Kapı kapalıydı bu yüzden polislerden birinin kapıyı kırması gerekiyor du. Polis Rowy kapıyı kırdı.
Kırınca, salondan çıkış kapısına uzanan koridorda Jack kafasını eğmiş bize gülümsüyordu.
o an ne yapacağımı bilemedim.
Galiba kafayı yemiştim, Roxy’nin yanından ayrılıp
koşarak Jack’’in yanına gitmeye çalıştım, ama Roxy ve memur beni tuttu.Çığlık atıyordum.
4,5 senedir birlikte yaşadığımız Jack’in ruhu yok olmuştu. evet ruhu yok oldu çünki Jack, ben mutfaktayken ruhunu teslim etmiş yerine başka biri gelmişti.
O kadar çok ağladım ki memurun elinde bayıldım.
Uyanınca kendimi tahtadan bir yatağın üzerinde buldum. Hasta olan insanları yatağa kaldırmıyorlar mıydı? Yanlış biliyordum galiba.Aptal gibi kendi kendime konuşmaya başladım.
“Merria sen salak mısın. hasta olan insanlar tabii ki hastaneye kaldırılır”
itiraf etmek gerekirse o an kendimi beyinsizmiş gibi hissetim. Sonradan aklım başıma geldi.
Aman tanrım beni kaçırmışlardı.
Neden kaçırdılar?
kim kaçırdı?
beni ne yapacaklar?
yada bana ne yapacaklar?
Ben neredeyim?
burası neresi?
ve daha fazla soru...
derken bir ses duydum.Bu bir telefon sesiydi.sesin nereden geldiğini bulamadım.Ayağa kalktım,telefon çalmaya devam ediyordu.Kulağımda sürekli aynı sesin olması beni oldukça rahatsız ediyordu. Etrafa baktım telefon,kapının kenarında duran bir sehpanın üzerindeydi.
Gidip telefonu aldım ama telefon birden bire kapandı, daha kimin aradığını görmemiştim ki.
Telefonu aldım rehber uygulamasına girdim fakat sadece tek bir numara vardı.
“4216”
dayanamadım 4216 Numarayı tuşladım ve aradım.
telefon açıldı fakat önceden olduğu gibi yine kimse konusmadı telefonda salak gibi alo diyip duruyordum biraz bekledikten sonra telefonda boğuk bir ses anlasılmayan kelimerlerle konusmaya başladı.
bu sesi tanıyordum önceden bizi arayan Luca’idi birseyler soyluyordu fakat anlamıyordum konusmaya basladıgımda kapının sesi ile irkildim.
birisi kapıya sertçe vuruyordu.Çığlık attım .
peki neden?
bilmiyordum,sanki birisi beni duyacaktı.