İki Kişi
Ertesi gün okula giderken kendime bir söz verdim.
Kayra’yla normal davranacaktım.
Ne fazla bakacaktım.
Ne de onunla gereğinden fazla konuşacaktım.
Çünkü artık işin nereye gittiğini ben de anlamaya başlamıştım.
Ama insan bazen verdiği sözleri daha gün başlamadan bozabiliyordu.
Kayra’yı okulun girişinde gördüğüm anda bütün planım dağıldı.
Beni görünce gülümsedi.
“Günaydın.”
“Günaydın.”
Yanıma geldi.
“Bugün erken gelmişsin.”
“Sen de.”
“Ben hep erken geliyorum.”
“Fark etmemişim.”
“Artık edersin.”
Gülümsedim.
Sonra zil çaldı.
“Görüşürüz.”
“Görüşürüz.”
Yanımdan giderken telefonum titredi.
Ekrana baktım.
Kayra:
Günaydın.
Bir an ne yapacağımı şaşırdım.
Başımı kaldırdım.
Kayra birkaç metre önümde yürüyordu.
Yüzünde hafif bir gülümseme vardı.
Ben de cevap yazdım.
BirYolcu:
Günaydın.
Kayra mesajı okudu.
Sonra arkasını dönüp bana baktı.
İşte o an anladım.
Bu artık sadece mesajlaşmak değildi.
Kayra, iki farklı kişiyi aynı anda hayatına almaya başlamıştı.
Öğle arasında Nil beni kantinin arkasındaki sakin yere götürdü.
“Bir şey soracağım.”
“Yine ne?”
“Kayra’yla aranızda bir şey var mı?”
“Hayır.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Nil gözlerini kıstı.
“Bana yalan söylemiyorsun, değil mi?”
Bir an sustum.
“Hayır.”
Bu kez gerçekten yalan söylemiştim.
Nil bunu anlamadı.
“Peki.”
Sonra çantasından telefonunu çıkardı.
“Bak.”
Ekranda bir sosyal medya paylaşımı vardı.
Kayra’nın eski okulundan biri onun hakkında bir şey yazmıştı.
“Bazı şeyler insanı şehir değiştirmeye zorlar.”
Altında birkaç yorum vardı.
Bir yorum özellikle dikkatimi çekti:
“Babası yüzünden olanları herkes biliyor.”
Kaşlarımı çattım.
“Bunlar ne?”
“Ben de bilmiyorum.”
“Babası ne yaptı?”
“Kimse açık açık söylemiyor.”
Telefonu ona geri verdim.
İçimde bir huzursuzluk vardı.
Kayra’nın hayatında gerçekten büyük bir şey olmuştu.
Ve annemin ona karşı neden bu kadar mesafeli olduğunu hâlâ anlayamıyordum.
Akşam Kayra’yla mesajlaşırken bu konuyu sormaya karar verdim.
BirYolcu:
Bir şey sorabilir miyim?
Kayra:
Sor.
BirYolcu:
Babanla aranda bir problem mi var?
Uzun bir sessizlik oldu.
Sonra:
Kayra:
Bunu nereden biliyorsun?
BirYolcu:
Duydum.
Kayra:
Kimden?
BirYolcu:
Önemli değil.
Kayra:
Benim için önemli.
Cevap vermedim.
Kayra:
Babam yüzünden çok şey oldu.
BirYolcu:
Ne oldu?
Kayra:
Bunu anlatamam.
Bir süre sonra yeni bir mesaj geldi.
Kayra:
Ama bir gün anlatacağım.
BirYolcu:
Bana mı?
Kayra:
Belki.
Gülümsedim.
Sonra:
Kayra:
Sen de bana bir şey anlat.
BirYolcu:
Ne?
Kayra:
Gerçek bir şey.
Ekrana baktım.
Ne anlatabilirdim?
Kalbimi?
Babamı?
Annemin sırlarını?
Kendimi?
BirYolcu:
Kalbimle ilgili bir problemim var.
Mesajı gönderdikten sonra pişman oldum.
Kayra hemen cevap verdi.
Kayra:
Ne demek problem?
BirYolcu:
Doğuştan.
Kayra:
Ciddi mi?
BirYolcu:
Bazen.
Kayra:
Doktora gidiyor musun?
BirYolcu:
Evet.
Kayra:
İyi.
Bir süre mesaj gelmedi.
Sonra:
Kayra:
Bunu bana neden söyledin?
Parmaklarım durdu.
BirYolcu:
Çünkü sana güveniyorum.
Cevabı kısa sürdü.
Kayra:
Ben de sana güveniyorum.
Gözlerim doldu.
Ertesi gün okulda Kayra yanıma geldi.
“İyi misin?”
“Evet.”
“Emin misin?”
“Evet.”
“Dün anlattığın şey…”
Sustu.
“Ne olmuş?”
“Bilmiyorum. Sadece seni merak ettim.”
Gülümsedim.
“İyiyim.”
Kayra başını salladı.
“Tamam.”
Sonra cebinden küçük bir kâğıt çıkardı.
“Bu ne?”
“Bir şey değil.”
Kâğıdı bana uzattı.
Üzerinde tek bir cümle vardı:
“Bazen insanın kim olduğunu bilmeden de ona bağlanabilirsin.”
Başımı kaldırdım.
Kayra çoktan uzaklaşmıştı.
Kâğıdı avucumda sıktım.
Çünkü bu cümle, benim bütün sırrımı anlatıyordu.
Ve artık bu sırrı sonsuza kadar saklayamayacağımı hissediyordum.
Çünkü Kayra hem Eftelya’ya…
Hem de BirYolcu’ya bağlanıyordu.
Ve ikisinin aynı kişi olduğunu öğrendiği gün…
Her şey değişecekti.