Ben Alp Tunga Ben daha çocukken ailem tarafından yetimhaneye bırakalım beni yetimhaneye bırakmalarının sebebi onların ailesine göre erkek çocuk getirmek “uğursuzluk” anlamına gelirmiş. Bu yüzden beni yetimhaneye bıraktılar çocukluğum o yetimhane geçti. Kendim o karanlık ve korkunç yetimhanede tek başımaydım.
Fatih adında birisi beni o karanlık ve korkunç ihtimalden çekip kurtarmıştı onu artık bir yerli yabancı bir insan olarak değil, onu kendi öz babam olarak görüyordum.
Ve ben artık, tek başıma o korkunç yetimhaneye bırakılan küçük çocuk değildim 27 yaşına gelmiştim. İçimde hala o küçük çocuğun yaraları vardı elbette.
Ama Fatih Babam bir şekilde o yaraları kapatmıştı. Artık İkisi de umurumda değildi İkisinden de nefret ediyorum. Kara kara düşünürken, çocukluk acılarını kafamda döndürüp dolaştırırken. Tam o sırada Fatih babam kapımı çaldı ve içeri girdi.
Baba oğul arasında geçen konuşma :
Baba : “ Alp oğlum yoksa yine çocukluk acılarını mı düşünüyorsun? ”
Alp : “ artık düşünmeyeceğim Baba. Artık hayatıma devam edeceğim. ”
Baba : “ Bunu duyduğuma sevindim. Artık bu ağır yüklerle yaşayamazdın zaten. Neyse ben başka bir şey diyecektim sana. Alp : “Ne oldu” dedim aniden.
Baba : “ Alp biliyorsun ki biz piyasadaki en tehlikeli mafyalardanız. ”
Anlamamış ve meraklı bir yüz ifadesi ile babamın yüzüne bakıyorum.
Baba : “ Oğlum bizim Can düşmanımız vardı ya. ”
Alp : “ Eeeee” dedim aniden.
Baba : “ İşte o Allah'ın cezası bir cinayet işleyip, sana atmış birazdan polisler buraya basabilirler, ama merak etme polisler seni almaya gelirsesıkıntı yapma, en iyi avukatı bulurum ve seni o hapisten çıkartmak için elinden geleni yapacağım. ”
Duyduklarım ile şok olmuştum. Ama asla korkmamıştım. Çünkü biz buna zamanla alıştık neler neler yaşamıştık. Allah'ın izniyle atlatmıştık . Bunu da atlatacaktık elbet.
Babam ile aramızda derin bir sessizlik oluştu. O sırada polis arabalarının siren seslerini duyduğum gibi ışarı çıkmıştım. Hiçbir şey bilmiyorummuş gibi, doğrudan söze girdim.
Alp : “ Buyurun memur bey. ”
Polis : “ Alp Tunga siz misiniz? ”
Alp : “ Evet benim bir sıkıntı mı var ”
Polis : “ Bizimle gelmeniz gerekiyor. Selçuk Yıldırım isimli şahızın cansız bedenini bir göl kenarında bulduk ve bazı araştırmalar yaparak, bu cinayeti sizin işlediğinizi teyit ederek karakola götürmeliyiz.
Saçmalığa bakar mısın? Yalan yanlış araştırmalar yapıp, suçlu olduğuma karar vermişler. Akıl alır gibi değil.
Alp : “ Elbette gidelim, bakalım şu karakola. ”
Kelepçeyi koluma taktıklarında içim hafif ürpermişti ,ama korkmamıştım .Çünkü biz bu yaşımıza kadar neler neler yaşamıştık. Bu adeta benim için bir hiçdi ,ama o kadar önemsemiyordum. Ama o an soğuk kelepçeyi el bilekliğim hissedince, sanki asla suçsuzluğum ortaya çıkmayacak, özgürlüğüm sonsuza kadar elindem alınacak gibi amahayır, Fatih babamdan bahsediyoruz Onu ne yapardı, ne yapmazdı beni o demir parmaklıkların arasından çekip çıkarıp kurtaran da hem ben küçükken de beni yine o yetimhaneden çekip çıkarıp kurtaran da. Fatih Babam da hem suçlu olmadığımı hemen ortaya çıkardı. O herif bana iftira attı ve bu dünyada bir gerçek vardır: “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. ”