Bölüm 3: Tozlu Yollarda Bir Kadınİste me merasiminden sonra Tellioğlu Konağı’nda hazırlıklar hız kazandı. Gelinlik, davetiyeler, yemekler, düğün alayı… Her şey büyük bir telaşla tamamlanıyordu. Gülperi Tellioğlu, kızının mutsuzluğunu görmek istemiyor gibiydi. Baran Ağa ise yaşlı gözlerini kapatıp sadece “olan oldu” deyip geçiyordu.Ömer Kalender düğün hazırlıkları boyunca bir kez daha Tellioğlu Konağı'na gelmedi. İkisi de konuşmamıştı bir daha. Ne bir mektup, ne bir söz. Aralarındaki sessizlik her geçen gün biraz daha ağırlaşıyordu.Ceren için zaman, bir sabun köpüğü gibiydi; her gün biraz daha bastırıyor, biraz daha boğuyordu. Geceleri uykusuz, gündüzleri sessizdi. Rojda ona destek olmaya çalıştı, ama bu artık sadece Ceren’in savaşıydı.Gelinliğini görüp gözleri dolmayan tek gelin oydu belki. Ayna karşısında kendini izlerken içinden geçen tek cümle şu olmuştu: "Bu ben değilim."Düğün günü geldiğinde, güneş Mardin’in taş evlerine öyle bir vuruyordu ki, her yer altın sarısına boyanmıştı. Tellioğlu Konağı’nın avlusu kalabalıklaştıkça, Ceren’in kalbi daralıyordu. Zılgıtlar, gülüşmeler, davullar... Her biri başka bir zincir oluyordu ayaklarında.Odada yalnız kalmak istediğinde, kimse karşı çıkmadı. "Kendini hazırlasın," dediler. Oysa Ceren çoktan hazırdı; sadece başka bir yol için.Pencerenin önüne geçti. Dışarıda atlı adamlar, süslenmiş gelin arabası, Kalenderlerin getirdiği altın sandıkları... Hepsi gözlerinin önünden birer hayal gibi geçti.Sonra gözleri konağın arka tarafındaki küçük ağıla takıldı. Orada, çocukluğunda gizlice binip dolaştığı, hâlâ duran siyah Arap atı vardı: Kara Yel.Bedirhan’ın çok sevdiği ama artık binmediği bu asil hayvan, Ceren’in en eski sırdaşıydı. Sessiz, sadık ve hızlı. Ceren’in aklına bir şey düştü. Belki bu defa kaçabilirdi. Belki son şansıydı.Saat tam 13.45’ti. Davetliler yemekle meşguldü. Gülperi, duaları hazırlayan kadınlarla ilgileniyordu. Kimse onun odasında olmadığını fark etmemişti.Ceren gelinliğiyle odadan çıktı. Uzun tül eteğini kaldırarak arka bahçeye ilerledi. Etraf sessizdi. Herkes önde, kimse arkada değildi. Ayakları tanıdığı toprağa basarken içindeki korku cesarete karıştı.Küçük kapıyı açtı, hızlıca ahıra yöneldi. Kara Yel onu görünce başını kaldırdı. Ceren, gözlerinin içine baktı. “Birlikte yine kaçıyoruz, tamam mı?” dedi fısıltıyla. At sanki anladı. Ceren yularını çözdü, sıçrayarak biniverdi.Gelinliği dizlerinin üstüne kadar yırtılmıştı, saçları çözülmüştü. Ama özgürlüğe giden her yol biraz çamur isterdi.Tellioğlu Konağı’nın arka duvarından atın sırtında fırladığında, ufukta yükselen toz bulutları vardı. Düğün alayı hâlâ içerde hazırlanırken, gelin çoktan yollara düşmüştü.---Avluda, zılgıtlar yükseldiğinde, Gülperi sevinçle kızının odasına çıktı. Ama kapı ardına kadar açıktı. İçeride ne Ceren vardı, ne de gelinliği tamdı. Ayakkabılar bile yerinde değildi.Sesi titreyerek bağırdı: “Ceren nerede?!”Bir anda konağın her köşesi ayağa kalktı. Bedirhan ön avluya koştu, ardından Rahim ve Ali. Küçük çocuklardan biri, parmağıyla uzakları göstererek, “Gelin abla ata bindi gitti!” diye bağırdı.Baran Ağa bastonunu yere vurdu, öfkeden rengi solmuştu. “Yine mi? Bu kız ne yapıyor böyle!”Abiler atlara binerken, Kalenderler de durumu fark etmişti. Ömer, uzakta bir noktada durmuş olup biteni duymuştu. Koşarak avluya indi. Bedirhan'la göz göze geldi.“Sizinle bir ilgisi yok,” dedi Bedirhan hızlıca. “Bu onun kararıydı.”Ömer sustu. Bir şey demedi. Sadece ufka baktı. Ardından kendi atına yöneldi. Kara çölün ortasında, beyaz gelinlik giymiş bir kadın atın üzerinde kayboluyordu.---Ceren, tarlaların arasında, derelerin kenarında, mezraları geçerken yalnız değildi. Rüzgar, saçlarına karışmıştı. Ellerindeki yular, ne bir evliliği ne de bir aşireti tutuyordu artık. Sadece kendini... sadece kalbini.Yokuş yukarı bir patikaya vardığında durdu. Arkasını döndü. Uzakta, çok uzakta Tellioğlu Konağı görünüyordu. Ve ona doğru ilerleyen birkaç atlı.Ama onun umurunda değildi artık. Bir dağın yamacında durdu, nefesini toparladı. Başını gökyüzüne kaldırdı. “Bunu ben yaptım,” dedi. “Kendim için.”Gelinliği paramparçaydı. Ama içindeki kadın ilk kez tamam hissediyordu.---Aşağıda, Ömer Kalender atını durdurdu. Uzakta, dağın yamaçlarında beyaz bir silüet gibi Ceren’i gördü. Onu yakalayabilirdi. Ama etmedi. Sadece izledi.İlk kez bir kadın, göz göre göre onun iradesinin dışına çıkıyordu. Ve Ömer, ilk kez bir kararına saygı duyuyordu.Kendi kendine mırıldandı:“Berdel bitti... belki hikâye yeni başlıyordur.”
Bölüm 5
Bölüm 3...
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.