İçeriğe geç

Beyaz şapkalı Katil

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Beyaz şapkalı Katil

Bölüm 1

Beyaz Şapkalı Katil 1.BÖLÜM

KIYMET BİLMEMEK

RYAN’ın Anlatımıyla

Sonuncusu benim için fazla sıkıcı geçmişti. İnsanların yalvarıp yakarmaları içimdeki merhameti bir gram bile uyandırmazken aksine onlara beslediğim kin ve nefreti arttırıyordu.

İnsanlardan neden mi nefret ediyorum? Açıklaması basit...

Çünkü insanlar kıymet bilmezler, bencillerdir. En basit örneği günlük hayatta hepimizin yaptığı şey, bir şeye ihtiyacımız olmadığı halde alır ve iki gün sonra gözümüzü başka bir şeye kaptırırız. Asla ellerindekinin değerini bilmezler. Ta ki ellerindeki her şey alınana kadar...

Ben de bunu yapıyorum, değeri bilinmeyen her canın hesabını soruyorum. Ve benim de kıymetimi bilmiyorlar. Onlar için yaptıklarımı iyilikten saymıyorlar.. bencilce değil mi? Bana katil diyorlar, ama asla kahraman demiyorlar. Bu yola bir ‘kahraman’ rolünü üstlenmek için girmedim zaten.. ama açıkçası zoruma gidiyor bana katil demeleri. Haksız değiller, ama iyi bir amaç için öldürene de katil denir mi? Askerler neden katil değil? Ya polisler..? her gün yüzümüzde acıyla izlediğimiz cinayet haberlerindeki olaylardaki polisler de adam öldürüyor. Onlara katil denmiyor...

Düşüncelere daldığımı fark ettiğimde kendimi toparlamak için birkaç kere gözlerimi kırpıştırdım. Karşımda çektirdiğim işkencelerden kanlar içinde kalan adama baktım. Gözlerimde tiksinti ve nefret dışında hiçbir şey yok!

Bakışlarımı adama çevirdim. Bileklerinden zincirle tavana asılan adam yorgun ve acı dolu bakışları ile bana baktı. Adam demek bile gücendiriyordu beni.. oysa karşımdaki adam bu lakabı bile hak etmiyor. Sesimi sakin ve soğuk tutarak sordum. ‘Neden yaptın? Söylesene onca masum kadından ne istedin..?’ birden bu rezil haine rağmen pis bi sırıtış belirdi dağılmış suratında. Dişleri ona attığım onlarca yumruklardan kanıyla aynı kırmızı renge bürünmüştü. Sesini güçlü çıkarmaya çalışıp bağırdı ‘seni pislik! Hah.. bana bunları çektirdiğinde pişman olurum mu sanıyorsun? Gülünç ahmağın tekisin...’

Yanımdaki metal masanın üstündeki türlü işkence aletleri arasından bıçağı seçtim. Belki de en masumuydu bu... elimdeki bıçağın kenarı çentikliydi. Birine saplarsanız geri çıkartırken sapladığınız tüm deri dokusunu parçalar ve insana büyük bir acı verirdi. Bıçağın ucunu sağ elimin işaret parmağına biraz bastırdım ve keskinliğini kontrol ederken bir yandan karşımdaki pisliğe doğru adımlarımı attım. Adamın bakışları bir bana, bir elimdeki bıçağa gidiyordu. Korktuğu belliydi... sürekli yükselttiği sesi ve bakışları, patlamış dudağını arada stresle ısırması onu ele veriyordu. Ona baktığımda elimdeki bıçağı başını kaldırsın diye çenesinin altına, boynuna doğru bastırım. Acıyla inledi. O sırada konuştum ‘sana pişman olman için bir hak vermiştim... ama sen...’ dilim bile varmıyordu söylemeye. Dişlerimi sıktım. Öfkeyle konuştum ama asla bağırmadım. ‘sen.. akıllanmak yerine her seferinde o zavalli kadınlara şiddetini arttırdın ’ o sırada sözümü kesti. Sözümün kesilmesinden hoşlanmam... adam bağırdı. ‘hayvan evladı!’ ona baktım, ‘hayvanları küçümseme... onlar bile benim gözümde senden daha üstün.’ Adam inanamayan şekilde bana baktı. Öfke sorunları belliydi. Dengesiz halleri bunu gösteriyordu. ‘ruh hastası! Bu intikamı sana almak düşmez! Benim bir ailem var! Çocuğum olacak!’

Kendini acındırmaya çalışan sesini duymak beni iğrendiriyordu. ‘karını zaten dövüyordun, bir de onu hamile mi bıraktın?’ ‘beni öldürme! Pişmanım tamam mı!?’ ciddi değildi... ciddi olsa da umurumda olmazdı. Ama ciddi olmaması ve sadece hayatı için böyle söylemesi beni daha da sinirlendirdi. ‘pişman olman... o kadınlara yaşattığını geri çevirmeyecek, tabi eğer ciddi olsaydın. Çocuğun senin gibi bir babadansa babasız daha mutlu olacaktır eminim... benim gözümde çok bile yaşadın.’

Bıçağı boynuna bastırdığımda acıyla bağırdı ve son çaresi olacak olan yalvarma kozunu kullandı. ‘yalvarırım! Beni öldürme!’ ona baktım ve söyledim. ‘merak etme... seni ben öldürmeyeceğim.’ Gözleri bir an şaşkınlıkla genişledi ‘cidden mi? Teşekkürler... hah..’ o sırada soğuk şekilde fısıldadım. ‘kendi ecelinle öleceksin...’ sol elimle kavradığım ve boynuna bastırdığım bıçağı zahmetsizce ittirdim ve soluk borusuna batırdım. İğrendiğim sesi yavaşça kısıldı ve gözleri acıyla genişledi. Ağzını açıp kapatıyor ve nefes almaya çalışıyordu. Acınası... ona çok daha fazla acı çektirmek isterdim... her kemiğini kırmak isterdim. sadece parmaklarını kırabilmiştim oysa ki... boynunu ilk kestiğimde üstüme sıçrayan kanlar ile yüzümü buruşturdum. Nefes almak için çırpınan bedeni çok uzun yaşamayacaktı. Elimdeki kanlı bıçağı kenara bıraktım ve odadan çıkmak için adımlarımı kapıya yönlendirdim. Odadan çıkarken hala yaşıyordu. Acıyla hırlıyordu... her soluğunu hissederek son nefesini veriyordu. Ben onu öldürmemiştim. Biyolojik kurallara göre ölecekti.. son nefeslerinde acı çekmişti. Her dokunduğu kadın için kırdığım parmakları, kim bilir kaç kişiye haksızca yükselttiği için aldığım sesi ve canını yaktığı herkesin intikam ve adaleti için aldığım hayatı... bedeli asla ödenemezdi... ama yapabildiğim buydu.

Odadan çıktığımda koru renk koridorda ilerledim. Adımlarım boş koridorda yankı yaparken telefonumu çıkartıp Alex’in numarasına bastım. Soğuk sesimle telefonda konuştum. ‘cesedi ara sokağa götür. Yanına beyaz şapkayı ve notu da koy.’ Alex’in alışıldık kaba sesi telefondan beni yanıtladı ‘Anlaşıldı patron.’ Telefonu kapattım. Koridorun sonundaki banyoya girdim ve musluğu açtım. Ellerimi suyun altına soktuğumda ellerimden suyla beraber akan kanın rengi açılarak akıp gitti. Ellerimi kısaca yıkayıp başımdaki eskiden beyaz olan ama şimdi sıçrayan kanlardan kırmızı lekelere sahip beyaz şapkayı çıkarttım. Sonra da üstümdekilerden kurtuldum ve duşa girdim. İşlediğim her cinayetten sonra bunu yapardım. O iğrendiğim insanların kanına dahil tahammülüm yoktu. Tüm kıyafetlerimi atar ve kendime yenilerini alırdım. Onların kanıyla kirlenmiş olan hiçbir şeyi bir daha asla giymezdim.

Duştan çıktığımda sıcak havadan buğulanmış aynadaki bulanık görüntüme bir baktım. Aynayı yüzümü görmek için elimle sildim ve yüzüme baktım. Günlerdir alamadığım uykumdan kaynaklanan göz altımdaki morluklar canımı sıkmaya yetmişti. Gözlerim ölü ve soğuk bakıyordu... sanki aynadaki kendim değildim. Bakışlarımı aynadan çektim. Belimdeki havluyla giyinme odama gittim. Üstümü giyindikten sonra sıra sıra dizili olan beyaz şapkalardan birini alıp başıma taktım. Bu benim simgem, amblemim ve adım gibi benimsediğim onurumdu. Beyaz olmasının sebebi saflığı ve adaleti temsil etmesiydi.

Selam, ben insanlarca Beyaz şapkalı katil, ama kendimce Ryan MCALLİSTER. Sadece Ryan olamam hayır. Sadece Ryan insanlara üzülür, dünyaya ve canlarına kıyamaz. Yaptıkları onca kötülüğe rağmen olmayan adaleti arar... ama Meacallister bilir ki olmayan bir şeye sahip olamazsın. Evet ben de bu konuda kıymet bilemedim. Elimde olan adaletin alınmasına izin verdim! Ve bu benim en büyük pişmanlığımdı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.