"Bazen her şey imkansız gelir ama tek imkansız olan imkansızlığın olmamasıydı. Belkide imkansızlık diye bir şey vardı ama ben bunu bilmiyordum yaşamadan bilemiyecektim ve ben bunu yaşamak istiyor muydum? Kesinlikle emin değildim."
Bazen uyandığınızda kötü bir hisle uyanır mıydınız? yada içinizdeki bir ses bu günün senin son gününmüş gibi hissettirdiği bir an olur muydu? Bu hissi anlatamıyorum ama anlamışsınızdır.Umarım. Gözlerimi bu karanlık güne açtığımda içimdekiler tam olarak bu hislerdi. Bu gün çok önemli bir davam vardı. Bu davanın kararını çok zor vermiştim çünkü bir tarafı avukatı çok iyi diğer taradın ise delilleri çok sağlamdı. Birinin arkasında çok güçlü bir kuvvet vardı. Diğerinin arkasında ise masum,korku dolu bakan çocukları vardı.Kimseden korkmayan ben bu aileye bir şey olacak diye ödüm kopuyordu. Bana verilen yetkilerle son adımıma kadar onları koruyacaktım. Bu bana eski yaşadıklarımı aklıma getiriyordu. Bir zamanlar bende o korku dolu bakışlarla bakan çocuktum. Daha fazla düşünmeden yataktan kalktım ve banyoya gittim. Saçlarım terli enseme yapışmıştı. Bu görüntüden iğrenip üstümdeki gecelikten hızlı bir şekilde kurtuldum.
Duşa kabine girdim, soğuk suyun ısınmasını beklemeye başladım.15 dakika içinde duşumu alıp duşa kabinden çıktım. Bornozuma sığınıp, yerde duran kirli geceliğimi kirli sepetine attım ve aynanın karşısına geçtim. Günlük cilt bakımımı yapıp odama geçtim. Kıyafet dolabıma yaklaşıp dolaptan siyah biraz bol bir kot pantolon ve uzun kollu siyah vücudumu saran kazağımı alıp kıyafet dolabını kapattım. İç çamaşırlarımıda giyip kıyafetlerimi giyinmeye başladım ve en sevdiğim siyah çoraplarımı. İşim bittiğinde saçımda bir havluyla, mutfağa geçip kahve makinesinde kahveyi yerleştirip, kahvenin olmasını beklerken ocağı yakıp haşlamak için yumurtalarımı koydum. Bu iş dakikalarımı almıştı. Kahvemin olduğunu belirten sesi işitip kahve bardağımdaki kahvemi aldım ve dün gece düzenlediğim evrakları alıp çantama yerleştirdim. Bir yandan kahve içerken bir yandan da eksik bir şey var mı diye bakınıyordum. Her şeyin tam olduğuna karar verdiğimde kahvaltım için domates,salatalık,zeytin,peynir gibi ek gıdaları bir tabağa yerleştiriyordum. Yerleştirme işi bitmişti. Çatalımı ve suyumu masaya koydum. Yumurta piştiğinde onu peynir zeytinin olduğu tabağa koyacağım için o tabağı masaya koymadım. Pişmesine toplasan 15 dakika bir şey vardı. Az pişmiş yiyemiyordum. Çok pişmiş olması gerekiyordu. Bende bir kaç esneme hareketi yapmaya başladım.Yumurtamın piştiğinden karar verip yumurtayı soğuk suyun altına tuttum, suyu kapatıp yumurtalarımı soymaya başladım. Ellerim yana yana soyduktan sonra onu da servis tabağına ekleyip tabağı masaya getirdim ve masaya oturdum.İlk önce suyumu içerek kahvaltımı yapmaya başladım. Davanın satine baktıktan sonra kaç saat kaldığına hesaplamaya çalışıyordum. Toplam 45 dakika gibi bir şey kalmıştı. Kahvaltımı hızlıca bitirip. Bütün tabakları bulaşık makinesine yerleştirdim. Odama girip en sade makyajımı yapmaya başladım ilk yüzümü güneş kremi sürdüm ardından göz altlarımda olan çok az morlukları kapattım, rimelimi, eylinerımı ve rujumu sürüp makyajımı bitirdim. Kutumdaki altın renkli halka küpeleri, yüzükleri, ucunda küçük bir kalp olan kolyemi ve zarif bilekliği taktım. Çok az nemli olan saçımı kurutma makinesiyle kurutup taramaya başladım. Tepemde dağınık bir topuz yapıp bazı perçemleri özgür bıraktım. Siyah güneş gözlüklerimide alıp odadan çıktım. Odanın içindeki evrak çantamı aldım. Kapının askısında duran cübbemi ve siyah kabanımı da aldım. Kapıda kabanımı ve siyah botlarımı giyinmeye başladım ve kapıdan çıkım. Kapıyı kilitlemeden önce arabanın anahtarları kabanımda mı diye kontrol ediyordum. Orda olduğunu onayladıktan sonra cüzdanımı da kontrol ettim. Her şeyin tam olduğuna karar verip. Evin kapısını kilitledim. Aşağıya inmeye başladımğımda panikle taş çatlasa 15-20 dakikam kaldığını hatırladım. Hızlıca arabama varıp arabanın kilidini açtım ve arabaya bindim. Eşyalarımı yan koltuğa koyup Adalet Sarayına yol almaya başladım. Saraya vardığımda arabayı park alanına park ettim. Tüm eşyalarımı toplayıp Adalet Sarayının girişine koşar adımlarla ilerledim. Görevliye kimliğimi göstererek içeriye girdim. Ofisimin katına çıkmak için asansörü çağırdım ve gelmesini bekledim. Asansör gediğinde içeriye binip çıkacağım katın tuşuna bastım. Asansörün bir tarafı tamamen aynayla kaplıydı. Aynada kendimi gururla izledim. Dik başlı,acımasız, cesur ve terbiyeli birini görüyordum. (Yeri geldiğinde terbiyeliydim.) Siyah güneş gözlüğüm her zaman bana yakışırdı ve çok güzel görünüyordum.Asansör yukarı çıkıp ofisimin olduğu kata geldiğinde asansör durdu.Asansörün kapıları aynı anda açıldı. Açılmasıyla inmem bir oldu. Asansörlerin olduğu yerden sağa dönüp ofisimin hafif altın renkli çiçek dekorlu kapısına yaklaştım ve önünde durup kilidini açıp içeriye girdim. Odamın beyaz ışık düğmesine basıp odayı ışık doldurmasını bekledim. Oda hemen aydınlandığında arka tarafı boydan boya kitaplık olan ön tarafında büyük bir çalışma masası ve gelebilecek herkes için oturmak için masama kısa bir göz attım. Odamın rengi beyazdı bazı yerlerini kendi isteğimle siyaha boyamıştım. Bu odayı çok seviyordum. Kabanımı çıkarıp ahşaptan yapılmış askılığa astım. Gözlüğümüde kabanın yakasına astım. Evrak çantamı eşyalarımın olduğu masama bırakıp biraz sonra başlayacak olan davamın evraklarını evrak çantamdan alıp,dava salonuna gittim. Henüz 5 dakikam vardı ama hızlı olmam gerekirdi olmazsam beni geçerlerdi ve ben en iyisi olmaya kendimi sdamış bir kadındım. Dava dosyasına son bir kez daha bakıp yerime geçtim. 8 defa daha aynı davaya girdiğim ve görüştüğüm şahıslar içeriye girmeye başladı. İlk önce Adnan Sinan Sungur, avukatı ve koruma ordusuyla içeriye girdi.Bazı korumakarı dışarıda durmuştu. Gözlerimi kapıdan çekip Piç sırıtışlarında birini bana gönderen Sinan'a baktım. Bakmamla konuşmaya başladı.
"Günaydın, Yağmur hanım bu gün her zaman ki gibi şimşek gibisiniz. Umarım çarpmazsınız."
“Şu an bir adliye odasındasınız. Karşınızda askerlik arkadaşınız yok. Kullandığınız kelimelere ve üslubunuza dikkat edin.” diye keskin bakışlarımla onu uyardım. Zibidiliğe yer yoktu. Yayvan bir şekilde gülmeye devam ederken. “Sakin olun. Bir şey demedim” deyip. Azına fermuar çeker gibi yapıp sustu. Bakalım sonuç açıklandığında da böyle gülebilecek misin?
Kapıdan içeriye Ümmiye Sağkıran ile Kamil Sağkıran giriş yaptı.Baş selamı verip yanlarında devletin sağladığı avukatlarıyla beraber yerlerine geçtiler. Boğazımı açıp konuşmaya başladım.
“Herkes burada olduğuna göre davayı açabilirim.” tokmağı masaya vurdum. Davayı açtığım anda Adnan Sinan’ın avukatı konuşmak için izin istedi. İzini verip konuşmasını dinledim. ”Bildiğiniz gibi bahsi geçen arazi bize ait. Daha önce yaptığımız 7 sene geçerliliği olan anlaşmaya göre her ay kiralarını verdik ama kendileri bu fiyatla yetinmeyip sözleşme fiyatını yükseltmeye kalktılar.Bizde red edince silahlarla tehdit ve hakaretlerle o bölgede bulunan iş arkadaşlarımı, beni ve ailemi korkutup o bölgeden uzaklaştırmak istediler. Bu dava da gerek delillerimizle her şekilde o bölgeyi istiyoruz.”
Karşı tarafın avukatı söz isteyince ona da söz hakkı verdim.
“ Bahsettiğimiz hisse müvekkillerime babalarından miras kalmıştır. Bunu kanıtlayacak belgelerde dosyanın içinde bulunmaktadır. İddia da bulundukları eylemlerin hiç birini müvekkillerim gerçekleştirmemiştir. Lakin bahsettikleri her şeyi kendileri bize karşı gerçekleştirmişlerdir. Kamera kayıtları dosyada yer almaktadır. Yine idiada bulundukları onların davaya sundukları ve müvekkillerimin imzalarının bulunmadığı sahte sözleşmenin kanıtını size sunmak istiyorum ve ayrıca İlçe polis karakolumuz sayesinde çok titiz bir çalışmayla davaya sundukları delillerin sahte olduğunu kanıtlayan belgede bu sabah saatlerinde elime ulaştı.Maalesef paraları bu kadar iyi bir şeye yetmiş ama başarısız olmuşlar.” gözlerimin içine bakıp konuşurken gülmemek için zor duruyordum. Başarmışlardı ama bu Sinan denilen herif bunların peşini bırakmazdı. Sinan beyin avukatı izinsiz konuşmaya başlayacaktı ki gür bir sesle sessizlik diye bağırdım.
Avukat kıpkırmızı bir şekilde yüzüme döndüğünde gözlerinin tam içine baktım.
“Belgeleri incelemek için arkadaşıma verebilirsiniz bu davaya ekleyip inceleyecek.”
Avukat başını sallayıp baş kalemliğe gidip dosyaya eklemek için kalktığında.
“ 1 saatlik ara veriyoruz saat 11 de burada olmanızı ve davanın sonucunu açıklamak için beklemenizi istiyorum. Çıkabilirsiniz. Davaya ara veriyoruz.” deyip tokmağı oduna bir kaç defa vurdum. Her kes ayaklanıp odadan ayrıldı. Hemen çıkıp ofisimdeki çantamdaki sıradaki dava dosyasını aldım ve geri döndüm. Şikayetçi olan taraflar içeriye girdi ve dava başladı…
10:55
Dava dosyasına eklenen yeni kanıtlara mutlulukla bakıyordum. Bu yeni gelişmeden sonra hiç kuruluşu yoktu. Oranın sahiplerini darp ettikleri için ağır bir ceza da yiyeceklerdi.Kahve bardağımla yerime geçtim ve kapı görevlisinin onların isimlerini söylediği duydum. İçeriye tek tek doluşmaya başladılar. Herkes içeriye girdiğinde tokmağı vurup davayı açtığımı belli ettim.” Tarafların diyecek bir şeyi varsa söylesinler.” kimseden ses çıkmayınca konuşmaya başladım.
“Yaz kızım. Karar,” odada bulunanlar bir elde ayağa kalktı.
“Adnan Sinan Sungur’un yapmış olduğu evrakta sahtecilik, izinsiz mülke ele geçirmeye çalışma, küfür, hakaret, kadına ve erkeğe şiddetten. Silah zoruyla şahsi araziye girmekten ve mülke zarar vermekten, bana verilen yetkilere dayanarak Adnan Sinan Sungur’un 25 yıl hapis cezası, karşı tarafa 50.000 Tl mala ve cana zarar verme cezası aynı zamanda sahte evrak düzenlemek, devleti oyalamaktan 75.000 TL ceza alınmıştır. Bir hafta içinde özel arazi üzerinden çekilmesine ve buradan İlçe Emliyetine tutuklanmak üzerine teslim edilmesine karar verilmiştir” dedim ve haklı olan taraf birbirlerine sarılıp ağlamaya başladı. Sungur’un avukatı hiç durmadan hemen atlayarak. “ Verilmiş olan kararı red ediyoruz. Verilen karar haksız ve yerinde olmadığını düşünüyoruz. Üstlerimize başvurulmasını talep ediyoruz.”
“Böyle bir hakka elbette sahipsiniz. O yüzden benim üstümdeki Sayın Hakim Kutay Özçelik’e davayı yönlendirdim ve davanın kararını yerinde olduğunu bildirdi.” dedim. Bu kadar cesaretli olacağımı düşünmediklerini biliyordum. Çünkü bu davayı almamın sebebi benim yaşadıklarıma benzemesiydi. Davayı alan ben olduğum için aldığımdan bir saat sonra beni tehdit etmişlerdi. Elbette onlardan korkmamıştım. Bu kararı veremeyeceğimi, bu davayı onların kazanacaklarını düşündükleri için rahattı. Başta o gülüyordu son da ben ve Sağkıran ailesi gülüyordu. Son gülen iyi güler derler hep ve biz iyi gülmüştük. Davanın kararını üstlere taşıyacaklarını elbette biliyordum. Üsten cevap gelmesi en az 1 ay sürüyordu bu zaman içerisinde ne yapacaklarını Allah biliyordu.
Şaşkın yüzlerine bakıp, tokmağı iki kere oduna vurdum.
“Dava sonuca bağlanmış ve dava kapanmıştır.”
Sinan bir anda bağırmaya başladı.
“Sen göreceksin senin hayatını zindan edicem seni gidi küçük fahişe senin küçük bir korkak orospu olduğunu sanmıştım. Aşağılık pislik. Bundan sonra arkanı kolla bundan sonra yarı ölü gibi yaşayacaksın”
Bir anda yerimden kalkıp sakin görünmeye çalışarak konuşmaya başladım.
“ Karşınızda bir Hakim var. Şahsıma ve mesleğimin getirdi gerekçeye ettiğiniz küfür ve tehditten size dava açıcağım. Şuan sizin gibi bir insanla muhattap olmayacağım. Devletin sınırlarının içinde bulunduğumuz için dua edin.” deyip.
Bağırarak “Çıkabilirsiniz!" içeride bulunanlar tek tek çıkuyordu Sağkıran ailesi ve avukatı bana minnetle bakıyordu. Onlara kafa selamı verip, görevimiz bakışını attım. Sapkıran ailesi çıktığı gibi iki polis memuru içeriye girdi Sinan'ın bileklerine kelepçeyi geçirip vermiş olduğum kararın bir çıktısını onalara verdim ve imzaladılar. Sinan'ı alıp getirirken bir ara polisler eşliğinde çıkarılan korumaları izledim. Kafamı Sinan'ın sırtına çevirdim. Onu izlediğimi anladığında yavaşça arkasına dönüp gözlerimin içine sırıtarak baktı ve beni delirtecek o kelimeyi söyledi“ Arkanı kolla Anneni Si*tiğim”
Bütün sakinliğim yerle bir oldu. Kapıdan çıkıp ona yetiştim ve tam karşısına geçtim. Ban sırıtıyordu. Yapmacık bir şekilde aynı sırıtışı bende yapıp. Kasıklarına topuğu büyük olan botlarımla tüm gücümle geçirdim. Vücudu içe doğru göçerken sağ yanağı yana doğru açıldı. Polisler beni tutamadan sağ yanağına da bir kroşe yapıştırdım ve çıkan çıtırtıyı dinledim. Küçüklüğümden beri boks yapıyordum karşımdaki kişinin bana karşı şansı yoktu. “Bütün söylediklerini sana geri iade ediyorum ve ayrıca,” kulağına yaklaşarak “arkanı kolla ağızına sı*tığım” deyip. Bileğimi zorla çekiştirdiğini yeni farkettiğim polis memurunda ellerimi kurtardım. Etrafıma bakındığımda koridorda bulunan herkes bana bakıyordu umursamadan bana şaşkınlıkla bakan polise baş selamı verip. Tam gideceken arkamdan yine bir ses geldi "Çok seksi vuruyorsun küçük orospu." Arkama baktığımda polisin yüzündeki öfkeyi gördüm ve öfkesinin karşılığı Sinan'ın ensesini koparıcasına tutup koridorda sürüklemeye başladı. Daha fazla burada durmayıp ofisime öfkeyle yürümeye başladım. Annem kırmızı çizgimdi ona dokunan ölürdü. Ofisime girip kapıyı arkamda sıkıca kapatıp kilitledim. Ayakkabılarımı çıkarıp çoraplarımla kaldığımda ayaklarımı soğuk mermere dayadım. Soğuk beni sakinleştiriyordu. Soğuk vücuduma işlerken daha sakin düşünmeye başladım ve bir anda aklıma dank etti. Adliyenin ortasında adamın yüzünü gözünü kanatmıştım. Kesin şok olmuşlardı ve kesin bir dedikodu başlamıştı bile. Çünkü bu adliyede en başarılı hakim bendim ve kıskananımda çoktu. Söylene söylene ofisimdeki sandalyeye oturup başımı geri yasladım. Bir kaç dakika sonra kafamı kaldırdığımda kahverengi bir zarf gördüm. Çıldıracaktım bu nasıl bir şahsiyetti. İt herif bir de utanmadan ofisime girip not bırakmıştı. Mantığım bunun onun işi olduğunu söylüyordu ama içimde bir yerde ona ait olmadığını söylüyordu zarfı elime aldım ve hiç tereddüt etmeden açıp içindeki kağıt parçasını aldım. Kağıdın içinde bir kaç cümle yazıyordu ve mantığımı ilk kez yanıldığını görüyordum bunu o yazmış olamazdı.
“ Bu gün çok güzeldin. Yakında görüşeceğiz. Çok yakında ama çok. Daha yeni başlıyorum.
Gecenin Gölgesi A.
Hah bir saplantımız eksikti o da oldu. Mükemmel ya ben kutulamıyorum ya bunlardan. Sabah hissettiğim duygular aklıma geldi.
Bu günün sabahı son günümmüş gibi hissediyordum. Doğru hissetmişim.
Bu gün normal hayatımın son günü ve bilinmezliğimin ortasına düştüğümün ilk günüydü. Burada ne yaşayacağımı ve bu yolun nereye çıkacağını bilmiyordum ama kimseye güvenmemen gerktiğini biliyordum. Güvenirsem ölürdüm...
❤️🔥❤️🔥❤️🔥❤️🔥🌺🌺🌺
-Bölüm sonu bir dahaki bölüm ne zaman gelir bilmem ama benim içime sindi.
-Umarım beğenirsiniz✨
-Yazım yanlışı ve noktalama hatası olabilir.
-Görüşürüz.