-Bu bölüm texting değil ama okumanızı tavsiye ediyorumm>
Zenitsu'nun ağzından
Her zaman olduğu gibi masamda oturmuş önümdeki birbirinden farklı renkte onlarca çiçeği birleştirmeye uğraşıyordum. Huzurla dolu bir dakika geçirmeye çalışsam da sınıfın gurbetçi kızlarının yaptığı dedikodular yüzünden asla rahatlayamıyordum. Tam bu sırada çok ama çok normal bir olay olan sınıfımızın kapısının kırılırcasına açılması olayı gerçekleşti.
Yine mi yaa... Bu sefer kim kimi köşe başında yiyişmeye davet edecek acaba?..
"Oha o Hashibira Inosuke mi ben mi hayal görüyorum? "
Ne- bekle NE?!
Hışımla kafamı kaldırıp sırama doğru yürüyen herife baktım. Allahın malı. Yürüyen arıza seni...
"MONITSUUUUUU!!"
"Bağırmana gerek yok gerizekalı duyabiliyorum, ayrıca Monitsu değil Zenit-"
"Kes lan Monitsu."
Off. Of amk of. Bir kere de doğru söyle adımı.
Ellerini masaya vurup sıramın önündeki sandalyeye ters bir şekilde oturdu.
"Nabıyon?"
"Çiçeklerin anasını avradını belliyom."
"Vallamı lan?"
"Hayır tabiki. Taç yapmaya çalışıyorum."
"Taç yapıp napçan ki?"
"Satıcam."
"Niye-"
"Olm sen bana musallat olmaya mı geldin buraya?"
"Yoo. Öylesine."
"Öylesine aynen- Olm ben ordan bakınca mala mı benziyorum?"
"Evet."
Allah'ım sen bana sabır ver
"O değil de..."
"He."
"Bana bi' tavsiye versen.."
Ya sen içinde bulunan kızların yarısının sana taptığı bu sınıfa ilişki tavsiyesi için mi geliyorsun? Salak mısın olm sen?
"Ne tavsiyesi? Ders için falan mı?"
"Salağa yatma amınakoyim anladığını bildiğimi biliyosun"
"Ne bilmesi ne- ne diyon olm??"
Kafama bir tane geçirmesiyle dikkatimi çiçeklerden ayırıp ona baktım.
"Ne vuruyon lan keraneci ne vuruyon??!"
"banailişkitavsiyesivermenlazım."
"Düzgün konuşsana lan anlamıyorum."
"Abicim bir de keraneci diyorsun ne kadar ayıp."
"Ne diyem Mahmut mu diyem?"
"Ya abi-"
"Ne lan ne?? Sabahtan beri abi abi abi abi- kendi abin olsa ona daha az abi dersin amına kodumun yağcısı-"
"Bir ilişki tavsiyesi kaç yen abi?"
Oha para teklif etti lan- Para teklif ettiyse... İlişki tavsiyesine ihtiyacı var demektir.
Şimdi ananı laciverde boyadım it oğlu it.
"200."
"YOHAMMINA-"
Aha şimdi yedim paranı.
"Pazarlık yok abisinin gülü-"
"Siktir lan."
"Ehm, eğer tavsiyemi uygularken seni izlememe izin verirsen-"
"Yok olmaz."
"İyi alayım o zaman 200 yen."
"Üstümde para yok taksit ödesem-"
"Müesesemizde sadece peşin geçiyor beyefendi-"
Inosuke'nin kafama bir kere daha geçirip bütün beyin hücrelerimi yok etmesi yetmiyormuş gibi bir de Tomioka Sensei kapıyı açıp içeri girmesin mi?
Aha işte bu yandığımın belirtisidir dostlar.
Tomioka Sensei sırama doğru yürümeye başlayınca ellerim titremeye başladı. Ee adamı ne zaman görsem saç rengim yüzünden beni tokatlıyor ne de olsa. Maşallah eli de ağır.
"Agatsuma sen miydin?"
Yok hocam kara tahtayım ben
"Evet hocam..."
"İyi. Sen bir gelsene benimle."
İnşallah okul bahçesinin ücra köşesinde beni dövmez..
"Tamam."
Ayağa kalktım ve çiçekleri sıra altına tıktım.
"Nereye gidiyon amına-"
Inosuke'nin dikkatsizce söylediği bir kelime Tomioka Sensei'nin tüm odağını ona döndürmesine yetti.
"Hashibira Inosuke. Küfür mü ettin sen?"
Ağağağa mala bak ağağağağağağa
"Y-yok hocam etmedim ya küfür falan- o etti!"
Inosuke o işaret parmağını kopartırım bak.
"Hashibira Inosuke. Öğretmenler odasına bekle beni."
"Niye lan-"
Salak yemin ediyorum gerizekalı bu çocuk ya.
"Hatta öğretmenler odasına gitmekle hiç uğraşma, direkt müdürün odasına git."
"Of.. Tamam ya."
Tomioka Sensei ve ben Inosuke'yi müdürün odasına gidene kadar takip ettik, sonrasında ise tek bir kelime etmeden öğretmenler odasına gittik.
Bismillahirrahmanirrahim şu hocalara bak korkunç amkk-
"LAN GEVŞEK!! Yine mi öğretmenler odasına öğrenci getirdin?!"
Matematik hocamız Sanemi Sensei'nin tok sesiyle bağırması beni yerimden hoplattı. Maşallah sesi ile kulaklarımızın pası siliniyor zaten her dersinde(!).
Ses tellerin kopsun.
"Sanemi-san, bir öğrencinin yanında böyle bağırmamalısınız.."
Sanemi Sensei'nin aksine sesi oldukça yumuşak olan, sevgili Biyoloji hocamız, Kanae Sensei onu uyardı.
Okulun çiçek gibi olan tek hocası derdim ama geçen gün sınıfın ortasında bir kurbağayı neşterle yaran birisinden bahsediyoruz. Allah rahmet eylesin..
Ayrıca bu dünyada Sanemi Sensei'ye diz çöktüren tek birey. Saygı duydum. Sanemi Sensei de keşke bir evlenme teklifi falan etse de şu okul aşk neymiş görse..
Tomioka Sensei onları umursamadan elime 1 ton kağıt bıraktı.
Oha ölcem bu ne?!
"Şunları tüm sınıflara dağıt."
Hass-
"H-hocam- Bunlar ne?"
"Nöbetçi listeleri. Her sınıfa dağıtacaksın."
Öldüm.
"Tomioka Sensei, bunlar sadece onun taşıması için fazla ağır değil mi?"
Kanae Sensei, keşke Tomioka Sensei de sizin gibi düşünse ama o bana eziyet etmeyi daha çok seviyor maalesef.
"Taşır taşır bir şey olmaz."
Taşır diyor bir de! Kollarım kopacak be adam!!
Tomioka Sensei bana doğru dönüp;
"Hadi hadi, listelerin ayaklanıp kendi kendini dağıtacak hali yok ya."
dedi. Cidden bunu dedi.
Şaka yapıyor olmalı.
İçten içe kopan isyanlarıma karşı gelerek baş selamı verip öğretmenler odasından çıktım. Yolda bana yardım edecek birileriyke karşılaşmak istesem de (şansıma tüküreyim) hiçkimseyle karşılaşmadım.
Girdiğim her sınıfa bir tane nöbetçi listesi bırakıp çıkıyordum, dolayısıyla kollarımdaki yük zamanla azalıyordu. Ama nafile, çünkü tüm okulu kollarımda 1 ton kağıtla dolaşmak çoktan kollarımın işlevlerini kaybetmesine neden olmuştu.
Nöbetçi olur da bu hocalar yine bana bu tarz görevler verirse yemin ediyorum artık kafayı sıyıraca-
Düşüncelerimden beni zorla sıyıran, önümde duran bir öğrenciye çarpmam oldu. Saçları siyah ve turuncu, üzerinde pembe bir toka bulunan bir öğrenci...
"A-ah çok özür dilerim! Arkamda olduğunu fark etmedim-"
"Ben de özür dileri-"
Arkasını dönüp bana baktığında, pembe gözlerinin içinde yolumu kaybettim. Gözlerindeki pembenin her bir tonu beni kendimden geçirirken yüzümün ısındığını, hatta ısınmaktan da öte, yandığını hissettim...
"Ah, Zenitsu-san!"
Hayal görüyorum. Dimi...?
Gözlerimi onunkilerden ayırmaya çalışsam da başarısız oldum. Yüzünü gördüğüm her saniye daha da kızarıyordum ve bu kesinlikle normal hissettirmiyordu.
Allah kahretsin, nöbetçi listeleri nerede?!?
Ona bakmayı bırakıp telaşla nöbetçi listelerini toparlamaya başladım. Tabiki benim iyi kalpli çiçeğim de bana yardım etmek için eğildi.
Bekle- şu an Nezuko'yu övmek için doğru zaman değil!
Telaşla çarpmanın etkisiyle etrafa dağılan kağıtları toplamaya başladım. Nezuko'nun kağıtları toparlayıp bana doğru uzatması beni iyice telaşa sokmuştu, ikimiz de önümüzde duran son listeyi almak için eğilince kafalarımız birbirine çarptı.
"Of- üzgünüm, çok acıdı mı?.."
Nezuko ellerini uzatıp kafama dokundu, iyi olduğumdan emin olmak istiyordu sanırım.
"A-a-a-a-a!- S-sorun değil-! Ben- g-gideyim!!.."
Ağzımdan çıkan bir milyar kekelemeden sonra oradan hızlıca ayrıldım. Tomioka Sensei'nin benden dağıtmamı istediği bütün listeleri dağıttıktan sonra sınıfıma doğru yol aldım.
Nezuko'yla yaşadığım o garip an aklıma gelince hızlanmaya başladım-
Bilin bakalım ne oldu? Tabiki Tanjiro'ya çarptım.
Hay ben şansımı si-
"Zenitsu?!"
"Aa merhaba sen de mi buradaydın yaa-"
"Zenitsu, kötü bir şey mi oldu?"
"Yoo-"
Bir dakika, Tanjiro'nun yanakları niye kıpkırmızı lan?
"Olm yanaklara bak- Tokatladılar mı lan seni?"
"Kes-"
Tanjiro'nun arkasında duran ve kırmızılıkta ondan geriye kalmayan Kanao'yu gördüğümde olayı anca fark edebilmiştim.
Lan Tanjiro'nun çıkma teklifini mahvettim..
"Eee... Ben artık gideyim-"
"Şey.. Inosuke seni arıyordu en son."
Yine mi yaa.. Hem Inosuke benden neden ilişki tavsiyesi istiyor ki...
~~~devam edecek~~~
