İçeriğe geç

Beyaz şapkalı Katil

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Beyaz şapkalı Katil

Bölüm 5

Beyaz Şapkalı katil 5.BÖLÜM

ESİR

Juliet’in Anlatımıyla

Gözlerimi açtığımda anında acı içinde geri kapattım. Omzumda..çok şiddetli bir acı vardı. Neden??

Doğru ya.. ben neden baygındım ki?

Olanları hatırlamaya çalıştım. Ve her şeyin birden beynime girmesi ile başım dönmeye başladı.

Vurulmuştum..

Daha önemlisi ise beni vuran kişiydi! Yıllar sonra karşılaşmamız çok ironik.. onun karşıma bir katil olarak çıkması ise ironik denilemeyecek kadar berbat bir durumdu. Neden.. neden o katildi ki?? Buna üzülmem normal miydi? Yani..onun katil çıkmasına üzülmem…

Omzumdaki acı yüzünden düşüncelerime ara vermeye çalıştım. Omzum gerçekten çok ağrıyordu. Tamam daha önceden vurulmamıştım ama gene de bu fazla acıtıyordu sanki…

*Juliet bayılmadan ve Ryan’ı görmeden önce olanlar*

Annemi görmeye son kez gidiyordum.

Evet bu onu son görüşümdü çünkü bir hafta sonra bir daha asla göremeyecektim annemi. İdam edilecekti. Babamı ve amcamı öldürmesi ile hapsi boylamıştı ve şimdi de devlet idamına onay vermişti.

Onun için bir şey yapamıyordum çünkü o iyi değildi. Gerçekten değildi…

Doktorlar şizofreni dediler anca devlet hastaneye yatmasına bile izin vermedi. Onu öylece o soğuk hücreye tıktılar. Bunları her düşündüğümde sinirlerime hakim olmakta zorlanıyorum. O benim annemdi..annem! Ama ben onu parmaklıklar ardında izlerken o beni önemsemiyordu bile. Onu anlamaya çalışıyorum..ama olmuyor işte. Bir anne ne olursa olsun kızını yok saymazdı değil mi? Beni sevdiğini biliyordum. Ben küçükken beni karanlıktan korktuğum için ben uyuyana kadar yanımda beklediği günleri bilirim. Ama bir de bu günleri bilirim. Bazen..keşke o karanlık gecelerimde ve üstüme gelen yerlerde tekrar yanımda olsa diyorum.

Gardiyanlardan birinin görüşme odasına girmesi ile toparlandım ve dolan gözlerimi sildim. Annem beni yok saysa da onun karşısına böyle dağılmış çıkamazdım. Bu onun…en önemlisi de benim için gerekliydi.

İçeri mavi tulumu ile giren annem bir önceki görüşmemize göre daha zayıf ve çelimsiz görünüyordu. Omuzları çökmüş,göz altları morarmıştı. Ve sürekli mırıldanıyordu. Hiç durmadan birileri ile konuşuyor, bazen kavga bile ediyordu. Ama kavga ettiği gerçek kimse yoktu karşısında. Ve bu beni benden alıyordu…

Annem tam karşımda sandalyeye oturunca yüzüme sahte bir tebessüm kondurdum.

-Annem nasılsın? Gayet iyi görünüyorsun.

Bir tepki vermesini bekledim ama vermedi…

Bu sefer tekrar konuştum.

-biliyor musun kızın işinde harika. Altında çalışan bir sürü insan var. Kızın patron anne!

Sesimi coşkulu şekilde çıkardım ve en azından bana bakmasını diledim.

Ama o bir süre sustu. Sonra öne arkaya sallanarak mırıldanmaya devam etti.

Buna dayanamıyordum…

Gözlerim tekrar dolduğunda bakışlarımı yukarı diktim. Kimsenin karşısında böyle çaresizce ağlayamazdım. Hem bu annemi de üzerdi belki..

göz yaşlarımı tutamadığımda sandalyemden kalktım ve görüşme odasından çıktım.

Temiz hava almam lazımdı.

Hızlı adımlarla odayı terk edip hapishanenin çatısındaki terasa çıktım.

Zor bir gün geçiriyordum. Ve annem..o hastaydı ama ona yapılan haksızlık ile burada tutulması beni çıldırtıyordu. Onu böyle çaresizce görmek ise beni kahrediyordu. İçinde bir şeyleri parçalıyor ve darmadağın bırakıp gidiyordu.

Bu yüzden fazla işkoliktim. Bunun farkındaydım da. Ağlamak istediğimde, üzgün ve ya depresif olduğuma kendimi işime verir yorgunluktan bitkin düşene kadar çalışırdım. Bu benim kafamı dolduruyor ve o üzgün düşüncelerden uzaklaştırıyordu beni. Ama şimdi…

Daha ne kadar kaçabilirdim üzücü gerçeklerden?

Derin bir nefes alıp temiz olmasını dilediğim havayı içime çektim. Ancak burnuma gelen ağır sigara kokusu ile yüzümü buruşturmam bir oldu.

Başımı kokunun geldiği yere doğru çevirince anında elim belimdeki silahıma gitti.

Gördüklerim yüzünden gözlerim kocaman açılmıştı ama kendimi kısa sürede topladım. Ve gür bir sesle konuştum.

-Ellerini görebileceğim bir yere koy!

Karşımda silahını hazırlamış bir tetikçi daha da önemlisi bir katil vardı. Ancak beni dehşete düşüren bu adamdı. Bu adam.. oydu işte…. Anlasının cenazesine gitmiştim. Orada ablası için göz yaşı döken tek kişiydi. Ve ben ablasının adaletin bir kurbanı olduğunu biliyordum. Ablası suçsuzdu. Ama gene de onu karşılayan son ölümden başkası olmamıştı…

Elimdeki silahı tutuşum şokum ile gevşediğinde bu fırsatı kaçırmadan elimden silahımı aldı. Ve benimkine benzer bir vümle söyledi.

-kaldır ellerini.

Şaşırmıştım.. ama şu anda canım düşüncelerimin önüne geçince dediğini sorgulamadan yaptım.

-tamam..kaldırdım.

…

Ve sonra..o beni vurmuştu.

Evet olay buydu ve şimdi… ben onu tehdit etmiştim. Bu bir hataydı! Kimliğinin açıpa çıkmasını istemediği için ise büyük bir risk alıp beni kaçırmıştı!

Ancak hiç şansı yok…

Benim kaçırıldığımı en geç iki güne anlarlar ve beni aramak için bir ekip kurmuşlardır bile. Bu oyunda kazanan ben olacağım. Her zaman olduğu gibi.

Düşüncelere dalmışken kendime gelmemin sebebi bulunduğum odanın kapı kilidinin açılmasıydı. Gelmişti… ve tam karşımda duruyordu.

Kapının kenarına yaslanıp kollarını önünde bağladığında yüzündeki ifadesizlik biraz tırsmamı sağlamıştı.

Bir süre beni izledi ve baştan aşağı süzdü. Ve dediği tek şey ise afallamak fışında bir tepki vermemi engellemişti.

-Günaydın uyuyan güzel.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.