İçeriğe geç

Bilimsel Gelenek

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Bilimsel Gelenek

Bölüm 1

Bilimsel Gelenek

Müdür yine odasına çağırdı.Nedeniyse sınıfta değil sınıf dışında ders işlememdi.Kapıyı bir kaç kez tıkladım müdür gir demeden kapıyı sertçe açtım.”Beni çağırmışsınız Müdür Bey?” Müdür bilgisayardan başını kaldırarak beni süzdü.”Hocam okul var burda sağ solda ders işlemeyin diye sınıflar var kaç kez söylüyorum size eğer çocukları hala dışarıda ders anlatırsanız sizi okuldan atarım” dedi kızarak bense sinirden nefes alıp verip ““Sıradan bir öğretmen değilim; ben bilimle aradaki köprüyüm. Sadece formülleri öğretmekle kalmam, aynı zamanda onları hayata nasıl katılacaklarını gösteririm dedim.Kapıya döndüm ve tam çıkacakken “Öğrenmek 4 duvar arasında değildir; hayatın içinde, sokakta, doğada, insanlarla etkileşimde, deneyimlerde ve hatalarda da öğrenilir.Anlıcağınız şu ki beni bu tehditlerle bana engel olamazsınız” dedim ve kapıyı sertçe kapattım.Kapattığım gibi artık dördüncü derste 8/H ye girmeye hazırdım.8lerde tek bu sınıfa giriyorum ve çok eğleniyorum.Dersin yirminci dakikasında Bahçede hep beraber oturuyorduk tam söze girecekken bir öğrenci “Hocam meydanda herkes salça yapacak siz de gelecek misiniz” diye sordu.SALÇA mı demişti? Tamda yeni konum bununla alakalıydı heycanla “Nasıl?” diye sordum Zeynep’te"Hocam bizim köyde her yıl meydanda köylüler salça yapar siz bu sene geldiğiniz için göremediniz tabi”dedi onun arkasından Ayşe parmak kaldırarak”Yarın saat 10.00 da “ dedi ve hemen söze girdim”Yarın bu sınıftaki herkes gelsin beraber salça yapıcağız” dedim.Herkes garip bakıyordu bu bakışları bitirmek adına “Çocuklar Yarın salça yapacaz çünkü dersimiz bununla alakalı kafanızdaki soruları Yarın alayım çünkü zil çalmak üzere “ dedim ve beş saniye sonra zil çaldı. Nihayet meydana gelebilmiştim .Çocukları sessiz Bi yere getirdim ve anlatmaya başladım.“Arkadaşlar, bugün çok çılgın iki karakterle tanışacağız: Fiziksel Değişim ve Kimyasal Değişim! Bunlar aynı apartmanda oturuyor ama birbirlerinden hiç mi hiç hoşlanmıyorlar Fiziksel Değişim, apartmanın tatlı teyzesi gibi... Ne yaparsan yap, hep aynı kalır. Mesela, elinizde bir buz var. Güneşte kalıyor, eriyor, su oluyor. Sonra kaynatıyoruz, buhar oluyor. Ama hâlâ aynı H2O. Yani, bizim tatlı teyzemiz bir gün mavi elbise giyer, ertesi gün kırmızı elbise... Ama hâlâ aynı teyze! Şimdi gelelim Kimyasal Değişim’e. O tam bir drama kraliçesi Bir şeye dokundu mu, geri dönüş yok! Mesela, kağıdı alıyor, hop yakıyor. Artık kağıt mı kaldı? Hayır! Kül var kül! O artık tamamen değişmiş, geri dönüşü yok! Dramaaa! Başka bir örnek: Sütün ekşimesi. Kimyasal Değişim geldi mi süt ‘Ben artık ayranım, eski ben değilim!’ diyor. Bir daha geri süt olur mu? Asla! Tekrar ediyorum Fiziksel Değişim: Sakin teyze... Sadece kıyafet değiştirir ama hep aynı kişidir. Kimyasal Değişim: Drama kraliçesi... Bir kez değişti mi geri dönüşü yok! Anlaştık mı? Süper! Şimdi Fiziksel Değişim ve Kimyasal Değişim’i kavga ettirelim mi? Kim kazanır dersiniz?” Aslı söze karıştı “ bu konun salça ne ilgisi var ?”İlker ise Aslı ‘ya küçümseyici bakış attı.”Hocanın var Bi bildiği karışamasana”dedi hemen ayağa kalktım ve “Gelin gidiyoruz salça yapmaya!Çocukar bir bir arkamda geliyordu.durdum ve çocuklara “Meydanın ortasında büyük kazanlar kaynıyor bu bir fiziksel değişimdir. Kazanların etrafında kümelenmiş insanlar, güneşin altında ter dökerek salça yapımına koyulmuşlar. Kadınlar, başlarına bağladıkları rengarenk yazmalarla domatesleri kesip ezmeye devam ediyor buda bi fiziksel değişimdir. Bir yanda ocaklar harıl harıl yanıyor buda bir kimyasal değişimdir; közlerin üzerinde fokurdayan kazanlardan domateslerin ekşi ve tatlı kokusu yayılıyor. Çocuklar, ellerinde tahta kaşıklarla annelerine yardım etmeye çalışırken, yaşlılar gölgede oturup yapılan işi izliyorlar. Eller domates kırmızısına bulanmış, yüzlerde yorgun ama tatmin dolu bir ifade var. Kazanların içinde dönen kepçelerin sesi, sohbetlerin arasına karışıyor; meydan, hem emek hem de dayanışmanın sıcaklığıyla doluyor,hadi bizde yapalım” dedim ve Ortalıkta büyük bir kazan kaynıyor, etrafında öğrencilerim toplanmış. Kolları sıvamışız, elimizde kasalar dolusu domates var. Evet, bugün salça yapıyoruz! Önce domatesleri büyükçe bir masaya diziyorum. "Hadi bakalım çocuklar, herkes bir bıçak alsın ve domatesleri dörde bölsün,"deedim. Herkes işe koyuluyor. Domatesler kesiliyor, parçalanıyor. Ama ne olursa olsun, hâlâ domates değil mi?"Dikkat edin," dedim, "Bu bir fiziksel değişim. Çünkü sadece şekil değişti. Domates hâlâ domates!"Sonra doğranmış domatesleri koca kazana dolduruyoruz. Altındaki odunları yakıyoruz. Duman yükseliyor, kazandan fokur fokur sesler geliyor. Domatesler kaynadıkça suyu çıkıyor, kabukları ayrılıyor. "Şimdi dikkat edin!" dedim. "Domatesler yavaş yavaş değişiyor. Suyu buharlaşıyor, kıvamı koyulaşıyor. Ama sadece bu değil. İçindeki şeker ve asitler birleşip bambaşka bir tat oluşturuyor. Artık eski domates yok. Ne var şimdi?" "Salça!" diye bağırdı çocuklar.Kazandan alıp şişeledikten sonra “Çocuklar hem konu öğrendiniz hemde Yarın yiyebileceğimiz bir yemek var sizinle gurur duyuyorum unutmayın ki bu geleneksel bilimle dolu tek bu an değil her anımız bilimle dolu unutmayın ki fen her yerde var “dedim ve meydanda salça yapanlara yardım ettik. SON.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.