İçeriğe geç

Bir Adım Uzakta

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Bir Adım Uzakta

Bölüm 2

Bölüm 2- Sessiz Dalga

Serkan’ın sınıfa gelişi, ilk bakışta sıradan bir değişiklik gibiydi. Ama Lara bunu öyle görmedi. O, küçük detayları fark edenlerdendi. Duru’nun Serkan’a bakarken hafifçe dudaklarını büzüşü, Leyla’nın her teneffüs onun oturduğu sıraya göz ucuyla bakışı, Kaan’ın Serkan’ı sınıfa tanıştırırken abartılı cümleleri… Her biri, Lara’nın kafasında yankılanan küçük çanlar gibiydi. Öğle arasında, okulun arka bahçesinde her zamanki bankta oturmuşlardı. Leyla, yanındaki cips paketinden bir parça alıp Duru’ya uzattı. “Bu çocuk… Serkan,” dedi Duru, hiç cipsi almayıp gözlerini sınıfa çıkan kapıya dikerek. “Fena değil ha.” Leyla gülümseyerek yanıtladı, “Konuşmadık bile daha doğru düzgün.” “Gerek yok ki. Bazen bakmak yetiyor,” diye ekledi Duru, çenesini hafif yukarı kaldırarak. Lara sessiz kaldı. İçinde tanımlayamadığı bir rahatsızlık vardı. Serkan’ın gelişiyle ilgili değildi bu; daha çok, konuşmaların yönüyle ilgiliydi. Henüz tanımadıkları biri üzerine bu kadar hevesle konuşulması ona yapay geliyordu. Ve biraz da… fazla hızlı. “Belki de normal bir çocuktur,” dedi Lara, sesi duygusuzdu. “Abartmayın hemen.” Tam o sırada Arda, Kaan ve Serkan üçlüsü bahçeye çıktı. Kaan’ın kahkahası uzaktan bile duyuluyordu. “Oha,” dedi Leyla alçak sesle. “Buraya mı geliyorlar?” Gerçekten de geliyorlardı. Üçü de neşeliydi ama özellikle Kaan, eğlenceli bir şey anlatıyor gibiydi. Arda ise onları takip ederken gözü Lara’nın grubuna takıldı. Serkan da o yöne döndü, kısa ama dikkatli bir bakış attı. “Merhaba,” dedi Kaan, grubun yanına gelince. “Rahatsız etmiyoruz, değil mi?” Duru hemen kıvrak bir gülümsemeyle, “Etmediniz, zaten sıkılmıştık,” dedi. “Biz oyun oynuyorduk aslında,” dedi Arda. “Doğruluk mu cesaret mi? Katılır mısınız?” Leyla heyecanlandı. “Ben varım!” Duru, Leyla’ya bakıp kaşlarını kaldırdı. “Hadi bakalım,” dedi. Lara, gönülsüz gibi görünse de, bir anda “Ben de oynarım,” diyerek katıldı. İçinden “Kimseye geri adım attığımı göstermem,” diye geçirmişti. Serkan onun bu çıkışını fark etmişti sanki. Hafifçe gülümsedi, bir şey demedi. Oyun başlamıştı. “Leyla, doğruluk mu cesaret mi?” dedi Arda. “Doğruluk,” dedi Leyla düşünmeden. “Geçen ayki sevgilinden sonra kimle konuşuyorsun şu an?” diye sordu Kaan alaycı bir ifadeyle. Leyla bir an durdu. Gülümsedi ama biraz yüzü kızarmıştı. “Kimseyle. Sözde,” dedi. Duru hafifçe güldü. “Leyla’nın ilişkileri mevsimlik.” “Çok komiksin,” dedi Leyla, ama o da kahkahasına engel olamadı. Sonra sıra Duru’ya geldi. Bu sefer cesaret seçti. Serkan’a gidip “Şu an senden hoşlanan biri olduğunu biliyor musun?” diye sorması istendi. Duru, “Çocuk daha yeni geldi, korkacak bizden,” dedi ama hemen ayağa kalktı ve Serkan’ın önüne giderek söyledi: “Şu an senden hoşlanan biri olduğunu biliyor musun?” Serkan şaşırmış gibiydi ama bozuntuya vermedi. “Tahminim vardı,” dedi sadece, gözlerini kaçırmadan. Lara içten içe huzursuzlandı. Kime söylediğini bilmiyordu ama kendini garip hissetmişti. Oyun bittiğinde güneş yavaş yavaş batmaya başlamıştı. Günlük neşeli kahkahalarla geçse de Lara’nın içinde belirsiz bir dalga kıpırdanıyordu. Göz ucuyla Serkan’a baktı. O an Serkan da dönüp ona baktı. Göz göze geldiler. Bir saniye sürdü sadece. Ama Lara için fazlasıyla uzundu. Güneş, okul bahçesindeki ağaçların arasından süzülüyor, uzun gölgeler yaratıyordu. Arda, yerde kalan cips poşetini buruşturup çantasına atarken, “Yarın da şu basket potasının orada toplanalım mı? Serkan sen oynar mısın?” diye sordu. Serkan omuz silkti. “Oynarım da… rezil olurum büyük ihtimal.” Kaan güldü. “Biz zaten ciddi oynamıyoruz ki, yeter ki elin top tutsun.” Duru hemen atladı. “Ben de izlerim, sporcu gibi duruyorsun zaten.” Leyla da katkı sağladı: “Lara çok iyi pas verir, geçen beden dersinde fark ettim.” Lara bir an duraksadı, sonra hafifçe başını eğdi. “Eskiden okul takımındaydım… ama artık pek oynamıyorum.” Serkan ilgilenmişti. “Gerçekten mi? O zaman yarın sen bana öğretirsin, olur mu?” Lara gülümsedi, biraz çekingen ama içten. “Yani… elimden geleni yaparım.” İlk kez o anda Serkan’la konuşurken kendini rahat hissetti. Belki Duru’nun dikkat çekici tavırları, Leyla’nın gölgede kalan ilgisi arasında onunki daha sade kalıyordu ama… doğal olan da bu değil miydi zaten? “Sen çok şey birisin,” dedi Serkan aniden, Lara’ya dönerek. “Nasıl desem… sessiz ama fark ediliyorsun.” Lara şaşırdı. “Yani… teşekkür ederim, sanırım?” “Ciddiyim,” dedi Serkan. “Bazı insanlar ortalığı gürültüyle doldurur, bazılarıysa sessizken bile yer kaplar. Sen ikincisisin.” Duru o anda ayağa kalktı. “Yani bana da gürültülü diyorsun?” diyerek şaka yollu Serkan’a dirseğini uzattı. Ama Lara, o küçük anda Serkan’ın bakışlarının yeniden kendisine döndüğünü fark etti. “Sen dikkat çekmeyi seviyorsun,” dedi Serkan gülümseyerek. “Bu bir özellik.” Lara içten içe bir şeylerin hafifçe kaydığını hissetti. Bu sadece birkaç kelimeydi belki ama Duru’nun enerjisinin arasından sıyrılan bu küçük an, onun kalbinde yankılandı. İlk defa biri, o çabasız sessizliğini övmüştü. O an Leyla sessizce, Lara’nın yanına sokuldu. “Güzel konuştunuz,” diye fısıldadı. “Hoşlandın mı?” Lara gözlerini devirdi. “Saçmalama. Daha dün tanıştık.” “İlk izlenim dediğin ne için var?” dedi Leyla gülerek. Grup yavaş yavaş dağılırken, Duru Lara’ya döndü. “Yarın geliyorsun değil mi? Basket işi ciddi. Hep birlikte takılırız.” Lara başını salladı. “Gelirim. Ama önce ödevler…” Kaan araya girdi. “Lara hep çalışkan. Kopya almazsak şaşırırım.” “Alamazsınız da zaten,” dedi Lara kendinden emin bir şekilde. “Ama yardım ederim belki.” Arda kahkahayı bastı. “Yani yine bize kaldı her şey…” O anlarda bir yandan şakalar, bir yandan da bilinmeyen hisler havada dolanıyordu. Lara yürürken bir an geriye dönüp Serkan’a baktı. O da aynı anda bakıyordu. Yine aynı şey olmuştu. Göz göze… Yine bir saniyelik bir zaman… ama Lara’nın kalbinde yankılanan, dakikaları aşan bir anlam. İçinden geçirdi: “Bu sadece başlangıç. Bir şeylerin… sessizce yaklaşan bir şeyin.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.