bana 'Sen pezevenk mısın?' dedi ya! "

"Ama çocuk öyle davranıyordu!Ben nerden bileyim!? "

"Off... Sen karşıma. Tamam mı? Ben kendi ilişkimi kendim yapabilirim. "

"İyi naparsan yap be... Hem bişey diyicem. Sonuçta daha yaz. Okulların açılmasına daha 1 ay var. Acaba bir ara plaja falan mı gitsek? He? "

"Bakarız, bakarız... "

Muhabbet bitince çantalarımı odama taşıdım. Odam gayet genişti. Bir dolap, bir çalışma masası , bir de geniş bir yatak. Bir öğrenci için yeterliydi. Valizimi boşaltıp eşyaları yerleştirmeye başladım. Çantalarımdan defter ve bazı kitaplarımı çalışma masamın üstündeki rafa yerleştirdim. Geriye bir çanta kalmıştı. Onda biri kaç mutfak malzemesi vardı. Çantayı alıp mutfağa götürdüm. Murat dünki bulaşıklarını yıkıyordu. Çantayı yemek masasına koydum.

"Bunda bir kaç mutfak eşyası var. Kendi düzenine göre yerleştirirsin. "

"Ooo eyvallah Ege'cim.Valla bizim evde şuan bir bok yok. Hiç birşey alamadım. "

"Sorun değil hallederiz. "

Saat yavaştan geç oluyordu. Odama gittim. Yatağıma uzandım. Tavana bakmaya başladım. En büyük hayalim gerçekleşiyordu şuan. İstediğim üniversiteyi kazanmıştım. Bu üniversiteyi bitirip en iyi tatlı şefi olacaktım. İnanıyordum kendime. Babam okulumu bitirdiğim gibi bana bir pastane açacaktı. Aslında bu işi pastaneden çok ünlü restoranlarda yapmak istiyordum. Ama şimdilik acemiliğimi atıp müşteri ile iletişimi öğrenmem için gayet yeterliydi.

Çok mutluydum. Cidden o kadar ki kalbim hâlâ bile çarpıyordu. Bu hayattaki en büyük isteğimdi aşçı olmak. Aşçı olmamı istememin sebebine gelelim. Size söylemiştim annem bana yemek yapmayı öğretti diye. Aslında evet bu bir sebeb. Ama en büyük sebebim şu. Hepimiz duygularımızı bir şekilde anlatırız. Kimimiz müzikle, kimimiz resimle, kimimiz çiçeklerle kimimiz de benim gibi yemeklerle. Yemek yapmak benim için sadece karım doyurmak değil kalbi de doldurmak. İşin içine sevginizi kattığınızda her şey daha güzel olur. Yaptığınız işi sevmek işte tam olarak burda devreye giriyor. Bir işi sevmeden yaparsanız o işten ne size hayır gelir nede tüketicisine.Bir işi seviyorsan hem sen o işi düzgün, özenerek yaprasın hemde tüketicin senin ürettiğinden faydalanabilir. Neyse daha fazla felsefe yapıp kafa açmayacağım. Şimdilik size bu kadarı yeter...

Selam aşkitom 😚Ben yazarınızzz. Umarım şimdiden beğenmişsindir.Sizi çok güzel bir seri bekliyor. Hatta biraz yaoi havası vermek istiyorum. Yani demek istediğim şey eğer daha önce yaoi okuduysan çevirmenler, editörler falan manganın ötesine berisine olayla veya karaktetle alaklı düşüncelerini yazarlar. Bende böyle şeyler eklemeyi planlıyorummm🙃

Sizi çok seviyorum. Bb...

Bölüm sonu

1 yorum

  • Aşkım bölümleri kısa yaparsan daha iyi olur

    1Yanıt