Herkesin hayatında mutlaka yaşamamış olmayı dilediği anlar vardır. Benim bütün çocukluk yillarim bu dileğimin içerisin de. Bazen bir kelime bir koku bir yer beynimin içinde çok çok derinlere götuyor beni. Hatırlamak istemediğim unutmak için cabaladigim o korkunç anılara. Ne yapsam engel olamıyorum. Nasıl başa çıkılır bilmiyorum. Tek bildiğim bu anımı da mahfettigi.
Bak pembe rengini gördüm yeni bir korkunç anı daha canlandı gözümde. Belki de pembeden bu kadar nefret etme sebebim budur kim bilir.
7 yaşındaydım babaannem(rahmetli) sedirinde oturmuş kardeslerim (3)-(4) yerde sofra bezinin etrafında kahvaltı için bekliyorlardı.O zaman oturdugumuz evin etrafı orman gibi ağaçlarla dolu 2 katlı bahçeli evin alt katindaydik. O ev uğursuzluk getirmişti bize o zamanlar öyle düşünüyordum. Neden mi? Annemle babamın ayrıldığı kabuslarin basladigi evdi o ev. Üstümde pembe boğazlı kazağım altımda siyah taytim kahvaltı sofrasına çaydanlığı getireceğim hiç unutmuyorum o çaydanlık o kadar büyüktü ki elime iki elimle zor tutuyor ve düşmemesi için Allah'a yalvariyordum. Tabii babası sıfatı altındaki sadece genetik yollarla olan babam küçücük çocuğa çaydanlığı getirme işini vermişti. Kendisi de kardeşlerime yerde sofra çaydanlığı bekliyorlardı. Elimde zorla tuta tuta odaya girdim ve olanlar o an oldu. Elimden çaydanlık babamın bacağına düştü. Şu an bile hatırladığım da kalbim çarpıyor. O üstümdeki pembe kazaktan tutularak duvardan duvara firlatildim. Bacağına dökülen suyun açısıyla kısacık olan saçlarımı köklerinden sökercesine çektiği çocuk bedenimi bir o yana bir bu yana savurduğu anlar var beynimin derinliklerinde. Tek suçum bedenimden büyük iki elimle bile tutamadigim çaydanlığı bacağına dokmemdi. Babaannem girdi araya zor aldı elinden beni saçlarımda kopmalar vardı. Yoğun kopmalar hemen odaya kaçtım yorganın altına girdim dua etmeye başladım. Lütfen bacağına bir şey olmasın lütfen lütfen . Tabii üstümdeki boğazlı kazak paramparça ve yırtılan yerleri tenimin her yerinde izlerle saçlarım köpük ama benim hala düşündüğüm onun bacağı. Kötü bir şey olursa daha kotu dayak yiyecektim ve elinden kurtulamayacaktim. Neden sonra bilmiyorum geldi ozurler bir şeyin varmı demeler. Saçlarıma diğer gün sabah okul için kalktığımda o kadar çok üzülmüştüm ki kısa oldukları için toparlanmiyorlardi. Kopan yerler aynada belliydi o kadar çok sessizce ağlamıştım ki. Bir şey diyemiyordum okula gittiğimde ise sürekli dalga konusu oldum. Öğretmenime de kızıyorum şimdi neden o durumu fark edip beni o adamın elinden kurtarmadi... İşte bu da beynimin derinliklerinde en acı hayat anılarımdan bir tanesi....