İçeriğe geç

Bir Casus Ve Son Satırları

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Bir Casus Ve Son Satırları

Bölüm 1

0.1

09/06/2018

Merhaba Kanlı Günlüğüm,

Benden bıkmadın umarım.

Sana daha önce kendimi ve geçmişimden bahsetmeyerek anlattım, öğren o zaman.

Şeytanın ilk darbesi bendim. Beni doğuran kişi annem Havva olmalıydı. Babam Adem ve ben onların yediği yasaklı elmaydım. Babamın adının Adem olması benim için bir istisnaydı. Küçükken bile ne olduğumu ve ne olacağımı bilirdim. Babamın huyu bana geçmiş.

Anne adı Hale, yazıyor kimlikte. Saçlarımı ondan aldım. Almasaydım keşke , kırmızı. Bu yüzden ve ortaokulda arkadaşlarımın kızıl saçlarımla dalga geçmesi nedeni ile saçlarımı sarıya boyatmıştım, 13 yaşımda.

Her renk yakışıyordu bana. Sarı, siyah, kırmızı, pembe, mavi, yeşil.

Hepsini denemiştim, neden deneyemeyeyim ki?

Bağımsız ve özgür bir kadınım.

Kimse bana karışamaz, asla.

Saç rengim, kesinlikle kızıl ama sarı.

Kırmızı rengi tutkuyu ve azmi temsil ettiğini araştırdım.

Ama bende yoktu işte.

İşte ben buyum , Gaye . Ne olduğunu bilmeyen ve bilmeyecek olan, zavallı. Annem Hale Zorlu. Güçlüydü, hem de çok fazla. Gücünü hep benim veya kız kardeşim Kamer üzerinde kullanırdı. Ben istisnayım demiştim ya hani. Bu doğru ama ben değil biz. Kamer ve Gaye. 1 abim var . Kamer benim ablam. Bana benzemiyor çünkü ailemizde bir ten ben annemize benziyorum. Abim , abilik görevini hiç bir zaman yapmadı.

Neden yapsın ki? Nedeni yoktu. Çünkü o Zorlu ailesinin tek erkek varisiydi. 9 yaşımda Kamer'e bir gün sormuştum.

'Neden kaçmıyoruz? Neden başkalarının kararları üzenine yaşıyoruz? ' demiştim. O ise bana zorunluluk bir karar değildir , seçenek yok, bu bir zorunluluk demişti.

Şimdi daha iyi anlıyorum.

Bir gün annemin fondötenini sürmüştüm. Annem bunun 35 yaş üstü olduğunu demişti ve azarlamıştı beni. Cildimin delik deşik olacağını söyleyip kızmıştı bana.
Sonra bir gün odama girmişti, bağırarak ve elinde fondöteni tutuyordu. Bana ilk kez ve son olmayacak şekilde tokat atmıştı.

Sonrasında bağırıp 'Ben sana fondötenlerimden uzak dur demedim mi? Seninle aynı bir şeyi kullanmak istemiyorum. Ayrıca doğru hatırlamıyorsam cildin içinde zararlı idi değil mi? Ne zaman laf dinleyeceksin sen? Bu fondötenim var ya bu fondötenim senin fiyatından pahalı!' demişti ve bana yine değer biçmişti. Ayrıca yenisini alabilirdi fakat beni azarlamayı tercih etmişti.

Oysa ki o gün Kamer kullanmıştı. Diyememiştim ki Kamer, Ömer ile buluşmak için kullandı. Diyemezdim çünkü Kamer benim için Dünyada ki tüm annelerden ve anne vasıflı kadınlardan daha önemliydi. Kamer benim annemdi. Onu ifşa edemezdim ve ettirmezdi de.

Daha sonra abim beni her zaman aşağılamıştı. İnsanlar arasında küçük düşürmüştü.
Bir de babam var o iyi idi. Her zaman. Benim veya Kamer için her şeyini verirdi. Neden mi? Çünkü bizler onun kalkanlarıyız.

Onu her zaman koruyanlarız. Annem bana, çocuğuna açık olarak sizi istemeyerek doğurdum demişti.

Nasıl oldum? Babamın anneme tecavüz ederek.

Aşk dolu bir evlilikteki en kötü ayrıntıydık ben, tek bir sıfat ile ben.

Bir de unutmadan diyeyim günlük, ben anormalim.

Vücudum da fazla ben var. Oysa ki vücudumda ben istemiyorum.

Sırtımda yıldız haritası şeklinde benler var.

Ve aralarında hafif kırmızı çizgi çünkü bedenimde hasar ve kusur vardı.

Ablamın yoktu ,o güzeldi ama canavardı.

Ve sonunda bir gün bende ablam gibi bir canavar olmuştum.

12 yaşımda ayağımda ki bir terlikle o evden kaçmadan bahsetmiyorum bile.
Bilmiyordum ki dış Dünyanın daha iğrenç bir yer olduğunu.
O zamanlar kaçış planı yapıyordum ve girdiğim bir sitede otostop çekip ülkeden kaçın diyordu. Otostop neydi araştırdım.

Ve otostop çekerek yaşadığımız Rusya'dan kaçtım. Araba ile gidemezsin diyeceksin ama karşılaştığım kişi zengindi.

Bu benim işime gelmişti.

Her şey aşırı basit olmuştu.

Şansıma bak ki Türk idi. O zamanlar şans olduğunu zannediyordum tabi ki.
O adama güvenmiştim, adı Arda Yesir. O zaman 26 yaşındaydı ve şuan 36 yaşında sağ olsun ki her zaman beni destekledi.

Hadi ama günlük! Umarım bu adamın iyi ve masum biri olacağını düşünmedin.

Arda Yesir Gölgede Yaşayanlar adlı her türlü bokun içinden geçip dışından çıkan bir çete kurmuştu.

Bir de G.Y. adlı bir Holding kurmuştu. G.Y ve anlamını Arda Yesir'in babasının adının Gökhan Yesir olduğundan koyduğunu sanmıştı, aptallar. Ancak kim bilebilirdi ki o şirket yerin altında yapılmış özel bir kumarhane olduğunu.

Ve en önemlisi bende o çetenin içine girmiştim. İlk olarak sigaraya başladım, yanımda her zaman bulunuyordu ve her ayda 2-3 kez içiyordum.

Ama uyuşturucuya karşı koyamıyordum. İlk olarak Kokain ile başladım. Sonra Eroin içtim, pahalı olduğundan tadını merak etmiştim.

Sonra Bally ve Tiner kullandım. Daha sonra Amfetamin içmiş ve kafayı bulmuştum.

Alkol kullanmamıştım, belki bazen.

Ablamla yakındık, o benden önce beni orada bırakıp kaçmıştı. Olsun yine de o benim ablamdı, onu severdim.

Her neyse ailem beni ve ablamı aramadı. Bu da işimize gelmişti. Şuan sevgili abiciğim evliydi, 1 ay önce evlendi.

Her neyse, benden bu kadar Kanlı Günlüğüm, sır tutabilirsin değil mi?

Yarın devam ederim.

Ben yaşadıkça benden kurtulamazsın.

Görüşürüz.

Yazıp günlüğü kapattım, yataktan kalktım. Aynanın karşısına geçtim. Kendi kendime konuşmamalıydım, hayır.

"Tabiki de konuşacağız, aptal ben senim!" dedi, Hümeyra.

"İstesem konuşmam, aptal! Ben gerçeğim."

"Ne yapayım, bende gerçeğim ?" dedi Hümeyra. Aynadan çekildim.

Telefonum çalması ile masaya kaydı gözlerim.
Masaya ilerleyince 'Çingenemm🖤' diye kayıtlı kişiden kim olduğunu anlamıştım. Ablam. Kara gözlü Çingenem.

Telefonu elime alıp çağrıyı yanıtladım.

"Neredesin?"

"Abla öküz müsün? Ayrıca evdeyim. İnsan alo der, bir kere."

"Alo. "

"Efendim abla?"

"O evden çabuk dışarı çıkıyorsun."

"Niye ki?"

"Geçen malları verdiğimiz adam yani kandırdığımız adam , sözde bizim için geliyormuş dediler, hiç bir sik yapamaz dedim ama sanırım evinde uyuşturucu olduğu ihbarı vermiş. O evden hemen çık. Polisler her an gelebilir."

"Banane amına koyayım, ben niye çıkıyorum. Uyuşturucular çıksın."

"Kafan mı güzel senin velet? Polisler geliyor diyorum amına koyayım!"

"Kafam gayet de güzel bir kere. Tamam, uyuşturucuları küçük paketlere koyup sütyenime saklarım. Hallederim ben bir şekilde."

"İşe yarar mı?"

"Alınıyorum ama ben ne zaman işe yaramayacak bir şey yaptım? Her neyse kapatıyorum. Sihirli kelime; Bana güven. Bay bay" deyip suratına kapattım.

Evde olan tüm hapları 3 tane küçük jelatin poşete sığdırmıştım. Gelsinler bakalım.

Yaklaşan polis sirenini duyabiliyorum. Ve park edilen araç sesine kadar duyuyordum.

Kapı tıklatıldı. Kapının arkasında bekliyordum.

"Aç kapıyı, polis!"

FBI, OPEN THE DOOR!

Kapıyı açmıştım. Polis direk beni süzdü.

Sittir, sittir!

"Buyrun?" dedim, masumca. Sözde masumca.

"Evinizde uyuşturucu, madde bulundurduğunuza dair iddia var. Evinizi aramalıyız, izin verin yoksa zor kullanacağız."

"Ahh peki arama izniniz var mı, memur bey?" Dedim, dalga geçercesine. Şuan paket sesini duyacak diye ödüm bokuma karışmıştı amına koyayım ya.

Adamın dalga geçercesine eli ile bana gösterdiği kağıta baktım.
Arama İzni Belgesi.

"Pekala, evim sizindir." dedim, yana çekilirken. Adam ve yanındaki 2 adam içeri girdiler. Kapıyı kapatırken ilk adam yatak odama girmişti.

Diğeri salona, öbürü mutfağa. Tam salona geçecek iken yatak odamdan gelen yorgan yırtılma sesi ile durdum ve odama ilerlerdim.

O yorgan senden değerli be! Kapıya geldiğimde durdum ve duvara yaslandım.

"O yorganın içindekilerin pamuk değilde kuş tüyü olduğunu biliyor musun tatlım?" Drdim, sinirle.
Şerefsiz sırıttı ve bana ;

"Umarım senden pahalı demezsin, alınırım ama bak!" dedi bana yastık kılıfımı da yırtarken. Sen kim bana kafa tutmak kim amına koyayım.

Ne diyon lan morruk?

Ulan sen şimdi görürsün. İçeriye girdim ve kapıyı hafifçe kapattım. Bana ne yaptığımı anlamak istercesine bakıyordu.
Aniden ona yaklaştığım ve aramızda 2 adımlık mesafe vardı.

Bingo.

Bir elimi havaya kaldırıp kendime ciddi bir şekilde tokat attım. İkinci kez ve saçımı yolmaya başladım.

"Ne yapıyorsun lan?" Dedi, garip bir şekilde. Ben ise giydiğim eteği yırttım. Yarısı gözüküyordu.

"İmdat! Yardım edin, bırak beni şerefsiz herif!" diye, çığlık attım. Bana şaşkınlık ile bakıyordu.

O sırada bir kapı açılma sesi.

"Napıyorsun lan sen?" dedi, kapıda ki iri adam. Onun yanına koştum. Ağlamaklı bir sesle;

"Yardım et lütfen. Bu pislik bana dokunmaya çalıştı!" dedim. Adam öfke ile o adama baktı.

Öldün, canım çık.

Ben sana 2 beden büyük gelirim.

Canımı sıkma, canını sıkarım bebeğim.

O kuş tüyü senden pahalı, öğrenmiş oldun.

"Lan Ali yeminle ben bir şey yapmadım. Oyun oynuyor orospu!" dedi.

Adını Ali koydum yarim.

Orospu anandır, Pokemon yarrağı seni!

"Lan kıza ne yapmışsın piç, kız kendi mi yaptı?" Dedi, sinirle adamın üzerine yürürken Ali.

Evet, ben mi yaptım?

Ağzımdan sahte bir hıçkırık koptu. Ve Ali'nin bana bakmasını sağladım.

"Ya Ülkemiz sizin gibi adamların elinde mi? Söylesene, gelmeseydin ne olacaktı?" dedim, tekrar hıçkırarak.

Sen yok musun, sen Gaye?

Şeytan gibi değilsin.

Şeytanın direk kendisisin.

"Bak oğlum inan bana, kız sahtekar!" dediği anda içeri diğer erkek polis girdi ve;

"Ev temiz." dedi. Umrunda değildim, sanırım. Ali başını salladı ve bana baktı. Baygın gözlerle, Ali'ye baktım.

"Kemal özür dilerim kardeşim ama bunu yapmak zorundayım." dedi ve kelepçeleri çıkardı. Kemal hala inanamazca bakıyordu.

Kemalim yapmaz.

Olmaz öyle şey dedim, Kemalim yapmaz.

Kemalin yaptı Mesude.

Elim refleks olarak başıma gitti. Hümeyra susmuyordu.

Sus.

Sus.

Sus.

Hayır.

Hayır.

Hayır.

" İyi misiniz?" dedi, Ali.

Asla susmayacağım. Sen işlediğin suçu kabul edene kadar susmayacağım. Bu günah öyle büyük ki Gaye her seninle dalga geçişimde sana onun laflarını söyleceğim.

Sen hayatta kalabilmek için öldürdün ve şimdi de ben Hümeyra Zorlu yani, sen.

Seni yaşayabilmem için öldüreceğim.

Ayrıntıyı fark ettin mi?

Sen zaten ölüsün.

Kapa çeneni.

Sen ölüsün.

Ve ben bir ölüyü öldüreceğim, yaşa diye.

Kabullen, gör diye.

Kes sesini.

İğrençsin sen.

Ben yaşıyorum.

Ölü olan sensin.

Gerçek gözle görülemeyecek kadar uzak ama elle tutulabilecek kadar yumuşak.

Ve

Gerçek elle tutulamayacak kadar sıcak ama gözle görülebilecek kadar yakın Gaye.

İkimizde biliyoruz.

Ben bilmiyorum, sen biliyorsun.

Sonrasında olanların , hepsi karanlık ve tek düşündüğüm o ve uyuşturuculardı.

Hapse mi girecektim? Her yolun bir sonu vardır Gaye. Uyuşturucuları bulacaklar. Hayır , karanlık çökmesin lütfen.

Karanlık.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.