"Ah sana sarılsam şimdi, kırılsa yalnızlığımın kemikleri"
-Özdemir Asaf-
Gözlerim yüzüme vuran güneş ışığı yüzünden açılıp kapandı.
Zar zor ayağa kalktım ve mutfağa gittim koca bir bardak su içtim telefonumu elime aldım ve tekrardan yatağıma döndüm.
Yatağımda uzanırken bir yandanda telefona bakıyordum,zihnim ne kadar kuzeyin mesaj atacağını düşünsede gözlerim hiç bir mesaj görmüyordu.
İnstagrama girdim ve kesfetimde kendimi gördüm.
-Ünlü Sanatçı Alya Demir Dün Akşam Ankara ATO Congresium'da Gerçekleşen Konseri Büyük İlgi Gördü.-
olarak paylaşılıyordu buda benim çok hoşuma gidiyordu.
Elbette tanınmak herkesin hoşuna gider degilmi?
..
Ne kadar unutmaya çalışsamda kuzey aklımdan çıkmıyor ne yaptı acaba bu düşünceler hiç gitmiyor kafamdan.
Cesaretle kuzeyi arıyorum ancak o ses geliyor.
-Aradığınız Numara kullanılmamaktadır-
Ne? Numarasınımı değiştirmiş yok artık!
Öfkeyle telefonu yatağa fırlattım ve ayağa kalkıp mutfağa geçtim ve kendime kahve yapmaya karar verdim.
14 yaşımdan beri üzüldüğümde birseyi içime attığımda hep kahve yapardım.
Hemde şekerli.
Hayat Bu Kadar Acıyken Bari Kahvemiz Tatlı Olsun..
Kahvem ısınınca adımın yazdığı beyaz kupaya doldurdum ve çekmeceden bir paket rulokat alıp mutfak masasına oturdum.
Rulokat paketini açtım ve içinden 1 tane alıp ağzıma attım,kahvemden yudum yudum içmeye başladım.
Bir yudum daha aldığım an telefonum çaldı ve o anki refleksle ağzımı yaktım.
"Hay anasını ya çalacak zamanı buldu"
Diyerek öfkeyle ayağa kalktım ve yatak odama duran telefonumun yanına gittim telefona baktım.
Yabancı bir numaraydı yurtdışından arıyorlardı Rusyadan.
Kuzeyin olabileceğini düşündüm ve direkt telefonu açtım.
Alya:Alo
Yabancı:привет ты хочешь меня поддержать
Alya:Ne diyorsunuz anlamıyorum
Yabancı:я могу скинуть свой ибан
Alya:Hadi be ordan
Dedim ve telefonu kapattım.
Rusça Çeviri:Yabancının dedikleri=merhaba bana destek olmak istermisin?
Yabancının dedikleri=ibanimi atabilirim
Bir küfür savurdum ve telefonu yanıma alıp tekrar kahve keyfime döndüm.
Neden gitmişti bu çocuk neden gelmiyordu neden bir ses seda yoktu çıldıracaktım.
Her neyse dedim kendime ve uzun süredir kullanmadığım antidepresan ilacımı cekmeceden çıkardım ve ağzıma bir kapsül atıp içtim.
Uzun zamandır ilaçlarımı kullanmamıştım doktorumun randevularınada gitmemiştim beni kaç kez aramıştı ama açmamıştım.
Hastalığım ise Delüzyonel Bozukluk'tu her neyse şuan geçmişimle yüzleşecek kadar cesur değilim.
Ayağa kalktım kıyafet dolabıma gittim ve içerisinden siyah ispanyol paça pantolon,beyaz boğazlık kazak aldım ve yatağımın üzerine attım takılarımıda cekmeceden çıkarıp yatağın üzerine koydum ve duşa girdim.
Duştan çıktıktan sonra kurulandım ve kıyafetlerimi giyip siyah botlarımı giyip üzerime siyah uzun kabanımı aldım,çantamı koluma takip evden çıkıp eğitimin yolunu tuttum.
Eğitim merkezine vardığımda
İçeri dalar gibi girdim ve içerde masa başında duran danışmana cüzdanımdan Kayıt kartımı çıkarıp uzattım ve kayıt yapti.
Alya Demir Güzel Sanatlar Eğitim Merkezindeki Dersine Geldi.
Montumu akılığa asıp içeri yürüdüm ve enstrüman odasından kemanımı alıp deneme odasına girdim hocam olan Seyhun beyi orada başka bir öğrenciye dosyaları uzatırken gördüm ve seslendim.
"Hocam"
Seyhun bey bana döndü ve yüzünde gülümseme belirdi.
"Hosgeldin Alya kemanmı çalmak istiyorsun"
"Evet hocam şarkımda hazır"
"Hangi şarkı?"
"Kemanci"
Seyhun Hoca kıkırdadı.
"Enstrümana yakışır bir şarkı" dedi
"Öyle " dedim
"Peki sen hazırlık odasına geç ben birazdan geliyorum"
Başımı sallayıp hazırlık odasına doğru gittim kapıyı açtım ve içeriye girdim bu merkezdeki en sevdiğim oda buraydi bana iyi gelen bir odaydi burası.
Yerime geçtim ve kemanimi hazırladım,kemanimi ayarladiktan sonra ayağa kalktım ve dosya elklerinden kemanci şarkı notasını bulup kursiye koydum.
Kemanimi omzuma yerleştirdikten sonra denemelere başladım.
Hafifçe çalarak giriş yaptım şarkıya.
Tam kendimi vermişken seyhun Hoca odaya girdi ve bana elleriyle -hic bozma- der gibi bir işaret yapıp karşımda duran sandalyeye oturdu bende kaldığım yerden devam ettim.
Ve sözlere başladım;
Unutulmaz bu acı
Dertli dertli çal kemancı
Her aşkta hüsran oldu gönül
Bilmem bu kaçıncı
Unutulmaz bu acı
Dertli dertli çal kemancı
Her aşkta hüsran oldu gönül
Bilmem bu kaçıncı
Hâlime bak, dertli çal
Kemancı, başımın tacı
Gitme, bu gece sen de kal
Benim hâlim çok acı
Hâlime bak, dertli çal
Kemancı, başımın tacı
Gitme, bu gece sen de kal
Benim hâlim çok acı
Değiştin kemancı
Neden efkârlı çalmıyorsun?
Benim dünyam yıkılmış
Sen de mi acıyorsun?
Gözümden kaçmıyor
Benden hep bir şey saklıyorsun
Yeter artık derken
Kemancı neden ağlıyorsun?
Hâlime bak, dertli çal
Kemancı, başımın tacı
Gitme, bu gece sen de kal
Benim hâlim çok acı
Hâlime bak, dertli çal
Kemancı, başımın tacı
Gitme, bu gece sen de kal
Benim hâlim çok acı
...
Şarkıyı bitirdim ve alkışla hocamdan karşılık aldım.
Seyhun Hoca gurulu bir baba gibi baktı bana.
"Bu ses ne ya kimin öğrencisi bu ya"
"Bilmem kimin acaba" eğlenerek yanıt verdim.
"Sesin harika bana ilk geldiğin gün farketmistim zaten hem ben sana ne dedim bu sesten varya üff bir şarkı çıkar demiştim"
"Ve çıktıda"
"Aynen öyle her neyse başarılarını konuş konuş bitmez şimdi ritim çalışması"
Diyerek eline bir kalem aldı ve ritim uydurarak masaya vurdu ve benden bu ritmi tekrarlamamı istedi bende elimle tekrarladım.
3-4 kez deneme yaptık ve bundanda başarılı oldum ardından yan odadan gitarımı aldım ve tekrardan hocamın yanına döndüm.
"Vaay birde gitar konseri ha hiç hayır demem"
Hocamin bu sözleri beni iyice gaza getiriyordu.
Yetime oturdum gitarımı bacağıma koydum ve başladım çalmaya.
"Şimdiki parça ne"
Düşünür gibi yaptım.
"Hmm Haykıracak nefesim kalmasa bile olurmu"
"Olur olur bal gibi olur"
Gitarımı çalmaya başladım ve ayağınla ritime uydurdum ardından başladım şarkıya.
"Her sabah uyandığında beni farzet yanında
Böylece kolaylaşır herşey birden bakarsın gelirim aniden
Fırsat verme gözyaşlarına söz geçmez anılara
Bugünü yaşamak dururken hala dargınsın yarınlara
Haykıracak nefesim kalmasa bile
Ellerim uzanır olduğun yere
Gözlerim görmese ben bulurum yine
Kalbim durmuşsa inan çarpar seninle
Haykıracak nefesim kalmasa bile
Ellerim uzanır olduğun yere
Gözlerim görmese ben bulurum yine
Kalbim durmuşsa inan çarpar seninle
Her güzel şey çabuk biter soldular dünkü çiçekler
Ne dostlar ne de geçen mutlu günler bizimle her an beraberler
Aşk başkadır bunlardan döner gelir uzaklardan
Bir ses bir şarkıyla bazen hemen başlar sıfırdan
Haykıracak nefesim kalmasa bile
Ellerim uzanır olduğun yere
Gözlerim görmese ben bulurum yine
Kalbim durmuşsa inan çarpar seninle
Haykıracak nefesim kalmasa bile
Ellerim uzanır olduğun yere
Gözlerim görmese ben bulurum yine
Kalbim durmuşsa inan çarpar seninle
Haykıracak nefesim kalmasa bile
Ellerim uzanır olduğun yere
Gözlerim görmese ben bulurum yine
Kalbim durmuşsa inan çarpar seninle
Haykıracak nefesim kalmasa bile
Ellerim uzanır olduğun yere
Gözlerim görmese ben bulurum yine
Kalbim durmuşsa inan çarpar seninle"
Son kez gitarı çaldım ve şarkıyı sonlandırdım.
Seyhun Hoca beni tekrardan tebrik etti ve ayağa kalkıp hocamla sözleşmem hakkında konuştuk sanatçı listeme hocam kendisinin benim hakkımda düşünceleri,izlenimleri ve sesimin güzelliğini yazdı ardından alta kendi imzasını atıp kalemi bana uzattı.
Bende aşağıya bana ait olan kısıma imzamı attım ve hocama bakıp.
"Teşekkür Ederim Seyhun Hocam iyiki varsınız"
"Asıl ben teşekkür ederim gelip beni bulduğun için böyle bir ses harcanamazdı buna izin veremezdim"
Hocama sarıldım ve tekrardan girişe döndüm danışmadan kartımı alıp cüzdanıma koydum ve kabanimi giyip G.S.E.Merkezinden Dışarıya çıktım.
Telefonumu elime alıp aramalara baktım kimse aramamıştı ancak ınstagram'dan çok fazla bildirim gelmişti onlara sonra bakacaktım.
Arabama doğru yürüdüm anahtarı çıkarıp arabanın içine girdim ve radyodan bir müzik açtım hafif hafif alttan yükselen bir müzikti ruhu dinlendiren türden.
Evimin yolunu tuttum hava soğuktu ve dışarıda kalınacak kadar iyi durmuyordu.
ncak ben yağmuru severdim bu yüzden arabayı herzaman gittiğim cafe'ye sürdüm kitap okumalık ve kahve içmelik bir hava vardı.
Cafe'ye yaklaşmadan arabayı durdurdum ve arabadan çıkıp yağmurun altına girdim,gülümsedim içten bir şekilde gülümsedim,zıpladım şu birikintisinde,şarkı söyledim yağmurda bana eşlik etti,yağmur ile düet yapmadım demem şu hayatta.
Eğlencemi bir kenara bırakıp cafeye doğru yürümeye başladım ah bu Cafe o kadar güzel bir yerki üst kısmı full kitaptan oluşuyor ve camın arkasından duran birsürü dünya sizi bekliyor.
Cafe'ye girdiğimde ise yere kırmızı pas pas sermislerdi ayakkabımı oraya sürttüm ve üst kata çıktım,buraya çıkınca istemsizce mutluluk doğuyordu içimde hemen Dünya Klasikleri rafina gittim ve bu sefer Tolstoy okumak istedim uzun zamandır okumamıştım ince bir kitap seçtim kendime.
-Tolstoy İnsan Neyle Yaşar?-
Kitabımı aldım ve merdivenlerden aşağıya indim ve en arka cam kenarına geçtim yağmurun damlaları camı ıslatmış Lekeler bırakmıştı ve damlalar durmadan çoğalıyordu dünyada olan kötülükler gibi..
Karşıma bir menü getirdiler ve menüye bakmadan garsona söyledim;
"Menüye gerek yok ben 2 dilim karamelli trileçe ve 1 fincan Letter alabilirmiyim"
"Tabii Alya hanım"
Artık buranın sık müşterisi olduğum için herkes tanıyordu.
Tatlımı beklerken tanımadığım iki genç kız bana doğru yürümeye başladı biraz gerilmiştim tanımadığım iki kişi bana doğru geliyordu.
Kızlar yanıma gelince biri konuşmaya başladı.
"Ayy merhaba"
"Merhaba" dedim
"Biz size hayranız sizi çok seviyoruz acaba şuraya imza ve isimlerimizi yazarmisiniz ve birde fotoğraf çekilsek bir sorun olurmu"
Dedi kız kibarca.
"Tabi neden olmasın"
Benimle konuşan kız elinde tuttuğu defteri ve kalemi bana uzattı,elinden aldım ve masaya koydum.
"İsminiz neydi"
"Ay çok heyecanlandım ııı şey Yağmur ve Beyza"
Defterin üst kısmına kızların isimlerini yazdım.
-Beyza Ve Yağmura Sevgilerimle ♡-
yazdım ve sayfanın tam ortasına büyük bir imza attım ve defteri kızlara uzattım.
"Çok teşekkürler"
Dediler ve ellerinde tuttukları telefonlarla selfie çekinip sarıldık.
"Tekrar çok teşekkür ederiz iyiki tanıştık"
"Ben teşekkür ederim görüşmek üzere"
Dedim ve kızlara el salladım kızlar mutlulukla Cafeden ayrıldılar ve garson benim istediklerimi getirdi.
Çok tatlı insanlar var bu dünyada Çok Kötü insanların olduğu gibi..
Kitabimin sayfasını actim ve okumaya başladım o sıradada Tatlımı yavaş yavaş yemeye başladım ve kahvemdende yudumlar almaya başladım.
.
.
.
1 saate yakın Cafedeydim ve kitabımı bitirmiştim çok beğenmiştim kitabı.
Üst kata çıktım ve rafların arasına ait olduğu yere yerleştirdim,merdivenlerden aşağıya inip hesabımı ödedim.
Cafeden çıktıktan sonra arabama doğru yürümeye başladım yağmur hala durmamıştı ve aksine dahada hızlanmıştı ancak ben yine yavaş yürüyordum yağmur bana iyi geliyordu ne olursa olsun.
Arabama vardım ve çantamdan arabanın anahtarını çıkarıp arabanın kilidini açıp arabaya bindim kapıyı tam kapatacakken camın üzerinde duran kağıt dikkatimi çekti ve tekrar arabadan dışarıya çıkıp kapıyı kapattım ve arabanın üzerinde duran kağıdı aldım bir zarfın içindeydi zarf sirilsıklamdi zarfı çıkardım ve içindeki notu alıp okumaya başladım.
Not;
Sevgili Alya Ben Kuzey Sana Birşey Demem Gerekiyor Ben Türkiyedeyim Ve Şuan Hiç İyi Değilim Lütfen Affet Beni Sana Haber Vermem Gerekiyordu Ama Yapamazdım Alya Senin Bana Duyduğun Hislerden Haberim Var Ancak Ben Sana Karşı Bir Şey Hissetmiyorum Lütfen Anla Beni Yapamazdım Alya Seninle Birlikte Olamam Eğer Olursam Sana Zarar Veririm Ben Senin Bildiğin Gibi Biri Değilim Alya Lütfen Unut beni Lütfen..
Kuzey Varan
Yağmurun altında göz yaşlarım ile okudum bu mektubu,bir yandan yağmur damlaları bir yandan göz yaşları düştü notun üstüne.
Gözlerimi sımsıkı kapattım hıçkıra hıçkıra ağlayarak gözlerimi açtım ve karşımda gördüm onu 15 yaşındaki Alyayı..
Dopdolu gözlere baktım ona yardım istiyordum aşk acısından kurtulmak için bu nasıl Aşktı? Aşk can acıtırmıydı? Can acıtan şey aşkmıydı yoksa yanlış insan seçimimiydi?
15 Yaşındaki Alya
"Bak Alya gördünmü bak gelmiş rusyadan buraya ama sana değil"
Alya
"Biliyorummm napıcam ben"
15 Yaşındaki Alya
"Sana demiştim vazgeç bu çocuktan diye ya sen yine kendi bildiğini yaptın"
Diyerek bağırdı.
Alya
"Ya napsaydim aşık oldum ben sırılsıklam aşık oldum vazgeçemiyorum ondan yapamıyorum elimde değil"
Diye bağırdım ve yere çöktüm arabama yaslandım not hala elimdeydi 15 yaşındaki halimde benim yanıma oturdu ve başını benim omzuma bende başımı onun omzuna koydum birlikte yağmurun altında ağlamaya başladık.
Başımı kaldırdım ve gökyüzüne baktım.
Hıçkıra hıçkıra ağlamaya devam ediyordum tam o esnada 15 Yaşındaki halim bana sarıldı bende ona sarıldım ve yağmurun altında öylece durduk..
Gökyüzunde Güneş hergün doğardı.
Bizim içimizdeki güneş ise aşık olunca doğardı.
Gökyüzüne Gece hergün batardı.
Bizim içimizdeki gece ise gerçekleri öğrenince batardı.
Kuzeyin Anlatımı İle;
Rusyadan tekrar Ankaraya gelmiştim.
Geleli 1-2 gün olmuştu artık alyaya demem gerektiğini düşündüm çünkü Alya hep benim aklımda kalmıştı onu bir an unutamıyordum bunun için onun evinin önüne gittim.
Evinin tam önünde bekledim onun cikmasini.
Birkaç saat sonra çıkmıştı arabasına binip hızlıca uzaklaşmıştı bende hızlıca bir taksi çevirip onu takip ettim.
Durduğu yere yaklasmadan bende durdum ve taksiden inip saklandım onu izlemeye koyuldum.
Bir binaya girmişti Alya girdikten sonra bende hızlıca binanın önüne gittim ve binanın ismine baktım.
-Güzel Sanatlar Eğitim Merkezi- yazıyordu herhalde ders alıyordu bende tekrardan saklandığım yere gittim ve onu bekledim.
Bir süre sonra çıktı ve arabasına binip tekrardan yol aldı bende ayni şekilde taksiye binip onu takıp ettim.
Durduğu yere yaklasmadan indim ve saklandım.
Herzaman gittiğimiz Cafe'nin birkaç metre uzağında durmuştu dışarıda fena halde yağmur yağıyordu.
Ve bir anda ziplamaya başladı onu izlemek film seyretmek gibiydi öyle güzeldiki.
Ardından Cafeye girdi ve onu beklemeye koyuldum kendimi cesaretlendiriyordum onun karşısına nasıl çıkardım bir yandan yanina Gitme isteği bir yandan ise vazgeçip gitme isteği tutuyordu.
Birazdaha bekledim ve yanına gitmek yerine not bırakma fikri geldi ancak yanımda ne kağıt nede kalem vardı bu yüzden birisinden almam gerekiyordu.
Bir süre sonra cafeden iki kız çıktı ve benim olduğum hizaya doğru yürümeye başladılar onların yanına gidip kağıt ve kalem aldım ve alyaya not yazdım.
Notu bir zarfa sardım ve arabasının camına koyup onu bekledim.
Bir süre sonra çıkıp geldi ve arabasına bindi notu farketmicek diye endişelendim ancak fark etmişti arabadan çıktı ve notu okumaya başladı..
Notu okuduktan sonra boşluğa bakıp konuştu bu beni korkutmuştu Alya birileri ilemi konuşuyordu tek konuşmak değil ona bağırıyor ve sarılıyordu ne yapacağımı şaşırmıştım alyanin yanına gitmek istedim ama gidemedim sanki ayaklarım geri geri gidiyordu bir şey yapamıyordum sevdiğim kız karşımda hıçkıra hıçkıra ağlıyor ve ben hiç bir şey yapamiyordum derin bir nefes aldım ve istemsizce gözümden yaşlar akmaya başladı..
Kapşonumu kapatıp oradan yavaşça uzaklaştım..
Giderken tam o esnada arkama döndüm ve onu o halde görünce ona doğru yürümeye başladım onun yanına vardım.
Kuzey
"Alya"
Alya
"K-kuzey"
Alyanin yanına oturdum ve ona sıkıca sarıldım saçını okşadım saçını öptüm.
Kuzey
"Sakin ol Bitanem ben buradayım"
Alya
"Gitme nolur gitme"
Alyanın Anlatımı İle;
Kuzey yanıma gelmişti bana sarildigi an 15 Yaşındaki Alya ayağa kalktı ve bizi izlemeye koyuldu kuzeyle sarılırken o bizi ofkeyle izlemeye başladı.
Kuzeye sımsıkı sarıldım onu kaybetmek istemiyordum bir yandan ben bir yandanda o ağlıyordu.
Acaba bu hayalmiydi yoksa gerçekmi ayırt edemiyordum!
Sessizce fısıldadım kulağına doğru.
"Gitme ne olur"
Dedim ve gözlerim karanlığa gömüldü.
Kuzeyin Anlatımı ile;
Alya gözlerini kapattıktan sonra kucağıma düştü ve hareketsiz bir şekilde yatıverdi.
Telaşla dokundum ona
"Alya heyy Alya sana diyorum duyuyormusun beni?"
Ses seda yoktu.
Hızlıca ayağa kalktım ve alyayi kucağıma alıp arabasının arka koltuğuna uzandırdım.
Şoför koltuğuna geçtim ve arabayı çalıştırıp alyanin evine sürdüm.
"Uyan güzelim hiç birsey olmayacak merak etme iyi olacaksın"
Arabayı hızla sürerken bir yandanda alyayi uyandırmaya çalışıyordum.
Kısa bir süre sonra alyanın evine vardik ve alyanın çantasını açıp ev anahtarını çıkarıp cebime koydum,ardından alyayı kucağıma alıp eve doğru ilerledim.
Evin kapısının önüne gelince cebimdeki anahtarı kapıya taktım ve çevirip eve girdim,salona götürüp L koltuğa yatırdım ayakkabılarını çıkardım ve ayakkabikiliga koydum.
Ardından bende ayakkabılarımı çıkarıp dış kapıyı kapattım ve alyanin yanına oturup saçlarını oksamaya başladım.
"Ah güzel Alyam ah benim birtanem çok üzgünüm sana o mektubu vermemeliydim uyan lutfen uyan"
Alyadan ses seda yoktu beyaz teni iyice bembeyaz olmuştu nefes alıyordu ancak ayık değildi.
Etrafa bakındım ve gözüme masanın üstünde duran boş ilaç tabletleri dikkatimi çekti!
Ayağa kalktım ve ilaç tabletlerine baktım ilacın içinde yazan bilgilendirme formunu okudum ve bir antidepresan olduğunu gördüm!
Açıklaması ise -Delüzyonel Bozukluk Tedavisinde Kullanılır- yazıyordu telefonumu alıp İnternete Delüzyonel Bozukluk nedir? diye arattım ve karşıma çıkan yazıyı okudum.
kalıcı ve değiştirilemeyen, hallüsinasyonların, disorganize düşünce ve davranışların, anormal affektin eşlik etmediği inatçı, bizar olmayan delüzyonlardan oluşur
(Delüzyonel Bozukluk/Psikolojik Rahatsızlık)
Şok olmuştum alyada bende olduğu gibi bir hastalık vardı demekki bu yüzden boslukla konuşuyordu! benim hastalığım böyle birsey değil ama daha beter bir rahatsızlık..
Obsesif Kompulsif Bozukluk.
sürekli tekrar eden düşüncelere sahip olması ve bu düşüncenin kendisini rahatsız etmesinden ötürü, genellikle rahatlamak amacıyla ritüel veya kompulsiyon adı verilen sürekli tekrar eden davranışlarda bulunmasıyla karakterize bir durumdur.
(Obsesif Kompulsif Bozukluk/Psikolojik Rahatsızlık)
Bir insanın psikolojik sorunu varsa hayatı bitmiş demektir ancak insanı insan iyileştirir.
İnsan olmak icin ise sevgi gereklidir.
Sevgi İnsandan İnsan Sevgiden Oluşur..
Ama Alya ne yasadida bu duruma gelmişti her insanin hayatında sorunları vardır elbette ancak o bunu haketmiyordu o daima mutlu olmalıydı mutsuz değil.
Ne kadar iyi saklıyor hastalığını dışarıdan bakınca ne kadar iyi bir hayatı var gibi görünsede hersey göründüğü gibi değil sözüne şahit çıkıyor.
Tekrar alyanin yanına oturdum ve gözlerimi kapatıp başımı yanına koydum.
.
.
.
Alyanın Anlatımı ile;
Gözlerimi yavaş yavaş açtığımda yanımda olan kuzeyi gördüm ve anlık bir korkuyla ses çıkardım.
Kuzeyde ani refleksim yüzünden kafasını kaldırdı ve geriye çekildi.
"Ne işin var burda"
Dedim öfkeyle.
"Sakın ol Alya hatirlamiyormusun"
"Neyi?"
"Dün olanları hani sen bayılmıştın ben seni eve getirmiştim"
"Onu hatırlıyorum adı serefsiz"
İğrenerek baktım ona.
"E-efendim"
"Ne efendim sen beni bırakıp tâ rusyalara gitmedinmi sen beni terk ettin neden geri geldin iyice acı çektirmek içinmi"
"Hayır tabiki sadece dayanamadım"
"Neye diyorum neye"
"Bosver"
"Defol git evimden defol"
"Hastalığını biliyorum Alya"
N-ne nasıl olur bu nereden öğrenmiş olabilir?
"N-ne hastalığı ben hasta felan Değilim"
"Eminmisin?"
Diyerek masanın üzerinde duran boş ilaç tabletlerini eline alıp bana doğru uzattı.
"Alya merak etme korkmana gerek yok kimseye demem yalnız değilsin benimde senin gibi bir Psikolojik rahatsızlığım var"
Ağlamaya başladım istemsizce ağlıyordum.
"Ne hastalığın?"
Dedim.
Kuzey dopdolu gözlerle
"Obsesif Kompulsif Bozukluk"
Gözlerimi sıkıca kapattım o hastalığın nasıl bir şey olduğunu duymuştum insanı bezdiren bir hastalıktı ama nası olurdu bu kuzey nasıl hasta olabilirdi ona dıştan bakınca ne güzel hayatı var dersiniz ama içine bakınca çığlık çığlığa birini.
Kuzey elimi tuttu ve beni oturttu gözlerime iyice baktı ve söze başladı;
"Anlat bana ne bu hastalık?"
Başımı salladım yardım isteyen bakışlarımla.
"Anlat" dedi tekrar.
"B-ben 15 yaşındaki halimi görüyorum kuzey onunla konuşuyorum ben normal bir çocuk değildim çok şey yaptım ben yapılmaması gereken çok şey"
"Herkes hata yapar Alya"
"Pekiya herkes babasını öldürmeye kalkarmı"
Dedim hıçkırarak.
Kuzey şok gözlerle bana bakakaldı.
"N-nasil yani"
Dedi.
"Benim babam bana tecavüz etti kuzey ben daha ergenlik dönemimdeyken bana tecavüz etti bağırdım duymadılar sustum anlamadılar.
Bende birgun onu öldürmeye çalıştım aldım elime yastığı baktırdım uykusunda yüzüne ölmedi pezevenk."
Kuzey elinin tersiyle göz yaşlarımı sildi.
"Sen ağlama sana ağlamak yakışmıyor Alya sana gülmek yakışıyor
Gözümde bir damla yaş olsan seni kaybetmemek için ağlamazdım."
Dedi ve bana sımsıkı sarıldı bende umutsuzca sarıldım ona.
Allahim şükür beni anlayan biri.
Beni yargılamadan dinleyen biri.
Bana inanan biri var.
Beni seven biri..
Kuzeyin ağladığını hissettim ve sarılmayı bırakıp yüzünü elimin arasına altım o kadar iyi biriydiki bu dünyaya bu kadar iyi olmak suçtu.
Elimle göz yaşlarını sildim ve;
"İçten tutulan göz yaşları akitilanlardan daha acıdır kuzey."
Ve yanağına bir öpücük kondurup ona iyice sarıldım.
.
.
.
3-4 Gün Sonra.
Kuzey bende kaldı bu günlerde birlikte güzel vakit geçirdik onu Güzel Sanatlar Eğitim Merkezindeki hocamla tanıştırdım artık düzenli olarak evde enstrüman çalıyorduk komşularımız ne kadar rahatsız olsada yapabileceğimiz pek birsey yoktu.
Kuzeyle sevgili olmamıştık sadece yakın arkadaştık ama ona yavaş yavaş hisler hissetmeye başlamıştım..
Kuzeyle birlikte yeni bir güne uyandık daha doğrusu ben uyandım o hâla yatıyordu,yatağımda kıpırdanarak zorla ayağa kalktım ve kuzeyi kontrol ettim, uyurken o kadar çok tatlı oluyorduki haberi bile yoktu şarjda takili olan telefonumu aldım ve bir kedi efekti açıp fotoğrafını çektim böyle dahada tatlı oldu.
Sonrasında mutfağa geçtim ve dolaba baktım,hersey vardı a-ancak bir sorun vardi evde ekmek kalmamıştı!
Off sabahları ekmek almaktan nefret ediyordum keşke bukadar üşengeç olmasam.
Mizmizlanarak çantamdan cuzdanimi aldim ve sitemin yanındaki markete gittim.
Allahtan market yakınımdaydı kesinlikle üşengeçler için ödül gibi birseydi mega pro usengecler anlamazlar beni(!)
Markete vardım ve -bakliyat- kısmından 2 ekmek aldım ve onları dilimlettirdim,ardından dolap reyonuna gittim ve canım fena halde hindi füme çekti 3 pakette ondan oldım.
Alya Demir'in en sevdiği kahvaltılık hindi fümedir.
Daha sonra ev ihtiyaçlarımida alıp marketten çıktım.
Eve geldim ve kuzeyi odasında göremedim bir anda içime korku sinmişti elimdekileri bırakmak için mutfağa ilerledim ve masaya koydum tam arkama donecektimki birisi hep koltuk altı tikime dokundu hemde -böhh- dedi(!)
Arkamı döndüm ve kuzey uykulu gözlerle bana bakıp sinir bozucu bir şekilde gülüyordu.
"Ya manyakmısın olum sen"
Dedim.
"Hadi ama korktun degilmi itiraf et",
"Kim benmi hıh sence ben korkarmıyım"
"Vayy bu sözünü yazıyorum bir yere hazırlıklı ol"
"Madem öyle kuzey bey bekle sen"
Dedim ve içeriden telefonumu alıp galeriye girdim.
"Ne yapiyon deli kız"
"Bak bakalım ne yapıyorum yavru kedi"
Diyerek elimde tuttuğum telefonumu ona doğru çevirdim.
Uykusunda çektiğim fotoğrafı gösteriyordum bir yandanda guluyordum.
"Hayır yaa abi olmaz sil şunu"
Kahkaha attım.
"Eee keser döner sap döner gün gelir hesap döner"
"Ney"
Diyerek Güldü kuzey.
"Yalan dünyada duymuştum çok güzel bir söz ha buarada döner demişken akşama döner yiyelimmi"
Kuzey bir kahkaha attı.
"Olur olur yiyelim"
Mutfakta masamın üzerinde duran radyodan bir şarkı açtım ve kuzeye bakım "hadi" dedim ve onu oynamaya davet ettim(!)
Bildiğimiz iki deli gibi mutfakta dans ediyorduk eğer delilik buysa biz dünden razıydık.
Bir yandan kahvaltı hazırlıyor bir yandan dans ediyorduk,kuzeyin ağzına peynir toplarından birini attım ve tek isabette yakalayıp bana eliyle -okey- işareti yapıp göz kırptı.
Ben masamızı hazırlıyordum kuzeyde yumurtaları kızartıyordu bende yardım ediyor gibi gorunuyordum(!)
Masamıza bütün kahvaltılıkları yerleştirdik ve oturduk kahvaltı etmeye başladık.
.
.
.
Kahvaltımız bitti soframızı toparladık ve oturup film seyretmeye başladık taki o soru sorulana kadar;
"Alya sana bisi sorucam"
"Evet"
"Senin Psikiyatristin yeri nerde tam olarak"
...
"Ne için soruyorsun"
"Sana randevu alicamda o yüzden hatta tek sana değil kendimede"
"Benim ihtiyacım yok"
Dedim ve elimi tuttu.
"Evet var benimde var seninde var o ilaçların dozunu kendi kafana göre ayarlayamazsin hem istediğin zaman içip içmemek yapamazsın"
"Kuzey bak istemiyorum ben"
"Alya sana doktorun nerde dedim adı ne?"
En son pes ederek söyledim.
"Madalyon Klinik'te adı Gülseren Budayıcıoğlu"
"Tamam bugün oraya gidiyoruz"
"O-olmaz"
"Olur merak etme ben yanındayım"
"Ben doktora gitmedim epeydir ayıp olur şimdi"
"Gitseydin neden gitmedin"
"B-ben iyiyim çünkü"
Kuzey -off- layarak arkasına uzandı
"Tamam gidelim"
"Güzel o zaman birazdan çıkalım olurmu"
"Tamam tamam olur"
Dedim.
.
.
.
Kuzey Madalyon Psikiyatri Kliniginin önündeydik içeriye girdik ve tuna hanımla epeyce konuştuk doktor hanımın en azından bir hastası gelmemiş onun yerine biz geçtik.
İçeriye girdik ve doktorum beni görünce şaşkınlığa uğradı.
"Alyacim hoşgeldin seni görmek ne hoş"
Dedi doktor.
"Hosbuldum doktorum"
Dedim ve sandalyeye oturduk.
"Sizde hosgeldiniz"
Dedi doktor kuzeye bakarak kuzeyde başıyla selam verdi.
"Alyacim erkek arkadasinmi"
Dedi doktor ve bir an kuzeyle göz göze geldik telaşla.
"H-hayir hocam yakın arkadaşım"
Dedim ve doktor bıyık altından guldu.
"Nasılsın neden gelmedin bunca zamandır"
"Kendimi iyi hissettimde o yüzden"
"Ancak bu aralar cok kötü"
Dedi araya girerek kuzey.
"Nasıl yani"
Dedi doktor.
"15 yaşındaki haliyle konusuyor"
Dedi kuzey.
Doktor kaşlarını havaya kaldırdı ve bana dönüp.
"Yinemi geldi"
Dedi
Başımı salladım ve başımı egdim.
"Bakın doktor hanım ben ona üzülüyorum onun mutlu olmasını istiyorum hatta benimde bir hastalığım var Obsesif Kompulsif Bozukluk teşhisimde var ben ilaç kullanıyorum ama Alya kafasına göre kullanıyor"
Doktor bana baktı ve;
"Seni uyarmıştım degilmi ilacının dozu çok yüksek 20mg almalısın diye"
Dedi doktor
.
.
.
Alya kuzey ve doktor konuştular ve ikisinede ayrı günlerde randevu verdi Alya tekrardan ilacına başladı kuzeyde içtiği ilaca devam etti ve artık her hafta düzenli olarak terapi görüyorlardı.
Biraz olsun iyi olmaya başlamışlardı ve buda tekrardan işlerine dönme isteklerini arttırdı bu yüzden işlerine geri döndüler.
Aysel Hoca ile derslere tekrar başladılar ve yakında şehirlerde verecekleri konser takvimide geldi.
.
.
.
kuzey ile Aysel hocanın dersinden çıktıktan sonra arabaya bindik tam kapıyı kapatacaktımki birisi ani bir refleksle kapıyı açıp kolumdan tutup beni ceksitirmeye başladı.
Çığlık attım.
"Bırak beni kuzey yardım et"
Dedim ve kuzey arabadan çıkıp adamın kafasından tutup kendine çekti ve bir yumruk patlattı.
Küçük bir çığlık çıktı ağzımdan.
"Ne yaptığını sanıyorsun ulan sen"
Dedi kuzey adamı döverken.
"Ben ona aşığım gitmesine izin vermem gel buraya bebeğim bir imza attım heryerime"
"Lan bana bak adi serefsiz ben neden senin bebeğin oluyorum"
Dedim adama tiksinerek bakarak.
"Ulan birde bebeğim diyor"
Diyerek daha sert bir tekme vurdu kuzey.
"Kuzey tamam bırak canı cehenneme gel başımıza bela almayalım"
Diyerek kuzeyi arabaya bindirdim ardından bende hızlıca binip kapıyı kilitledim.
Kuzey arabayı çalıştırdı ve sürmeye başladı bir yandanda küfür ediyordu!
Adam hala arkadan bağırıyordu.
"Yavrum Gitme be bebeğimmm"
Diyordu sapık herif.
"Ay ne oldu öyle az önce"
Dedim
"Ne bileyim hayranlardan biri işte"
"Bu nasıl hayran ya bildiğim taciz bu"
Dedim.
"Ben orda gösterirdim sana dokunmayı ama bırakmadınki"
"Ya ne yapsaydım kuzey biraksaydimda adami öldürüp başını belayamı soksaydaydın"
"Nasıl bir şey bu ya tamam gelip normal bir şekilde imza istese veririm hiç sıkıntı değil ama saldırmak ne demektir"
Dedim ve gözüm aynaya takıldı.
"O normal zaten alya alo alya ne oldu"
"Saçım başım makyajım hepsi birbirine girmiş ya üff"
"Sakın ol ya bende bisi oldu sandım"
"Oldu zaten kuzey oldu baksana şu halime"
"Gayet güzelsin simdi sus ve Cafemize gidip kitaplarımızı okuruz tamammi"
"Dur bari şu saçımı felan düzelteyim"
Deyip arka koltukta duran ihtiyaç çantamı alıp içinden tarağımı çıkardım ve saçımı taramaya başladım.
Ardından makyajımıda tazeledim artık karşıma kimin çıkacağını bilmiyordum o yüzden hazırlıklı olmalıydım her an birisi gelebilirdi.
Cafeye vardığımızda arabadan indik ve üst kata çıktık Kuzey İle dağılıp kendimize kitap aradık.
Ben kendime Limon Kütüphanesi aldım kuzeyde kendine Denemeler aldı aşağıya indik ve en arka cam kenarına oturduk bu masa bizim yerimizdi.
"O kitabı okumuştum çok güzel bir kitaptır"
Dedi kuzey.
"Umarim severim kapağı çok güzel ancak ben senin kitabınla ilgili birsey diyemeyeceğim çünkü okumadım"
Kuzey bıyık altından güldü ve garson menü sadece kuzeye getirdi.
"Alya hanım size menü getirmedim çünkü karamelli trilece ve latte söyleyeceğinizi biliyorum"
Dedi garson.
"Tam atış bende onu isteyecektim"
Dedim gülümseyerek.
Kuzey menüye bakıp.
"Ben bir tane americano ve waffle alayım"
Garson başıyla onayladı ve gitti.
Kuzey İle kitabimizi okumaya başlamıştıkki kuzey bana birsey uzattı.
"Al post-it güzel sözler var kitapta yapıştırırsın"
Dedi ve göz kırptı.
Nazikçe teşekkür edip aldım ve kitabima geri dönecekken siparişler gelmiştiz,garsona teşekkür ettik ve orada tatlialrimizi kahvelerimizi içip kitaplarımıza geri döndük.
Bu Bölüm İçin Bir Şiir;
Bir Beyaz Kağıda Her Şey Yazılabilir
Senin Dışında
Güzelliğine Benzetme Bulmak Zor
Bir Şiir İstersin İçinde Benzetmeler Olan
Kusura Bakma Sevgilim
Heybemde Sana Benziyecek Kadar Güzel Bir Şey Yok.
Yılmaz Erdoğan