İçeriğe geç

Bir başına

Bölüm 7 · 4 dk okuma

Bir başına

Bölüm 7

"kimsenin canı yanmasın diyil mi o zaman yapman gereken tek şey suyu vermek." dedi Ulaş dalga geçer gibi.

"Ulaş seni kurtaran kişiyi öldürecek kadar acımasız olamazsın değil mi?"

"kes sesini be!! ver şu suyu ölmesin sevgilin." diye bana çemkiren Gizem oldu. Aras ise orada ecelini bekler gibi öylece duruyordu. Belki onu bırakıp suyu alıp kaçacağımı düşünüyordur. Ama bi söz verdim onu koruyacağım diye ve sözümde durmaya kararlıyım. Benim bu düşüncelerim Aras'ın sesiyle bölündü.

"Talia çiçeğim bana bak." ona baktım ama bir kere daha 'gözler kalbin aynasıdır.' sözüne inandım. gözleri bana yalvarıyordu. Yanıldım. O benim onu bırakıp gitmeyeceğimi o kadar iyi biliyor ki o yüzden bu bakışlar o yüzden bu sessizliği bozmama isteği.

"Tamam madem normal konuşmadan anlamıyorsun. O zaman şöyle yapalım." diyip bıçağı Aras'ın boynuna bastırdı. Birkaç damla kan firar edercesine aktı. Ve aynı anda benim birkaç damla göz yaşım...

"Suyu ver ya da sevgiline veda et." göz yaşlarım akmak istiyor. Ama bunlar hem öfkenin hem çaresizliğin göz yaşları o yüzden içimden ağlıyorum. Dik durmaya çalışıyorum.

"Birincisi Ulaş o benim sevgilim değil, ikincisi onunla sadece bir aydır tanışıyorum neden onun için hayatta kalma şansımı feda edeyim." dedim elimden geldiğince soğuk kanlılıkla.

"Blöf yapıyorsun. Çok belli etmiyorsun fakat bilmediğin benim çok iyi bir kumarbaz olduğum o yüzden bırak blöf yapmayı. Ver suyu."

"Talia o suyu verme beni haksız çıkar n'olur Talia git ve yaşa..."

"Aras üzgünüm ama seni haklı çıkaracağım."

"Talia bana söz verdin."

"Kendime de söz verdim, seni ne olursa olsun bırakmayacağım diye." Ulaş kocaman bir kahkaha attı ve konuşmaya başladı.

"Sevgili olmayan aşıklar muhabbetiniz bittiyse suyu alalım biz yolumuza gidelim."

"Az daha dur Ulaş birazdan birbirlerine ne kadar aşık olduklarını söyleyecekler ve bir klişeye daha imza atacaklar" diye araya girdi Gizem.

"Talia suyu vermezsen sen kurtulursun, suyu verirsen ikimizde ölürüz." Dedi Aras ölürsekte beraber be Aras. Bir adım Gizem'e yaklaştım ve elimdeki suyu verdim. Ulaş Aras'ı yere fırlattı 'ARAS' diye bağırarak yere attım kendimi gözlerine baktım o yeşil gözlerine çaresizlik vardı sadece. Yüzüne baktım orada ise buruk bir tebessüm. Sevinmişti çünkü onu bırakmamıştım. Üzgündü çünkü biri için gerekirse ölmeyi göze almıştım. Çaresizdi çünkü buradan kurtulma umudumuz olan suyu vermiştim. Bunlar benim hissettiklerim ama benimle aynı hissettiğine o kadar eminim ki..

"Bunu yapmamalıydın. Bunu neden yaptın?"

"Ölürsekte birlikte yaşarsakta birlikte buraya nasıl girdiysek öyle çıkacağız. Seni bıraksaydım çocukluğum ölürdü..."

"Kimse için ölmeye değmez. Bu arada Ulaş nasıl anladı bilmiyorum ama ben beni bırakıp gideceğine inanmıştım."

"Eyvallah vardır öyle yeteneklerim"

"Hadi çiçeğim yola devam edelim. Yanlış yere gitti gerizekalılar."

" Aras hala boğazın kanıyor. Sargı bezi falan bulayım da saralım bekle." hızla kalktım ama bileğimi tutan bir güç beni geri yerime iniş yapmak zorunda bıraktı.

"Aras n'apıyorsun ya sargı bezi bulacağım." dedim sinirli ve bir o kadar da tatlı olduğundan emin olduğum bir ifadeyle.

"gerek yok bak buradan yırtarım ben şimdi sen gidersin silah mı dayarlar kafana yoksa sel mi basar tüneli bilemiyorum en güvenlisi sen yanımda kal." dedi ve hırkasının kolundan yırttı.

"Ver ben sarayım sen yapamazsın görmeden."

"Veriyim ama mümkünse beni boğmadan sar." koluna sert bir yumruk geçirdim. Biraz geriye doğru sendelese de hemen toparlandı.

"Hemşire hanım eğer sardıysanız hadi yürümeye başlayalım. Daha yemek bulacağız."

"Tamam hadi gidelim." dedim dalgın bir sesle aklımdan geçen şey ise eğer suyu verseydim ve Ulaş Aras'ı yine de öldürseydi bu benim suçum olurdu çünkü Ulaş'a da Gizem'e de yardım etmek istemedi fakat ben yardım etmek zorunda bıraktım onu vicdan azabı beni bitirirdi. Yine ve yine sırtımdan bıçaklandım...

"İyisin değil mi Aras?"

"iyiyim çiçeğim iyiyim. Yıldız nerede korkmuştur hayvan."

"Yıldız iyi dur sana soramadım çiçeğim falan ne ayaksın lan sen?" Yok ya direk bilader falan deseydim şimdi omzuma bir ceket elime tespih tam mafya olurum. Süper zekayım ya niye öyle dedim ki?

"İyi olsun tabi..."dedi dalga geçer gibi.

"Çiçeğim mi?"

"Evet."

"Dünyanın en güzel çiçeği sadece benim olabilir."

"Tamam sen kararlısın bana çiçeğim demeye Aras sence buradan bir çıkış yolu bulabilecek miyiz?"

"Bulacağım Talia gerekirse yaratıcağım ama o yolu bulacağım...

"Umudun var mı hala?"

"Umutlarımız var çiçeğim umutlarımız."

"Tamam bende buradan çıkacağımıza inanıyorum ama sende bana bir söz ver ikimiz nasıl girdiysek öyle çıkacağız bu tünelden." artık inanıyorum her ne olursa olsun buradan kurtulacağız ama girerkenden farklı çünkü bedenimiz kadar ruhumuzu da yoruldu bu yolda bir fark daha var buradan çıkınca onu asla yanlız bırakmayacağım.

"Söz çiçeğim seni bırakırsam eğer beni öldürebilirsin. Ayrıca alındım doğrusu sen bana şimdiye kadar güvenmiyormuydun."

"Alıngan Aras bak beni bırakırsan öldürürüm."

"Tamam öldürürsün neyse telefonunun şarjı kaç?" yürümeye devam ediyorduk ve ben bir yandan da cebimdeki telefonumu çıkarmaya çalışıyordum.

"%89 senin kaç Aras." o da benim yaptığımın aynısını yaparak telefonunu çıkardı ve şarjına baktı.

"%71 polisi aramayı deneyelim belki hatlar açılmıştır 4-5 saat oldu nasılsa."

"Tamam o zaman ben arıyorum" telefonun şifresini girdim ve o sırada Aras konuşmaya başladı.

"9602 senin için anlamı ne?"

"9 haziran 2002 doğum tarihim..."

"tahmin etmiştim neyse hadi ara." kafamı geri telefonuma eğdim ve 112'yi tuşladım. Çaldı, çaldı, çaldı, ve açıldı.

"112 acil servis" dedi ince fakat yorulduğu sesinden belli olan bir kadın sesi.

"eevet b..ben tüneldeyim tünel çöktü arabalar yanıyor, ö..ölü insanlar yardım edin."

"Bulunduğunuz tünelin önünde ekipler çalışma halinde efendim. Lütfen sakin kalın ve bekleyin."

"Ta.. ta.. tamam." deyip telefonu kapattım Aras'ın yüzüne baktığımda yüzünde dona kalmış ve bir o kadar da komik bir ifade olduğunu gördüm. Hemen koştum ve boynuna atladım.

"Aras Aras kurtulacağız Aras bitti kurtulacağız." kendine geldi ve konuşmaya başladı.

"Ben sana demiştim, çiçeğim"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.