İçeriğe geç

Bi Hayat Var Sanki?

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Bi Hayat Var Sanki?

Bölüm 1

Cehennemin Güneşi

(Yazarın Anlatımıyla)

Pişmanlık, insanı yok eder. Bir tohum gibi, önce filizlenir, filizlenirken ise öfke ile beslenir. Sonra büyür, büyüdükçe acı artar ve öfke üzüntüye döner. Son olarak ise ilk yaprağı, pişmanlığı yayar zihne. Sadece göz kulak olucaktı oysaki, oyuna dahil olmayı düşünmüyordu genç.

Uzun beyaz saçlarını yukardan toplamış, üzerindeki kirli beyaz gömlek ve altındaki siyah kot pantolonla mekanından ayrılmıştı. Acıları, pişmanlığa dönüşmüştü kendi içinde. Neden yaptığını sorguladı, cevabı açıktı. Ölümden korkmuştu. Korktuğu için ise biz kız çocuğunun ruhunu öldürmüştü.

Pişman mıydı? Belki.

Tekrar yapar mıydı? Asla.

Yarım saattir onu bekliyordu.

Eski bir dostu. Hızlı olsa iyi olurdu yoksa genç geri dönücekti. Şüphe çekmek istemiyordu. Bu gün o kız çocuğuna ağır ilaçlar verilecekti. Baygın olucağından ona dokunmamaları için üst mevkideki adamdan yalanlarla izin almıştı. O kızın farklı olan nesi vardı? Cinsel işlerine daha 13 yaşındaki bi kızı sokmaları kişiliksizlikten öte bir salaklıktı genç için. Kız yaklaşık 2 yıldır kapalı bir odada tutuluyordu, adı Yuchi'idi. 13 yaşlarındaydı, kalçasına kadar uzanan sarı saçları ve kocaman mavi gözleri onu ilgi çekici yapıyordu. Yinede bir çocukla yetişkin oyunu oynamak ne kadar eğlenceli olabilirdi ki?

Gencin bulunduğu eski inşaatta adım sesleri yankılandı. Yeşil saçları her zamanki gibi dağınık bırakılmış, koyu yeşil gözlerine düşen tutamları ise gözlerini kapatmıştı. Karşısında durmuş ona bakıyordu. Kirli beyaz gömleğindeki ilk 2 düğme açıktı, Sokakta görmüş olsaydı onu bir çapkın sanar sadece can sıkıntısından döverdi belki genç ama o öylesine biri değildi, Jesakai, öylesine biri olamayacak kadar bilinmezdi. Tek gerçeği belki de Mevkisinin yüksekliğiydi.

Sinir bozucu ama dostça bakışları ile süzdü genci. "Gecikmedim umarım?" göz devirdi genç ve yaklaşıp omzundan öylesine ittirdi. "Yarım saattir bekliyorum burada aptal." Burnuyla gülde Jesakai.Bir kaşını havaya kaldırdı ve öylesine bir şeymiş gibi gencin gelme sebebi olan konuyu dile getirdi. "Plan hazır. Patron yarımı Micheal'in aklını alıcaz. İşler nasıl gidiyor?" Kaşlarını çattı genç. Konuyu irdelemek için konuşucaktı ki, Jesakai tavırlarından her şeyi anlamıştı. "Planda ölebilirsin. Sana bunu bir kere sordum ve kabul ettin fakat ikinciye sormakta fayda var. Bu ölüm acı verebilir." İç çekti genç, bunu dört ya da beşinciye soruyordu Jesakai. "Hakettim. Hatta hakettik. Sadece tepki çekmemek için o kızcağıza dokundum ben. Kendimden iğreniyorum." Tepki çekmemek için değildi ölmemek içindi o dokunuşlar. Devam etti nefesi titrese bile. "Hem, yaşatmaz beni." Jesakai, omzuna kolunu atıp genci kendine çekti ve sarıldı. "O da doğru. Maviş, sözlerine önem verir." Kıkırdaması kulanda yankılandı gencin. Bu onu son gülümserken görüşü olabilirdi.

"Güneş'e iyi bakın. O kız farklı değil desemde normalde değil."

Jesakai başını salladı ve sarılmayı bırakıp geri çıktı.

Vedaydı bu, ona kurduğu son sözlerdi. Bir gün sonra ölüme koşucaktı. Hataları onu yakıcaktı, hatası da bizzat kendisiydi gerçi. Ölmemek için acı çektirdiği kız için ölücekti. Ne ironikti ama. Jesakai ile vedalaştı genç. Çoktan başlamış olan o 24 saatin geri kalanını kıza ayırıcaktı, Yuchi ye, Güneşine, Cehennemin Güneşine.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.