İçeriğe geç

Bir Berdel Meselesi

Bölüm 2 · 9 dk okuma

Bir Berdel Meselesi

Bölüm 2

ilk gün

Güneşin doğuşuyla birlikte etraf aydınlanmıştı. Uyku tutmamıştı uyumamıştım da. İçimde bir sıkıntı vardı ne olduğunu bilmiyordum bazen bu koca konakta yalnız olduğumu hisediyordum kimsesiz. Bunlara rağmen gayet huzurlu ve mutlu bir hayatım vardı. Lise sondum güzel bir üniversiteye gitmek istiyorum,der çalışıyorum hayatım bunlarla geçiyordu. Ha bu arada benim adım Zayda Barut. İsmimim normal bir isim olmasını isterdim. Elif, Gamze, Zeynep mesela. İsmimi sorduklarında Zayda dediğimde biraz garipsiyorlar. Gerçi Mardin'de yaşıyorsanız bunu yadırgamassınız. Mardin'de yaşadığıma göre bu benim için pek sorun değildi.

Annemin kapımı çalmasıyla irkildim. "Gelebilirsin anne" dedim annem de odaya girdi. Biraz etrafı inceledi. Yatağıma hiç girmemiştim bu yüzden toplu bir şekilde duruyordu. Annem bizi hep uyarırdı odamızın toplu olması hakkında. Bu yüzden annemle sürekli kavga ederdik. Bugün odam topluydu. Annemin memnun suratından bugünü kavga ederek geçirmeyeceğimizi hissediyordum. Bu beni mutlu ederdi, zaten okula gidecektim. Duvardaki saate baktım. 6'ya geliyordu. Daha servisin gelmesine çok vardı.

" Kızım hadi üstünü değiştir de gel kahvaltı hazır." dedi annem bugün kahvaltıyı erken yapıyorduk normalde 7 buçuk gibi yapıyorduk acaba bugünü diğer günlerden ayıran neydi. "Babam uyandı mı anne" dedim eğer babam uyandıysa bu saatte kahvaltıyı o istemiştir. "Uyan kızım hadi değiştir üstünü gel." dedi ve odadan çıktı.Üstüme rahat bir şeyler giydim okulun bitmesine az kalmıştı.

Servis gelmişti servise bindim ve telefonu kapatıp cebime koydum. Dicle de beni aramıştı ama okula geldiğim için açamadım. Bu arada Dicle kim diyeceksiniz. Gewer abimin karısı. Kendisini seviyorum güzel bir kız. Okulda arkadaşlarımı görünce onların yanına gittim. 2 tane arkadaşım vardı Yaren ve Asya ikisinide çok seviyordum. Bu dönem başında geldiler okula. Kısa bir sürede iyi bir üçlü olmuştuk. Yanlarına gidince günaydın dedim onlarda bana tek bir sıkıntı vardı telefonla çok oynuyorlardı. "Sabah ilk hangi ders var biliyor musunuz ? " diye sordum. Bankta oturuyorduk zilin çalmasına 10 dakika vardı. Yaren telofununu kapatarak " İki ders matematik var" dedi matematiği hç mi sevmezdim nefret ediyordum. Üçümüz okula yeni gelen bir erkek gurubu hakkında konuşuyorduk. Yaren'in sevgilisi vardı. Asya'yla benim sevgilim yoktu. Benim pek sevgiliyle işim yoktu ama bu konu Asya'nın hoşuna gitmişti. Üçünede aynı anda yazmıştı ,kahkaha atmıştım. Zil çalmasıyla sıra olduk ve telefonlarımızı aldılar bu almalarından nefret ediyordum. Kaç gün kalmıştı şurada almasanız nolurdu yani telefonları. Bunları düşünürken çoktan sınıfa girmiştim ve dersler başlamıştı.....

Servis gelmişti servise bindim ve telefonu kapatıp cebime koydum. Dicle de beni aramıştı ama okula geldiğim için açamadım. Bu arada Dicle kim diyeceksiniz. Gewer abimin karısı. Kendisini seviyorum güzel bir kız. Okulda arkadaşlarımı görünce onların yanına gittim. 2 tane arkadaşım vardı Yaren ve Asya ikisinide çok seviyordum. Bu dönem başında geldiler okula. Kısa bir sürede iyi bir üçlü olmuştuk. Yanlarına gidince günaydın dedim onlarda bana tek bir sıkıntı vardı telefonla çok oynuyorlardı. "Sabah ilk hangi ders var biliyor musunuz ? " diye sordum. Bankta oturuyorduk zilin çalmasına 10 dakika vardı. Yaren telofununu kapatarak " İki ders matematik var" dedi matematiği hç mi sevmezdim nefret ediyordum. Üçümüz okula yeni gelen bir erkek gurubu hakkında konuşuyorduk. Yaren'in sevgilisi vardı. Asya'yla benim sevgilim yoktu. Benim pek sevgiliyle işim yoktu ama bu konu Asya'nın hoşuna gitmişti. Üçünede aynı anda yazmıştı ,kahkaha atmıştım. Zil çalmasıyla sıra olduk ve telefonlarımızı aldılar bu almalarından nefret ediyordum. Kaç gün kalmıştı şurada almasanız nolurdu yani telefonları. Bunları düşünürken çoktan sınıfa girmiştim ve dersler başlamıştı.....

Eve girebilmiştim sonunda. Evde kimse yoktu galiba. Annem büyük ihtimalle misafirliğe gitmişti. Evde tektim genelde böyle olmazdı ama neyse bunları pek düşünmüyordum. Karnım acıkmıştı normalde evde yemekle ve temizlikle uğraşan insanlar vardı. Galiba onlarda yoktu bugün bir şeyler vardı hissediyordum. Babamdan Ferzan abimden. Odama gelmiştim niye konakta yaşıyordukki normal bir ev olabilirdi. Acaba babamın ağa olmasından kaynaklanmasın biz Barut aşiretiydik.

Üstüme rahat bir şeyle giyip aşşağı indim. Mutfağa doğru yol aldım. Kendime hızlıca bir sandviç yaptım ve dama doğru yol aldım. Damı çokk seviyordum damın üstündeki gölgelik sayesinde orası gölge oluyordu. Buda Mardin sıcağını biraz hafifletiyordu. Altındaki minderlere oturp sandviçimi yedim ve dış kapının sertçe açılma sesini duydum. Hızlı bir şekilde aşşağı indim. Tanımadığım bir adamlar gelmişti. Beni görür görmez durdular. "Mirhan ağa nerede" diye sordu sinirli bir şekilde. Babam bu saatte bizim tarlalarda olurdu. " Babam genelde tarlada olur da siz kimsiniz bu ne terbiyesizlik ya, yangından mal kaçırır gibi." diye sordum. Cevap vermesine gerek kalmadan babam geldi. Derin bir oh çektim. Adam babamla konuşmak istediğini söyledi babamda kabul etti. Bende onlara çay yapmak için mutfağa gittim.

Çayları tam götürecekken mutfağa biri girdi. Bu serviste gördüğüm çocuktu. Şaşırmıştım demek ki buralıymış. Bende bir şey ister gibi bir hali vardı ve merakla ona bakıyordum. Bana bakarak "Bir bardak su verebilir misin ?" dedi. Aval aval bakıyordum. Hadi canım musluk ordaydı bardakta bu kim kandırıyordu !. "Bence kendin alabilrisin. "dedim yüzüme hala bakarken. Bu çocuğun mimikleri varmıydı. Bence yoktu. Yerinden kımıldamadı. Dayanamadım ve elimdeki tepsiyi kenara koyup ona istediğini verdim. Sadec bir yudum aldı ve kenara koyup hızlı adımlarla mutfaktan çıktı. Gerçekten garip bir havası vardı. Babamın sesiyle irkildim. Beni çağrıyordu. Tepsiyi alıp hızlıca babamın çalışma odasını götürdüm. İçeri girdiğimde o çocuk ve babası diyebileceğim benzerlikte biri vardı, belkide babasyıdı. Çayları önlerine koydum. Tam dışarı çıkacakken babamın " Kızım sen de burada bekle." dediğini duydum.

Korkmuştum o an anladım burada benimle ilgili şeyler dönüyordu. O çocuğu görmem tesadüf değildi bilerek göstermişti kendini. Bakışlarım halıdaydı. Düşüncelere dalmıştım. Hissettiğim bakışlarla kafamı kaldırdım ve o çocuk bana bakıyordu anlamıyorum ne vardı. Babam gilin konuşmasından herhangi bir şey anlamamıştım. Gelenlerin adını öğrenmiştim. Büyük olan adamın adı Ferhat Şanmirşah 'mış. Çocuğun babası ve aynı zamanda ağaymış. Benim yaşlarımdaki çocuğun adı ise Azad Baran' mış. Babasının ağalık görevini o yapıyormuş ve daha önemlisi Şanlıurfa'dan gelmeleri. Merak etmiştim onları buraya getiren neydi ve getiren şeyin babamla alakasını merak etmiştim. Konuşmalarından anladığım tek şey Ferzan abimle Şirin adında bir kız hakkında konuşmalarıydı. Abim kaç gündür ortalarda yoktu ve sebebini bilmiyordum bu da beni sinirlendiriyordu. Abimin ne halde olduğunu bilmemek ve başına kötü bir şeyin gelmiş olmamasını dilemek.

Sonunda gidebilmişlerdi. Onları kapıya kadar uğurladım. Azad denen çocuk son kez bana bakıp çıktı gözlerinde anlamadığım bir sinir vardı. Gittiklerinden emin olduktan sonra koşarak yukarı çıktım. Babamın dertli suratını gördüm. "Baba neler oluyor, onlar kimdi" diye sordum. "Ah benim güzel kızım, ah ah Ferzan abin yerinde durmamış başına iş açmış bakma sen." dedi babam hissediyordum farklı şeyler vardı. "Baba Ferzan abim urfadan başına nasıl bir iş açabilir ? " Babam bana bakıyordu. Anlamıştım bana söylemeyeceklerdi. "Peki baba inşallah bir gün banada söylersiniz." dedim. "Kızım abin bu kez pek hayrı alamet şeyler yapmamış sen canını sıkma ben halledeceğim." dedi babam. Bana söylemesi gerekseydi söylerdi zaten. "Peki babacım ben odama çıkıyorum biraz ders çalışacağım." dedim ve babama kocam sarıldım. "Hadi kolay gelsin kızım" dedi babam başımı sallayarak çıktım odadan.

Odama doğru yol aldım bu olay kafama takılmıştı. Tamam Ferzan abim başını iş açmada bir numara ama yanı bu yüzden kimsede eve gelmemişti. Hele Urfa'dan hiç gelmemişti. Ucu bana dokunmuyordur umarım. Abim beni çok severdi o bana zarar gelsin istemezdi. Odama gelmiştim. Hızlıca bir duş almıştım. Üstüme de giyinip masamın başına oturmuştum. 1 saat aralıksız çalışmıştım. Annemin geldiğini gördüm ve yanlarına gittim. Dicle yengemle gelmişti nere gittiğini anlamıştım. Dünürünü görmeye gitmişti. Yanlarına inip Dicle yengeme sarıldım. Anneme de sarıldım. İçimden gelmişti.

Oturma odasına geçmiştik. Hemen onlarada çay ikram etmiştim. Sonra yanlarından kalkıp odama geçtim. 1 saat tekrar çalıştım. 1 saatin sonunda kızlar aramıştı görüntülü onlarla sohbet ettim. Sonra aşşağı inip anneme yemekte yardım ettim. Miss gibi islim kebabı yapmıştı yanında da pilav ve salata. Mercimek çorbasını da ben yapmıştım. Sofrayı dama kurmuştum. Bizim damın üstü kapalıydı. Bu yüzden rahatça oturabiliyorduk. Yer sofrasını kurdum hemen.

Yemekleri yemeğe başlamıştık. Çok lezzetli olmuştu. "Hmmm ellerinize sağlık. Bu mercimek çorbasıda pek güzel kim yaptı acaba" dedi babam gülerek. Benim yaptığımı biliyordu. "Afiyet olsun babacımm. Sen iste ben her zaman yaparım" dedim gülerek. "Bu islim kebabı da pek güzel olmuş kim yapmış, tabiki sultanım yapmış" dedi abim. Bana bakarak. Ona yalandan sinirli bir bakış attım. Dicle engem oradan bize bakıp gülüyordu. Annemde dahil, yemekleri bitirmiştik. Yengemle biz kaldırdık. Yengem mutfağı toplarken ben de annemle babama çay götürdüm. Yengemde gelince hepimiz sohbetle çaylarımızı içtik..

Çok huzurlu hissediyordum ama bir yanım buruk. Hem Ferzan abim yok hem de Elif ablam. Evet Elif ablam üniversitede okuyor ve sadece tatillerde gelebiliyor. Onu çok özlemiştim. Bana hep abladan fazlası olmuştu. Ara sıra kavga ederdik hatta bazen çok abartırdık Ferzan abim ayırırdı bizi. Gewer abim hepimizden büyük sonra Ferzan abim ablam ve ben evin küçüğü olmanın tadını çıkarıyordum. Yengemle abim uyumaya gitmişlerdi. Hemen kalkıp babamın yanına sokuldum. Sıcacık kollarıyla sardı beni. Annem oradan bize bakıyordu. Galiba biraz kıskanmıştı. "Benim güzel kızım, minik kuşum" dedi babam. "Canım babam galiba valide sultan bizi biraz kıskandı" dedim gülerek. Babamında gülme sesleri duyuldu sonra. "Ayy ne kıskanacağım sizi ben, sarılın siz." dedi buradan kıskandığını anlamıştım. Babamda onu diğer koluyla sardı. Üçümüzde gülümsüyorduk artık. Sonra benim uykum gelince uyumaya gittim. Odama gelmiştim. Hızlıca üstümü değiştirmiştim. Pijamalarım çok tatlıydı pespembeydi. Dün akşam uyumadığım için çok uykum vardı. Yatağıma hızlıca girdim ve kendimi uykunun kollarına bıraktım...

Sesler geliyordu anlam veremiyordum. Hala uyuyormuydum yoksa bir rüyamıydı. Gelen sesle irkilerek uyandım silah sesleri geliyordu. Gözlerimin kocaman açıldığını ve tüylerimin diken diken olduğunu hissediyordum. Ferzan abimmiydi hayır o olamazdı. Abim gecenin bir yarısı böyle bir delilik yapacak insan değildi. Hemen odadan dışarı çıktım. Babam aşşağı inmişti. Pencereden baktığımda şok olmuştum. Onlardı sabah gelenlerdi. Anlayamamıştım niye gelmişlerdi ve ellerindeki silah ne içindi. Ferzan abimi gördüm yanında kız vardı. Azad'a abi demişti.

O an yıkılmıştım. Benim abim günlerdir bu kızlaydı ve kızı kaçırmıştı. Azad'ın abime öldürecek gibi baktığını gördüm ve sonra bakışları yavaşça baktığım pencereye tırmandı. Tehlikeli bir gülüş takılmıştı dudaklarına. Hemen geri çekildim. Perdeyi çekip koşar adımlarla aşşağı indim. Babam Ferhat ağa ile konuşuyordu. Adının Şirin olduğunu öğrendiğim kız ise abimin elini sıkıca tutuyordu. Annem göz yaşlarına boğulmuştu. Dicle yengem annemi tutuyordu ve babamın arkasında onu korumak istermiş gibi duran Gewer abim vardı. Benim geldiğimi kimse fark etmemişti. Babamla Ferhat ağa oturma odasına gitmişti. Sırasıyla herkes artık hepimiz odadaydık üstümdeki gecelik umrumda değildi. Annem hala ağlıyordu. Dicle yengemde bana bakıp ağlıyordu. Gewer abim beni odama götürmek için kolumdan tutmuştu ama direniyordum.

Sadece bir kelime sağır ve kör olmama yeterdi. " Yapacak bir şey yok. Töre belli berdel kararı alınacak." dediğini duydum Ferhat ağa denen adamın. Gözlerim kararmıştı. Abim son anda beni tuttu. Bayılacak gibiydim. Abim bunu yapamazdı. Bunu bana yapamazdı. " Hayır, hayır" " HAYIR BÖYLE BİR ŞEY OLMAYACAK" dedim bağırarak. " SİZ DELİRMİŞ OLMALISINIZ" abimin " Sakin ol gülüm" dediğini duydum. Onu dinlemeden Ferzan abimin üstüne yürüdüm. Göz yaşlarım tüm suratımı kaplamıştı. "Abi yapmadım de biricik kardeşime yapmadım de" dedim göğsüne vurarak. Yere bakıyordu. Yanındaki kız artık her neyse ağlamıştı. Sinirle güldüm. Bilmiyor muydu. Biliyordu gayet iyi biliyordu...…

Odama gelmiştim. Oturuyordum ve bu saçmalığın bitmesini bekliyrdum. Ben kimseyle evlenmezdim. Benim daha okulum bitmemişti. Hayır yapamazdım. Göz yaşlarım tekrar firar etmişti. Daha yeni Dicle yengem gitmişti. Ağlamıyacağıma söz vermiştim. Babam beni vermeyeceğine de söz vermişti. Ama kurallar öyleydi babam nasıl değiştirecekti. Yatağıma yattım. O kadar uykum vardı ki kolumu kaldıracak halim yoktu. Nasıl uyuyamıyacağımı bilmeden kendimi uykunun kollarına bıraktım....

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.