İçeriğe geç

Bıçak Yarası

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Bıçak Yarası

Bölüm 1

"GİRİŞ"

“GİRİŞ”

Hayatımda her zaman ne kadar da şanslı olduğumu kendime hatırlatırdım. Mükemmel bir ailem, işim ve çok şükür iyi bir gelirim vardı.

Bababank sağolsun…

Benimle her daim yanımda olan ve istediklerimi yapan aile fertlerimle kendimi her zaman şanslı hissederdim elbette. Fakat kendimi şu an hiç de şanslı hissetmiyordum.

Peşimde olan kişiden kaçmaya çalışıyordum ama tabii ki aramızda çok fazla mesafe yoktu.

Bacak boyu Yeşo ne bekliyorsun ki zaten…

Yandan yediğim tekmeyle yine dar bir sokakta yuvarlandım. Karnımı tutarken acıyla inledim. Saçlarım açık olduğundan önüme dökülmüştü. Saç diplerimde hissettiğim acıyla bir kez daha inledim.

“Neden kaçıp bizi yoruyorsunki önce işimizi bitirmemizi beklemelisin. Biraz saygı canım, bunu da ben mi öğreteceğim?”

Evet bir katilden hayat dersi alıyordum.

Adamın suratındaki maske Hayalet filmindeki katilin maskesiyle aynıydı. “Ah, sonunda! Bizi neden bu kadar yordun ztn yakalanacağın belliydi. Boşuna enerji harcadık.”

Hayalet Suratlı, saçımı biraz daha çekince başım ortaya çıktı. Dişlerimin arasından “Emin olun bana dokunmak istemezsiniz. Arkamda-” cümlemi bitiremeden saçlarım daha kuvvetli bir şekilde çekildi. “En sevmediğim laflar bunlardır, başkomiser. Şansını-”

“Ona dokunamayız.” Dedi en arkadaki olan. Maskesi tamamen siyahtı. İksininde maskesinde ses cihazı benzeri bir şey olmalıydı ki sesleri, normal bir insana göre daha kalın çıkıyordu. Hayalet Surat ona döndü. “Pardon canım?”

“Onun daha kim olduğunu bile bilmiyoruz. Ya dediği gibi arkası güçlüyse. Ayrıca verdiğimiz bir söz var bunu sakın unutma!” Saçlarımdaki el hızlıca ayrılırken yüzüm yerle buluştu.

“Sence bu benim umurumda gibi mi? Onu bırakırsak ne olur sanıyorsun? Hemen uşuçucak! Zaten kendine ekip kurmaya çalışmıyor mu biz ona fırsat vereceğiz işte!”

Siyahlı bunları hiç umursamadı. “Ona değer vermiyor musun yani? Ona verdiğimiz sözün senin için bir önemi yok mu ha! Onu öldüremeyiz! Onu serbest bırakmayız ama yine de öldüremeyiz!”

What dedin gülüm?

Onlar tartışırken buradan uzamalıydım.

Önce yavaş yavaş sonrasında hızlanarak oradan uzaklaştım. Telefonum olmadığı için kimseyi arayamıyordum. Tanımadığım sokaklara girmiştim kaçarken.

Hızla koşarken arkamda yine sesler duydum.”Seni küçük fare! Nereye kaçtığını sanıyorsun sen!” Yeter! Yorulmuştum artık bende. Nefes nefese kalana kadar koştum. En sonda girdiğim sokak son olanıydı.

Çünkü önümde çöp kovaları ve koca duvardan başka hiçbir şey yoktu!

Dehşetle önüme bakarken kolum sıkıca tutuldu ve bedenim döndü. Hayalet maskeli olan adam, beni kolumdan tutarak kendine yaslamıştı.

“Sence o yokken bu işi bitirelim mi, komiser?”

Tüm gücümle bağırırken en azından diğer katilin beni duymasını istiyordum. Dediği söz yüzünden beni öldüremeyeceklerini söylemişti. “Kes sesini!”

O an elinde bıçak olduğunu anladım çünkü karnıma hafifçe bir şey batmıştı. Elimi hemen oraya götürürken inledim. “O gün peşimden gelmeseydiniz seni bırakabilirdim. Ama sizin yüzünüzden bileğimi incittim!”

Artık bıçağı sıkı tutmaktan elimdeki acı artmıştı. “Sen beni öldüremeyecek kadar alçaksın! Bugünün sonunda ölmüş olsam bile şerefimle ölüp, kanımın son damlasına kadar savaşacağım!”

Cümlem biter bitmez elimdeki acı biraz geçti, kolumdaki baskı azaldı. Ben kendimi toparlayıp başımı kaldırdığımda Siyahlı olan Hayalet Suratlı olanı sertçe benden ayırıp yüzüne yumruğu atmıştı.

Onların kavgası benim umurumda değildi. Etrafa bakarken yerde gördüğüm bıçağa doğru ilerledim. Az önce kavga ederlerken Hayalet Surat, elinden düşürmüş olmalıydı. Bayağı sivri ve keskin olan bıçaktaki kana baktım.

Benim kanımdı.

Tekrar fırsatım varken kaçmalıydım. Bu sefer kavgaları sertti, beni fark etmezlerdi.

Ya da ben öyle sanıyordum.

Hızlı adımlarla uzaklaşmak isterken tekrar kolum tutulup döndürüldüğünde, hiç acımadan bıçağı karşıdaki Hayalet-

Bir dakika…

Karşımdaki Hayalet Surat değildi.

Karşımdaki Siyahlı olandı.

Bıçaktan elimi yavaşça çekerken boynumda hissettiğim sızıyla ağzımdan yüksek sesle inleme çıktı. “Lanet olsun! Ne yaptın sen!?” elim boynumdaydı ve sarsak adımlarla duvara çöktüm. Gözlerim yorgunluktan kapandı ama bilincim açıktı.

Gözlerimi yavaşça açmaya çalıştım.

“Ah, lanet olsun sonunda! Sana onun işini bitirmemiz gerektiğini söylemiştim, aptal herif!”

Dedi ve maskesini çıkarttı. Nefes alıp verirken yüzünde rahatlamış gibi bir ifade vardı. “Gerizekalı, bak!” dedi yerde yatan. Maskesini çıkarmıştı. Terlemiş olan yüzüne buğday rengindeki saçları yapmıştı. Mavi gözleri kaymaya başlamıştı ama bana bakmaya devam ediyordu.

Diğeri bana baktığında rengi attı. Gözleri şokla açıldı. “Bozuk ilaç vermiş göt herif bana!” tekrar ayaklanmak istediğimde, “yav yeter yeter. Bıktım bir dur ya, bir dur!”

Elim ilk başta bıçağı bastırdığı yerdeydi. Hafifçe kanıyordu ama acıyordu. Sarsak adımlarla ilerlerken önüme bir kişi daha çıktı.

Ya da birkaç kişi…

Önümde üç kişi vardı ama, zaten katiller üç kişiydi. Nasıl oluyordu bu?

Boştaki elimi ileriye doğru kaldırdım. Titreyen sesimle, “A-ama siz… üç… n-nasıl…” gözlerim yavaş yavaş kayarken en öndekinin, “Ben sana asla bozuk ilaç vermem, Efe. Beni bilirsin reçetelerim güçlüdür.”

Gözlerim tamamıyla kapandığında sadece az önce konuşanın beni kucağına aldığını hissettim.

Ya da bir başkasıydı…

Bu arada ben Yeşim. Yeşim Keskin. Ben düşsemde kendi yaralarımı kendim kapatırım. Ailesinin ilk göz ağrı olan, küçüklüğünden beri onların hayatını riske atıp tehlikeye sürükleyen, Yeşim. Babasını gururlandırmak, göğsünü kabartmak için sıkı çalışan; dimdik durup savaşan ve en sonunda başarıp başkomiser olan, Yeşim.

Peki ya siz, hikayemi dinlemeye hazır mısınız?

Bölüm sonu

1 yorum

  • 🔗 https://discord.gg/QfukvZHt ⚠️ Uyarı: Eğer davetimizden rahatsız oluyorsanız lütfen bize bildirin 🫧🌷 🕯️⚜️ KAYIP RUHLAR BÖLGESİ ⚜️🕯️ Buraya adım attığında, sıradanlığın kapıları kapanır… Karanlık, sessizliğiyle seni sarar; fısıltılar arasında kaybolmuş ruhların nefesini duyarsın. Kayıp Ruhlar Bölgesi, yalnızların limanı, kelimelerin sığınağı, suskun yüreklerin çığlığıdır. 🌑 Burada: 💬 Geceye eşlik eden derin sohbetler, 📚 Ruhun karanlık yanını aydınlatan kitaplar, ✍️ İçindeki fırtınaları kâğıda dökebileceğin yazılar, 😂 Ve gölgelerin arasında yankılanan kahkahalar seni bekler. Burası sadece bir sunucu değil… Bir ruhlar mabedi, bir düşler diyarı, bir kayboluş ve yeniden doğuştur. 🎊 Gel, Kayıp Ruhlar Bölgesi’nin bir parçası ol. Unutma; her kaybolan ruh, sonunda kendine ışığı burada bulur.