Bir sahneye koydular beni ve konuşmamı istediler, bir zamanlar susmaya mahkum olan kız o sahnede tüm acılarını haykırdı. Şimdi susma sırası ona acı verenlerdeydi, neşeli çocukluğunu elinden alanlardaydı.
“konuşmam bu kadardı, beni dinleyen herkese teşekkürlerimi iletiyorum.”
Sahneden yavaş adımlarla indi ve gülümseyerek babasının yanına koştu, kendisini babasının sıcak kollarına bıraktı.
“benim güzel kızım, baban her zaman senin yanında seni çok seviyorum.” kız babasına dahada sıkı sarıldı, heyecandan dili tutulmuştu sanki gözünden bir damla yaş süzüldü ama bu yaş içindekilerden kurtulduğu için akan yaştı ve sonra bir damla yaş daha süzüldü gözlerinden bu yaş ise mutluluğundandı.
“iyiki varsın baba iyiki!!” bir çocuk gibi babasının karşısında ellerini şıplatarak zıplıyordu, Babasıysa ona hiç bitmeyecek bir sevgiyle bakıyordu.
Kız koşarak arkadaşlarının yanına gitti, arkadaş ortamı oldukça kalabalıktı ve hepsi birden kızın üzerine hücum etti ve sıkıca sarıldılar. Kız oldukça mutluydu ve bu gün mutluluğunu bozacak bir şey olacağına inanmıyordu.
“kızım sen bir harikasın ya, ışığını sakın kaybetme!”bütün arkadaşları mükkemel cümleler kuruyordu lakin onun gözü gülümseyerek ona bakan kızdaydı.
Kıza doğru koşmaya başladı ve ona sıkıca sarıldı“efsa, içimde artık ufakta olsa bir umut var. Sence bu sefer başradık mı?”
Kıpır kıpırdı içi, çok mutluydu nerdeyse mutluluktan hiç bir şey görmüyordu gözü, eli ayağı titiriyordu.
“başardık afra başardık meleğim, biz daha çok başaracağız yeterki sen o yüzündeki gülümsemeyi kaybetme.”
Afra arkadaşına sıkıca sarıldıktan sonra masadan ayrıldı.
Gece boyunca eğlendiler, saatler dakkikalar o kadar hızlı geçiyordu ki
Kimse saatin iki olduğunun farkında bile değildi.
Birden salonun kapısı gürültüyle açıldı ve içeri silahlı adamlar giridi. Afra'nın kalbi olduğundan hızlı atmaya başlamıştı çünkü elinde silah olan o adamı çok yakından tanıyordu.
Adam elindeki silahla kimseyi dikkate alamadan Afranın karşısına dikildi ve silahı tam kalbinin üzerine sabitledi.
Afra gözlerini şaşkınlıkla aralamıştı ama içindeki bir ses buna yenilmek istemiyordu, o bugün herşeyin üstesinden gelmişti, şuan ona kaybetmek yakışmazdı.
Elini pantolonun arkasına uzattı ve silahını çıkardı, oda tam karşısındaki adamın kalbinin üzerine silahı bastırdı.
“tam kalbinin üzerinde benim silahım duruyor, şimdide bana ‘senin elindeki silah bana zarar vermez çünkü ben kalbimi kaybedeli çok oldu' diyebilecek misin?” afra ne diyeceğini bilmiyordu içindeki sesler o kadar karışmıştı ki, karşısındaki adamın gözlerine bakmaktan başka birşey yapamıyordu.
“seni kalbini kazandığın gün kalbinden vuracağıma yemin etmiştim ve ben bu gün o kazandığın kalbi senden alacağım.” silahı dahada bastırdı kızın kalbine, sanki zafer kazanmışcasına gülümsüyordu.
“Altuğ bir yanlışın var.” kafasını kaldırdı ve Altuğ'un gözlerinin üzerine sabitledi ve derin bir nefes aldı.“O zaman tek bir silah vardı ve karşında yaşamak değilde ölmek isteyen, yorgun bir kadın vardı.”afra kalbinin üzerindeki silaha baktı ve eliyle o silahı sıkıca tuttu.“ama şimdi, ölmek değilde yaşamak isteyen bir kadın var ve kalbime sıktığın o kurşun senin kalbinin de ölümü olacak.”
“afra bu sefer de ben kalbimi kaybettim, olmayan bir kalp ölmez.” kız ben bu gün kalbimi kazanmadım aslında diyemedi, kaybedilen bir kalp geri kazanılamazdı.
“sık o zaman o silahı tam kalbime ve sönsün bu içindeki hiç sönmeyeceğini düşündüğün nefretle yanan ateş" sönmez der gibi baktı kıza ve kız gülmeye başladı.
“ikimizinde ateşi bu gün sönecek, hazır mısın?”
“1,2,3 ve bom”