Gökyüzü yoktu. Yılmaz, bunu her sabah, "Tavan" dedikleri gri, puslu gök kubbenin altındaki dar penceresinden bakarken tekrar fark ederdi. Beton Labirent, nefes alan, soğuk bir canavardı ve her an sizi yutmaya hazırdı. Saat 06:00. Yılmaz'ın tek kişilik, mühürlü odasında bir siren sesi yükseldi. Alarm. Yılmaz, iki yüz yıllık yorgun bir makine gibi yerinden doğruldu. Tavanın rengi bile bu şehrin üzerindeki melankoliyi yansıtıyordu: Hafif bir kirli sarı. O, Labirent'in gözüydü. Resmiyetteki adı "Gözetim Memuru 703", ama kendi zihninde her zaman sadece Yılmaz'dı. Görevi basitti: Şehrin sonsuz döngüsünü, kurallarını ve en önemlisi, isyan kıpırtılarını izlemek. Yılmaz, üzerindeki standart gri üniformayı giydi, manyetik kimlik kartını bileğine taktı ve dar koridora çıktı. Duvarlar, nem ve küf kokuyordu. Her Gözetim Memuru, Labirent’in yeraltı katmanlarında yaşardı; merkeze, yani ışığa ve temiz havaya ne kadar yakınsanız, rütbeniz o kadar yüksekti. Yılmaz, alt katmanlardaydı. Asansör, zemin kata 15 dakikalık bir yokuş aşağı yolculukla indi. Kapılar açıldığında, Yılmaz’ın yüzüne Şehir Gürültüsü çarptı: Binlerce aracın vızıltısı, hava filtrelerinin uğultusu ve sürekli tekrarlayan bir anons sesi: "Düzen, güvendir. Güven, huzurdur." Bugün onun izleme bölgesi, eski adı "Çember Dışı" olan, şehrin en karmaşık ve izlenmesi en zor olan, alt katmanlardaki 3. bölgeydi. Bölge 3, Labirent’in unuttuğu, kendi kurallarını yarattığı yerdi. Yılmaz, günlük görevine başladı. Bir gözetim direğinin tepesindeki kapsüle çıktı. Buradan, birbirine dolanmış elektrik kabloları, yasa dışı inşa edilmiş eklemeler ve dar geçitlerden oluşan bir beton denizine bakıyordu. Elindeki "Optik Filtre" cihazıyla kalabalığın içindeki her yüzü tarıyordu. Arayışı hep aynıydı: Şüpheli davranış, gizli toplanmalar, yasaklanmış iletişim sinyalleri. Saatler geçti. Yüzlerce yüz geçti. Hepsi yorgun, hepsi başı eğik. Ta ki öğlen 11:30’a kadar. Yılmaz, Optik Filtre’yi, Bölge 3’ün tam kalbindeki, artık kullanılmayan eski bir su deposunun olduğu, ıssız bir avluya çevirdi. Avlu, normalde tamamen boş olurdu. Ama bugün orada biri vardı. Gözlem cihazı büyüttü. Genç bir kadın. Yirmi yaşlarının başında, soluk renkli, eski bir pelerin giymişti ve sırtında büyük, hacimli bir sırt çantası vardı. En önemlisi: Etrafına bakmıyordu. Labirent'te herkes sürekli etrafına bakar, izlendiğinin bilinciyle yaşardı. Ama bu kadın, sanki tamamen yalnızmış gibi davranıyordu. Yılmaz’ın parmakları otomatik olarak alarm düğmesine gitti, sonra durdu. Kadın, sırt çantasını yere bıraktı ve sanki bir şeyi arıyormuş gibi deponun beton zeminiyle ilgilenmeye başladı. Ardından, bir el hareketiyle beton bloklardan birini, şaşırtıcı bir kolaylıkla, kenara çekti. Altından, karanlık bir boşluk belirdi. Yılmaz, beyninin bir köşesinden yükselen kural sesini bastırdı: Kural 404: Şüpheli yasadışı tünel girişinde derhal alarm ver. Ama alarmı çalmadı. Gözlem cihazı, kadının yüzünü yakaladı. Keskin, dikkatli hatlara sahip, ama gözlerinde korku yerine kararlılık olan bir yüz. Adını, Yılmaz'ın beynindeki sistem otomatik olarak çıkardı: Zeynep, Kimlik No: 519-Beta. Kayıtlarında herhangi bir suçu yoktu, ama sisteme göre aşırı bağımsız ve merkeze karşı mesafeli olarak işaretlenmişti. Zeynep, eğildi ve boşluğa girmeye hazırlandı. Yılmaz, saniyenin onda biri kadar bir sürede kararını verdi. Alarmı çalarsa: Olay yerine hemen Silahlı Devriye inecek. Zeynep yakalanacak. Tünel açığa çıkacak. Yılmaz görevini yapmış olacak. Ama Yılmaz, Labirent'in sonsuz döngüsünden bıkmıştı. O, bu döngüyü bozan birini görmeye ihtiyacı vardı. Yılmaz, kapsülün içindeki dahili iletişim hattını açtı ve titrek bir sesle fısıldadı: "Merkez, Gözcü 703’ten bildirim. Bölge 3, Çember Dışı’nda geçici sinyal paraziti oluşmuştur. Gözetim şu an için kesintilidir." Bu, yalandı. Ama Labirent'te küçük bir parazit bildirmek, rutin bir durumdu. Merkezi sistem sadece basitçe kaydı tutar, sorgulamazdı. Yılmaz, kapsülün camına yaslandı. Aşağıdaki Zeynep, derin boşluğa son bir bakış attı ve kayboldu. Beton blok geri yerine kaydı. Avlu yine sessiz ve boştu. Yılmaz, Optik Filtre’yi kapattı ve gözetim direğinin tepesinde, beton labirentin soğuk gölgesinde tek başına kaldı. Artık o da kuralı çiğnemişti. Bir Gözcü, kural çiğneyen birini serbest bırakmıştı. "Bu neydi böyle..." diye fısıldadı Yılmaz, bileğindeki kimlik kartına dokunarak. Bu kaçış, sadece Zeynep'in değil, Labirent'in en derin sırrını da ortaya çıkaracaktı. Ve Yılmaz, artık bu sırrın bir parçasıydı.
Bölüm 1
Gözcü
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.