Asuman korkmaz 27 yaşında Yüzbaşıyım. Spor yapmaya, müzik dinlemeye ve yürüyüş yapmaya bayılırımm. Kumral rengi düz saçlı, ela gözlü 170 boylarında bir kadınım. ailem demeye bin şahit isteyen kişiler ben asker olunca beni istemediler bende şuan yalnız yaşıyorum Hikayeye geçiyorum " Heval başgan seni çağırıyor" dedi itlerden birisi " Geliyorum ne diyir başgan" dedim bozuk bir Türkçeyle " Bilmirem gidince görürsün " deyip gitti. Bir buçuk yıldır bu itlerin içindeydim güvenlerini kazanmam zor olmuştu ama sonunda başarmıştım. Başkan bana çok güveniyordu. Bana olan zaafını fark ettiğimde bunu kullanmaktan hiç çekinmedim. Şuan ise en iyi adamlarından biriydim herşeyden önceden haberim olup suikastları engelliyordum yakalanmamıştım ama her an yapabilirim başkanı daha fazla bekletmeden gitmeye başladım. Başkan beni görür görmez hemen konuşmaya başladı " Gel hevalım. Kampta bir hein olduğundan şüpheleniyorum. Onu bana bulup getiresin " dedi " Tamamdır başgan ben gideyimde şu heini bulup gelem" dedim. Başkan denen it sırıp kafasını salladı. Hay senin ağzına..... Diye içimden geçirdim ite gülümseyip kendi çadırıma geçtim. Sakladığım gizli telsizi alıp karargaha bağlandım. Telsizi açan ere beni albaya bağlamasını söyleyip bekledim. Bir iki dakika sonra albaya bağlanınca tekmil verdim " YüzbaşınAsuman korkmaz Hatay! Emret komutanım" " Noldu yüzbaşı?" " Komutanım hain olduğundan şüpheleniyorlar sürem kısıtlı belgeler ve flahs elimde" " Anladım kızım bir saate kadar tim gönderiyorum onlarla gelirsin " " Tamamdır komutanım" dememe kalmadan telsizi yüzüme kapatmıştı. Şu albaylardaki hava gökyüzünde yoktu. Aradan bir saat geçmişti ve tim gelmişti. Şuan çatışıyorduk ama ben sıkıyormuş gibi yapıp boşa sıkıyordum. Başkan itini yakalamışlardı. Bende kaçıyormuş gibi yaparak askerlerin dikkatini çekmeyi başarmıştım. Timden birisi konuşmaya başladı
"Komutanım bir tane it kaçıyor paket edeyimmi?" Diyerek yarı alayla konuştu. Komutanı cevap verdi " Tıck o benim aslanım" dedi. Ben hala kaçıyormuş gibi yapıyordum ki bacağımda bir sızı hissettim komutanları bacağıma sıkmıştı. Olduğum yerde kaldım. İki asker gelip beni kollarımdan tutarak sürüklemeye başladı. İçimden hepsine sövüyordum. Helikoptere bindirdiler. Bide ters kelepçe yemiştim hay ben böyle işin içine edeyim amk. Başkan itiyle ben yerde oturuyordum. Askerler kendi aralarında konuşmaya başladılar. Bende onları dinliyordum " Ee komutanım yokmu bize bir yenge?" Bu konuşan timin en küçüğüydü galiba. Komutan bozuntusu konuşmaya başladı " Yok size yenge falan" dedi. Başka biri konuşmaya başladı " Komutanım zaten çekilmiyorsunuz yaşlanınca hiç çekilmezsiniz Allah yengemize yardım etsin" timin en zeyzeğiydi galiba bu dediğine herkes güldü tabiki gıcık komutan dışında " Uğraşmayın benim kardeşimle. Komutanımıza laf atacağınıza kendiniz bulsaydınız " bunuda gurubun en büyüğü söylemiştik galiba. İçlerinden bi asker sürekli bana bakıyordu ve konuşmuyordu. Ne bakıyon kardeşim açıkta biseymi var demek geldi içimden ama kendimi tuttum. Onun yerine kafamı sallayarak hayırdır kardeş demeye çalıştım. İki saattir bana bakan asker komutanına dönerek konuşmaya başladı " Komutanım şu itin peçesini açmamışız açalımmı?" Dedi. Komutanı ise " Ben açarım aslanım rahat ol sen" diyip yanima gelmeye başladı. Peçemi açmak eğildiğinde göz göze gelmiştik. O an bende şimşekler çalmıştı. Kalbim neden hızlı atıyordu ki. Be bu değildim kendime gelip boş boş komutan bozuntusuna bakmaya başladım. Oda peçemi açtı. Şok olmuş gözlerle bana bakıyordu. Kadın olmamı beklemiyordu heralde timde şok olmuş şekilde bana bakıyordu. Komutan tekrar yerine geçip eski halini almıştı. Timin gevezezi tekrar konuşmaya başladı ama bu sefer bana bakarak " Sen utanmıyormusun bu itlerle is birliği yapmaktan biz siz rahat rahat gezin dolaşın eğlenin diye can veriyoruz ama siz vatanınıza ihanet ediyorsunuz. Ben anlamıyorum bi insan vatanına ihanet edecek kadar nasıl gözünü nefret bürüyor? Bu nefretin kime? Niye? " Dedi. gerçekten çok haklıydı diyecek sözüm yoktu. Komutan gözlerimin içine bakıp konuşmaya başladı " Bırak aslanım şu iti zaten hak ettiği yeri bulacak" dedi. Bende dayanamayarak " Bencede herkes hak ettiği yeri bulacak" dedim. Deminki çocuk tekrar konuşmaya başladı " İnsanda biraz utanma olur ama görüyorum ki sende oda kalmamış" dedi. " Utanacak bir şey yapmadım" dedim. Komutanları tam konuşacakken pilot iniş için izin istedi komutanda izni verdi. İki asker beni götürurken diger iki askerde başkan itini götürüyordu. Askerler beni kollarımdan fırlattılar bacağım yaralı olduğu için yere düştüm. Komutan öne çıkıp tekmil verdi " Binbaşı karan bozkurt Sivas! Görev başarıyla tamamlanmıştır komutanım" dedi daha sonra digerlide tekmil verdi diğerlerinin rütbesi benden düşüktü. İçimden buna güldüm eee bana yapılanlar karşılıksız bırakmam nede olsa. Albay bana dönüp baktı, bende konusmaya başladım " Valla askerlerin hiç misafirperver değillerdi" dedim. Tim ve Karargahın bahçesinde olan birkaç kişi bize hayretle bakıyordu çünkü hiçbir terörist bir Albayla böyle konuşamazdı. Albay biraz gülümseyip konuşmaya başladı " Öyle değiller demeyeceğin alışırsın yakında" dedi. Tam tekrar söze atlayacakken binbaşı bozuntusu araya girdi " Albayım saygısızlık yapmak istemiyorum ama bir teröristle ne işiniz olduğunu hâlâ anlayamadım" dedi. Bende kendimi tutamayarak " Anlama kıtlığınmı var?" Dedim. Albay buna sesli bir şekilde güldü. Timdekiler ise gülmemek için kendini kasıyordu. Binbaşı ise ateş saçan gözleriyle bana bakıp konuştu " Bir vatan haini için fazla iddialı laflar bunlar" dedi. Kavganın uzayacağını anlayan albay konuştu " Asker tekmik ver!" Hazır olan geçip tekmil verdim " Yüzbaşı asuman Korkmaz Hatay! Emredin komutanım" " Rahat asker! Yeni timin kılıç timi anlaşıp kaynaşırsınız. Görev raporunuda masamda istiyorum. Birde revire görün. Bu bir emirdir asker!" Dedi " Emredersiniz komutanım" Albay oradan ayrıldıktan sonra bende revire göründüm. Görev raporunu yazıp albaya götürdüm. Albay benim manevi babamdı. Ailem benim asker olduğumu öğrendiğinde beni istemediklerinde mehmet albay bana sahip çıkıp büyütmüştü. Bide oğlu vardı oda benim canım abimdi. Bildiğim şuan başka bir karargahta binbaşıydı. Albayımla biraz dertleştikten sonda timle tanışmak için bahçeye indim. Beni görünce hepsi biraz şaşırdı sonra komutan konuşmaya başladı
" Timimize hoşgeldin herkes kendini tanıtsın. Ben karan binbaşıyım ve timin komutanıyım" dedi " Yüzbaş'ım kusura bakmayın biz sizi hain sandık. Ben emre timin en yakışıklısı, en karizmatiği ve en zekiyisiyimdirr haaa bide teğmenin" dedi adının emre olduğunu öğrendiğim teğmen." Bende hakan timin abisiyimdir evliyim ve bir kızım var bende üsteğmenim" dedi hakan abi " Ben Taner bende teğmenim bekarım" sonunda şakayla karışık demişti. Sıra bana gelmişti
"Bende asuman korkmaz bende Yüzbaşıyım. Bir buçuk yıldır gizli görevdeydim. Bende bekarım tanıştığımıza memmun oldum. Birbirimize hemen alışmamızı umuyorum" dedim. Hepsi bir ağızdan bizde tanıştığımıza memmun olduk dediler. Havadan sudan konuşmaya başladık bu arada bazen karan komutanla göz göze geliyorduk ve ben sürekli gözlerimi kaçırıyordum biz konusmaya devam ederken emre ortaya bir fikir attı " Akşama mangal yapalımmı yüzbaş'ımda biraz time alışmış olur ne dersiniz?" Dedi karan komutan tam cevap verecekken karargahta bir ses duyuldu........
