Loe, hayatında ki tüm anıları düşündü. Her zaman bir şövalye olmak için eğitilmişti. Normal bir şövalye değildi.
Veliaht Prens Joa Grayson’un Şövalyesi.
Joan Kajon Jaonas Grayson, Heva ve Zeas çiftinin ilk çocuklarıydı. Çocukluğundan beri veliaht olacağını bilerek büyümüştü. Kendisinden küçük kardeşi olan İlatu ise abisinin gölgesinde kalmayı göze almıştı.
Loe, Düşünmeyi bıraktı. Kılıcının kınına soktu ve gece yarısı dışarı doğru siyah atı Vestus’u sürmeye başladı. Kader Çizgisi Meyhanesine doğru gitti. Atını ağaca bağlayıp içeri girdi. Meyhanenin sahibi olan Abis Zeybz Turen, masalara birer bira veriyordu. Loe’yi görüncs gülümsedi. “Yine geldin demek, he? Tüm masalar dolu. Sadece elinde lavta tutan kişinin yanı boş. Merak etme. O iyi biridir. Tanışsanız iyi olur.” Loe başını onaylar şekilde salladı. Elinde lavta tutan ağlamaklı sesler çıkartarak içi bira yerine su dolu bardağını kafasına diken kişinin yanına oturdu. “İyi misin Ahbap?” Dedi Loe endişeye yakın bir ses tonuyla. “Ah, sevgili dostum! Nasıl iyi olabilirim ki? Bu narin ve şair kalbim tutuldu bir çift siyah göze! Ah, ah! Benim olabilmesi imkansız!” Lavtasına doğru kafasını eğen ozan ağlamaya başladı. Loe oturduğu yerde dikleşti. “Anlat bakalım hele. Kim bu aşık olduğun kişi? Neden imkansız?” Dedi hızlıca.
Ozan, anlatmaya başladı.
“Bay Gayka’nın Kitapçısında çok mükemmel biri var. O kadar mükemmel ki! Onu ilk gördüğümde büyülendim. Lakin onun beni sevdiğinden emin değilim. Ah beni sevdiğinden emin olsam…hiç düşünmeden ona doğru ayaklarımo götüme vurarak giderdim! Ah…o kadar mükemmel ki…o kadar kalbimi pırpır ediyor ki-“ Aniden masanın yanında beliren Abis, elinde ki bardakları sertçe masaya vurdu. “Hey! Apo! O şövalye. Çenene hakim ol adamım.” Geri işine devam etmek için gitti. Apo-Ozan-, Loe’ye döndü. “Kendimi tanıtmadım, bendeniz mükemmel ve seksilik ötesi Ozan, Şair ve nicesi olan Apolyn Portibos! Ya sen?” Loe duraksadı.
Kendini ne diye tanıtması gerekiyordu?
“Loe.” Dedi emin bir sesle. “Legolas Veleda Valdia.”
🐎💨💨💨💨
“Daha hızlı, Joa!”
Joa Grayson yine beyaz atının üstünde antreöan yapıyordu. Loe ise onu uzaktan seyrediyordu. Hep Böyle olurdı. O gülümserdi…Loe ise o gülümsemeyi seyrederdi…
“Loe, Atımdan inemiyorum, yardımcı olur musun?” Dedi o tanıdık ses. Joa…Loe başını salladı. İnmesine yardım etti. Tam o sırada, Kral ikisini çağırdı. Kralın özel odasına gittiler. endişeli duruyordu kral.
“Sizinle konuşmam gereken bir konu var.”