İçeriğe geç

Bey KARISI

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Bey KARISI

Bölüm 2

Kalbin tatlı korkusu

Aynı gökyüzünün altındayız doğan güneşle birlikte gözlerimizi açıyoruz ve batan güneşle gözlerimizi kapatiyoruz

Hazar bey çiflikten bir hışımla arabasına binip yol aldı öfkeden deliye dönmüştü neydi bu içinden kopan fırtınalar, bu yaşına kadar hem anasız hemde babasız büyümüştü daha 6 yaşında küçük bir çocukken kaybetmişti ,teyzesi olmasaydı bu yaşına gelemezdi bile Şükran teyzesi sırf yanlız kalmaması için evlenmemişti bile.38 yaşında gencecik bir kadın hala istiyeni seveni vardı ama yeğenini boynu bükük bırakmamıştı hem ana hem baba olmuştu şimdi ise tek bir şey istiyordu oğlu gibi baktığı Hazar beyin evlenmesini istiyordu 27 yaşındaydı onun yaşındakiler evlenmiş çocuk çolaga karışmıştı bile ama yiğeni nuh diyor peygamber demiyordu.

Hazar bey istemiyordu yanlızlığa alışmış bir Adam yanında bir nefes istemiyordu.

Sevmeyi bile bilmeyen bir Adam bir kadına can yoldaşı olur muydu?

Düşüncelerin arasında boğulurken önene çıkan şeyle anı bir fren yapıp arabadan inip çatık kaşlarıyla ayak bileğini tutan küçük bir kız çocuğuyla karşılaştı.

"Ne yaptığını sanıyorsun lan ,ölmek mi istiyor lan"diye gürledi.

Kendisine korku ile bakan küçük bir kadın gördü. O gözler neydi öyle Hazar bey yutkunamadı ,kimdi bu dilber diye geçirdi.

"Bey..im kusura bakmayın görmedim affedin "diye kekeledi korkuyla kadın.

Ama Hazar bey hiç bir şey duymuyordu kadının kara gözlerinde takılıp kalmıştı.

Ve yanına gelen yaşlı bir kadınla hiç bir şey anlamamıştı.

"Beyim kusura bakmayın kızım görmedi "deyip kızının kolundan tutup gitmişlerdi ama adam yerinden çakılıp kalmıştı.

Adam başını salladı "Kendine gel lan sen bu değilsin "deyip arabasına bindi ama yüreğinin sızına bir anlam yükleyemedi neydi öyle ilk defa gördüğü bir kadına sahip olmak isteği ağır gelmişti.Istese adanadaki kızlar onunla evlenmek için sıraya girerdi ama adam ilk defa bir kadının koynunda soluklanmak istedi o kara gözlerde kendini görmek istedi.

Kanı bir volkan gibi kaynıyordu ve nerde bilecekti o kadın için Adanayı yerinden oynatacağını.

&&&<br>

Selvi titreyen ellerinin arasında bardağı zor tutup bir kaç yudum içti.Kalbi yerinden çıkacak gibiydi çok korkmuştu ,onun gibi bir Adamı hiç görmemişti "Allah'ım ne olur bir daha görmeyeyim o adamı"

Azrail gibi gelip çökmüştü kadının yüreğine.

Selvi derin bir nefes alıp gidip sarı kızını sağmıştı bugün diğer günlerin nazarina 5 kiloluk kovayı doldurmuştu sütle ,ineğin başına bir öpücük kondurup "Afferim benim kızıma "dedi ve süt kovasını eve götürüp tekrar ahırlığa gelip ineğin altını kürek yardımıyla temizleyip ,yemini verip yanınada şu ekleyip eve gitti.Mutfağa gidip sütü geniş bir tencereye koyup dışarıdaki ocağın üzerine koydu çalı çırpı altına koyup çakmakla yaktı altı.

"Kızım sütü pişirdikten sonra ŞEYHANLI çiftliğine git Azra orda sana iş bulmuş "

Şaşkın bir şekilde Anasına baktı.

"Ana benim bey çiftliğinde ne işim var "

"Güzel kızım elimize üç kuruş para girsin bak erkek kardeşin askerde baban desen yabancı memlekette bizim için çalışıyor yeri geliyor yiyeceğimiz bir lokma bile olmuyor bu ananı düşünmüyor musun hiç kızım "

"Ana ben zaten çalışıyorum tarlalarda merak etme oturmuyorum ki hiç"dedi ellerine bakarak çatlamıştı hep ve izler vardı. Boşandıktan sonra hiç durmamıştı ki sırf babası ,Anası laf söylememesi için fazlalık olmamak için zaten aldığı bütün parayı annesi gile veriyordu daha ne yapacaktı.

"

Bende onu diyorum işte kızım temiz yer üstün başın kirlenmez bey konağında "dedi Anası.

Ana bilmiyordu ki kadın kızını kendi elleriyle ateşlere attığını .

"Tamam Ana sen gel süte bak ben üzerimi değiştireyim Azra'nın yanına gideyim "dedi kırgınca

Kadının gözleri ışıl ışıl parladı "Tamam kızım "

Selvi eve geçip odasına gidip elbise dolabının iki kapağını açıp göz gezdirdi ve eline gelen sarı elbiseyi alıp giydi hemen ve saçlarının üzerine ince siyah şal taktı ,kahverengi çantasını da takıp aynanın karşısına geçip kendisine baktı "olmuş ya"dedi dudak nemlendiricisinide sürüp çıktı odadan.

Anasiyla karşı karşıya geldi "Ben çıkıyorum Anne"dedi isteksizce.

"Tamam güzel kızım çok geç kalma "

"Anne 20 dakikalık yürüme mesafasinda çiftlik merak etme geç kalmam" dedi.



Evden çıkıp yürümeye başladı. Hayatında hiç istediği bir şey olmamıştı Şanlıurfa dan ,Adanaya geleli 1 yıl olmuştu çünkü artık kolu komşu diline düşmüşlerdi 17 yaşında evlenmişti 1 ay bile olmadan boşanmıştı imam nikahıyla şuan 19 yaşındaydı 2 iki yıldır kabusların bitmesini istiyordu ve artık kabullenmişti aşık olamayacağını çünkü onu istemeye gelenler ya yaşlıydı ya karısının üzerine kuma istiyorlardı yada KARISI ölenler istiyordu çocuklarına bakmak için.

Yine boğazi düğüm düğüm olmuştu ,küçük ellerini sıktı üzüntüyle.

Selvi adı gibi güzeldi kömür karası saçları ,ıri koyu kahverengi gözleri 1.60 boyunda hafif balık etli bir kızdı.

Gören bir daha dönüp bakardı güzelliğine.

Çiftliğin kapısının önünde durup korumaya "Azra burda mı "dedi başını yere eğerek.

"Siz Selvisiniz değil mi ?"

"Evet"

"Buyrun Mutfak da kendisi"deyip kapıyı açıp geçmesine müsaade etti.

"Teşekkür ederim "deyip çiftliğe adımını attı ve bu çiftlik miladı olacaktı yarılı Selvinin .

Etrafına baktı ve yürümeye başladı evin kapısına gelip kapıyı iki kere çalıp geri çekilip bekledi.

Genç adam işlerini erken bitirip çiftliğe gelmişti ve kapının önünde duran kıza baktı.

"Kime bakmıştınız "dedi ciddiyetle .

Genç kız duyduğu sesle yerinden sıçrayıp arkasına baktı gördüğü yüzle gözlerini kocaman açıp yutkunmuştu .

"Bu adamın burda ne işi var"diye konuştu içinde.

Hazar bey gördüğü kadınla ne uğradığını şaşırdı bu kadar tesadüfte olamazdı.

*****

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

3. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

2 yorum