Konaktan çıkar çıkmaz koşmaya başladım. Acele etmem gerekti biraz sonra yokluğum fark edilirdi. Hızla ilerlerken arkamdan biri seslenmişti ancak ben daha hızlı koşmaya başladım. Gücüm bittiğinde bir ormanlık alana girdim. Büyük bir ağacın dibine çökerek dinlenmeye başladım. Telefonumdan saate baktığımda saatin daha 11.00 olduğunu gördüm. Akşama kadar plan yapıp öyle gidicektim. En sonunda gözlerimi kapattığımda uykuya teslim oldum. . * Uyandığımda saat 16.30'du. Planımı gerçekleştirmeme üç buçuk saat vardı. Zaman gelene kadar gökyüzünü izlemeye başladım. Yaklaşık iki saat sonra silah sesleri geldiğinde ayağa kalktım. Bunlar Bilaller olmalıydı. Ayağa kalkarak bir ağacın yanına gittiğimde Bilalin sesini duydum; - HAVİN GEL LAN BURAYA SOYSUZUN KARDEŞİ SEN KİMSİNDE BENDEN KAÇIYORSUN. Sesi bok gibiydi. Yüzümü buruşturarak sesin geldiği yöne baktım. Kafamı çıkarmakla Bilalle göz göze geldim. Ben hızla ormandan çıkarken o büyük adımlarla bana yetişmişti. Kolumdan tutup beni sürüklemeye başladığında kurtulmaya çalıştım. Yerde elimi yakan taşlardan birini alarak onun kafasına attığımda sinirle arka arkaya tokat attı. Kanın metalik tadı ağzıma geldiğinde bütük bir taşla kafasına vurdum. Bayılmıştı. Ben hızla en yakındaki konağa koşmaya başladım. Konağın kapısındaki adamlardan gizli şekilde konağa girmeyi başardığımda sessiz adımlarla ilerledim. Kapısı kapalı bir odaya pat diye girdiğimde yakışıklı bir adam yarı çıplak bir şekilde karşımdaydı. Adam bana şaşkınlıkla bakarken bende kapıyı arkamdan kapatarak pencerelere koştum. Perdeleri kapattığımda rahat bir nefes aldım. Adam artık şaşkınlıktan daha çok kızgın bakıyordu. Ben telaşla konuşmaya başladım; - Ben Havin yaşlı bir bunakla berdellendim. Daha nikah kıyılmadan kaçtım. Normalde yurt dışına gidicektim ancak bunak beni buldu bende ona… - Ne yaptın ve niye burdasın - Ben kafasına taşla vurdum ve bayıldı. Bende babası beni yakalamasın diye buraya geldim. - Niye ailene kaçmadın. - Ben… sanane yaaa ben gidicem zaten 10 dakikaya sana hesap vermek zorundamıyım. Dediğimde hapşırdı. Burnu kıpkırmızı olmuştu. Büyük ihtimal hastaydı. Kanın tadını daha çok alırken adama dönerek; - İlk yardım kiti var mı? -Var bekle burda Diyerek bir odaya döndü. Ben ise başımın dönmesiyle yatağa oturdum. O ilk yardım kitini yatağa bıraktığında titreyen ellerle pansuman yapmaya başladım. Ne kadar olabilirse bir yerden sonra adam oflayarak elimdeki pamuğu elimde kaldı ve yüzüme bastırdı. 10 dakikalık bir pansumanın ardından silah sesleri gelmeye başlamasıyla hızla ayağa kalkmaya çalıştım ancak adam kolumu çekerek geri oturttu. Sakin bir sesle; - Sakin ol adamlarım var buraya gelemezler. - O zaman ben nasıl geldim. Dediğimde güldü. Bir anlık gelen titremeyle titredim. Yaralarıma bastırırken; - Neden buradasın? - Dedim ya Berdel - Hayır normalde bildiğime göre ailenin yanına gitmen gerek - Ailem he Diyerek gülmeye başladım. Gülmemi bastırdığımda; - Zaten bilerek beni berdele verdiler. - Nasıl yani - Abim babamdan değil. Annem başkasından yapmış. Ben bunu bilerek onları tehdit ediyordum. Annemde bunu yaptı. Zaten ailede sevilmezdim. - Neden? - Annemle babam berdelle evlendi. - Anladım. Dediğinde gözlerimi kapattım. Kahvaltıda sadece ağzıma attığım salatalıkla duruyordum. Gözlerimi tekrar açtığımda adam gitmişti. Bir dakika sonra ise giyinik bir şekilde odaya geldiğinde koltuğa oturdu. Bende yataktan kalkıp etrafı inceledim. Adam; - Ne arıyorsun? - İçecek şu veya herhangi birşey Dediğimde birşey demeyip ayağa kalktı. Bir dolaptan bardak ve viski çıkardığında bana verdi. Şaşırsamda içmekten başka şansım yoktu. Ben gülerek bardağı doldururken; - Sen kimsin? - Havin… Havin Bozkurt. Nejat Bozkurtun kızıyım. Sen? - Hazar Yavuzhan mardinin ağasıyım.
Bölüm 2
2.Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.