Remil de sol tarafa gitmekten hoşnut gibiydi. Alev kasaba benzeri bir yere geldi. Başka insanlar görmeyi umarken karşısına cüce, sivri kulaklı, normalden daha yeşile çalan ten renkli, gökkuşağı gibi renkli kıyafetleri olan yaratıklar gördü. Birden içlerinden pilot şapkası ve gözlüğü takmış bir tanesi koşarak ona doğru geldi. Alev kaçmalı mıyım diye içinden geçirdi. Ama Remil o yaratığa doğru uçmaya başladı. Yaratık önce Remil'in tüylerini okşadı. Sonra Alev'e baktı.
"Demek bir insansın. Başkan neden seni seçti anlayamadım. Özel gücün falan da yok sanırım."
Alev konuşmayı unutmuş gibi şaşkınlıkla bakıyordu.
"Benim hatam. Ben Gore. Pilot mistiğim."
"Mistik mi?"
"Evet. Daha önce hiç görmedin mi?"
"Hayır."
"Biz mistikler sihirli yaratıklarız. Herkesin kendine özel bir gücü vardır. Bazıları doğayla iletişime geçer, bazıları eşyaları havalandırabilir, bazıları suyu, bazıları havayı kontrol eder. Ama herkes gücünü doğa çekirdeğinden alır."
"Doğa çekirdeği mi?"
"Bize güçlerimizi veren ana madde."
"Peki. Bir şey sormak istiyorum."
"Tabii."
"Bana notları gönderenlerden biri siz miydiniz?"
"Evet. Dur bir dakika. Başka notlar da mı aldın?"
"İşte hepsi burda."
Alev kendisine gelen notların hepsini Gore'ye uzattı. Gore hepsini okudu. Ve Alev'in elinden tutarak onu bir yere sürüklemeye başladı.
"Hey, dur. Nereye gidiyoruz?"
"Başkan'a."
Alev hiç sorgulamadan Gore'yi takip etti. Ve şato benzeri bitkilerle kaplı bir yere geldiler.