Tarih belirtmedigim sürece günümüzden devam edeceğim.
Gözlerimi gri bir odada açtım. En son ne olmuştu, bayılmışmıydım? Evet bayılmıştım! Kahretsin hemde Ateşin yanında mı! Nerede oldugumu anlamak için kafamı sola çevirdim. Ateş koltuğun kenarına oturmuş, başını koltuğa yaslamıştı. Kızıl saçları dağılmış, yüzü yorgunluktan solmuştu. Ben mi bu hale getirmiştim onu, ne kadar süredir baygındım?
"Ateş"
Sesim çok kısık ve titreyerek çıkmıştı boğazımı temizleyip tekrar seslendim.
"Ateş"
Uyanmıştı, siyaha yakın kahverengi gözlerini açmış bana bakıyordu ne olduğunu anlamaya çalışıyor gibiydi. Bir süre sonra aklına bişey gelmiş gibi doğruldu elini alnima koyup biraz bekledi.
"Artık gün aydı sanırım ateşin yok."
Gülümsüyordu, yoldaki gibi dalgacı bi gülümseme degildi bu çok içten gülümsüyordu.
"Ne zamandır böyleyim?"
"2 gün kadar."
"Ne!"
Bi anlık şokla doğrulurken tuttu ve geri yatırdı.
"Omzunu tuttuğum icin yine yumruk falan yemeyeceğim değilmi?"
Masum taklidi yapmaya çalışmıştı. Gülmemek için dudağımı ısırıp gözlerimi devirdim.
"Tamam ya şakaydı."
Diyip dayanamayıp büyük bir kahkaha attı. Düşmemek için koltuğun kenarına tutunuyorken kafasını duvara çarpmıştı. Dayanamayıp bende gülmeye başladığımda susup bana baktı.
" Komikmi?"
Kafamı salladım çünkü şuan konuşabilecek durumda bile değildim. Masum bir köpek gibi bakiyordu!
Bi anda bana yaklaşıp yanağıma hızla bir öpücük kondurup geri çekildi. Gülümsemem anında silinmişti, az önce beni mi öpmüstü?
"Yüzünün bir anda değiştiğini görmek daha komik"
Diyip tekrar gülmeye başladı. Ne yapmaya çalışıyordu? Kafamin altındaki yastığı alıp ona fırlattım ve doğruldum.
"Telefonumu getir!"
Bağırmaya çalışmıştım ama olmamıştı sesim hala kısık çıkıyordu.
"Baş ucunda." gülmemek için dudağını ısırdı. Hiç onunla kavga edicek havamda değildim, bu yüzden telefonumu alıp hemen konuma baktım. Konum benim evimi gösteriyordu! Ne zamandır evimdemiydim?
"Burası senin evinmi?"
"Evet"
"Kaçıncı kat?"
"Dört"
Şok olmuştum. Bir üst katında ben oturuyordum!
"Komşuyuz"
Dedim şaşkınlıkla, hiç farketmemiştim.
"Biliyorum. " dedi yüzündeki gülümseme silinmiş bana bakıyordu.
"Ama bu tek başına eve gideceğin anlamına gelmez, bir kaç gün benimle kalıcaksın."
Şimdi Ateşle uğraşmak istemiyordum. Kafamı onaylarcasına sallayıp Aleyna yı aradım, sadece bir çalışta açtı. Şaşırmıştım çünkü Aleyna'nın açması için en az 3 kere aramam gerekirdi.
" Liss! iyimisin? "
Dedi telaşlı bir sesle. Sanırım bunu Ateşten öğrenmişti. Ateşe anladığımı belirten bir bakış attım ve yanıma gelip oturdu.
"İyiyim Aley merak etme."
Ateş saçlarımı örmeye başlamıştı! Telefonda bağıramayacağımı bildiği için mi yapıyordu bunu?
" Sen nasılsın Aley?"
Dedim ic çekerek. Sesi endişeli geliyordu.
"Çok iyiyim! Uyanmışsın sonunda!"
Rol yapıyordu, iyi değildi bişey olmuştu!
"Aleyna gelmemi istemiyorsan ne olduğunu söyle!"
Ateş sesimin bi anda yükseldiğini duyunca ürkmüstü Sesim uyandıktan sonra ilk defa bu kadar yüksek çıkmıştı.
"Aslında gelmeni isterdim ama hastasın."
"Aley!"
"Tamam, sakin davasını aldığımız katille ilgili."
"Dinliyorum."
"Selin bu adamı markete giderken görmüş, kısa bir kovalamaca olmuş ama yakalamış. Sonra ne oldu bilmiyoruz ama..."
"Anlat Aleyna!"
"Selin öldü Liss.."
Telefonum elimden düşmüştü. Çocukluk arkadaşım ölmüştü. Ateş hemen yerdeki telefonumu alıp kapattı. Saçımı örmesi bitmisti. Çok güzel örmüştü ama teşekkür edemiyor, kızamıyordum hatta ağlayamıyordum bile buz kesmiş bir şekilde Ateşe bakıyordum. Telefonu masaya koyduktan sonra gelip bana sarıldı. Şuan bana sarılmasına çok ihtiyacim vardi. Bu yüzden tersleyemeyip başımı göğsüne yaslayıp gözlerimi kapattım.
Hayır bayılmadık uyuduk bu sefer fjdnfjdncj






