Öğleden sonra saat beşe 3 kala yani gitar dersinin sonlanmasına 3 dakika kala müzik öğretmeni öğrencilerine haftaya olan derslerine vermiş olduğu ödevleri sıkı çalışmaları için son hatırlatmasını yaptı ve ardından cana yakın gülümsemesi ile öğrencilere dönüp
"Evet gençler bu günlük bu kadar yeterli"
dediğinde öğrenciler oturdukları sandalyelerden kalkıp gitarlarını çantalarına yerleştirmeye koyuldu.
Gitarını çantasına koyarken genç kızın arkadaşı Deren yanına yaklaştı ve alçak ses tonu ve hafif gülerek "Elif kapıda beklemekten sinir topuna dönmüştür" dedi
Duru bu dediğine hafif kıkırdayarak cevapladı "Hele bu sıcakta yarım saat.."
gitar çantasını omzuna aldı "Elifin süper mega agresif modu açılmış demektir"
Genç kızlar aralarında gülüşürken öğretmenin sesi tekrar duyuldu "Herkese iyi akşamlar gençler! Bir sornaki derse hepinizi aynı bu şekil canlı görmek istiyorum" dediğinde tüm herkes gülümsemeler ile "Sizede iyi akşamlar hocam" diyerek teker teker odadan çıktı.
Kızlar arkadaşları Elifi merdivenlerin başında küçük bir not defteri ile kendisini yelleyerek onları beklediğini gördü.
Elif iki arkadaşını kendisine doğru geldiğini görünce
"Sonunda! vallahi piştim! Hayır yani bu klimalarda tam da sizi yarım saat beklediğim günde nasıl bozulabilir!" Diyerek sitem etti.
Bu haline Derenle kısa gülüşmemizin ardından Elif tekrar söze girdi
“Bu arada Durucum bu akşamı unutmadın umarım” dedi imalı imalı sırıtarak
Derin bir nefes aldım “Nasıl unutabilirim kızım…” dedim aklıma onun gözleri geldi bana nasıl baktığı bana nasıl nazik davrandığı…
“Tam iki haftadır bu akşamı bekliyorum!” Dedim ellerimi birbirine çırparak
Evet tam iki haftadır beklediğim akşam gelmişti. Bu akşam sınıf arkadaşımızın doğum günüydü ve doğum gününü şehrin en popüler kafesinde kutlamaya karar vermiş,bizleride davet etmişti. Aslında kendisiyle çok yakın değildik ve Uğurun yanıma gelip Aslının doğum gününe gelip gelemeyeceğimi sorana kadar gitmek gibi bir düşüncemde yoktu
“Salak yaa” dedi Elifle benim ortamızda yürüyen Deren koluma vurarak
“Ne be! Kızım Uğurda bu akşam orada olacak hemde bana özellikle gelip gelmeyeceğimi sordu, inanabiliyor musun!?”
“Ohoo bizimki havalara uçmuş bile” dedi Deren “…hep sen gaza getiriyorsun şu kızı gofik” dedi Elife işaret yaparak
“Sen sus bakim” Derenin kolu cimciklendi
“Ah! Elinin ağırlığına-“ Elif Dereni umursamadan onu itekleyip o ortaya geçti ve Dereni en sola attı şimdi Elif ortamızdaydı
“Sen hiiç bu kıvırcık kafayı umursama” sanki sır veriyormuş gibi eğildi ama sesli bir şekilde “Enes akşam olmayacağı için morali bozuk onun ondan bu huysuz babaanne tripleri” dediğinde bir kahkaha patlattım
Deren ise Elifin koluna sert bir şekilde vurarak “Köpek! Ne biçim arkadaşsın sen ya çiyan!”
“Hııı çok konuşma rezil ,kepaze” tiktok replikleriyle birbirleriyle atışmaya başlayan arkadaşlarımla birlikte evimin önüne geldiğimizi fark ettim
“Ay bir susun!” Diyerek evin önünde durunca onlarda durdu
“Şimdi o zaman ben konuştuğumuz gibi kot şortumu giyiyorum üstüne de beyaz tişörtüm vee…”
“Vee akşam soğuk olursa diye üstüne o kısa kot ceketini alıyorsun” diye tamamladı Elif
“En önemlisi de bol bol takı bebito” dedi deren göz kırparak
“Aayy çok heyecanlıyıımm” dedim sessiz bir çığlıkla kızlarsa bu halime kıkırdadılar
“Hadi daha fazla oyalanma altı buçuk gibi burda oluruz” dedi Elif kıkırtılarının arasından
“Okeeyy hadi bayyss” ben zıplayarak apartmana girerken kızların son konuşmalarına şahit olup bende kıkırdadım
“Merak etme aşkısı Kaan’dan Enes’i görüntülü ararız en azından kombinin boşa gitmez”
O cümleden sonra duyduğum son şey Derenin sabır çekmeleriydi. Ben zıplayarak merdiveni çıkararken bir yandan da sırt çantamı önüme alarak hangi bölmeye fırlattığımı hatırlamadığım anahtarı arıyordum. Sonunda bulduğumda kapının önüne gelmiştim kilidi açarak eve girdiğimde burnuma mis gibi yemek kokuları gelmişti hemen mutfağa sıçradım annem bir güzel yemekler yapmıştı. Yemeği düşündüm ama göbeğim şişerdi şuan hiç uğraşamam onla diyerek mutfaktan hüzünle geri çıktım.
Odama geçtiğimde çantamı bir kenara fırlatarak altı gün öncesinden hazırladığım (ALTI GÜN) kombinimi hemen üzerime geçirmeye başladım.
Çekmeceden maşamı çıkarıp hemen aynanın önüne geçtim ve buklelerimi yapmaya başladım
“İnşallah uzun süre dayanırsınız ya” dedim dudaklarımı bükerek
Ben saçlarımı bitirip makyajımıda tam hallettiğimde saat altıyı kırk iki geçiyordu kızları bir tık aşağıda bekletmiş olabilirim ama sorun yok sıkıntı yok
Kendimi parfüm banyosuna boğduktan sonra hızlıca kol çantama ihtiyacım olan her şeyi sığdırdıktan sonra dağınık odama hüzünle bakıp “Söz veriyorum annecim gelince toplayacağım bir güzel burayı” dedim annemin duymadığını ama görünce ne kadar sinirleneceğini bilerek
Dış kapıyı kapattığım gibi merdivenleri hızlıca ikişer ikişer indim ve apartmandan da çıktım. Kapının açılma sesiyle ben tarafına dönen kızlar
“Şüküür!” Çektiler
“Ay ne var şunun şurasında 10 dakika beklediniz” dedim minnoş olduğunu düşündüğüm tavrımla
“En sonunda yukarıya çıkıcaktım kızım 8 dakikaya geliyor otobüs”
“Ay tamam hadi hemen gidelim” dedim ve hızla durağa doğru yürümeye başladık
“Olmuş muyum kızlar makyajım saçım felan okey midir”
“Tabiki kızım bal dök yalasın şuann” dedi Deren havadan öpücük atarak
“Şahsen ben Uğur olsam senin dibinden bir dakika ayrılmazdım” dedi Elif imalı imalı
“Yaa kızlaarr yerim sizii sizde çok güsel olmuşsunuzz” Deren kırmızı Elif ise siyah üst alt olarakta benim gibi kot şort giymişlerdi yanlarına da yine kot ceketlerini almışlardı
Hızlı hızlı durağa vardığımız da tam soluklanacakken otobüs yanımızda durmuştu bile
“Tam vaktinde geldik he” dedim nefes nefese
Kartlarımızı okutup üçlü koltuklara oturduk bi on beş dakika süren yolculuktan sonra ise otobüsten geri indik ve tekrar bi 10 dakikaya kafenin önündeydik
“Bana şimdiden heyecan bastı ya” dedim tam kapıdan girerken
“Relax ol biraz kızım hemen yüzün kızarmasın” dedi Deren uyarırcasına
İçeri girdiğimizde sağ sola dağılmış olan sınıf arkadaşlarımı ve tek tük farklı simaları gördüm. Kızlarla boş olan masaya doğru yöneldiğimizde Aslının sesi yükseldi
“Aaa kızlar gelmişsiniz!”
Aslı pembe çok tatlı bir Pinterest elbisesi giymiş makyajını da elbisesine göre pembe yapmış ve kumral saçlarını bukleler haline getirip prenses tacı takmıştı
“Hoş geldiniz, çok sevindim gelmenize” dedi gülümseyerek
“Hoş buldukk” dedik hep bir ağızdan
“Siz böyle oturun ben yine uğrarım yanınıza”
Dedi ve havadan öpücük atarak yanımızdan ayrıldı bizde masaya oturduk
“Ben bu kıza tam ısındım diyorum bir gıcık geliyor sonra bir bakıyorum tatlı geliyor garip gurup bir şey” dedi Elif anlamalandırmaya çalışır gibi
“Evet bu arada bir şeyler oturmuyor abi bu kızda” dedi Deren Aslının olduğu tarafa bakarak
“Samimi hissettirmiyor ama tatlı olmuş bu arada”
“Aynen aynen elbisesi güzelmiş” dedi Elif beni onaylayarak
“Neyse ben bir lavaboya gideceğim. Geliyor musunuz?” Dedim masadan kalkarak
“Ay geliyorum” dedi Deren kalkarak ardından Elif de kalktı
“Ben gelmeyeceğim bahçe kısmında Kaan’ı gördüm yanına gideceğim, sizde gelirsiniz çıkınca” dedi biz onaylayıp lavabo kısmına yöneldiğimizde Elifte bahçeye çıkmıştı
Lavaboya girip dudak kombomu tazeledim ve çantama rujumu geri koyarken dudak kalemini süren Derene bakarak
“Kanka ya bugün böyle içimde tarif edemediğim bir his var” dedim
Deren aynadaki yansımamla göz göze geldi sonra yasımadan kapıları açık boş kabinlere göz attı
“Uğurla en uzun yan yana geçirebileceğin bir gün olduğu için olabilir mi kuşum?”
Nefes verdim “Hayır öyle değil yani evet o konuda çok heyecanlıyım ama sanki bir terslik olacakmış gibi hissediyorum…bilmiyorum ya”
Deren dudak kaleminin kapağını kapatıp bana döndü “Aşkım iki haftadır beklemenin sonunda bu akşamın içinde olduğun içindir kendi kendine moralini bozma bu akşam çok güzel olacak inan bana” dedi sıcak gülümsemesiyle
Bende ona gülümsedim. Üzerlerimizi düzeltip lavabodan çıktığımızda kafenin içerisi bomboştu
“Herkes bahçeye çıktı herhalde” dedim Derene
Oda “Hadi bizde çıkalım” dedi ve bahçe kapısına yöneldik
Bahçeye çıktığımızda karşımızda Deren arkasında iyi doğdunlu bir pankart asılı arkaplanıyla önünde ise uzun uzadıya bir sürü kek, börek gibi yemeklerin olduğu bir masanın ortasında ellerini birbirine kavuşturmuş heyecanla bekliyordu
“Elif nerde, onun yanına gidelim” dediğinde Deren kalabalığın içindeki bir el dikkatimi çekti o kişi bize yerini belli etmeye çalışan Elifti
“Heh şurda gel” dedim ve Elifin yanına gittik
“Hızlı geçilmiş üfleme kısmına” dedi Deren Aslı’ya işaret ederek
Elif omuz silkti “Akşama bir sürü etkinlik hazırlamış o yüzden…” Elif eliyle tırnak işareti yaptı “bu sıkıcı kısmı hemen geçmek istiyormuş”
Deren ve ben göz devirdiğimizde iyiki doğdun Aslı diye sesler yükselmeye başlamıştı kalabalıktan. Arkamızı döndüğümüzde bir garson bahçe kapısından üç katlı büyük bir pastayla çıkmıştı
“Vaay pastada güzelmiş he” Diyince Deren Elifle kıkırdadık
“Ne ya ben pasta yemek için geldim buraya
herhalde” dedi komik bir surat ifadesiyle
Elifle Derene gülerken “Dilek tut!” Diyen sesle yine odağımız doğum günü kızına döndü
Aslı kısa bir anlık gözlerini kapattı ve geri açıp pastadaki tüm mumları üfledi ardından herkes alkışladı çoğu kişi Aslıyla fotoğraf çekilip instagram hikayelerinde paylaştıktan sonra pop müzikler açılıp herkes kendi halinde eğlemeye devam etti.
Bizde kızlarla içeceklerimizi ve pastalarımızı alıp bulduğumuz boş puf minderlere oturduk
“Uğuru hiç gördünüz mü ya” dedim içeceğimden bir yudum alarak. Neredeyse bir saat olmuştu buraya geleli ama onu hiç görmemiştim
“Görmedim de Kaan benim yanımdan Uğura bakmak için ayrılmıştı, buralarda yani merak etme” dedi göz kırparak
Elif öyle diyince bende keyiflendim hemen
“Şuna bak şuna nasıl sırıtıyor” Derenin bana laf atmasıyla sırıtmam kıkırdamalara dönüştü
“Ooo kızlar bizsiz başlamışsınız” gelen sese baktığımızda ellerindeki pasta tabaklarıyla Kaan ve Uğur yanımızda bitmişlerdi
“Asıl siz nerelerdesiniz” dedi Elif tek kaşını kaldırarak “Uğura bakıcam diye gittin bir daha da gelmedin”
Kaan Elifin yanındaki puf mindere oturdu “Bizimkilerin yanındaydık ya sohbet muhabbet öyle gelemedik” dedi ve pastasından yemeğe başladı
Uğursa -şans eseri felan değil baya biz ayarladık- benim yanımdaki boş puf mindere oturdu
“Hıı anladım” dedi Elif
“Bozuldun mu sen?” Dedi Kaan Elife dönerek
“Yok niye bozulayım” diyince Kaan kafasını anladım anlamında sallayarak pastasını yemeye devam etti.
Hiç umrunda olmamıştı oysa Elif bozulmuştu çünkü aralarındaki şey biraz garipti. Kaan bir çok iyi davranıyor bir görmezden geliyordu Elifi ama hep aynı noktada kaldılar tam 3 aydır flörtler. Kaan Elife ne bir çıkma teklifi etti nede daha ciddi bir noktaya taşındı ilişkileri ama Elifte bir türlü koparmıyordu ondan seviyordu işte yada takıntı yapmıştı…
Benimse tüm odağım şuan sadece Uğurdu. Yanıma oturduktan sonra bana döndü
“Gelmezsin sanıyordum” dediğinde gülümsedim
“Gelmeyecektim ama sonradan fikrim değişti”
Kararan havayla birlikte bahçedeki loş ışıklar açılmıştı ve Uğurun koyu gözlerini parıldatıyordular. Ben onun bana gülümseyen suratında kaybolurken o tekrar dudaklarını araladı
“İyiki gelmişsin” dediğinde ise artık kalbimin ne kadar hızlı attığını takip edemeyecek hale gelmiştim,midemdeki kelebekler depar atmaya başlamış yanaklarıma çıkan sıcaklık artmıştı . Allahtan allığım vardı yoksa her şey ortaya çıkardı
“Bende çok sevmem böyle ortamları siz olunca daha bir çekilir geldi banada” dedi Uğur gözlerimin içine içine bakarak ve beni bile isteyerek mahvediyormuşçasına
Dediği şeyle resmen ayaklarım yerden kesilmiş gibi hissettim o kadar mayhoş hissediyordum ki resmen benim için geldiğini söylüyordu alttan alttan. Ben Uğurun gözlerinde tekrar ve tekrar kaybolurken Kaan lafa girdi
“Evet ya” dedi kolunu Elifin omzuna atarak “Elif geleceğini söylemeseydi gelmezdim bende”
“Aynen, senin kimin için geldiğin çok belli” dedi Elif ve tabağını ortada duran küçük sehpaya bırakarak hızla ayaklanıp uzaklaşmaya başladı
“Noldu ya şimdi” dedi Kaan anlam veremeyip Elifin arkasından bön bön bakarken
Sonrasındaysa oda Elifin arkasından ayaklanıp peşine takıldı. Uğurda tabağını sehpaya koydu ve oda ayaklandı
“Bende bir lavaboya kadar gidip geleceğim”
“Tamamdır biz buradayız” dedim otuz iki diş sırıtırken
Uğur kafeye yöneldiğinde ve bizi duyamayacak kadar uzaklaştığına emin olduktan sonra Derene döndüm
“Kankaa yelle beni yelle aşırı sıcak bastı”
Deren beni yellerken resmen kahkaha patlatmıştı “Salak insan çocuk bir gülümsedi diye dibin düşüyor”
Direkt ciddileştim “Yaa duymadın mı resmen senin için geldim demeye getirdi” tek kaşım havaya kalktı “yoksa ben gayipten sesler duymaya mı başladım?”
Deren ellerini indirdi “Valla aşıkından beynin eridiği için mümkün böyle bir şey ama ne kadar çoğul konuşsada sana bakarak söylemesi normal değildii”
“Kankaa bayılıcam şimdi buraya varya fena oldum” dedim saçlarımı geriye atarak
“Elifler ne konuşuyor acaba” diyince Deren peri masalımdan tekrar gerçekliğe döndüm
“Evet ya çok saçma salak davranmaya başladı şu Kaan” dediğimde Deren bana inanamayan gözlerle baktı
“Başından beri böyleydi bu çocuk kaç kere dil döktüm size anlamadınız”
“Off bilmiyorum ama bir kritik geçmemiz lazım baksana gözünün önünde kızın modu düştü hiç umru olmadı”
“Hıı pastasını yedi bok boğaz” Yarıla yarıla gülerken bir gürültünün kopmasıyla duraksadık
“Noluyor ya?” Dedim çatılan kaşlarımla ve Derenle ayaklandık
Bahçenin sol tarafına baktığımızda bir kalabalığın toplandığını gördük ama bağırış çığırışlar bunun bir kavga olduğunu gösteriyordu kalabalığa doğru yöneldiğimizde
Deren “Ne alaka kavga şuan ya?” Dedi anlamayarak
“Bilmiyorum ama Eliflerde bu taraftaydı Deren” Dediğimde kalabalığa ulaşmıştık
Yerde iki kişi birbirini yumrukluyordu ama kim oldukları anlaşılmıyordu.Yerdekilerin kim olduğunu anlamak için biraz daha yaklaştığımızda gözlerim fal taşı gibi açıldı
“Uğur!” Şok içinde yerde yatan yüzü kan içinde olan Uğura baka kaldım
Onu bu hale getiren ve üstünde olan kişiyi ise Kaan zar zor üzerinden almıştı
“Kalk artık orospu çocuğu!” Diyen Kaan hızla çocuğu ittirmişti
Sarsılan çocuk kafasını kaldırdığında o simayı hemen tanımıştım,o kişi
Kaya Açıkgöz’dü
O kadar depdebeye rağmen ne terlemiş nede zorlanmış gibiydi hatta sanki Kaan onu Uğurun üstünden almamış o kendi isteğiyle kalkmış gibi görünüyordu ve kesinlikle Uğura göre daha iyi durumdaydı sadece kaşı patlamıştı
Burnunu acıyla tutan ve yanında onunla ilgilenen Kaan’la Uğura son kez bi bakış attı ve kalabalığın arasından çıkmaya yeltendi.
O sırada saniyelik gözlerimiz birbirini buldu Kaya ile ama o saniyelik bakışmada öylesine sert ve donuktu ki gözlerinin elası olduğum yerde titretmişti beni. Yanımdan geçip giderken arkasından bakakaldım. Nedendir bilmem tek odağım o olmuştu o an
Elifin “Kızlar!” Diyerek yanımızda bitmesiyle uğuldayan sesler netleşti yavaşça
“Elif iyisin demi arada felan kalmadın?” Derenin sorusuyla odağımı kızlara getirdim
“Yok yok zaten sesleri sonradan duyduk bende şimdi sizin yanınıza geliyordum ” dedi Elif nefes nefese sonra üçümüzde Kaan’la Uğura döndük. Kaan Uğuru kolundan tutup kaldırmış yanımıza gelmişlerdi
Kaan Kayanın çıktığı yöne bakıp “Siktiğiminin bok çuvalı” diyerek tısladı
“Dur yavaş ol kötü gözüküyor hastaneye götürelim” dedi Elif Kaan’a doğru bir adım atarak
“Tamam hadi” dediğinde Kaan, Uğur sertçe kolunu Kaan’dan kurtardı
“Ya bırak sikerim hastaneni o götveren elini kolunu sallayarak nasıl çıkar burda-ahh!” Tekrar burnu sızlayan Uğur acıyla burnunu tuttu
Endişeyle Uğura doğru bir adım attım “Uğur olmaz böyle belli ki burnunda ağır hasar var baktıralım”
Kafasını kaldırıp bana baktığında orda daha önce hiç tanışmadığım bir Uğuru gördüm “Gerek yok!” Dedi sertçe ve yanımızdan hızla geçerken “gelmeyin peşimden de!” Diye bağırdı
Olduğum yerde kalakaldım onu hiç bu kadar öfkeli ve gözü dönmüş görmemiştim o hep nazikti hep iyiydi. Gözleri güneş gibiydi baktığında sana ısıtırdı seni şimdiyse üşütmüyordu bile taşa dönmüş gibi kaskatı kesmişti beni
Kafeye giren Uğurun arkasından “Off neyin inadı bu ya!” Diye bağıran da Kaandı
“Çatlak felan varsa ve beklerse kötüye gider” dedim çaresizce Uğurun arkasından bakarken
Kaansa bana döndü “Yapacak bir şey yok inadım inat adam”
“İyide Kayanın burda ne işi var? Bırak davet edilmeyi bugün böyle bir şeyin yapılacağından dahi haberi yoktur”
Evet Kayanın burda ne işi vardı ki aylardır etrafta gözükmeyen bu çocuk şimdi niye bir anda böyle bir günde ortaya çıkmıştı ki?
“Ne bileyim esmiş kafasına gelmiş işi gücü huzursuzluk çıkarmak şerefsizin ” dedi Kaan sonra Elife döndü
“Neyse gelin geçelim biz gelir Uğurda geri zaten”
“İyi geçelim madem ne dersiniz kızlar” Diye soran Elife Deren
“Geçelim ya benlik sıkıntı değil” dediğinde kızlara döndüm
“Ben bir lavaboya gidip geleceğim siz geçin” dedim ve hızla kafeye yöneldim. Biliyordum bunu yapmamalıydım şuan çok sinirliydi ve kalbimi kırabilirdi ama ben bunların hiç birini şuan önemsemek istemiyordum sadece onun yanında olmak istiyordum.
Kafenin içerisine girdiğimde Uğur çıkış kapısının ordan çıkıyordu. Onu yalnız bırakmamalıyım diye düşünerek hızla bende çıkışa yöneldim. Sokağa çıktığımda Uğur çoktan karşı kaldırma geçmiş hızlı hızlı yürüyordu bende hemen arkasından adımlamaya başladım. Nereye gidiyordu ki, Kayanın peşinden mi gidiyordu acaba?
“Umarım öyle bir şey yapmıyorsundur Uğur”
Öyle bir şey yapsada bir şekilde engel olmalıydım hatta hastaneye gitmeye de ikna etmeliydim onu. Ancak o kadar uzağımda kalıyor ve hızlı yürüyordu ki bağırsam bile duymayabilirdi o yüzden adımlarımı olabildiğince hızlandırdım.
Biz yürüdükçe etraftaki kafeler azalmaya, ışıkları açık evlerin yerini karanlık sessiz evlerin almasıyla bir tık gerildiğimi hissettim
“Kesinlikle Kayanın peşinden gidiyor”
Tam Uğura seslenecekken Uğur sol taraftaki bir ara sokağa girdi onu kaybederim korkusuyla koşar adımlarla ilerledim ve bende ara sokağa girdim
Ancak ara sokağa girdiğimde Uğur yoktu. Kaşlarım çatıldı şimdi bu sokağa girmişti nerde olabilir ki?
Sokaktan çıt sesi dahi gelmiyordu kendi aldığım nefesten bile çekiniyordum şuan.
Bir kaç korkak adımlar attım kalbimin atışını kulaklarımda hissederken. En sonunda tüm cesaretimi topladığımı düşünerek kurumuş dudağımı ıslatıp ağzımı araladım
“Uğu-!”
O an bir el ağzımı kapadı bir diğer el ise belime dolandı. Ben ne olduğunu anlamadan daha korkumu hissedip çığlığımı atamadan sertçe duvara itildim ve soğuk duvarı tenimde hissettim. Refleksle kapadığım gözlerimi açtığımda karşımda bana bakan o donuk ela gözlerle karşılaştığımda elim ayağımın boşaldığını hissettim ve nasıl bir durumun içinde girdiğimin daha farkında dahi değildim.