İçeriğe geç

Bir Çakmağın Kaderi

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Bir Çakmağın Kaderi

Bölüm 1

Herkesin Kaderi

İnsan, yaptığı seçimlerle yalnızca kendi hayatını mı şekillendirir?

Elbette hayır.

Verdiğimiz küçücük bir karar, bazen hiç tanımadığımız bir insanın yolunu değiştirebilir. Bir karşılaşmaya sebep olabilir, bir ayrılığı başlatabilir ya da bambaşka bir hayatın kapısını aralayabilir. İnsan, kendi kaderini çizerken farkında olmadan başkalarının kaderine de dokunur.

Fakat bu hikâyede insanlardan söz etmeyeceğiz.

Çünkü kaderi insanlar tarafından belirlenen yalnızca başka insanlar değildir. Etrafımızdaki nesnelerin de birer yolculuğu vardır.

Bir market rafında yan yana bekleyen iki su şişesini düşünün. Biri, onu satın alan kişi tarafından geri dönüşüm kutusuna atılabilir. Diğeri ise aynı gün denizin dibini boylayabilir. Aynı fabrikada üretilmiş, aynı kamyonla taşınmış ve aynı rafta beklemiş olsalar da onları birbirinden tamamen farklı sonlara götüren şey, bir insanın yaptığı seçimdir.

Bu, insanların nesnelerin kaderini nasıl değiştirdiğinin hikâyesidir.

Sait, yirmili yaşlarının başında, Ankara’da yaşayan bir üniversite öğrencisiydi. Yaz tatilinde üç aylığına Amerika’ya gidecek; orada hem çalışacak hem de okuyacaktı. Yolculuk günü yaklaştıkça hazırlıkları hızlanmış, valizinin içi yavaş yavaş başka bir ülkede başlayacak yeni hayatına ait eşyalarla dolmuştu.

O günlerde sigara içiyordu. Seyahatten kısa bir süre önce, girdiği bir marketten sıradan bir çakmak aldı ve cebine koydu.

Çakmak için bu alışverişin diğerlerinden hiçbir farkı yoktu. Ankara’daki bir marketin rafında satılmayı beklerken, onu kimin alacağını bilmesi mümkün değildi. Belki bir evin mutfağına gidecek, ocak yakmak için kullanılacaktı. Belki bir piknikte mangal ateşini tutuşturacak, ardından çimenlerin arasında unutulacaktı.

Fakat onu Sait satın almıştı.

Sait, cebinden çıkardığı çakmağa bir süre baktı. Birkaç gün sonra onu da yanında Amerika’ya götüreceğini düşündü. Sonra, karşısında kendisini anlayabilecek biri varmış gibi çakmakla konuştu:

“Çok şanslısın. Hayatını değiştiriyorum ve seni Amerika’ya götürüyorum.”

Bu sözler, sıradan bir nesneye söylenmiş küçük bir şakadan ibaret gibi görünebilirdi. Fakat Sait’in nesnelerle kurduğu bağ biraz farklıydı. Onlara kişilikler yükler, yaşayabilecekleri ihtimalleri düşünür ve bazen onlarla gerçekten birer yol arkadaşıymış gibi konuşurdu.

Ankara’daki bir market rafında bekleyen o çakmak, hikâyesinin başka bir kıtada başlayacağını nereden bilebilirdi?

Sait onu satın almasaydı belki birkaç sokak ötede yaşayan başka biri alacak, birkaç hafta boyunca kullanacak ve ardından çöpe atacaktı. Fakat şimdi önünde bambaşka bir yol vardı.

Çakmak şanslıydı.

Sait ise onun kaderini değiştirmiş olmaktan memnundu.

Birkaç gün sonra birlikte yola çıktılar. Uçağa bindiler, okyanusu geçtiler ve Orlando’ya vardılar.

Sait, çakmağın hayatını değiştirdiğini düşünüyordu.

Oysa henüz bilmediği bir şey vardı:

Bu, çakmağın yolculuğunun yalnızca başlangıcıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.