İyi okumalar♥️ Mardinin kavurucu sıcağı ile okuldan cıkmış eve doğru yürüyordum. Yanımda söylenen Berke bakarak göz devirdim. "Bu bu nasıl bir sıcak burası hangi çöl nerdeyim ben?" Diye söylendi bininci kez. İstanbuldan buraya okumak için gelmişti Berk. Dövmeli kolları çiçekli gömleği ve hafif uzun arkadan topuz yaptığı sacları ile mardine çok yabancı duruyordu. "Abartma Berk." Dediğim ile durdu ve gözlerini şokla açtı. "Ne demek abartma Berfin. Kırk derece şu an ben nasıl abartmam." Diyerek söylendi tekrar.Ev okuluma biraz uzaktı. Çünkü mardinin hatrı sayılır okullarından birini kazanmıştım annem ve abimin emeklerini boşa çıkarmak istemiyordum. Ben saha on beş yaşında iken babam vefat etmişti. Üstünden beş yıl geçti. Hem annem hem abim bana her fırsatı sunmaya çalıştılar. Tabi imkanımızın yettiği kadarı ile. Annem yaşlı bir kadına bakıyordu. Abim ise taksiye çıkardı. Ben her ne kadar çalışmak istesem de izin vermediler. Okumam için herşeyi yaptılar herşeyi. Bende tıp kazandım ve hemşire olmak için çabalıyordum. Düşüncelerim arasında eve vardığımda cebimdeki anahtarı çıkarıp kapıyı açtım. Annemin gelmesine bir saat vardı. O yüzden yemek yapmaya karar verdim. İlk one çantamı bıraktım elimi yüzümü yıkadım ve dolabımdan bir pijama çıkardım.Yıkamaktan rengi solmuş pijamalarımı üstüme çekerek saçlarımı dağınık topuz şeklinde topladım. Mutfağa girip buzdolabını açtım. İçinde sadece domates ve yumurta vardı. Sıkkın bir nefes verdim. Bir an önce okulum bitseydi de benim de eve bir katkım olsaydı. Kalan son soğana bakarak melemen yapmaya karar verdim. Herşeyi güzelce hazırladım ve yer sofrasını sermeye gittim.Sofra bezini yere serdikten sonra kapı çaldı. Annem gelmişti. Hızla kapıya gidip açtım.Annem güler yüzü ile yanaklarımdan öptü."Hoş geldin anne." Dedim ona sarılarak. "Hoş buldum güzel kızım. Yemek mi yaptın sen mis gibi kokuyor ev." Dediğinde gülümsedim. "Melemen yaptım anne evde hiçbirşey kalmamış pazara gitsek iyi olur." "Yarın giderim ben kızım. Okul nasıl geçti bakalım?" "Güzel geçti anne. Yorucu ama olsun alışıyorum." Dedim.Annem ve babam severek evlenmişlerdi annem önceden istanbulda yaşardı. Babamla bir yaz tanışmışlar. Babam istanbula çalışmak için her yaz gidermiş. Annem babama aşık olduktan sonra mardine taşınmış.Simsiyah sacları arasında tek tük beyazlıklar vardı. Epeyce genç duruyordu zaten çok erken yaşta evlenmişler. Sofrayı kurup abimin gelmesini bekledik. Normalde bu saatlerde evde olurdu. Ama şu an yok nerde kaldı acaba?"Anne ben abimi arayayım mı?" "Ara kızım." Hemen telefonu cebimden çıkarıp abimi aradım açmadı. Tekrar aradim tekrar açmadı. "Anne açmıyor." "Kızım bir arkadaşı vardı onu ara bakalım belki bilir." Annemin dediğinden sonra Ömer abiyi aradım."Alo Ömer abi.""Buyur bacım?" "Abi biz abime ulaşamadık da seninle mi ya da durakta olabilir mi?" "Bacım bu gün abini hiç görmedim. Durağa da gelmedi." Dediğinde kaşlarımı çattım."Tamam abi sağolasın. Görürsen ararsın beni.""Tamam bacım hayırlı akşamlar." Dedi ve telefonu kapattım.Annem endişeli gözlerle bana bakınca gülümsedim. Zaten babamı kaybettiğinden beri bir türlü toparlanamıyordu. Hep bizi kaybetme korkusu ile bakardı. Gece bile yanımızda uyur sürekli sarılırdı bize. "Abim işe gitmemiş. Ama Ömer abi onu görürse eve göndericek endişelenecek birşey yok dedi." Dedim. "İşe niye gitmedi ki? Kızım bak birşey varsa söyle." Endişeli sesi ile kalkıp yanına gittim ve sarıldım."Yok anne merak etme lütfen." Konuşmam bittiği gibi kapı şiddetle çaldı. Annem korku ile yerinden sıçradı ve hemen kapıyı açmaya gitti. Ben içerde otururken bir anda annemin çığlığını duydum."Yiğit Yiğidiiiim!!!" Annemin feryat dolu sesi ile hızla kapıya koştum. Annem diz çökmüş dizlerine vura vura ağlıyordu."Ne oldu anne?" Dedim yüksek sesle. Annem konuşamıyordu sadece ağlıyordu.Kapının önünde orta yaşlı bir adam duruyordu.Hemen adama yaklaştım ve sordum. "Kimsiniz ne söylediniz anneme?" "Ben Boranların kahyası Halil. Abin Yiğit Bekir ağanın kızı Zeynebi kaçırdı. Ağam onları buldu ve konağa getirdi. İnsanlık olsun diye de son kez onu görmenize izin verir. Bende haber etmeye geldim." Duyduklarım ile ağzım şokla açıldı.Boran aşireti mardinin en ileri gelen aşiretlerinden ve benim abimin onlarla ne işi olurdu.Bu güne kadar onları hiç yüz yüze bile görmemiştim. Annem çok büyük bir aşiret olduklarından bahsederdi hep. Abim nasıl cesaret eder böyle birşeye. "Biz konağa nasıl gelebiliriz?" "Dedim ya ağam merhametlidir sizi ben götürecem." Dedi ve arkasını dönerek gitti. Arabaya bindiği gibi bende annemi yerden kaldırdım. "Anne kalk gidelim. Hadi anne kalk." Dedim ve zorla kaldırdım. Hızla arabaya bindik.Yaklaşık 20 dakika sonra büyük bir konağın önünde durduk. İnmeye korkuyordum. Göreceğim şeylerden korkuyordum.Annem beklemeden indi ve hızla konaktan içeri girdi. Bende hemen arkasından girdim.Abim ve kaçırdığı Zeynep diz üstü çökmüşlerdi.Arkalarında da bir adam iki elinde silahları başlarına tutmuştu. Korkudan ağlamaya başladım. Annem koşup yaşlı bir adamın ayaklarının dibine çöktü."Ağam kurban olayım kıyma oğluma." Ben kaskatı kesilmistim. Yürüyemiyordum ama abimi o halde görmek içimde fırtınalara yol açıyordu. Yavaş yavaş yürüyüp abimin yanına gittim ve diz çöktüm. Abim gözlerinde saf öfke ile oturuyordu. Yanında duran Zeynebe baktığımda ise ağladığını gördüm. "A abi." Dedim ve hızla sarıldım. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Abim ellerini belime yerleştirerek beni sakinleştirmek istedi ."Korkma prensesim abine hiçbirşey olmayacak." Gözlerindeki öfkeye rağmen her zamanki gibi sakin tonla konuştu. Ama ben abimi bu halde gördükten sonra sakin kalamazdım."Abi seni seni." Dedim ve tekrar ağlayarak sarıldım. Öldürecekler diyemedim. Annem hala yaşlı bir adamın ayaklarının dibinde yalvararak ağlıyordu.En son dayanamayarak ayağa kalktım. "Siz siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz ha adam öldürmek kolay mı? Polis var jandarma var herşey var bırakın şikayet ederim sizi." Dedim ve bağırdım. Elinde silah olan adam bana alayla bakarak konuştu."Git polise jandarmaya istediğine git. Abim Boranlardan kız kaçırdı de bakalım ne diyecek polis sana durma de hade git." Dediğinde kaşlarımı çattım. Mardinde hatrı sayılır ailelerin başında gelirlerdi. Ve polis bana ne kadar yardımcı olurdu bilemem. Fakir olana adalet ne kadar tecelli ederdi bilinmez.Sertçe yutkundum ve abimin yanına diz çöktüm tekrar. Abim ellerimden tuttu ve bana gülümsedi bu hali ile ağlamam şiddetlendi."Dede kurban olam uzatmayalım sıkalım işte kafalarına." Silahlı adam yaşlı adama dönüp konuşunca annem çığlık attı. Ben korkudan ses çıkaramadım ses tellerim yok olmuştu sanki."Ağam kurban olayım kıyma oğluma. Kocam da öldü evimizde tek erkek Oğlum kaldı kurban olam alma benden." Nefes almayı unutmuştum sanki ne yapacağımı bilmiyordum abimi öldürecekler ve biz izlicez. Nefeslerim göğüs kafesime sığmazken hıçkırıklarımı tutamadım.Avlunun en köşesinde duran yaşlı kadın boğazını temizledi ve konuştu. "İbrahim ağa,gençlere kıymayalım bunun başka yolu yok mudur? Siyah eşarbını arkaya atarak söylendi. Dedeleri olduğunu öğrendiğim İbrahim ağa ellerini sakallarına attı. Daha sonra konuştu. "Yusuf sen o silahları indir hele." "Dede-." "İndir dedim sana sen bana karşı mı gelirsin?" Sert çıkan sesler ile yerimden sıçradım. "Bu işi sulhe bağlamanın tek yolu vardır." Dedi ve etrafına bakındı beni gördükten sonra biraz süzdü. Ben hemen gözlerimi kaçırdım. "Berdel." Duyduğum şeyle kan tüm beynime sıçramış gibi hissetim. Başımdan aşağa kaynar sular dökülmüş de içinde öylece kalmışım gibi.Annem hemen bana bakınca ben gözlerimi şokla açtım. "N ne?" Diyebildim sadece.Zeynebin yanında duran zümrüt yeşili eşarp takan kadın konuştu. "Ağam ne berdeli bunlar bilerek etmiş işte. Bu aileye gelin gelmek için. Azizime bu kızı mı alacaz?" "Gelin haddini bilesin kiminle konuştuğunu da unutmayasın. Sen bu konağa nasıl gelin geldin unuttun herhal. Sem hangi ağanın kızıydın da biz seni gelin aldık senin o abin benim kızımı kaçırdı da aldık seni değil." Yaşlı kadın sertce konuşunca ben ayağa kalktım. " "Ne berdeli ben istemiyorum." Dedim. "O vakit abinde Zeynepte ölür." Yaşlı kadının dedikleri kalbime hançer olmuştu. Annem konuşmuyordu. Ağlamıyordu bile birşey demesini bekledim ama demedi hiçbirşey demedi.Abime ve yanında oturan Zeynebe baktım. Gözlerim doldu. Zeynep bana yalvarır gözlerle bakıyordu. Abim ise başını önüne eğmişti. "Aziz yok evde baba. O na sormadan böyle bir karar almak ne kadar doğru?" "Yusuf abim doğru der. Aziz abim çok kızacak." "Aziz benim sözümü çiğnemez. Ben ne desem o dur. Onu da çağırdım gelecek." İbrahim ağa konuşunca sertçe yutkundum."Alın çocukları içeri de hayde." Bekir ağa konuşunca herkes yavaşça içeri girdi. Ben avluda dizlerimin üstüne çöküp öylece oturdum. Kalkıp içeri gidecek gücü bulamıyordum kendimde. Göz yaşlarım sıra sıra akıyordu tutamıyordum. İki kişi birbirini sevdi diye bu kadar ağır şeyler yaşamamıza ne gerek vardı. Bu kadar acı çekmek bu kadar insanın hayatını mahfetmeye nasıl içleri el veriyordu. Orada ne kadar oturdum bilmiyorum ama avlu kapısı şiddetle açıldı. Korku ile yerimden sıçradım. Siyahlar içinde esmer bir adam çatık kaşlarla içeri girdi. Öyle sinirle yürüyordu ki olduğum yere daha çok sindim.Beni fark etmemiş olacak ki beklemeden konaktan içeri girdi. Nefeslerim hızlı hızlı göğüs kafesimi zorluyordu.Kısa süre sonra içerden bağırtı sesleri gelince hemen ayaklanıp içeri koştum. İçeri sinirle giren adam salonun ortasına volta atıyordu. Kapıda durup içeriye baktım. "Ne demek berdel siz ne diyorsunuz?" Sinirle bağırıyordu. "Aziz böylesi daha münasiptir iki gencin kanını elimize bulamak daha mı iyi olur?" Yaşlı adam konuşunca Aziz denen adam ellerini saçlarına atarak sinirle nefes verdi. "Arkamızdan iş çevirmeden önce düşünselerdi." Dedi tekrar. "Kimsenin arkasından iş cevirmedik. Yiğit beni istemeye gelseydi verecek miydiniz? Hayır bizi buna siz zorladınız." Zeynep sinirle konuşunca Aziz hiç acımadan elinin tersi ile yüzüne tokat attı. "Dilin çok uzadı. Kestirme." Sondaki kelimeyi fısıltı ile söyledi ve bu fısıltı bin çığlığa bedeldi.Zeynep ağlayarak kalktığı yere tekrar oturdu. "Ben diyeceğimi dedim Aziz. Bana karşı mı geleceksin?" İbrahim ağanın dediği ile herkes Azize döndü. "Dedem bak sana saygım sonsuzdur. Ama ben evlenmem bin defa dedim size." "Azizim diyeceğimi dedim." İbrahim ağa son kez konuştu ve kapıya doğru geldi. Yanıma gelerek yüzüme baktı. Daha sonra yanımdan geçerek gitti. Annem yavaşça ayaklanıp abimin yanına gitti ve ellerinden tuttu. "Hadi Oğlum kalk evimize gidelim." Dedi. "Gidersin evine tabi kakaladın kızını böyle büyük bir aileye mutluluğunu evde yaşarsın." Dedi bahçede itiraz eden kadın. "Bana bakın sizin gibi büyük aileler umrumda değil. Varlığınızdan bile haberim yoktu. Ben sizin gibi zengin bir aileye gelin gitmek yerine okuyup kendi ayaklarımın üstünde durmayı seçerim. Mecbur kaldığımız durumlar yüzünden laf atıp durmayın." Sinirle söylendim ve abimin bileklerinden tutup pesimden sürükledim. Ne sanıyorlardı bunlar kendini paraları var diye bu kibir. Ama ne ben ne de ailem düşündükleri gibi insanlar değiliz. Eve kadar yürüdük ve yaklaşık 1 saatimizi aldı bu yürüyüş. Annem hava almak istedi. Haklı az önce abim ölümden döndü resmen.Ama abimin kurtuluşu benim ölümümdü. İçeri girip salona geçtik. Kimseden çıt çıkmıyordu. Abime baktığımda yanağından süzülen yaş yüreğimi parçaladı. Yanıma gidip oturdum. "Abim." Dedim ve başımı omuzlarına koydum. Abimin bir suçu yoktu o aşık olmuştu sevmişti. Tüm suç kendini öbür insanlardan yüksek tutan o iğrenç zihniyetlerde. "Berfin özür dilerim. Çok özür dilerim. Biz gidicektik nasıl yakalandık bilmiyorum." Tam konuşacakken annem araya girdi."Gidecektin öyle mi Yiğit. Anam bacım arkamdan ne yapar perişan olur mu diye düşünmeden çekip gidecektin." Annem ağlayarak saçlarını geriye doğru savurdu. "Anam ben sevdalandım. Sem beni iyi anlarsın." Dolu gözlerle dinliyordum onları. "Berfin Berfinin hayatı bitti. O okuyacaktı biz o yüzden neler çektik. Şimdi onlar okula da göndermez." Dediğinde içimi büyük bir korku sardı. "Na nasıl izin vermezler anne?" Dedim."Kızım Boranlar gelinlerini üniversiteye gönderir mi hiç?" Annemin dediği ile oturup ağladım. Yüzümü avuç içime alarak ağladım. Abim ellerini omuzlarıma indirdi ve sarıldı."Çok özür dilerim. Çok çok. Yapmak zorunda değilsin Berfin biliyorsun değil mi?" Abimin dediği ile göz yaşlarımı sildim. "Öldürürler sizi." Dedim. "Olsun diğer tarafta kavuşuruz. Sana hakkım helaldir." Dediğinde başımı olumsuz anlamda salladım. Yıllardır benim için binbir sıkıntı zorluk çekmiş abim için yapmalıydım. Babam öldüğünden beri bana babalık yapan abim için yapmalıydım. "Bu kez prenses kralı kurtarmalı abi." Dedim.Bana bakıp gülümsedi ve sımsıkı sarıldı. "Kurban olduğum." Dedi kulaklarıma doğru.Yanaklarından öperek ayaklandım. "Odama geçicem iyi geceler." Dedim ve beklemeden odama doğru koştum.Sabaha kadar düşünmek istiyordum. Ne olcak bu saaten sonra biz biz ne yapıcaz. Okulum hayatım herşey alt üst oldu. Herşey. Beğenmeniz dileği ile♥️
Bölüm 2
Her Aşk Bir Bedel
Bölüm sonu
1 yorum
İşte tam olarak okumak istediğim bir kitap. Yeni bölüm için oldukça heyecanlıyımmm🤩
1Yanıt
