İçeriğe geç

beyaz yalanlar sergisi

Bölüm 1 · 2 dk okuma

beyaz yalanlar sergisi

Bölüm 1

bölüm bir

küçükken insanların maske takan canavarlar olduğuna inanırdım, sanki ailem bile bir maskeden ibaret, bütün gülüşler oyunlardan ibaret ve beni gafil avlayacakları anı bekler gibi gelirlerdi. bu sebeple insanlardan korkardım, her an beni yiyip bitirecekler gibi gelirdi bana ama yine de onlara güvenirdim. yine de ağladığımda anneme seslenir, korktuğumda babamın arkasına saklanır ve gülüşlerimi kardeşlerimle paylaşmak isterdim. büyüyünce öğrendim, mecazi anlamların varlığını.

insan ilişkileri benim için her zaman bir hayal kırıklığı oldu. sıkı sıkıya tutuğumu sandığım ipler elimde kesikler bıraktı. bırakmak zorunda kaldığım her şey beni kuvvetlice geriye itti, yerle bir etti. düştükçe, ipleri daha gevşek tutar oldum, bu sefer her şey ellerimden kayıp gitti. her şeyin anlamsızlaştığı bir kara delikte buldum kendimi. hiç kimseye güvenemeyeceğim, değer veremeyeceğim, hiç kimseye aşık olamayacağım bir kara delik. hislerimi yutan, karanlığa mahkum eten bir kara delik.

hislerin gün ışığına mahrum kalması bambaşka bir olay, bambaşka bir umutsuzluk. yalnızlığa esir bir hayat bambaşka bir mahkumluk. bu yüzden kendimden uzaklaşmak istedim, kendimi unutmak bazı bazı gülmek istedim olduğum kişiye rağmen sevmek. sorguladım, bana sevginin ve mutluluğun kapısını açan bir anahtar arayıp durdum. yalandan da olsa bir oyun da olsa. işte o zaman anladım, bir oyuncu olmanın benim için tek çıkış yolu olduğunu anladım, yalanlarla yaşayan biri için oyunculuk pek de zor olmayacaktı. ama gariptir ki oyunculuğun beni getirmesini beklediğim yer burası değildi. bir sorgu odası değildi, bana vermesini beklediğim kimlik bir cinayet şüphelisi olmak değildi.

biri ölmüştü. biri öldürülmüştü. sanat akademisinin, oyunculuk bölümünün, dördüncü sınıf öğrencisi can karan. neşeli, sosyal, kimseyle bir sorunu olmayan can. ya da sadece iyi bir oyuncu olan, uyuşturu satıcısı ve şantajcı olan can. ama ne var ki, bu sadece fısıltılar arasında yerini alan bir konudur. bu fısıltılara layık olan sadece sanat akademisi öğrencileridir ve sanki çok değerli bir sırmış gibi asla büyüklere iletilmez, çok soylu bir işmiş gibi polislere de anlatılmaz. can, bir maskenin ardında yaşadığı hayatında, iyi bir insan sıfatıyla adlandırılmaya devam eder. okuduğu dönemin yarısın hayatı karartan can. bana aşık olan can veya bana saplantılı olan can. iyi bir insan olduğu söylenen can. ve o şimdi öldü, soğuk bir toprağın altında, çiçeklerle çevrili bir mezarda. ve ben şimdi onun cinayetinden şüpheliyim, soğuk ve boş bir odada yalnız başıma oturmuş bekliyorum. henüz sorgu odasına alınalı 15 dakika oldu, konuşmayı reddettiğimden bana atanması gereken devlet avukatını bekliyorum. bu polisleri biraz kızdırdı, suçlu değilsem her şeyi anlatmam gerektiği tezini vurgulayarak çıkan polis görevlisinin can'ın uzaktan akrabası olduğunu duydum. üstüne üstlük benden başka şüpheli yok yani işler pek iyi gitmiyor, son umudum gelecek olan avukatın işini yapmakta iyi olan biri çıkması. belki biraz da iyi bir yalancı olması. çünkü bu dünya yalanla döner, iyiler ancak yalanın yaşadığı bir dünyada varolur. ve bu benim yalanımın dünyası, sakın unutma, bu dünyada yeterince yalan söylersen iyi olduğuna inanırlar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.