Lanet olsun ki yine otobüsü kaçırmıştım üstelik daha ikinci haftadan...Bu yüzden garajımdaki beyaz bisikleti alıp hemen sürmeye başladım artık daha fazla gecikmemeliydim üstelik ilk dersimiz .Sanat dersine bayılırdım resim çizmek müzik dinlemek şarkı söylemek...Her zaman çok yönlü bir insandım ve kendimde en çok bu özelliği seviyorum.Ben Gizem.Gizem Umut.Soyadım her zaman bana umut verirdi ta ki bu lanet olası okula gelmeden önce.Eski evimizden annemle ayrılmamızın sebebi o lanet olası sözde babamın getirdiği paçoz kadındı...Tam bir igoana sıfatlıydı.Keşke evden gitmeden önce o kadının çakma sarı saçlarını kökünden koparsaydım.
Bu konuları okula vardığım için bir rafa kaldırmalıydım şimdilik.Bugün okuldaki onuncu günümdü cuma günüydü kurtuluş günüydü en azından iki günlüğüne.Okula hiç alışasım yoktu zaten alışamamıştım sanırım...Sınıfa girdiğim anda ensemden bir şaplak yedim.Dönüp baktığımda bu kişinin Aras olduğunu gördüm.Bana şaşkınlıkla bakıyordu bende ona bakıyordum.İkimizden çıt çıkmazken arkadan Alara'nın kahkahası aramıza girdi.
-Noldu rasçığım yanlış hedefe mi vurdun tam on ikiden.dedi.
O an anlamıştım Aras beni Alara ile karıştırmıştı çünkü boy olarak kısmen aynı boydaydık fakat ben siyah saçlı herkesin siyah sandığı ama koyu kahve olan gözlere sahiptim.Alara ise kahverengi saçlı ve yine kahverengi gözlüydü.Aras bir bana bir Alara'ya bakarken ne olduğunu kavramaya çalışan ela gözleri hâlâ şaşkınlıkla bakıyordu.Bir anda elini kahverengi saçlarına attı ve.
-Sikeceğim böyle işi ben bukızdan intikamımı nasıl alacağım.dedi
Alara kahkahalara boğulmaya devam ederken ben vakit kaybetmeden cam kenarındaki sırama oturdum.Sanat dersi için gereken eşyalarımı çıkarırken birden yanımda Işıl belirdi.Allah var taş gibi kızdı sarı saçları ve yeşil gözleriyle parlıyordu tıpkı bir güneş gibi.
-Neden hiç sosyalleşmiyorsun?diye sordu.
-Konuşmayı sevmiyorum.diyerek geçiştirdim.
-Sosyalleşmek için bazen konuşmak gerekmez.dedi.Benimle konuşmaya çalışıyor olmayan sohbeti devam ettirmeye çalışıyordu.
-Tamam peki ne yapmamı istersiniz sayın mısır güzeli Işılopatra.dedim.Bu hitabıma kıkırdayarak cevap verdi ve sonra
-Bizim gurubumuza galsene.dedi.Uzatmak istemediğim için kafamı aşşağı yukarı salaldım ve iki sıra arkaya geçip Işıl ile yanyana oturduk.Arkamızda Batuhan tek başına oturuyor ve telefondan oyun oynuyordu.Batuhan siyah saçlı ve turkuaz gözlüydü.Batuhan'ın arkasında ki Aras ile Alara sözlü bir tartışma içerisindelerdi.Oanların arkasında ise Kaan ve o aptal çocuk oturuyordu.Ona aptal diyorum çünkü öyleydi.Poyraz Eser...Babası bu okuldamatematik öğretmeniydi ve o da oğlu gibi aptaldı Mehmet Eser genellikleherkes ona Eser hoca diyordu.Poyraz siyah saçlı mavi gözlü gamzeliydi tıpkı babası gibiydi benzerlikleri gözle görülür şekilde fazlaydı.Ona karşı nefretimin asıl sebebi geldiğim ilk gün beni küçümsemesiydi.Aptal sanki çok şey biliyordu yürüyen hesap makinesi.Bu düşüncelerimi bir tarfa atmama sebep olan şey Ceyda hocanın aniden sınıfa gelmesiydi tuhaf bir şey vardı çünkü bildiğimiz Ceyda hoca hep güler yüzlüdür.Şimdi ise yüzünde tedirgin bir ifadeyle
-Herkes konferans salonuna.dedi.
Sınıfta olan tüm bağırışlar ve fısıldamalar kesildi ve herkes pür dikkat Ceyda hocanın söylediği şeyi yaparak konferans salonuna ilerledi.İçimdeki o tedirginlik kanıma karışıyordu ve vücudumun her yerine dağılıyordu.
