Sen varsın işte
Şeyy, ben yanlış anladım
Önemli değil
Bunun üzerine pek konuşmamıştık. Arabanın radyosundan bir şarkı açmıştı. Şarkı sessizliği bozuyordu .
Bu sabah erken uyandım
Gittim sana şarkı yazdım
Sonsuz ol diye sonsuz ol diye
Unutulsam mı unutmasam mı
Saklansan da bu köşede benle
Yaşlansan mı
Yaklaşık 1 saat sonra arasın ve artık benim de evim olan o binanın önündeydik.
O zaman evimize hoş geldin dedi Aras
Hadi gel içeriyi göstereyim. Asıl eşyalar yani acil olanlar burada ama diğerleri yarın gelecek.
Bir tane de benim kullanmadığım oda var . Oraya da sen yerleşirsin.
Tamam tekrardan teşekkür ederim. Sana ne kadar teşekkür etsem az
Ne demek
Ben elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. Eve erken geldiğim için de yemek işini de hallederim. Nöbet günlerinde haber verirsen ona göre kalkarım . Haziran ayında olduğumuz için okulun kapanmasına az kaldı. Bu yüzden sana yardımcı olurum.
Tamam dedi ve tebessüm etti . Gülünce gözleri kısılıyordu . İçeriye girdik . Daha düzen olmadığını söylüyordu ama ev sanki 2 senedir burada yaşıyor gibi düzenliydi .
Boş oda bu dedi . Bu doğruydu odada sadece bir çanta vardı.
Çantayı hastaneye götürüyorum . Odama alacağım merak etme
Sorun değil burada kalsın
Peki
Ben geç kalmadan okula gideyim.
Gel ben bırakayım. Hem okulu hem de hastaneyi gösteririm .
Tamam , araba ile mi gideceğiz
Hayır birkaç dakika yurursek önüne çıkabiliriz
Süper o zaman
Senin özel ders işi ne olacak devam edecek misin
Dün yeni bir öğrenci ile konuştum. Adı duru . Ama yakın çevrede olmadığı için annesi Melis hanımı arayıp iptal edeceğim.
Bir dakika bir dakika , Melis hanım ve kızı duru dedin değil mi
Evet, ne oldu
Soy adını hatırlıyor musun
Yok hayır hatırlamıyorum
Göktürk olabilir mi
Doğru duru Göktürk demişti Melis hanım. Sen nereden tanıyorsun
Melis benim yengem . Abim Alkanın eşi. Duru da yeğenim . Amcasıyım ben durunun
Gerçekten mi .
Evet. Sen sorun etme abim ile ben konuşurum.
Tekrardan teşekkür ederim.
Sürekli teşekkür etmene gerek yok , zaten zor bir durum olsaydı bunu sana söylerdim.
Olsun. Ben öyle alışkınım.
Sen bilirsin
Eeee işin nasıl gidiyor,
Burada çalışmaya başlayalı 2 gün oldu ama ortama çabuk alıştım. Güzel gidiyor.
Yorucu değil mi
Sen beni nöbetten sonra göreceksin
O kadar mı kötü
Daha da fazla
İkimiz de güldük.
Bak geldik . Burası altın yaprak koleji dedi parmağı ile göstererek. Daha sonrasında ise elini biraz yana çevirdi . Burası da çalıştığım hastane. Sen artık gidersin diye düşünüyorum. Ben hastaneye geçeceğim. Yarım saat sonra nöbetim var . Erken gitsem iyi olur .
Tamam sana iyi nöbetler o zaman.
Numaranı Zeynep az önce attı. Birazdan seni arayacak numara benim .kaydet istersen .
Tamam kaydederim . "
Okula girmiştim. Bina çok güzeldi.Bahçede öğrencilerin neşeli sesleri yankılanıyordu. Kimisi top oynuyor, kimisi arkadaşlarıyla sohbet ediyordu. O manzarayı izlerken yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu.
Ardından müdürün odasına yaklaştım ve kapıyı çaldım. İçeri girdiğimde ellili yaşlarında, güler yüzlü bir adam ayağa kalktı.
"Hoş geldiniz Simay Hanım."
"Hoş bulduk."
"Buyurun, lütfen oturun."
Teşekkür ederek sandalyeye oturdum.
Müdür Bey masanın üzerindeki özgeçmişime göz gezdirdi.
"Üniversiteden oldukça başarılı bir ortalamayla mezun olmuşsunuz. Akademik başarınız oldukça yüksek"
"Teşekkür ederim."
"Şu an atanmayı bekliyorsunuz sanırım."
"Evet."
"O zamana kadar da özel ders veriyorum."
Müdür Bey başını salladı.
"Mesleğinizden kopmamanız güzel."
"Peki neden öğretmen olmak istediniz?"
Sorusu karşısında birkaç saniye düşündüm.
"Bir öğretmenin sadece ders anlatmadığına inanıyorum."
Müdür Bey gülümsedi.
"Bu cevabı beğendim."
Arkasına yaslandı.
"Biz yaz dönemi için öğrencilerimize destek verecek öğretmenler arıyoruz."
"Özellikle çocuklarla iletişimi güçlü, sabırlı ve sorumluluk sahibi birini."
"Referanslarınız da oldukça olumlu."
Bunu duyunca heyecanlandım.
"Çok teşekkür ederim."
"İsterseniz önümüzdeki hafta birkaç deneme dersi planlayabiliriz."
"Hem siz öğrencileri tanımış olursunuz hem de biz birlikte çalışma fırsatı buluruz."
Yüzümdeki heyecanı gizleyemiyordum.
"Benim için büyük bir mutluluk olur."
Müdür Bey masasındaki ajandayı açtı.
"O hâlde pazartesi sabah dokuzda burada olun."
"Öğretmenlerle tanışırsınız, ardından da sınıfları gezeriz."
"Tamamdır."
Ayağa kalkıp elini sıktım.
"Bu fırsat için teşekkür ederim."
"Rica ederim Simay Hanım."
"İyi bir öğretmen olacağınıza inanıyorum."
Bu sözleri duymak bile bütün yorgunluğumu unutturmaya yetmişti.
Odadan çıktığımda yüzümde kocaman bir gülümseme vardı.
Aras Göktürk
Hastaneye giderken Simayı numaramı kaydetmesi için çaldırmıştım. Ardından da odama girmiştim . Nöbetin başlamasına 15 dakikaya yakın vakit vardı. Bu sürede de son dosyaları inceleyecektim . Ardından odaya Emir geldi . Emir de pediatride asistanlık yapan bir doktordu . Daha doğrusu benim asistanımdı
"Günaydın hocam." Diyerek içeri girdi
"Günaydın Emir."
Elindeki dosyaları masama bırakırken yüzüme dikkatlice baktı.
"Hocam..."
"Evet?"
"Bugün yüzünüz fazla gülüyor."
Kaşımı kaldırdım.
"Öyle mi?"
"Evet."
"Kesin güzel bir şey oldu."
İstemsizce gülümsedim.
"Belki olmuştur."
Emir kollarını bağladı.
"Anlatmayacak mısınız?"
Dosyayı kapatıp ona baktım.
"Önce işleri bitirelim, nöbet başlayacak. "
"Sonra konuşuruz."
Emir başını iki yana salladı.
"Tamam hocam."
"Ama ben öğrenmeden bırakmam. Şimdiden söyleyeyim"
3 saat sonra
Sabah viziti beklediğimden daha sakin geçmişti. Son dosyayı da kapatıp odama döndüm. Saatime baktım.
Henüz polikliniğin başlamasına vardı.
Aklıma Melis abla geldi
Telefonumu elime alıp Melis Ablamı aradım.
"Doktor Bey..."
"İzmir'e alışabildin mi?"
Gülümseyerek arkama yaslandım.
"Yavaş yavaş."
"Siz nasılsınız?"
"İyiyiz."
"Duru okulda."
"Alkan da görevde
Kısa bir sessizlik oldu.
"Hayırdır Aras?"
"Bir şey mi oldu?"
"Aslında evet."
"Neymiş o?"
"Özel ders için görüştüğünüz Simay var ya..."
"Evet."
"Ne olmuş Simay Öğretmen'e?"
"Dün tesadüfen tanıştık."
Melis birkaç saniye sustu.
"Nasıl yani?"
"Zeynep var ya
Kuzenin Zeynep
Evet o "
"Ben de İstanbul'dan gelir gelmez Zeynep'in evine uğradım."
"Meğer Simay da onun komşusuymuş."
"Sonra Simay atanınca bir süre benim evimde kalmaya karar verdi
Telefonun diğer ucundan hafif bir kahkaha duyuldu.
"Şu dünyanın küçüklüğüne bak."
"Ben de aynı şeyi düşündüm."
"Nasıl biri sence?"
Pencereden dışarı bakarken gülümsedim.
"İyi biri."
"Oldukça kibar."
"Sürekli teşekkür ediyor."
Melis yine güldü.
"Telefonda konuşurken de öyleydi."
"İnsana güven veren bir yanı var."
Başımı hafifçe salladım.
"Evet."
"Biraz çekingen ama samimi."
"O zaman Duru için doğru öğretmeni seçmişiz."
"Bence de."
Melis'in sesi bu kez daha ciddiydi.
"Aras."
"Efendim yenge?"
Özel dersin iptal edilmesini istiyorsun değil mi
Aslında evet. Her gün şehrin diğer ucuna gidip gelmesi zor olacak . Beni yanlış anlama . Onunla ilgili bir sorun yok.
"Merak etme. İptal ettireceğiz zaten özel dersi . Duruyu seneye düzenli program yapmaya ikna ettim . Bir de öyle deneyeceğiz . Eee anlaşıyor musunuz bari Simayla
"Zaten aynı evde kalıyoruz diye ona yabancı hissettirmemeye çalışıyorum."
"Biliyorum."
"Sen kimseyi kırmazsın."
Tam o sırada odanın kapısı çalındı.
"Hocam."
Emir'in sesi geliyordu.
"Bir hasta dosyası için sizi bekliyoruz."
Telefona döndüm.
"Yeng-
"Akşam konuşuruz."
"Tamam."
"Kendine dikkat et."
"Sen de."
Telefonu kapattım.
Derin bir nefes alıp beyaz önlüğümü giydim.
Yeni hastalar beni bekliyordu.
Ben de mesleğimin bana yüklediği sorumluluğu bir kez daha omuzlayarak odadan çıktım.
Hocam
Efendim emir
Söyleyecek misiniz
Neyi
Bugün neden bu kadar mutlu olduğunuzu
Öğrenmeden bırakmayacaksın değil mi
Evet hocam
Artık bir ev arkadaşım var
Yani ev arkadaşımdan da öte bir arkadaşım var. Umarım