İçeriğe geç

Bir at ve bir kız

Bölüm 11 · 2 dk okuma

Bir at ve bir kız

Bölüm 11

Bölüm 11: Yürüyüş

Odaya çıkıp uyuduktan sonra keskin bir telefon çalmasıyla uyandım, arayan ailemdi bir babam bir annem konuşuyordu,

-sesin neden uykulu geliyor geç mi yattın?

Acaba anlamışlarmıydı gerçekten

-yooo şey yeni kalktım da ondan merak etmeyin iyiyim ben,

neredeyse 1 saat konuştuktan sonra telefonu kapattık, saat 10.00 olmuştu gerçekten de sadece 3 saat uyumuştum,

kafeye indiğimde bu sefer sadece defne vardı eda ve ezgi henüz inmemişlerdi, defneyle bir süre sohbet edip oturduktan sonra ezgi ve eda da daha sonrasında geldiler kahvaltıyı yaptıktan sonra biraz oturup konuşmaya karar verdik.

ezgi ve defne bizdeki uykusuzluğu fark etmiş olmalılar ki

“neden böyle soluk ve yorgununuz?”

Eda;

-şey dün biraz geç yattık da ondan dolayı

pek bu konunun üstünde durmak istemediğim için konuyu değiştirdim,

”bugün dersten sonra atlarla yürüyüşe çıkmaya ne dersiniz?

defne;

-güzel fikir aslında benim için uygun, kızlar?

eda ve ezgi hep bir ağızdan

“bizim için de uygun,” dediler.

en sonunda masadan kalkıp ilk derse gittik, bu seferki derste 2 engel ve koşu vardı,

ders gittikten sonra atlar zaten hazır olduğu için direkt ormana gitmeye karar verdik,( tabi önce Eilif’ten izin aldık)

yine ormanda göle kadar gidince mola verdik o sırada da atların eyerlerini çıkartıp serbest bıraktık, atlar direkt gölün içine girdiler göl eskisi kadar derin değildi sular çekilmişti.

kızlarla piknik malzemeleri almıştık, bezi serip üstünde oturduk,

atlar yaklaşık yarım saat sonra yanımıza gelip oturdu, her at kendi sahibinin yanına oturmuştu roket de dahil.

atlar su ihtiyaçlarını gölde giderdiklerini için susuzlukları gitmişti, ama aç olabilirler diye düşündüğümüz için elmalardan vermeye karar verdik,

bir yandan elimle rokete elma yedirirken de kafasını okşuyordum,

bir kaç ay öncesine kadar hiç böyle bir ortamda böyle bir an yaşayacağımı tahmin etmezdim.

Galiba böyle düşüncelere dalmıştım ki eda bana iyi olup olmadığımı sordu,

bi an kafamı silkeleyip

“iyiyim bi an dalmışım, ne konuşuyorduk?”

defne;

-henüz bir şey konuşmuyorduk, ne dersiniz kutu oyunu oynayalım mı?

hepimiz bu fikre bayılmış ve kabul etmiştik,

kutu oyununa o kadar dalmış olmalıyız ki yine zamanın nasıl geçtiğini anlamadık,

yarın eve dönecektim, hem mutlu hem de biraz üzgündüm, ailemi özlemiştim ama burada da roket vardı.

en azından bir hafta ailemi çok özledim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.